Bölümler 11Şu an: BÖLÜM IV BİLİNMEYENİN PEŞİNDE
- 1 ÖNSÖZ154 kelime
- 2 ARKANİS MACERASI1.319 kelime
- 3 BÖLÜM II - İLK BAĞLANTI600 kelime
- 4 BÖLÜM III - ARKANİS785 kelime
- 5 BÖLÜM IV BİLİNMEYENİN PEŞİNDE1.668 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 BÖLÜM V - YOLA ÇIKIŞ822 kelime
- 7 BÖLÜM VI. ELYRION'UN GEÇMİŞİ824 kelime
- 8 BÖLÜM VII. GECE BOYNUZU1.443 kelime
- 9 BÖLÜM VIII - AÇIĞA ÇIKAN SIRLAR2.283 kelime
- 10 BÖLÜM IX - Enerjinin İzinde3.179 kelime
- 11 BÖLÜM X -KORREN VE EİNAR2.074 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elio ile Kael birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar.
İkisinin de soruları vardı. Ancak yaşananları açıklayabilecek bir cevap, ikisinin de elinde değildi.
Elio hâlâ başka birinin bedeninde bulunduğu gerçeğini anlamaya çalışıyordu. Kendi elleri, kendi yüzü olmayan bir yansıma ve zihninin içinde duyduğu yabancı ses... Bunların hiçbirini mantıklı bir açıklamayla bir araya getiremiyordu.
Kael ise karşısındaki kişinin Ardren olmadığını artık kabul etmeye başlamıştı. Yine de gördüğü yüz, yıllardır tanıdığı arkadaşının yüzüydü. Bu çelişkiyi anlamlandırmakta zorlanıyordu.
Sonunda derin bir nefes aldı.
— Burada durup birbirimize bakarak bir sonuca ulaşamayacağız.
Elio bakışlarını ondan ayırmadı.
— Peki ne yapacağız?
— Bu durumu anlayabilecek birini bulacağız.
— Böyle birinin var olduğundan emin misin?
Kael kısa bir süre düşündü.
— Emin değilim. Ama bildiğim biri var. Eski kayıtları araştırır, geçmişte yaşanan olayları inceler. Eğer bu konuda bir şey bilen varsa, o olabilir.
Elio çevresine baktı. Ağaçların arasından süzülen güneş ışığı, toprağın üzerinde düzensiz gölgeler oluşturuyordu. Burası, birkaç saat önce içinde bulunduğu dünyadan o kadar uzaktı ki, kendisini bir anlığına yeniden bir rüyada olup olmadığını sorgularken buldu.
Fakat ayaklarının altındaki toprak gerçekti. Tenine değen rüzgârı hissedebiliyor, ciğerlerine dolan havayı soluyabiliyordu.
Bu bir rüya değildi.
— Peki nereye gideceğiz? diye sordu.
Kael ormanın ilerisine doğru döndü.
— Benimle gel.
Elio bir an tereddüt etti. Kael'i tanımıyordu. Hatta bedeninde bulunduğu kişiyi bile doğru dürüst tanımıyordu. Yine de burada tek başına kalmak, önündeki tek seçeneği reddetmek anlamına geliyordu.
Kael'in peşinden yürümeye başladı.
Orman yolu, ağaçların arasında kıvrılarak ilerliyordu.
Dalların arasından süzülen güneş ışığı yer yer toprağı aydınlatıyor, sık yaprakların altında kalan bölümler ise serin bir gölgeye gömülüyordu. Elio, çevresindeki bitkileri ve ağaçları dikkatle inceliyordu. Bazılarının biçimi tanıdık ağaçları andırsa da yapraklarının dizilişinde ve gövdelerinin kıvrımlarında alışılmadık ayrıntılar vardı.
Havada da farklı bir koku bulunuyordu. Nemli toprak, yabani otlar ve tanımlayamadığı hafif bir koku birbirine karışıyordu.
Elio bunları zihninde bir yere kaydetmeye çalıştı. Bilmediği bir yerdeydi ve elindeki tek şey gözlemleyebildiği ayrıntılardı.
Bir süre sessizce yürüdüler.
Sonunda Elio konuştu.
— Kael, burası gerçekten başka bir dünya mı?
Kael adımlarını yavaşlattı.
— Bana Dünya'dan geldiğini söyledin.
— Evet.
— Buraya gelmeden önce neredeydin?
— İtalya'da. Kendi dünyamda.
Kael ona dönerek baktı.
