ORION kitap kapağı

2. bölüm / 9

ORION

ARKANİS MACERASI

Yazar: Kubra Çolakoglu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: ARKANİS MACERASI

BÖLÜM I — ELIO
Sabah olduğunda Dünya'da her şey normal görünüyordu.İnsanlar işe yetişmeye çalışıyor, öğrenciler okullarına gidiyor, sokaklar her zamanki gibi kalabalıklaşıyordu. Şehirler günlük telaşına çoktan başlamış, hayat alışılmış düzeninde ilerlemeye devam ediyordu.
Kimse o sabahın diğerlerinden farklı olacağını düşünmüyordu.Kimse, birkaç saat içinde yaşanacakların yalnızca kendi hayatlarını değil, bildikleri dünyanın sınırlarını da sorgulatacağını bilmiyordu.
ELIO
Elio sınıfta oturmuş, öğretmenini dinlemeye çalışıyordu.Dersin ne kadar süredir devam ettiğini bilmiyordu. Gözleri zaman zaman pencereden dışarı kayıyor, ardından yeniden önündeki deftere dönüyordu. Öğretmeninin anlattıklarını takip etmeye çalışsa da zihni başka düşüncelere kayıp duruyordu.Sıradan bir gündü.En azından birkaç saniye daha öyle kalacaktı.Elio not almak için kalemine uzandı.Tam o sırada kalem, sıranın üzerinde hafifçe yuvarlandı.Kaleme baktı. Ardından sıranın yüzeyine...İnce bir titreşim hissediyordu.Önce kendi hareketinden kaynaklandığını düşündü. Elini sıradan çekti ve birkaç saniye bekledi. Titreşim kesilmedi.Başını kaldırdığında sınıftaki başka öğrencilerin de huzursuzca çevrelerine baktığını gördü.
— Deprem mi? diye sordu biri.
Kimse cevap vermedi.Ardından zeminin derinliklerinden boğuk bir uğultu yükseldi.Ses giderek büyürken pencere camları titremeye başladı. Sıraların ayakları zeminde hafifçe sürtündü. Birkaç öğrenci birbirine bakarken öğretmen konuşmasını kesti.Sonra bina şiddetle sarsıldı.Sıralar bir sağa bir sola savruldu. Dolapların kapakları çarpıştı, kitaplar ve defterler yere saçıldı. Sınıfın içi bir anda bağırışlarla doldu.
— Herkes sakin olsun! Masaların altına girin!
Öğretmenin sesi panik içindeki öğrencilerin arasında kayboluyordu.Elio ayağa kalkmaya çalıştı ama ikinci bir sarsıntı onu yeniden sıraya tutunmaya zorladı. Zemin ayaklarının altında hareket ediyor gibiydi. Tavandaki lambalar sallanıyor, duvarlardan ince toz tabakaları dökülüyordu.Bir cam çatladı.İnce bir çizgi, camın ortasından başlayarak kenarlara doğru yayıldı.Ardından cam büyük bir gürültüyle parçalandı.Öğrenciler çığlık atarak yere eğildi.Elio başını kollarının arasına aldı. Kulaklarını dolduran gürültünün içinden neyin kırıldığını, seslerin nereden geldiğini ayırt edemiyordu. Bir şeyler devriliyor, sıralar birbirine çarpıyor, insanlar birbirlerinin adlarını haykırıyordu.Sarsıntı bir anlığına hafifleyecek gibi oldu.Elio başını kaldırdı.Sınıftaki herkes kısa bir an için duraksamıştı. Birkaç kişi ayağa kalkmaya çalışıyor, öğretmen öğrencileri kapıdan uzak durmaları için uyarıyordu.Sonra yer yeniden şiddetle sallandı.Bu kez çok daha güçlüydü.Duvarlardan birinden çatırdayan bir ses yükseldi. Sınıfın arka tarafında sıva parçaları koparak yere düştü. Tavandaki lambalardan biri yerinden ayrılıp sıraların arasına çakıldı.Elio