ORION kitap kapağı

9. bölüm / 11

BÖLÜM VIII - AÇIĞA ÇIKAN SIRLAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM VIII - AÇIĞA ÇIKAN SIRLAR

Yol boyunca Elio'nun aklı bir türlü Ardren'den uzaklaşmıyordu. Areltıon'a aralarındaki bağlantıdan söz etmişti ancak bu durum içindeki huzursuzluğu gidermeye yetmemişti. Ardren'e yeniden ulaşabilirse belki de yaşananların nedenini anlayabilecekti. Ne var ki her denemesinde karşısına aynı sessizlik çıkıyordu.
Atının üzerinde ilerlerken dikkatini zihninin derinliklerine yöneltti. Ardren'le daha önce kurduğu bağlantıyı hatırlamaya çalıştı. Onun sesini, düşüncelerini ve aralarında oluşan o tuhaf yakınlığı zihninde canlandırdı. Ardından sessizce ona ulaşmayı denedi.
Ardren, beni duyabiliyor musun?
Bir süre bekledi. Yalnızca atların adımlarını ve çevredeki ormanın seslerini duyabiliyordu.
Bir kez daha denedi.
Ardren? Orada mısın?
Yine cevap yoktu.
Elio kaşlarını çattı. Daha önce bu bağlantıyı kurmak için bu kadar uğraşması gerekmemişti. Ardren'in düşüncelerini hissettiği, onunla kelimelere ihtiyaç duymadan iletişim kurabildiği anları hatırladı. Başlangıçta bu durum ona tuhaf gelmiş, hatta zaman zaman korkutmuştu. Şimdiyse aynı bağlantının sessizliğe gömülmesi çok daha rahatsız ediciydi.
Son bir kez daha denedi. Bütün dikkatini topladı, çevresinde olup bitenleri zihninden uzaklaştırmaya çalıştı. Fakat yine hiçbir şey olmadı.
"Lanet olsun, neden olmuyor?" diye söylendi.
Sesinin düşündüğünden daha yüksek çıktığını fark ettiğinde artık çok geçti. Öfkesi yüzünden yükselen ses, grubun dikkatini çekmişti.
Keal başını çevirerek ona baktı. Areltıon atını yavaşlatırken Veysha da birkaç adım ilerledikten sonra durdu.
"Bir sorun mu var?" diye sordu Areltıon.
Elio bir an ne söyleyeceğini bilemedi. Başını iki yana salladı.
"Hayır... Yani, tam olarak bilmiyorum."
Veysha ona doğru döndü. Siyah saçlarının arasındaki koyu mor ve kızıl tonlar, ağaçların arasından süzülen gün ışığında belli belirsiz görünüyordu.
"Bir süredir huzursuzsun," dedi. "Şimdi de kendi kendine konuşmaya başladın. Ne oldu?"
Elio kadının bakışlarıyla karşılaştı. Ona ne kadarını anlatması gerektiği konusunda hâlâ kararsızdı. Veysha'yı tanıyalı çok olmamıştı. Geceboynuzu karşısında hayatlarını kurtarmış olsa da bu, ona bütün sırlarını açmak için yeterli miydi?
Bir süre düşündükten sonra cevap verdi.
"Biraz daha ilerleyelim. Akşam mola verdiğimizde size her şeyi anlatacağım."
Veysha gözlerini ondan ayırmadan birkaç saniye bekledi.
"Her şeyi mi?"
"Elimden geldiğince."
Kadın başını hafifçe salladı ve yeniden yoluna koyuldu. Diğerleri de ilerlemeye devam etti. Ancak Elio, Veysha'nın sorularının henüz sona ermediğini hissediyordu.
Yolculuk birkaç saat daha sürdü. Ormanın içinden geçen patika zaman zaman daralıyor, bazen taşlı yamaçların arasından kıvrılarak ilerliyordu. Güneş batıya doğru alçaldıkça ağaçların gölgeleri uzamaya başladı. Grup, hava tamamen kararmadan geceyi geçirebilecekleri uygun bir yer bulmak istiyordu.
