Bölümler 11Şu an: BÖLÜM IX - Enerjinin İzinde
- 1 ÖNSÖZ154 kelime
- 2 ARKANİS MACERASI1.319 kelime
- 3 BÖLÜM II - İLK BAĞLANTI600 kelime
- 4 BÖLÜM III - ARKANİS785 kelime
- 5 BÖLÜM IV BİLİNMEYENİN PEŞİNDE1.668 kelime
- 6 BÖLÜM V - YOLA ÇIKIŞ822 kelime
- 7 BÖLÜM VI. ELYRION'UN GEÇMİŞİ824 kelime
- 8 BÖLÜM VII. GECE BOYNUZU1.443 kelime
- 9 BÖLÜM VIII - AÇIĞA ÇIKAN SIRLAR2.283 kelime
- 10 BÖLÜM IX - Enerjinin İzinde3.179 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 BÖLÜM X -KORREN VE EİNAR2.074 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gecenin ardından ormanın üzerine sabahın ilk ışıkları düşmeye başladığında kamp yavaş yavaş hareketlendi. Ateşin küllerinden yükselen son dumanlar havaya karışırken grup, yeni güne hazırlanıyordu. Elio gece boyunca birkaç kez Ardren'e ulaşmayı denemiş ancak her seferinde aynı sessizlikle karşılaşmıştı. Bu durum aklından çıkmıyordu.
Hazırlıklar tamamlanırken Veysha, Elio'nun yanına geldi.
"Dün gece anlattıklarımız üzerine düşündün mü?"
Elio başını salladı.
"Evet. Özellikle bağlantıyı güçlendirmek için kullandığınız yöntem ilgimi çekti. Ardren'le aramdaki bağı kontrol edebilmenin bir yolu varsa bunu öğrenmek istiyorum."
Veysha kısa bir süre Elio'ya baktı. Ardından Ximena'nın zihninde konuşmaya başladığını hissetti. Onu dinledikten sonra yeniden Elio'ya döndü.
"Öyleyse öncelikle enerjiyi anlaman gerekiyor. Çünkü bu bağlantı yalnızca iki kişinin birbirini duymasıyla ilgili olmayabilir. Zihnin, bedenin ve enerjinin birbiriyle uyum içinde olması gerekiyor."
Veysha bir an durdu. Ximena'nın söylediklerini dinliyor, ardından onun açıklamalarını Elio'ya aktarıyordu.
"Ximena, dün sana Tao düşüncesinden kısaca bahsettiğimizi hatırlatıyor. Tao'nun temelinde doğadaki her şeyin bir akış ve denge içinde olduğu düşüncesi var. Hiçbir şey tek başına var olmaz. Zıtlıklar birbirini tamamlar. Yin ve Yang da bu dengeyi anlatan iki temel kavramdır. Biri diğerini yok etmez; aksine, birbirlerinin varlığını mümkün kılar."
Elio dikkatle dinliyordu.
"Yani enerjiyi kullanırken de bu dengeyi korumamız gerekiyor?"
Veysha, Ximena'nın cevabını dinledikten sonra başını salladı.
"Evet. Enerjiyi yalnızca artırmaya ya da zorlamaya çalışmak doğru değil. Önce onun akışını hissetmeli, sonra bu akışı kontrol etmeyi öğrenmelisin. Fazla zorlamak da tamamen serbest bırakmak da dengeyi bozabilir."
Veysha konuşmaya devam etti:
"Arkanis'te enerji, yaşamın birçok alanında kendini gösterir. Her canlıda farklı biçimlerde bulunur. Ancak onu kullanabilmek için önce kendi bedenindeki akışı tanımalısın. Bunun için öğrendiğimiz yöntemlerden biri de Dantian anlayışı."
Elio merakla ona baktı.
"Dantian nedir?"
Veysha, Ximena'nın açıklamasını dinleyerek devam etti:
"Dantian, eski Taoist öğretilerde bedenin enerji merkezleri olarak tanımlanan bölgelerden biridir. Genellikle üç ana Dantian'dan söz edilir. Alt Dantian, göbek deliğinin birkaç parmak altında, bedenin merkezine yakın bir bölgede düşünülür. Burası yaşam enerjisinin biriktirildiği ve geliştirildiği merkez olarak kabul edilir. Orta Dantian göğüs bölgesiyle, üst Dantian ise alın ve zihinle ilişkilendirilir."