refleksle yana çekildi.Kalbi göğsünde hızla çarpıyordu.Kapıya baktı.Dışarı çıkmaları gerekiyordu.Ancak kapıya ulaşmak için sıraların arasından geçmesi gerekiyordu ve zemin hâlâ şiddetle sarsılıyordu. Bir öğrenci yere düşmüş, yanındaki arkadaşı onu kaldırmaya çalışıyordu. Öğretmen herkesi yönlendirmeye uğraşıyordu.Elio bir adım attı.Sonra bir adım daha.Tam o sırada kulaklarının içinde derin bir uğultu oluştu.Başlangıçta bunun depremden kaynaklandığını düşündü. Fakat ses giderek değişiyordu. Çığlıklar uzaklaşmaya, kırılan camların gürültüsü silinmeye başladı.Elio durdu.Gözlerinin önündeki görüntü dalgalandı.Sınıftaki insanlar hâlâ hareket ediyordu ama Elio onları sanki görünmez bir engelin ardından izliyordu. Öğretmenin ağzı hareket ediyor, öğrenciler bağırıyor, duvarlar sarsılmaya devam ediyordu.Buna rağmen hiçbir ses ona ulaşmıyordu.Elio nefes almaya çalıştı.Ne oluyordu?Zaman yavaşlamış gibiydi.Hayır...Belki de yalnızca kendisi durmuştu.Sınıf gözlerinin önünde silikleşirken uğultunun içinden başka bir ses yükseldi. Derin, yabancı ve anlam veremediği bir ses...
Elio'nun bakışları boşluğa sabitlendi.Artık sınıfı görmüyordu.Karşısında karanlık bir gökyüzü belirdi.Uzaklarda garip bir ışık yükseliyordu. Işığın ardında yüksek kayalıklar uzanıyor, önlerinde geniş bir ova sislerin içinde kayboluyordu. Gökyüzünde parlayan yıldızlar ise Elio'nun daha önce gördüğü hiçbir şeye benzemiyordu.O yıldızları tanımıyordu.O gökyüzünü tanımıyordu.Ama gördüğü manzaranın Dünya'ya ait olmadığını bütün benliğiyle hissediyordu.Nefesi boğazında düğümlendi.Burası neresi?Uzaklardaki ışık bir anlığına parladı.Elio, sanki o ışık kendisini fark etmiş gibi ürperdi.Ardından görüntü aniden dağıldı.Sınıf yeniden gözlerinin önündeydi.Sesler geri döndü. Depremin gürültüsü kulaklarına doldu. Elio sendeleyerek sıranın kenarına tutundu ve ne yaşadığını anlamaya çalıştı.Yalnızca birkaç saniye geçmiş olmalıydı.Ama ona çok daha uzun sürmüş gibi geliyordu.Korkudan mı olmuştu?Depremin yarattığı bir yanılsama mıydı?Yoksa gerçekten başka bir şey mi görmüştü?Cevap bulamadan öğretmenin sesi yeniden duyuldu.— Herkes dışarı! Hemen!Sarsıntı hâlâ devam ediyordu.Elio, diğer öğrencilerle birlikte kapıya yöneldi. Koridorda öğrenciler birbirlerine sesleniyor, merdivenlere doğru ilerlemeye çalışıyordu. Her yeni sarsıntıda duvarlardan toz dökülüyor, binanın derinliklerinden çatırdama sesleri yükseliyordu.Elio merdivenlerden inerken korkuluğa sıkıca tutundu.Bir basamak.Bir basamak daha.Arkasından bir çığlık yükseldi.Dönüp bakmak istedi ama kalabalık onu ileri doğru sürüklüyordu. Tek düşündüğü şey binadan çıkmaktı.Sonunda dış kapıya ulaştı.Sokağa adım attığında yüzüne tozlu bir hava çarptı.Dışarıdaki manzara, içeride yaşananlardan daha az korkutucu değildi.