Elio ise yol boyunca bir daha Ardren'le bağlantı kurmayı denemedi. Biraz olsun sakinleşmişti ama zihnindeki sorular hâlâ cevap bekliyordu. Bağlantının neden kesildiğini bilmiyordu. Bunun geçici bir durum olup olmadığından bile emin değildi.
Akşama doğru Keal, yakınında küçük bir su kaynağı bulunan, ağaçlarla çevrili düz bir alan buldu. Çevreyi kısaca inceledikten sonra kamp kurmak için uygun olduğuna karar verdiler.
Atlar dinlenmeye bırakıldı. Eşyalar indirildi, ateş için kuru dallar toplandı. Areltıon kampın çevresini kontrol ederken Keal yiyecekleri hazırlamaya başladı. Veysha ise diğerlerinden biraz uzakta durarak ormanı gözlemliyordu. Bakışları karanlığın çökmeye başladığı ağaçların arasında dolaşıyor, zaman zaman başını çevirerek çevredeki sesleri dinliyordu.
Elio ateşin yanına oturduğunda artık kararını vermişti.
Areltıon, Elio'nun yaşadıklarının genel çerçevesini zaten biliyordu. Dünya'da meydana gelen olaydan, Elio'nun Arkanis'e gelişinden ve bu olayın ardında henüz açıklanamayan bir neden bulunduğundan haberdardı. Antik Kütüphane'ye yaptıkları yolculuğun amacı da bu gizemin gerçek nedenini öğrenmekti.
Ancak Elio ile Ardren arasında kurulan bağlantının nasıl işlediğini bilmiyordu. Birbirlerinin düşüncelerini nasıl duyabildiklerini, nasıl iletişim kurduklarını ve bu bağın ne zaman ortaya çıktığını henüz öğrenmemişti.
Veysha ise bunların hiçbirinden haberdar değildi.
Elio gözlerini ateşten kaldırıp önce Areltıon'a, sonra Veysha'ya baktı.
"Size anlatmam gereken şey, buraya nasıl geldiğimden ibaret değil," diye başladı. "Özellikle senin bunu bilmeni istiyorum, Veysha. Çünkü yaşadıklarımın önemli bir kısmını henüz bilmiyorsun."
Veysha ateşin karşısına oturdu. Yüzündeki ifade ciddileşti.
"Öyleyse anlat," dedi. "Dinliyorum."
Elio ellerini birbirine kenetledi. Nereden başlayacağını düşünürken bir süre sessiz kaldı. Sonunda derin bir nefes aldı.
"Benim geldiğim yerin adı Dünya. Arkanis'ten farklı bir dünya. Orada başka ülkeler, şehirler ve insanlar var. Ben İtalya'da yaşıyordum. Üniversitede fizik eğitimi alıyordum. Kendi hayatımla uğraşan sıradan biriydim. Buraya geleceğimi ya da böyle bir şeyin mümkün olabileceğini hiç düşünmemiştim."
Veysha sözünü kesmedi. Elio'nun anlattıklarını dikkatle dinliyordu.
"Her şey o gün başladı. Başlangıçta sıradan bir gündü. Sonra gökyüzünde açıklayamadığım bir olay yaşandı. Ardından büyük bir sarsıntı meydana geldi. Deprem başladı. Etrafımdaki insanlar ne olduğunu anlamaya çalışırken her şey bir anda değişti."
Elio kısa bir süre durdu. O anı hatırlamak, üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ kolay değildi.
"Gözlerimi açtığımda kendimi bir deniz kıyısında buldum. Nerede olduğumu bilmiyordum. Çevremdeki hiçbir şey tanıdık değildi. Başka bir yerde olduğumu anlamam uzun sürmedi ama buranın neresi olduğunu bilmiyordum. Sonra beni bulan insanlar oldu. Onlarla karşılaştıktan ve burada yaşananları öğrendikten sonra Arkanis'te olduğumu anladım."
Veysha hafifçe öne eğildi.
"Yani sen gerçekten başka bir dünyadan geldiğini söylüyorsun."
"Evet. Kulağa inanılmaz geldiğinin farkındayım. Ben de ilk başta neye inanacağımı bilemedim. Ama yaşadıklarımı inkâr edemem."