Elio, anlatılanları zihninde canlandırmaya çalıştı.
"Peki, bizim bağlantımız açısından bunların önemi ne?"
Veysha kısa bir süre Ximena'yı dinledi.
"Biz öncelikle alt Dantian üzerine çalıştık. Çünkü bedenin merkezini ve enerjinin temel akışını hissetmek, bağlantıyı kurarken daha dengeli kalmamıza yardımcı oldu. Nefesimizi düzenlemeyi, zihnimizi sakinleştirmeyi ve dikkatimizi bedenimizin merkezinde toplamayı öğrendik. Zamanla enerjinin akışını daha belirgin hissedebilir hâle geldik."
Veysha bu kez kendi düşüncesini de ekledi.
"Bunu bir güç toplama yöntemi gibi düşünme. Önce kendi enerjini tanımalısın. Onu nerede hissettiğini, nasıl hareket ettiğini ve zihninle nasıl ilişki kurduğunu anlamalısın. Ancak bundan sonra başka bir zihinle bağlantı kurmaya çalışabilirsin."
Elio'nun aklında yeni sorular oluşmuştu.
"Peki, Ardren'le aramdaki bağlantıyı bu şekilde bulabilir miyim?"
Veysha, Ximena'nın düşüncelerini dinledikten sonra cevap verdi:
"Deneyebiliriz. Ama her bağlantı aynı şekilde çalışmayabilir. Bizim yaşadıklarımız sana yol gösterebilir, fakat senin deneyiminin tamamen aynı olacağını söyleyemeyiz."
Bu açıklamanın ardından Veysha, Elio'ya sakin bir yere oturmasını söyledi. Kampın biraz uzağında, ağaçların arasından güneş ışığının süzüldüğü düz bir alan seçtiler. Elio yere oturup rahat bir pozisyon aldı. Veysha karşısına geçerken Ximena da zihninden ona rehberlik etmeye başladı.
"Önce gözlerini kapat. Nefesini zorlamadan, yavaşça alıp ver. Dikkatini çevrendeki seslerden uzaklaştır. Şimdi göbek deliğinin birkaç parmak altındaki bölgeye odaklan."
Elio söylenenleri uyguladı. İlk başta yalnızca nefesini ve bedeninin ağırlığını hissedebiliyordu.
"Orada bir şey hissetmeye çalış ama kendini zorlama," diye aktardı Veysha. "Enerjiyi hemen bulmaya çalışmak yerine bedeninin merkezini tanımaya odaklan."
Dakikalar geçti. Elio nefesini düzenlemeye ve zihnini sakin tutmaya çalıştı. Bir süre sonra bedeninde hafif bir sıcaklık hissetti. Bunun aradığı enerji olup olmadığını anlayamıyordu.
"Bir şey hissediyor musun?" diye sordu Veysha.
"Tam olarak bilmiyorum. Hafif bir sıcaklık var ama bunun ne olduğunu ayırt edemiyorum."
Veysha, Ximena'nın kısa yönlendirmesini dinledi.
"Şimdilik yeterli. Dikkatini dağıtmadan devam et."
Elio yeniden odaklandı. Bu kez Ardren'i düşünmeye çalıştı. Onun sesini, yüzünü ve birlikte yaşadıkları anları zihninde canlandırdı. Daha önce aralarında kendiliğinden oluşan bağlantıyı yeniden yakalamayı umuyordu.
Ancak beklediği hiçbir şey gerçekleşmedi.
Ne bir ses duydu ne de Ardren'in varlığını hissedebildi. Birkaç kez daha denedi. Her seferinde zihninde yalnızca kendi düşünceleri vardı.
Sonunda gözlerini açtı ve derin bir nefes verdi.
"Olmuyor."
Ximena'nın Veysha'nın zihninde verdiği cevabı dinleyen Veysha, Elio'ya döndü.
"İlk denemede başaramaman normal. Bu yöntemleri öğrenmek zaman alır. Ayrıca bağlantının neden ortaya çıktığını henüz bilmiyoruz. Belki de yalnızca enerjiye odaklanmak yeterli değildir."
Elio hafifçe başını salladı. Hayal kırıklığına uğramıştı ama denemeyi bırakmak istemiyordu.
Bir süre daha çalıştılar. Nefesini düzenledi, dikkatini alt Dantian bölgesinde toplamaya ve Ardren'e ulaşmaya çalıştı. Ancak sonuç değişmedi. Bağlantı yine kurulmadı.