— Yani başka bir ülkeye ya da uzak bir bölgeye geldiğini söylemiyorsun. Gerçekten başka bir dünyadan söz ediyorsun.
— Aynen öyle. Ben de bunun nasıl mümkün olduğunu anlamaya çalışıyorum.
Kael'in yüzünde kuşkulu bir ifade belirdi. Bir süre Elio'yu inceledikten sonra yeniden yürümeye başladı.
— Sana inanıp inanmamak için yeterince nedenim yok. Ama Ardren'in bedeninde olduğun gerçeğini de görmezden gelemem.
Elio'nun adımları yavaşladı.
— Ardren... Onu ne kadar tanıyorsun?
— Uzun zamandır arkadaşız.
— Peki, onunla benim aramda ne olduğunu açıklayabilir misin?
— Hayır. Bu yüzden seni araştırmacıya götürüyorum.
Elio başını salladı. Bu cevap hoşuna gitmese de mantıklıydı.
— Ya o da hiçbir şey bilmiyorsa?
Kael omuzlarını hafifçe kaldırdı.
— O zaman başka bir yol buluruz.
Elio bir süre sustu. Ardından yeniden konuştu.
— Peki, bana neden yardım ediyorsun? Beni tanımıyorsun. Söylediklerimin doğru olduğundan bile emin değilsin.
Kael bu kez yürümeyi bıraktı.
— Çünkü karşımda Ardren'in yüzünü taşıyan ama onun gibi davranmayan biri var. Ne olduğunu bilmiyorum. Fakat bunu anlamadan seni burada bırakamam.
Sözlerini bitirdikten sonra yeniden yürümeye başladı.
Elio da onu takip etti.
İlk kez, Kael'in kendisine neden yardım ettiğini biraz olsun anlayabilmişti.
Ormanın derinliklerine ilerledikçe yol daraldı. Ağaçların arasındaki açıklıklar seyrekleşiyor, dalların gölgeleri toprağın üzerinde birbirine karışıyordu.
Bir süre sonra ağaçların arasında küçük bir kulübe belirdi.
Kulübe, çevresindeki ağaçların gölgesine saklanmış gibiydi. Duvarları zamanla koyulaşmış ahşaplardan yapılmıştı. Girişin yakınında birkaç eski sandık duruyor, kulübenin yanındaki küçük bahçede çeşitli bitkiler yetişiyordu. Bazı otlar iplerle asılarak kurutulmaya bırakılmıştı.
Pencerelerden birinin ardında loş bir ışık yanıyordu.
Kael kapıya yaklaşıp iki kez vurdu.
İçeriden yaşlı bir adamın sesi duyuldu.
— Kim o?
— Benim, Kael.
İçeride kısa bir hareketlilik oldu. Ardından kapı açıldı.
Yaşlı adam önce Kael'e baktı. Sonra bakışları, birkaç adım gerisinde duran Elio'ya kaydı.
Yüzündeki ifade değişti.
— Ardren?
Elio sessiz kaldı.
Kael içeri girmeden önce yaşlı adama döndü.
— Önce bizi dinlemen gerekiyor.
Yaşlı adam ikisine de dikkatle baktı, sonra kenara çekilerek içeri girmelerine izin verdi.
Kulübenin içi, dışarıdan göründüğünden daha genişti. Duvarların bir bölümünde raflar uzanıyor, masanın üzerinde eski kâğıtlar, cam şişeler ve çeşitli aletler bulunuyordu. Havada kurutulmuş bitkilerin keskin kokusu vardı.
Yaşlı adam kapıyı kapattı.
— Ne oldu?
Kael, Elio'yu işaret etti.
— Bu kişi Ardren değil.
Yaşlı adamın bakışları yeniden Elio'ya döndü.
— Öyleyse kimsin?
— Elio. Benim adım Elio.
Yaşlı adam ismi sessizce tekrarladı.
— Elio...
Ardından doğrudan sordu:
— Nereden geldin?
— Dünya'dan.
Yaşlı adamın yüzünde belli belirsiz bir değişiklik oldu. Şaşkınlıktan çok, duyduğu kelimenin anlamını tartmaya çalışıyor gibiydi.
— Dünya dediğin yer neresi?
— Benim yaşadığım dünya. Sizin bulunduğunuz yerden ayrı bir dünya.
Kael araya girdi.
— Söylediğine göre buraya gelmeden önce kendi dünyasındaymış. Ardren'in bedeninde uyandığını söylüyor.