Elio bakışlarını kısa bir an Areltıon'a çevirdi. Yaşlı adam sessizce dinliyordu. Anlatılanların genel çerçevesini zaten biliyordu. Elio'nun şimdi aktaracağı asıl mesele ise onun daha önce öğrenmediği ayrıntılardı.
Elio yeniden Veysha'ya döndü.
"Arkanis'te bulunduğum süre içinde Ardren'le birkaç kez karşılaştım. Başlangıçta aramızda böyle bir şey olacağını bilmiyordum. Hatta ilk kez yaşandığında ne olduğunu bile anlayamadım."
"Nasıl bir şey?" diye sordu Veysha.
"Onunla konuşabiliyordum. Ama sesini duymuyordum. En azından bildiğim anlamda değil. Bazen Ardren'in düşünceleri zihnimde beliriyordu. Bazen de ben ona bir şey söylemek istediğimde, sanki kelimeler kullanmadan düşüncelerimi aktarabiliyordum."
Veysha'nın kaşları hafifçe çatıldı.
"Yani aranızda görünmeyen bir iletişim var?"
"Evet. Ama nasıl çalıştığını bilmiyorum. İlk başta bunun yalnızca benim hayal gücüm olduğunu düşündüm. Sonra Ardren'in de aynı şeyi yaşadığını anladım. O zaman bunun yalnızca benim zihnimde gerçekleşmediğini fark ettim."
Elio, Ardren'le aralarında geçen ilk konuşmaları ve birbirlerinin düşüncelerini fark ettikleri anları hatırladı. O günlerde her şey yabancı ve anlaşılmazdı. Yine de bu bağlantı sayesinde Arkanis'te tamamen yalnız olmadığını hissetmişti.
"Zamanla bu duruma alışmaya başladım," diye devam etti. "Bazen bağlantıyı kurabiliyorduk, bazen de kendiliğinden ortaya çıkıyordu. Ama ne zaman gerçekleşeceğini tam olarak kontrol edemiyordum. Bunun neden yalnızca ikimizin arasında oluştuğunu da bilmiyorum."
"Peki, Ardren sana bu konuda bir şey söyledi mi?" diye sordu Veysha.
"Hayır. O da benim kadar az şey biliyor. Birbirimizle iletişim kurabildiğimizi biliyoruz ama nedenini açıklayamıyoruz."
Elio bir an sustu. Ateşin çıtırtısı araya girerken yüzündeki huzursuzluk yeniden belirginleşti.
"Bugün de onunla bağlantı kurmaya çalıştım. Birkaç kez denedim. Daha önce yapabildiğim şeyleri yeniden yapmaya çalıştım ama bu kez hiçbir cevap alamadım. Onu hissedemedim bile. Sanki aramızdaki bağ tamamen kaybolmuş gibi."
Veysha bir süre düşünceli bir şekilde ateşe baktı.
"Bu ilk kez mi oluyor?"
"Evet. Daha önce bağlantının nasıl ortaya çıktığını anlamadığım zamanlar oldu ama bu kadar uzun süre hiçbir şey hissetmediğim olmamıştı."
"Peki, onun başına bir şey geldiğini mi düşünüyorsun?"
Elio hemen cevap veremedi.
"Bilmiyorum," dedi sonunda. "Beni asıl endişelendiren de bu. Ona ulaşamıyorum ve nedenini bilmiyorum. Belki hiçbir şey olmamıştır. Belki bağlantı geçici olarak kesilmiştir. Ama bunu doğrulayacak bir yolum yok."
Veysha gözlerini Elio'ya çevirdi.
"Bütün bunları Areltıon'a da anlattın mı?"
"Bağlantının varlığından söz ettim. Ama nasıl iletişim kurduğumuzu, bunun nasıl başladığını ve Ardren'le aramızda tam olarak ne yaşandığını henüz bu kadar ayrıntılı anlatmamıştım. Bunları ben bile tam olarak anlamıyorum."
Areltıon başını hafifçe salladı.