Günün ilerleyen saatlerinde yolculuğa devam etme vakti geldi. Grup atlarını hazırlarken Elio da son kez Veysha'ya baktı.
"Yol boyunca denemeye devam edeceğim."
"Devam et," dedi Veysha. "Ama kendini zorlama. Bazen bir şeyi bulmanın ilk adımı, onu zorlamayı bırakmaktır."
Elio bu sözleri düşünerek atına bindi. Grup yeniden yola koyulduğunda ormanın içinden geçen patika, onları daha derinlere doğru götürüyordu.
Elio yol boyunca fırsat buldukça gözlerini kapatıp öğrendiklerini uygulamaya çalıştı. Nefesini düzenliyor, dikkatini bedeninin merkezinde topluyor ve ardından Ardren'e ulaşmayı deniyordu. Bazen hafif bir sıcaklık hissediyor, bazen de zihninin içinde beliren düşünceleri bağlantının başlangıcı sanıyordu. Fakat her seferinde bunun yalnızca kendi zihninden kaynaklandığını anlıyordu.
Ardren'den hâlâ hiçbir işaret yoktu.
Atlar orman yolunda ilerlerken Elio bir kez daha denedi. Zihninde Ardren'in adını tekrarladı, onunla daha önce kurdukları bağlantıyı hatırlamaya çalıştı. Ancak sessizlik değişmedi.
Yolculuk devam ediyordu. Elio ise her başarısız denemesinde aynı soruyla yeniden karşılaşıyordu: Ardren'le aralarındaki bağlantı neden bir anda kesilmişti?
Elio yol boyunca fırsat buldukça gözlerini kapatıp öğrendiklerini uygulamaya çalıştı. Nefesini düzenliyor, dikkatini bedeninin merkezinde topluyor ve ardından Ardren'e ulaşmayı deniyordu. Bazen hafif bir sıcaklık hissediyor, bazen de zihninin içinde beliren düşünceleri bağlantının başlangıcı sanıyordu. Fakat her seferinde bunun yalnızca kendi zihninden kaynaklandığını anlıyordu.
Ardren'den hâlâ hiçbir işaret yoktu.
Atlar orman yolunda ilerlerken Elio bir kez daha denedi. Zihninde Ardren'in adını tekrarladı, onunla daha önce kurdukları bağlantıyı hatırlamaya çalıştı. Ancak sessizlik değişmedi.
Yolculuk devam ediyordu. Elio ise her başarısız denemesinde aynı soruyla yeniden karşılaşıyordu: Ardren'le aralarındaki bağlantı neden bir anda kesilmişti?
Elio, yolculuk boyunca öğrendiklerini uygulamaya devam etti. Her denemesinde önce nefesini düzenliyor, ardından dikkatini bedeninin merkezinde toplamaya çalışıyordu. Bir süre sonra bunu yolculuğun doğal bir parçası hâline getirdi. Atının üzerinde ilerlerken bile fırsat buldukça zihnini sakinleştiriyor, Ardren'e ulaşmayı deniyordu. Ancak henüz hiçbir sonuç alamamıştı.
Bir süre sonra Veysha, Elio'nun yeniden sessizleştiğini fark etti.
"Yine deniyorsun, değil mi?" diye sordu.
Elio gözlerini açıp ona baktı.
"Evet. Bir türlü vazgeçemiyorum. Daha önce aramızda kurabildiğim bir bağlantının şimdi tamamen kaybolması bana tuhaf geliyor."
"Belki de bağlantıyı yanlış yerde arıyorsundur," dedi Veysha. "Ximena'yla ilk iletişim kurduğumda bunun ne olduğunu ben de bilmiyordum. Zamanla birbirimizi dinlemeyi ve aramızdaki bağı anlamayı öğrendik. Her şeyi hemen çözmeye çalışmak yerine biraz zamana bırakmak gerekiyor."
Elio başını salladı.
"Peki, ilk başlarda korkmadın mı? Zihninde başka birinin sesini duymak kolay alışılacak bir şey değil."
Veysha hafifçe gülümsedi.
"Başlangıçta oldukça şaşırmıştım. Hatta bir süre bunun kendi zihnimden kaynaklandığını düşündüm. Fakat Ximena'yla konuştukça onun da benim kadar şaşkın olduğunu anladım. Birbirimizi tanımadığımız hâlde aynı şeyi yaşıyorduk. Sonrasında merakım korkumun önüne geçti."