İnsanlar sokaklara dökülmüştü. Araçlar yolların ortasında kalmış, bazı binaların duvarları çökmüştü. Havaya yükselen toz bulutları çevreyi gri bir perde gibi kaplıyor, siren sesleri şehrin farklı noktalarından birbirine karışıyordu.Bir kadın kaldırımın kenarında birinin adını haykırıyordu.Bir adam, yıkılmış bir binaya doğru koşmaya çalışırken çevresindekiler tarafından durduruluyordu.Uzaklardan bir patlama sesi geldi.Ardından yeniden uğultu yükseldi.Elio olduğu yerde kaldı.Birkaç dakika önce hayat sıradan bir şekilde devam ediyordu. Şimdi ise tanıdığı dünya gözlerinin önünde değişmişti.Telefonunu çıkardı. Ailesine ulaşmayı düşündü ama ekranına bakarken ne yapacağını bilemedi. Çevresindeki insanlar da aynı şeyi yapıyordu. Herkes birilerine ulaşmaya çalışıyor, ancak iletişim hatları çalışmıyordu.Elio başını kaldırdı.Ve gökyüzünde bir ışık gördü.Bu kez gözlerinin önünde oluşan bir görüntü değildi.Işık gerçekten oradaydı.Gökyüzünün uzak bir noktasında, çevresindeki açık renkten ayrılan tuhaf bir parıltı hâlinde duruyordu.Elio'nun nefesi kesildi.Az önce gördüğü yabancı gökyüzündeki ışığın aynısıydı.Birkaç saniye boyunca çevresindeki kargaşayı unuttu. İnsanların bağırışları, sirenler ve uzaktaki yıkım sanki geriye çekilmişti. Gözlerini ışıktan ayıramıyordu.İçinde açıklayamadığı bir his yükseldi.Sanki bu ışığı daha önce görmüştü.Sanki onu tanıyordu.Ama nereden hatırladığını bilmiyordu.Zihnini zorladı.Hiçbir şey gelmedi.Sonra ışık bir anda kayboldu.Elio'nun kalbi hızlandı.Gökyüzüne bakmaya devam etti. Işığın yeniden ortaya çıkmasını bekliyormuş gibi birkaç saniye boyunca yerinden kıpırdamadı.Fakat gökyüzünde artık hiçbir şey yoktu.Yalnızca günün sıradan akışını parçalayan bir felaketin ardından yükselen toz bulutları ve siren sesleri...Elio yavaşça bakışlarını indirdi.Ne olduğunu anlamıyordu.Ama artık gördüklerinin yalnızca depremden kaynaklanan bir görüntü olduğuna inanmakta zorlanıyordu.
AYNI GÜN
Elio'nun bulunduğu şehirde yaşanan deprem, Dünya'da meydana gelen tek olağan dışı olay değildi.Saatler ilerledikçe dünyanın farklı bölgelerinden haberler gelmeye başladı.Bazı kıyılarda deniz aniden geri çekilmiş, ardından büyük dalgalar kıyılara vurmuştu. Bazı ülkelerde şiddetli fırtınalar başlamış, dağlık bölgelerde toprak kaymaları meydana gelmişti.Başka şehirlerde ise elektrik sistemleri aynı anda devre dışı kalmış, insanlar bir anda karanlığa gömülen sokaklarda ne olduğunu anlamaya çalışmıştı.İlk açıklamalar, yaşananları büyük bir doğal felaket zinciri olarak değerlendiriyordu.Bilim insanları olayların nedenlerini araştırıyor, haber kanalları farklı ihtimaller üzerinde duruyordu. Herkes bir açıklama arıyordu.Ancak bazı görüntüler ve tanıklıklar, yapılan açıklamalarla örtüşmüyordu.Dünyanın farklı bölgelerindeki bazı insanlar aynı şeyi gördüklerini söylüyordu.Gökyüzündeki o ışığı.Kimileri onu yalnızca birkaç saniye görmüştü. Kimileri ise bütün o kargaşaya rağmen gökyüzünde olağan dışı hiçbir şey fark etmemişti.Görüntüler birbirinden farklıydı. Anlatılanlar tam olarak örtüşmüyordu.Yine de insanların zihninde aynı soru dolaşıyordu:Gökyüzünde ne olmuştu?Kimsenin cevabı yoktu.Ve o gün, Dünya'nın farklı noktalarında yaşananların gerçekten birbiriyle bağlantılı olup olmadığını kimse bilmiyordu.