"Elio'nun anlattıkları doğruysa, aralarındaki iletişim sıradan bir zihinsel etkileşimden çok daha karmaşık olabilir," dedi. "Ancak nasıl işlediğini bilmiyoruz. Bu konuda kesin bir sonuca varmak için elimizde yeterli bilgi yok."
Veysha, yaşlı adamın sözlerini dinledikten sonra yeniden Elio'ya baktı.
"Peki, Antik Kütüphane'ye gitmenizin nedeni bu mu?"
"Bir nedeni bu," diye cevap verdi Elio. "Yaşadıklarımın arkasında ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. Dünya ile Arkanis arasında nasıl bir bağlantı bulunduğunu, buraya nasıl geldiğimi ve bütün bunların neden yaşandığını anlamaya çalışıyoruz. Belki eski kayıtlarda bize yol gösterecek bir şeyler bulabiliriz."
Veysha bir süre sessiz kaldı. Elio'nun anlattıkları, onun şimdiye kadar bildiği dünyanın sınırlarını aşan türden şeylerdi. Başka bir dünyadan gelen bir insan, kendisiyle başka bir varlık arasında kurulan açıklanamayan bir bağlantıdan söz ediyordu. Üstelik bu bağlantının nasıl ortaya çıktığını kendisi de bilmiyordu.
"Bunları bana neden anlatıyorsun?" diye sordu sonunda.
Elio soruyu bekliyordu. Cevap vermeden önce bir an düşündü.
"Çünkü bizimle yolculuk ediyorsun. Bize yardım ettin ve şimdi aynı yolda ilerliyoruz. Sana güvenip güvenemeyeceğimi henüz bilmiyorum. Sanırım sen de bize tamamen güvenmiyorsun. Ama birlikte yol alacaksak birbirimiz hakkında bazı şeyleri bilmemiz gerektiğini düşünüyorum."
Veysha'nın yüzünde belli belirsiz bir ifade değişikliği oldu. Ne gülümsedi ne de itiraz etti.
"En azından dürüst davranıyorsun," dedi.
Elio başını salladı.
"Ben de senden aynısını bekliyorum. Her şeyi hemen anlatmak zorunda değilsin. Ama bizimle ilgili bir tehlike varsa bilmek isterim."
Veysha cevap vermeden önce bir süre ateşi izledi. Ardından bakışlarını yeniden Elio'ya çevirdi.
"Bunu düşüneceğim."
Bu cevap, Elio'nun beklediği türden bir güvence değildi. Yine de onu zorlamadı. Veysha'nın kendisini hemen açmasını beklemek gerçekçi olmazdı. Sonuçta onlar da birbirlerini yeni tanımışlardı.
Ateşin çevresinde kısa bir sessizlik oluştu. Areltıon, duydukları üzerine düşünüyordu. Elio ise ilk kez yaşadıklarını başından itibaren, kendisini henüz tanımayan birine anlatmıştı. Bunu yapmak içindeki soruları ortadan kaldırmamıştı ama en azından artık onları tek başına taşımıyordu.
Gece ormanın üzerine çökerken grubun önünde hâlâ uzun bir yol vardı. Antik Kütüphane'ye ulaşmaları gerekiyordu. Elio'nun Dünya'dan Arkanis'e nasıl geldiği ve Ardren'le arasındaki bağlantının neden var olduğu ise hâlâ birer gizemdi.
Veysha, bir süre daha ateşi izledi. Sonra bakışlarını Elio'ya çevirdi.
"Benim de size anlatmam gereken bir şey var," dedi.
Ateşin çevresindeki sessizlik yeniden değişti. Bu kez konuşma sırası Veysha'daydı.
Veysha, Elio'nun sözlerinden sonra bir süre sessiz kaldı. Bakışlarını ateşin alevlerine çevirdi. Sanki anlatacaklarını zihninde toparlamaya çalışıyordu. Ardından derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.
"Birkaç hafta önceydi. Her zamanki gibi eğitim yapıyordum. Hareketlerime odaklanmış, antrenmanımı sürdürüyordum. Tam o sırada tuhaf bir şey oldu."
Kısa bir süre durdu.