"Peki, birbirinize alışmanız uzun sürdü mü?" diye sordu Elio.
"Evet. İlk zamanlarda birbirimizi anlamakta zorlandık. Farklı dünyalardan geliyorduk ve yaşadıklarımızı açıklayacak bir bilgimiz yoktu. Önce birbirimizi tanımaya çalıştık. Sonra bağlantımızı anlamak için birlikte çalışmaya başladık."
Elio bir süre düşündü.
"Ximena'yla konuşurken onun düşüncelerini her zaman duyabiliyor musun?"
Veysha, Ximena'nın zihnindeki cevabını dinledikten sonra konuştu.
"Hayır. Her zaman değil. Aramızdaki iletişim zamanla daha anlaşılır hâle geldi ama bu, birbirimizin zihnindeki her şeyi bildiğimiz anlamına gelmiyor. Birbirimize ulaşabildiğimiz zamanlarda konuşuyoruz. Yine de özel düşüncelerimiz ve kendi kararlarımız bize ait."
Elio bu cevabı ilgiyle karşıladı. Ardren'le yaşadığı deneyimin bazı yönleri buna benziyordu ancak aralarında önemli farklılıklar da vardı. Kendisi Ardren'in bedeninde bulunuyordu. Veysha ve Ximena'nın bağlantısıysa bambaşka bir biçimde gelişmişti.
Bir süre sonra Areltıon da sohbete katıldı.
"Anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla bu bağlantıların hepsi aynı şekilde ortaya çıkmıyor," dedi. "Elio'nun yaşadığıyla Veysha'nın deneyimi birbirine benziyor olabilir ama işleyişleri farklı."
"Biz de bunu anlamaya çalışıyoruz," diye karşılık verdi Veysha. "Şimdilik yalnızca kendi deneyimlerimizden yola çıkabiliyoruz."
Areltıon düşünceli bir ifadeyle başını salladı.
"Belki de Kadim Kütüphane'de bu konuda daha fazla bilgi bulabiliriz. Arkanis'in geçmişinde zihinsel bağlantılarla ilgili kayıtlar bulunması mümkün."
Elio bu söz üzerine ona döndü.
"Peki, burada daha önce bizim gibi bir bağlantı yaşayan başka kişilerle karşılaşıldı mı?"
Areltıon kısa bir süre düşündü.
"Benim bildiğim kadarıyla bu konuda kesin bir bilgi yok. Ancak Arkanis'in tarihi, henüz öğrenmediğimiz pek çok olayla dolu. Bu nedenle bir şeyin bilinmiyor olması, daha önce hiç yaşanmadığı anlamına gelmez."
Sohbet kısa bir süreliğine duruldu. Grup, ağaçların arasından uzanan patikada ilerlemeye devam ediyordu. Güneş yükselmiş, dalların arasından süzülen ışıklar yolun üzerine dağılmıştı.
Bu kez Elio, Veysha'ya döndü.
"Peki, biraz da senden bahsedelim. Burada nasıl bir hayatın vardı? Her zaman bu kadar sakin miydin?"
Veysha soruyu duyunca hafifçe güldü.
"Her zaman değil. Sanırım zamanla öğrendim."
"Ne yapardın? Günlerin nasıl geçerdi?"
"Yaşadığım yerde hayat genellikle hareketlidir. Eğitim, görevler ve yolculuklar günlük yaşamın bir parçası. Boş zaman bulduğumda ise genellikle tek başıma kalmayı tercih ederim. Sessizliği severim. Düşünmek ve çevremi gözlemlemek bana iyi gelir."
Elio merakla sordu:
"Yani kalabalık ortamlardan pek hoşlanmıyorsun?"
"Kalabalıkla bir sorunum yok. Sadece her zaman konuşmak zorunda hissetmiyorum kendimi. Bazen sessiz kalmak da yeterlidir."
Areltıon gülümseyerek araya girdi.
"Bunu yolculuk boyunca zaten fark ettik."
Veysha ona kısa bir bakış attı.
"Sanırım fazla konuşmadığım için dikkat çekiyorum."
"Bazen de tam zamanında konuştuğun için," dedi Areltıon.
Bu sözler üzerine Elio hafifçe gülümsedi. Yolculuğun başından beri Veysha'yı daha çok sessiz ve dikkatli biri olarak tanımıştı. Ancak şimdi onun hakkında öğrendikleri, bu sessizliğin ardında daha farklı bir karakter olduğunu gösteriyordu.