Yaşlı adamın bakışları sertleşti.
— Ardren nerede?
Elio cevap vermeden önce bir an duraksadı.
— Bilmiyorum. Ama bazen onun sesini duyuyorum. Zihnimin içinde olduğunu hissediyorum.
— Onunla konuşabiliyor musun?
— Evet. Az önce konuştum.
Yaşlı adam bir süre Elio'yu inceledi. Sonra masanın yanındaki sandalyeye oturdu.
— Bu anlattıkların sıradan bir olay değil. Bana her şeyi başından itibaren anlat. Hiçbir ayrıntıyı atlama.
Elio anlatmaya başladı.
Önce kendi dünyasında yaşanan depremi, ardından gökyüzünde gördüğü ışığı anlattı. Rüyalarında karşısına çıkan yabancı manzaralardan ve tekrar tekrar duyduğu Arkanis kelimesinden söz etti. Son olarak odasında beliren sistemi, ekranda gördüğü mesajları ve bağlantıyı kabul ettikten sonra kendisini burada bulmasını açıkladı.
Yaşlı adam sözünü kesmeden dinledi.
Bazen gözlerini kısıyor, bazen de masanın üzerindeki eski notlara bakıyordu. Elio anlatmayı bitirdiğinde hemen konuşmadı. Bir süre sessizce düşündü.
Sonunda ayağa kalktı.
— Bana biraz zaman verin. Bu anlattıklarınızı mevcut bilgilerimle açıklayamam. Ama geçmişte benzer bir şey yaşanıp yaşanmadığını araştırabilirim.
Kael kollarını göğsünde birleştirdi.
— Nereden başlayacaksın?
— Eski kayıtlarımdan.
Yaşlı adam odanın arka tarafındaki kapıya yöneldi.
— Gelin.
Kapıyı açtığında küçük bir çalışma odası ortaya çıktı. Duvarların tamamı kitaplarla doluydu. Raflarda deri kaplı ciltler, sararmış tomarlar ve yıllar boyunca biriktirilmiş notlar bulunuyordu. Bazı kitapların sırtlarında okunması güç işaretler vardı; bazı tomarlar ise ince iplerle bağlanmış, uzun süredir açılmamış gibi duruyordu.
Elio kapının eşiğinde durdu.
— Bütün bunları sen mi topladın?
— Yıllar içinde. Bazıları bana ulaştı, bazılarını araştırmalarım sırasında buldum.
— Ne üzerine çalışıyorsun?
Yaşlı adam rafların arasında ilerledi.
— Geçmiş üzerine. Özellikle de zamanla unutulmuş ya da anlamı kaybolmuş kayıtlar üzerine.
Elio'nun dikkati kitaplara yöneldi. Bulunduğu dünyayı anlamak için elinde neredeyse hiçbir şey yoktu. Belki de bu kitaplar, karşılaştığı olaylara bir açıklama getirebilirdi.
Yaşlı adam birkaç cilt seçerek masaya koydu. Ardından eski notlarını çıkardı ve sayfaları incelemeye başladı.
Odanın içinde yalnızca kâğıtların hışırtısı duyuluyordu.
Bir süre sonra parmağını açık bir sayfanın üzerinde durdurdu.
— Burada bir şey var.
Kael masaya yaklaştı.
— Ne buldun?
Yaşlı adam kitabı kendilerine doğru çevirdi.
— Varyantlarla ilgili eski kayıtlar.
Elio hemen öne eğildi.
— Varyantlar mı?
— Evet. Bu kayıtlar, bazı varlıkların sıradan insanlardan farklı özellikler taşıdığını anlatıyor. Ancak ayrıntılar her kaynakta aynı değil. Bazıları belirli yeteneklerden söz ediyor, bazılarıysa bu varlıkların doğasını açıklamaya çalışıyor.
Elio düşünceli bir ifadeyle sayfaya baktı.
— Peki, bunların benimle ilgisi ne olabilir?
— Henüz bilmiyorum. Fakat başka bir kayıt daha var.
Yaşlı adam kitabın birkaç sayfasını çevirdi. Ardından eski bir notu önüne çekti.
— Ruh bağlantılarından söz ediliyor.
Kael kaşlarını çattı.
— Ruh bağlantısı nedir?
— İki bilincin birbirine bağlanması. En azından kayıtların anlatmaya çalıştığı şey bu.
Elio'nun yüzündeki ifade değişti.
— Yani benim Ardren'le yaşadığım şey...