"Zihnimde bir ses duydum. Önce ne olduğunu anlayamadım. Ses o kadar belirsizdi ki gerçekten bir şey duyup duymadığımdan bile emin değildim. Yakınımda biri olduğunu düşündüm. Etrafıma baktım ama kimse yoktu."
Elio dikkatini Veysha'ya verdi. Kadın anlatmaya devam etti.
"Bir süre sonra aynı sesi yeniden duydum. Bu kez daha belirgindi. Birkaç kez daha tekrarlandı. Başlangıçta bunun yorgunluktan ya da zihnimin bana oynadığı bir oyundan kaynaklandığını düşündüm. Ama ses kesilmedi. Sonunda benimle konuşmaya başladı."
"Kimdi?" diye sordu Elio.
"Adının Ximena olduğunu söyledi. Önce ne istediğini, nereden geldiğini anlamaya çalıştım. O da benim kadar şaşkındı. Birbirimizi tanımıyorduk. Nasıl olup da birbirimizin zihninde konuşabildiğimizi ikimiz de bilmiyorduk."
Veysha bir an sustu. Bakışları ateşten ayrılıp karşısında oturanlara yöneldi.
"Sonrasında birbirimizi daha iyi tanımaya çalıştık. Zamanla bu sesin yalnızca rastgele ortaya çıkmadığını, aramızda bir bağlantı bulunduğunu anladık. Fakat bu bağlantının ne olduğunu çözmemiz kolay olmadı."
Tam o sırada Veysha'nın bakışları bir anlığına değişti. Sanki dikkatini başka bir yere yöneltmişti. Ardından yüzündeki ifade hafifçe farklılaştı.
Elio bunu fark ederek ona baktı.
"Veysha?"
Bu kez cevap veren ses farklıydı. Aynı bedenden geliyordu ama konuşanın Veysha olmadığı açıktı.
"Merhaba, Elio. Ben Ximena."
Elio şaşkınlıkla doğruldu. Karşısındaki kadına bakarken bir an ne söyleyeceğini bilemedi.
"Yani... şu anda seninle mi konuşuyorum?"
"Evet. Veysha aracılığıyla sana ulaşabiliyorum. Anlattıklarını dinledim. Sanırım ikimiz de benzer şeyler yaşamışız."
Elio'nun şaşkınlığı yerini meraka bıraktı.
"Sen de Dünya'dan mı geldin?"
"Evet. Benim geldiğim yer de Dünya. Ama seninkinden farklı bir hayatım vardı. Her şeyin başladığı güne kadar Kanada'da yaşıyordum. Üniversite eğitimimle ve koşu antrenmanlarımla ilgileniyordum. Sonra bir anda kendimi hiç bilmediğim bir yerde buldum."
Ximena kısa bir süre durdu.
"İlk başta nerede olduğumu, başıma ne geldiğini anlayamadım. Etrafımdaki her şey yabancıydı. Zamanla Arkanis'te olduğumu öğrendim. Veysha'yla bağlantım da bundan sonra ortaya çıktı. İlk duyduğumda bunun gerçek olabileceğine inanmakta zorlandım. O da benimle konuşabildiğine şaşırmıştı."
Elio dikkatle dinliyordu. Kendi yaşadıklarına benzeyen bir hikâyeyi başka birinden duymak, karşılaştığı olayların yalnızca kendisine özgü olmayabileceğini düşündürüyordu.
"Peki, bu bağlantının nasıl çalıştığını çözebildiniz mi?" diye sordu.
"Başlangıçta hayır. Uzun süre yalnızca birbirimizi duyabiliyorduk. Sonra bağlantımızı daha iyi anlamak ve güçlendirmek için çalışmaya başladık. Burada öğrendiğimiz şeylerden biri, enerjiyi ve dengeyi doğru kullanmanın önemi oldu."
Ximena anlatırken Veysha'nın yüzü yeniden ciddileşti.