Elio bir süre sonra yeniden soru sordu.
"Peki, eğitimine ne zaman başladın? Uzun zamandır mı bu işlerle ilgileniyorsun?"
Veysha bir an düşündü.
"Uzun zamandır. Kendimi geliştirmek için çok zaman harcadım. Her yolculuk, her görev bana yeni bir şey öğretti. İnsan yalnızca güçlü olmakla ilerleyemiyor. Bazen sabırlı olmak, bazen geri çekilmek, bazen de çevrendekileri doğru anlamak gerekiyor."
"Bunları öğrenmek kolay olmamıştır."
"Değildi," diye karşılık verdi Veysha. "Ama zamanla insan neyi neden yaptığını daha iyi anlıyor."
Sohbet ilerledikçe Elio'nun merakı da artıyordu. Veysha'nın yaşadığı yer, eğitim süreci ve Arkanis'teki günlük hayat hakkında sorular sormaya devam etti. Areltıon da zaman zaman konuşmaya katılarak bildiklerini paylaştı. Böylece yol boyunca yalnızca Elio'nun soruları değil, diğerlerinin de birbirlerine yönelttiği merak dolu sorular konuşmanın bir parçası hâline geldi.
Elio ise aralıklarla bağlantı kurmayı denemeyi sürdürüyordu. Bazen sohbet sırasında bir süre sessizleşiyor, dikkatini bedeninin merkezine yöneltiyor ve Ardren'e ulaşmaya çalışıyordu. Fakat her denemesinde karşılaştığı sessizlik değişmiyordu.
Yine de artık yalnızca bağlantıyı yeniden kurmaya odaklanmıyordu. Öğrendiklerini anlamaya, çevresindeki insanları tanımaya ve içinde bulunduğu dünyayı keşfetmeye çalışıyordu.
Önlerinde hâlâ uzun bir yol vardı. Kadim Kütüphane'ye yaklaştıkça cevaplarını aradıkları soruların sayısı da artıyordu. Ancak Elio, ilk kez bu yolculukta yalnızca kendi başına yaşadıklarını değil, başkalarının hikâyelerini de anlamaya başlamıştı.
Yolculuk boyunca sohbetleri aralıklarla devam etti. Elio, öğrendiklerini zihninde tartarken fırsat buldukça bağlantıyı yeniden kurmayı deniyordu. Ancak Ardren'den hâlâ bir karşılık alamamıştı. Bir süre sonra denemelerini bırakarak çevresini izlemeye başladı. Ormanın sık ağaçları arasından geçtikçe manzara değişiyor, güneş ışıkları dalların arasından süzülerek patikanın üzerine düşüyordu.
Günün ilerleyen saatlerinde Areltıon, geceyi geçirmek için uygun bir yer bulmaları gerektiğini söyledi. Bir süre daha ilerledikten sonra ağaçların seyrekleştiği, yakınından küçük bir su kaynağının geçtiği açıklık bir alana ulaştılar. Kamp kurmak için burası oldukça elverişliydi.
Atlar dinlenmeye bırakıldı, yolculukta kullandıkları malzemeler indirildi. Kısa süre içinde ateş yakıldı ve herkes kendine oturacak bir yer buldu. Günün yorgunluğu üzerlerinden yavaş yavaş atılırken Elio'nun aklına yeni sorular gelmeye başladı.
"Size bir şey sormak istiyorum," dedi ateşe bakarken. "Arkanis'in ne kadar büyük olduğunu hâlâ tam olarak kavrayamadım. Daha önce sekiz kıtadan söz edildiğini duymuştum. Gerçekten hepsi birbirinden bu kadar farklı mı?"
Areltıon başını salladı.
"Oldukça farklılar. Her kıtanın kendine özgü coğrafyası, iklimi ve yaşam biçimi var. Bazı bölgeler uzun zamandır yerleşimlere ve krallıklara ev sahipliği yaparken bazı yerler hâlâ yeterince keşfedilmiş değil."
Ximena, Veysha'nın zihninden konuşarak soruya katıldı. Veysha onun söylediklerini Elio'ya aktardı.
"Peki, bu sekiz kıtanın hepsinde aynı halklar mı yaşıyor? Yoksa bazı ırklar yalnızca belirli bölgelerde mi bulunuyor?"