— Benzerlik gösteriyor olabilir, — diye karşılık verdi yaşlı adam. — Ama bunu kesin olarak söyleyemem. Kayıtların ne kadar doğru olduğunu ve ne ölçüde eksiksiz aktarıldığını da bilmiyoruz.
Elio bir an düşündü.
— Eğer bu bir bağlantıysa, onu nasıl kurduğumuzu anlayabilirsek belki tersine çevirebiliriz. Beni kendi bedenime döndürecek bir yol bulabilir miyiz?
Yaşlı adam hemen cevap vermedi. Sayfalara yeniden göz gezdirdi.
— Bu kayıtlar bağlantının nasıl gerçekleştiğini tam olarak açıklamıyor. Dolayısıyla nasıl sona erdirileceğini de bilmiyorum.
Elio'nun yüzündeki umut biraz azaldı. Yine de masadaki notlara bakmayı sürdürdü.
— Başka kaynaklarda da aradın mı?
— Yıllardır. Benzer olayları bulmaya çalıştım. Ancak karşılaştığım kayıtların hiçbiri senin anlattıklarını bütünüyle açıklamıyor.
Yaşlı adam eski notlardan birini açtı.
— Varyantlardan söz ediliyor. Ruh bağlantılarından da. Fakat bir insanın başka bir dünyadan gelip bir Varyant'ın bedeniyle böyle bir bağ kurduğunu anlatan açık bir kayıt yok.
Elio sessizce düşündü.
Demek ki yaşadığı şey, bildikleri bağlantı türlerinden birine benzese bile onlarla tam olarak örtüşmüyordu. Ellerindeki bilgiler, bir başlangıç noktası sunuyordu; ancak onu kendi dünyasına döndürecek cevabı vermiyordu.
— O hâlde daha eski kayıtlara ulaşmamız gerekiyor, — dedi.
Yaşlı adam başını kaldırıp ona baktı.
— Ben de aynı sonuca vardım.
Kael masaya biraz daha yaklaştı.
— Nerede bulacağız?
Yaşlı adam kitabı dikkatlice kapattı.
— Antik Kütüphane'de.
Elio bu ismi ilk kez duyuyordu.
— Antik Kütüphane?
— Burada gördüğün kaynaklardan çok daha eski kayıtların bulunduğu bir yer. Eğer geçmişte senin yaşadığın duruma benzeyen bir olay kayda geçirildiyse, orada bulma ihtimalimiz daha yüksek.
— Peki, orada kesin bir cevap bulabilecek miyiz?
Yaşlı adam başını iki yana salladı.
— Bunu söyleyemem. Ama burada kalıp aynı kaynakları tekrar tekrar incelemek bize yeni bir şey kazandırmayacak.
Kael hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
— O zaman gideriz.
Yaşlı adam ona döndü.
— Bunun kolay bir yolculuk olacağını söylemedim.
— Kolay olmasını beklemiyorum. Ama burada oturup beklemek de bir çözüm değil.
Elio da başını salladı.
— Ben de geleceğim. Bu bağlantının neden kurulduğunu ve Ardren'le aramızda ne olduğunu kendim öğrenmek istiyorum.
Yaşlı adam bir süre Elio'ya baktı.
— Oraya yalnızca cevap bulmak için gideceğini düşünme. Eski kayıtlar bazen sorulara cevap vermek yerine yenilerini ortaya çıkarır.
— Yine de gitmeliyim.
Elio'nun sesi sakindi ama kararında tereddüt yoktu.
Yaşlı adam sonunda başını hafifçe salladı.
— Öyleyse hazırlanın. Antik Kütüphane'ye giden yol düşündüğünüz kadar kolay olmayacak.
Elio ile Kael kısa bir an birbirlerine baktılar.
Elio, bu dünyada geçirdiği kısa süre boyunca yalnızca cevap aramıştı. Şimdi ise önünde izleyebileceği bir yol vardı. Nereye varacağını bilmiyordu; ancak ilk kez, ne yapması gerektiğine dair bir fikri bulunuyordu.
Ardren'in bedeninde neden uyandığını, zihninde duyduğu sesin ne anlama geldiğini ve iki dünya arasında nasıl bir bağ kurulduğunu öğrenmek istiyordu.
Bunun için geçmişin izlerini takip etmesi gerekecekti.
Antik Kütüphane, Elio'nun Arkanis'teki ilk hedefiydi.
Orada hangi cevapların kendisini beklediğini ise henüz bilmiyordu.
Bölüm etkileşimi