"Bunu yalnızca zihnimizi zorlayarak yapmadık," diye devam etti Ximena. "Enerjinin akışını ve bedenle zihin arasındaki dengeyi anlamaya çalıştık. Tao düşüncesindeki denge anlayışına benzeyen bir yaklaşımı Arkanis'in enerji anlayışıyla birleştirdik. Zamanla bu dengeyi kullanarak aramızdaki bağı güçlendirebildik."
Elio kaşlarını hafifçe çattı.
"Yani bağlantıyı güçlendirmek için enerjiyi ve dengeyi kullanıyorsunuz?"
"Evet. Ama bu, bir anda öğrendiğimiz ya da tamamen çözdüğümüz bir şey değil. Deneyerek, yanılarak ve birbirimizi dinleyerek ilerledik. Hâlâ öğrenmeye devam ediyoruz."
Elio, duyduklarını zihninde tartmaya çalıştı. Ardren'le arasındaki bağlantının neden ortaya çıktığını hâlâ bilmiyordu. Ancak Ximena'nın anlattıkları, bu bağı anlamak için izleyebileceği farklı bir yol olabileceğini gösteriyordu.
Ximena bir süre sessiz kaldıktan sonra ona yeni bir soru yöneltti.
"Peki, Elio... Sen Dünya'da nerede yaşıyordun? Orada ne yapıyordun? Bana biraz kendinden bahseder misin?"
Elio, Ximena'nın sorusunu duyunca kısa bir süre düşündü. Ardından sırtını biraz daha rahatça yaslayıp anlatmaya başladı.
"İtalya'da yaşıyordum. Üniversitede fizik okuyordum. Her zamanki gibi derslerimle ilgileniyor, zamanımın büyük bölümünü okulda geçiriyordum. Hayatım oldukça sıradandı. En azından o güne kadar öyle olduğunu düşünüyordum."
Kısa bir gülümsemeyle ateşe baktı.
"Sonra bir anda kendimi burada buldum. Bildiğim her şeyden, tanıdığım herkesten uzakta... Başlangıçta bunun nasıl mümkün olabileceğini anlamaya çalıştım. Hâlâ da anlamaya çalışıyorum."
Ximena başını hafifçe salladı. Elio'nun anlattıklarını dikkatle dinlemişti.
"Sanırım ikimiz de cevaplardan çok sorularla geldik buraya," dedi. "Belki de zamanla bazılarını birlikte çözebiliriz."
Elio bu sözlere karşılık hafifçe gülümsedi. Ardından bakışlarını Areltıon ve Veysha'ya çevirdi. Bir süredir devam eden konuşma, herkesin zihninde yeni düşünceler uyandırmıştı. Özellikle Elio ile Veysha'nın yaşadıklarının birbirine benzeyen yönleri, aralarındaki bağlantının sıradan bir olay olmadığını düşündürüyordu. Ancak bunun ne anlama geldiğini henüz kimse bilmiyordu.
Ateşin çevresinde bir süre daha sohbet ettiler. Konuşma, zamanla yolculuk sırasında yaşadıkları küçük olaylara ve ertesi günün hazırlıklarına kaydı. Gece ilerledikçe yorgunluk kendini hissettirmeye başladı. Önlerinde uzun bir yol vardı ve sabah erkenden yeniden yola çıkmaları gerekiyordu.
Areltıon ayağa kalkarak ateşin çevresine göz gezdirdi.
"Artık dinlenmemiz gerekiyor. Yarın bizi uzun bir yol bekliyor."
Diğerleri de onun sözlerine karşılık vererek hazırlanmaya başladı. Veysha, ateşin biraz uzağında kendine uygun bir yer seçerken Ximena sessizliğe çekildi. Elio da yolculuk boyunca biriken yorgunluğun etkisiyle dinlenmek üzere köşesine geçti.
Ateşin alevleri giderek küçülürken ormanın içindeki sesler yeniden belirginleşti. Herkes kendi düşünceleriyle baş başa kalmıştı. Elio gözlerini kapatmadan önce bir kez daha Ardren'e ulaşmayı denedi. Fakat zihninde yine sessizlik vardı.
Bir süre sonra gözlerini kapattı. Cevaplarını aradığı sorular, gecenin karanlığında şimdilik çözümsüz kaldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 11beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…