"Hayır, halklar yalnızca tek bir kıtayla sınırlı değil," diye cevap verdi Areltıon. "Varyantlar, Elvaerler, cüceler ve diğer soylar farklı bölgelerde yaşayabilir. Bununla birlikte bazı halkların kendilerine ait yerleşimleri ve güçlü kültürel bağları bulunur."
Elio merakla araya girdi.
"Diğer soylar derken?"
Areltıon ateşe bir parça odun bıraktı.
"Arkanis'te yalnızca insanların bildiği türden yaşam biçimleri yok. Elvaerler, cüceler, Erytharlar, ejderha soyundan gelenler, su kökenliler ve daha pek çok topluluk var. Ayrıca geçmişi çok eskiye dayanan, haklarında fazla şey bilinmeyen kadim soylar da bulunuyor."
"Ejderha soyundan gelenler mi?" diye sordu Elio. "Yani gerçekten ejderhalar var mı?"
"Ejderha kökenli soylar var," dedi Areltıon. "Ancak bu konuda duyduğun her hikâyenin doğru olduğunu düşünme. Arkanis'te anlatılan efsanelerle gerçekler her zaman birbirine karışabilir."
Ximena'nın merakı daha da artmıştı.
"Peki, bu halkların hepsi birbiriyle anlaşabiliyor mu? Farklı dilleri mi konuşuyorlar?"
Veysha, Ximena'nın sorusunu aktardıktan sonra Areltıon cevap verdi.
"Arkanis'te yaygın olarak kullanılan ortak dil Averin'dir. Farklı halklar arasında iletişim kurulmasını sağlar. Bunun dışında geçmişten gelen kadim dil Elyrath ve büyüyle ilişkilendirilen Vaelith de var. Ancak bu diller herkes tarafından bilinmez."
Elio, duyduğu isimleri tekrar etti.
"Averin, Elyrath ve Vaelith..."
"Evet," dedi Areltıon. "Her birinin kendine ait bir geçmişi ve kullanım alanı var. Özellikle kadim metinleri anlamak istiyorsanız Elyrath'ı öğrenmeniz gerekebilir. Kadim Kütüphane'de bu dille yazılmış kayıtlarla karşılaşmanız mümkün."
Bu söz Elio'nun ilgisini çekti.
"Öyleyse kütüphanede yalnızca tarihî kayıtlar değil, eski dillerle yazılmış bilgiler de bulunuyor."
"Kesinlikle. Orası yalnızca kitapların saklandığı bir yer değil. Arkanis'in geçmişine dair pek çok bilginin bir araya geldiği önemli bir merkez."
Elio bir süre düşündü. Ardından aklına başka bir soru geldi.
"Peki, burada krallıklar nasıl yönetiliyor? Her kıtanın kendine ait bir kralı mı var?"
Areltıon başını hafifçe salladı.
"Her kıtada aynı yönetim biçimi yok. Bazı bölgeler krallıklar tarafından yönetilirken bazı yerlerde farklı düzenler bulunur. Örneğin Elyrion'da Aurelthar, Velkaris ve Orvandor adında üç büyük krallık var. Bunların her birinin kendi yönetimi ve hükümdarı bulunur."
"Üç krallık aynı kıtada mı?" diye sordu Ximena.
"Evet. Aralarında zaman zaman anlaşmazlıklar yaşansa da ortak çıkarları söz konusu olduğunda birlikte hareket edebilirler. Özellikle geçmişte Habis yaratıklara karşı verilen mücadelede aralarındaki birlik önemliydi."
Elio, Areltıon'un sözünü dikkatle dinledi.
"Habis yaratıklar... Daha önce bu isimden bahsedildiğini duymuştum. Onlar da Arkanis'te yaşayan diğer türler gibi mi?"
Areltıon'un yüzündeki ifade biraz ciddileşti.
"Hayır. Onları diğer halklarla aynı şekilde değerlendirmek doğru olmaz. Habis varlıklar, Arkanis için uzun zamandır tehdit oluşturan karanlık bir güçle bağlantılı. Ancak bu konuyu anlamak için geçmişte yaşananları bilmek gerekiyor."
Areltıon daha fazla ayrıntıya girmedi. Elio da sorusunu şimdilik burada bıraktı. Kadim Kütüphane'ye ulaşmalarının bir nedeni de zaten bu tür sorulara cevap bulmaktı.
Bir süre sonra Ximena'nın aklına başka bir konu geldi. Veysha, onun söylediklerini dinledikten sonra Elio'ya döndü.