ELIO'NUN RÜYASI
O gece Elio uyumakta zorlandı.Gözlerini her kapattığında gün boyunca yaşadıkları yeniden zihninde canlanıyordu.Depremin şiddeti.Sınıfta yükselen çığlıklar.Yıkılan binalar.Gökyüzündeki ışık.Ve bütün bunların arasında, bir anlığına gördüğü yabancı dünya...
Elio o görüntüyü ne kadar anlamlandırmaya çalışsa da bir sonuca ulaşamıyordu. Gördükleri gerçek olamayacak kadar tuhaftı. Buna rağmen zihninde sıradan bir hayalden çok daha belirgin bir iz bırakmıştı.Sonunda yorgunluğu ağır bastı.Gözlerini kapattı.Ve yeniden oradaydı.Aynı gökyüzü.Aynı kayalıklar.Aynı sis.Fakat bu kez görüntü daha netti.Elio yavaşça yürümeye başladı. Ayaklarının altında nasıl bir zemin olduğunu tam olarak seçemiyordu. Çevresindeki sis, görüşünü kısıtlıyor; uzaklarda yükselen kayalıkların sınırlarını belirsizleştiriyordu.Nereye gittiğini bilmiyordu.Etrafında kimse görünmüyordu.Yine de yalnız olmadığını hissediyordu.Sanki birileri onu uzaktan izliyordu.Elio durdu.Arkasına döndü.Kimse yoktu.Bir süre bulunduğu yerde bekledi. Sessizliği dinledi. Rüzgârın sesine benzeyen hafif bir uğultu dışında hiçbir şey duymuyordu.Sonra uzaktan bir ses geldi.Elio başını kaldırdı.Ses yeniden duyuldu.Kelimeleri anlayamıyordu. Söylenen şey yabancıydı; daha önce duyduğu hiçbir dile benzemiyordu.Ama tuhaf bir biçimde tanıdıktı.Sanki zihninin bir köşesinde çok uzun zamandır bekliyordu.Ses bir kez daha geldi.Tek bir kelime.Arkanis.Elio gözlerini açtı.Karanlık odasında doğruldu. Kalbi hızla atıyor, nefesi düzensizleşiyordu. Bir süre hiçbir şey yapmadan yatağında oturdu.Odanın sessizliğine alışmaya çalışırken az önce gördüklerini hatırlamaya uğraştı.Kayalıklar.Sis.Yabancı yıldızlar.Ve o ses.Dudakları aralandı
.— Arkanis...
Kelimeyi fısıldadığında bile içinde açıklayamadığı bir his vardı.Elio bu kelimeyi daha önce hiç duyduğuna emin değildi.Ama zihninden silemiyordu.Sanki yeni öğrenmemişti.Sanki...Hatırlamıştı.Sonraki günlerde rüyalar devam etti.Bazen aynı kayalıkları görüyordu. Bazen sislerin arasında beliren uzak yapıları. Bazen de yüzlerini seçemediği insanların siluetlerini...Kimi geceler hiçbir görüntü ortaya çıkmıyor, yalnızca o ses duyuluyordu.Arkanis.Elio bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu.Kendisine ne olduğunu da anlayamıyordu.Ancak depremden sonra bazı şeylerin değiştiğini fark etmeye başlamıştı.Bazen çevresindeki insanların duymadığı sesleri duyuyordu. Bazen daha önce hiç gitmediği yerleri görmüş gibi oluyordu. Gözlerini kapattığında, Dünya'ya ait olmadığını hissettiği görüntüler zihninde beliriyordu.Bunların yorgunluktan, yaşadığı korkudan ya da zihninin ona oynadığı oyunlardan kaynaklandığını düşünmeye çalıştı.Fakat bu açıklamalar, yaşadıklarını anlamlandırmaya yetmiyordu.Elio henüz hiçbir şey bilmiyordu.Ne gördüğü dünyanın nerede olduğunu...Ne geceleri duyduğu sesin kime ait olduğunu...Ne de neden bütün bunların kendisini bulduğunu.Ta ki birkaç gün sonra...Odasındaki ışık değişene kadar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…