"Ximena, Arkanis'teki teknolojiyi merak ediyor. Burada iletişim kurmak için kristaller kullanıldığını söylemiştik. Bunlar tam olarak nasıl çalışıyor?"
Areltıon cevap vermeden önce Veysha söze girdi.
"Enerji kristalleri farklı amaçlarla kullanılabiliyor. Bazıları iletişimde, bazıları ise çeşitli mekanik düzeneklerde kullanılıyor. Ancak her kristalin aynı özelliğe sahip olduğunu düşünme. Kullanım alanları ve taşıdıkları enerji farklılık gösterebilir."
Elio şaşkınlıkla baktı.
"Yani burada insanlar birbirleriyle kristaller aracılığıyla haberleşebiliyor?"
"Evet. Fakat bu sistemlerin geliştirilmesinde özellikle cücelerin önemli katkıları var. Mekanik düzenekler ve kristal teknolojisi konusunda oldukça ileriler."
Ximena, Veysha'nın zihninde bir süre düşündükten sonra yeni bir soru yöneltti.
"Peki, bu kristallerin enerjisi tükeniyor mu? Yoksa sürekli kullanılabiliyorlar mı?"
Veysha hafifçe gülümsedi.
"Bunun cevabı kullanılan kristale ve düzeneğe bağlı. Bazıları belirli bir enerjiye sahipken bazıları farklı yöntemlerle yeniden kullanılabilir hâle getirilebiliyor. Ama bu konunun ayrıntılarını öğrenmek için bir cüce ustasıyla konuşman daha doğru olur."
Elio gülümseyerek başını salladı.
"Sanırım Arkanis'te öğrenecek çok şeyimiz var."
"Bundan hiç şüphem yok," dedi Areltıon.
Sohbetin yönü bu kez Dünya'ya döndü. Bir süredir Elio ve Ximena'nın anlattıklarını merak eden Areltıon, ateşin karşısında otururken onlara baktı.
"Şimdi de biz size birkaç soru soralım. Dünya'da yaşam gerçekten anlattığınız kadar farklı mı? Özellikle şehirleriniz ve kullandığınız teknolojiler hakkında daha fazla şey öğrenmek isterim."
Elio gülümsedi.
"Oldukça farklı. Dünya'da çok büyük şehirler var. Binalar bazen o kadar yüksek ki en üst katlarından çevreyi görmekte zorlanabilirsiniz. İnsanlar çoğunlukla arabalarla, trenlerle ve uçaklarla seyahat ediyor."
"Uçaklar?" diye sordu Veysha. "Büyü ya da başka bir güç kullanmadan gökyüzünde nasıl kalabiliyorlar?"
"Motorlar sayesinde," dedi Elio. "Kanatlarının üzerinden geçen hava ve motorların sağladığı itiş gücüyle uçabiliyorlar. İnsanlar çok uzun mesafeleri saatler içinde aşabiliyor."
Areltıon merakla öne eğildi.
"Yani bir insan, yaşadığı yerden çok uzak bir kıtaya aynı gün içinde ulaşabiliyor mu?"
"Evet. Hatta bazı yolculuklar birkaç saat sürüyor."
Ximena'nın da bu sohbete katılmak istediği belliydi. Veysha kısa bir süre onu dinledikten sonra konuştu.
"Ximena, Dünya'daki iletişim yöntemlerini anlatmamı istiyor. İnsanlar birbirlerinden uzaktayken nasıl haberleşiyorlar?"
Elio cevap verdi:
"Telefonlar ve bilgisayarlar aracılığıyla. İnsanlar dünyanın diğer ucundaki biriyle anında konuşabiliyor, görüntülü görüşebiliyor. Mesaj göndermek, fotoğraf paylaşmak veya bilgiye ulaşmak çok kolay."
Veysha şaşkınlıkla ona baktı.
"Yani birbirinizi görmeden, sesinizi duyabiliyorsunuz?"
"Evet. Hatta bazen aynı anda binlerce kişiyle iletişim kurmak mümkün."
Areltıon bu kez kendi merakını dile getirdi.
"Peki, bütün bu teknolojiyi nasıl geliştirdiniz? Dünya'daki insanlar enerjiyi bizim kullandığımız gibi kullanmıyor mu?"
Elio kısa bir süre düşündü.
"Bizim teknolojimiz daha çok bilimsel çalışmalar, elektrik ve fizik kuralları üzerine kurulu. Enerjiyi farklı kaynaklardan elde ediyoruz. Elektrik sayesinde makineler çalışıyor, şehirler aydınlanıyor ve iletişim sistemleri kullanılıyor. Ama sizin bahsettiğiniz gibi canlıların içindeki enerjiyi kontrol etmek, bizim dünyamızda bilinen bir şey değil."
"İlginç," dedi Areltıon. "Demek ki iki dünya farklı yollarla gelişmiş."
Elio başını salladı.
"Evet. Sizin kristallerle yaptığınız bazı şeyleri biz elektrik ve makinelerle yapıyoruz. Ama ikisinin de temelinde enerjiyi kullanmak var."
Bu kez Veysha, Elio'ya döndü.
"Peki, Dünya'da insanlar nasıl yaşıyor? Buradaki gibi farklı halklar ve soylar var mı?"
Elio gülümsedi.
"İnsanlar farklı ülkelerde, farklı kültürlerde yaşıyor. Dilleri, gelenekleri ve yaşam biçimleri birbirinden farklı. Ama hepimiz aynı türün üyeleriyiz. Sizin Arkanis'teki kadar farklı halklar olduğunu söyleyemem."
Ximena da Veysha'nın zihninden konuşmaya katıldı. Veysha onun söylediklerini aktarırken kendi düşüncesini de ekledi.
"Dünya'da da insanlar arasında büyük farklılıklar var. Ancak bu farklılıklar daha çok yaşadıkları yer, kültürleri ve geçmişleriyle ilgili. Ximena, Meksika'dan geldiğini ve eğitim için Kanada'da yaşadığını söylüyor. Ben de onun yaşadığı iki ülke arasındaki farkları merak ediyorum."
Areltıon, Ximena'nın bu farklı dünyalardaki deneyimini ilgiyle dinledi.
"İki ülkede yaşamış olmak nasıl bir duygu? İnsanların alışkanlıkları çok farklı mı?"
Veysha, Ximena'nın cevabını dinledi.
"Oldukça farklı. Meksika'da ailemle ve alıştığım çevreyle birlikteydim. Kanada'ya geldiğimde yeni bir düzene alışmam gerekti. İnsanların günlük yaşamları, iklim, yemekler ve sosyal alışkanlıklar değişiyordu. Ama zamanla kendi düzenimi kurdum."
Elio gülümseyerek araya girdi.
"Sanırım Dünya'da da Arkanis'teki gibi her bölgenin kendine özgü bir yaşamı var."
"Evet," dedi Ximena'nın sözlerini aktaran Veysha. "Sadece farklılıkların biçimi değişiyor."
Sohbet uzadıkça iki dünyanın birbirinden ne kadar farklı olduğu daha belirgin hâle geliyordu. Bir tarafta kristallerle çalışan mekanizmalar, farklı soylar ve kadim diller; diğer tarafta büyük şehirler, uçaklar ve insanların geliştirdiği teknolojiler vardı. Buna rağmen iki dünyada da insanlar merak ediyor, öğreniyor, yolculuk ediyor ve kendi yaşamlarını sürdürüyordu.
Areltıon bir süre sessiz kaldıktan sonra ateşe baktı.
"Belki de iki dünya sandığımız kadar birbirinden uzak değildir," dedi. "Yöntemlerimiz farklı olabilir ama aradığımız şeyler çoğu zaman aynı."
Elio bu söz üzerine düşüncelere daldı. Dünya'da geride bıraktığı hayatı hatırladı. Üniversitesini, arkadaşlarını ve bir gün geri dönüp dönemeyeceğini bilmediği evini düşündü. Ardren'le arasındaki bağlantı yeniden aklına geldi. Belki de bu iki dünya arasındaki ilişki, henüz anlayamadıkları kadar derindi.
Gece ilerledikçe sohbet yavaşladı. Herkes öğrendiklerini ve duyduklarını zihninde tartıyordu. Ateşin alevleri karanlığın içinde yükselirken Elio, Ximena'nın ve diğerlerinin anlattıklarını düşünerek bir süre daha sessizce oturdu.
Önlerinde hâlâ ulaşmaları gereken Kadim Kütüphane vardı. Belki orada hem Arkanis'in geçmişine hem de iki dünya arasındaki bağa dair yeni cevaplar bulabileceklerdi.
Bölüm etkileşimi
