4. bölüm · Ölümcüller
Sesin Sahibi
Duyduğum sesle buz kesildim.Bir adım sesi daha duydum.Sesin sahibi bana biraz daha yaklaştı.Ve biraz daha.Şuan tam arkada tepeden beni inceliyordu.Ama ben kafamı kaldırmadım.Kıpırdayamıyordum.O yaklaşınca artan cızırtı sesi ile ve etrafa yayılan loş ışıktan elinde bir meşale tuttuğunu anlayabiliyordum. Meşaleyi bir süre daha elinde tuttu.Ardından önümdeki çöp yığınına attı.Küçük bir kıvılcım ile başlayan ateş daha da büyüdü.Biraz daha böyle durursam yanacaktım.Kendimi toparladım ve yavaşça kafamı arkaya çevirdim.Bana kalkabilmem için elini uzatmıştı.Uzattığı eli geri çevirdim ve ayağa kalktım.O da omuz silkerek elini geri çekti.
Sesin sahibi uzun boylu,iri yapılı bir erkekti.Benden tahminimce bir iki yaş büyüktü.Sarıya yakın beyaz saçları,mavimsi gri gözleri,üstündeki siyah takım ile oldukça düzgün görünüyordu.
Korkmuş gibi ona doğru titrek bir adım attım.Korktuğum falan yoktu.Onu burada öldürebilir,arkadaki büyük ateşe atabilirdim. “Sen de kimsin,ve burada ne yapıyorsun?”
Ellerini “Sakin ol.” dercesine bana yaklaştırdı.Bu son damlaydı.İlk ve son.Birini gebertmek için sinirimi azıcık bozması yeterdi.Bacağıma kayışla tutturduğum hançeri çektim ve boynuna uzattım.“Sakın kıpırdama.”
Ellerini teslim olurcasına havaya kaldırdı. “Tamam,kıpırdamayacığım.Şunu çeker misin?” gözleriyle hançerimi işaret etti.Hançeri geri çektim ve tekrar bacağımdaki kayışa soktum.
“Soruma cevap ver.” dik dik ona bakmaya başlamıştım.
“Tekniken elbisesini saklamaya çalışan ve gecenin bir körü bu sokakta çipleri ittiren sensin.Asıl sen kimsin ve burada ne yapıyorsun?”
“Bu seni ilgilendirmez ve…”elimi bacağımdaki kayışın üstünde gezdirdim.Açıkça onu tehdit ediyordum. Aslında seçenek sunuyordum.Cevap ver ya da öl.“cevap?”
Hafifçe yutkundu.Cevap vermez ise öleceğini anlamıştı.Ölmekten korkuyordu.Ne tatlı.“İsmim Oral ama ismimi çoğu insan bilmez.Genelde ‘soytarı’ derler.”
Soytarı çok tanıdık geldi.Soytarı,soytarı… Bu ismi bir yerde duymuştum.Beynimi hatırlamaya zorladım.Ve bir anda kafamda şimşekler çaktı.Bu ismi çoğu ilanda okumuş,çoğu handa dedikodusunun döndüğünü duymuştum.Soytarı,dolandırıcılar kralı…Ölmekten korkan biri için fazla cesaret.Neyse ki ölmeyeceksin Soytarı,yani şimdilik.Daha işimiz var.
Elini sıkmam için uzatmıştı.Benim kim olduğumu merak ediyordu.Ben ise bana uzattığı eli görmezden gelerek yerdeki çantamı aldım Ve yürümeye başladım.Arkamdan bağırdı. “memnun oldum bende.”Yine duymazdan geldim.Arkamdan geleceğini biliyordum.Birkaç adım atmıştım ki arkamdan sessiz adım sesleri gelmeye başladı.Tahmin ettiğim gibi.Umarım merakın seni öldürmez,Soytarı.
Sesimi duyması için yükselterek “Arkamda olduğunu biliyorum.Bir problem çıkarma yoksa…sen gerisini biliyorsun.” dedim.Yüksek sesle oflayarak birkaç uzun adımda yanıma geldi. “Nerden anladın ki?”Omuz silktim. “küçük bir tahmin.”Gözlerini devirdi.”Bir süre sessizce yürümeye devam ettik.Ama sonunda merakına yenik düşmüş olacak ki “ben kendimi tanıttım”diye söylendi.Anlamamış gibi davranarak ona baktım “Ee?”
“Sen kimsin peki?Adın ne,işin,yaşın falan filan.”Heyecanla bana baktı.İsmimi öğrenmek için herşeyini verirdi sanki.
“Bilmesen de olur.” dedim ve hızlı adımlarla önüne geçtim.O ise az önceki hiç kıpırdamamıştı.
“Hadi ama ben sana söyledim.”
Gözlerimi devirdim.Bu kadar ısrara taş bile çatlar. “İyi tamam.İsmim Arimionel ama genelde ‘Arimi’ yi kullanıyorum.Bilmen gerekenler bu kadar.Ha birde Arimi’yi pek kullanan olmaz,genelde ‘ölüm’ derler.
Korkmasını,arkasını dönüp kaçmasını ve onu öldürmek zorunda kalacağımı düşünüyordum.Ama o beni şaşırtarak sıkıntıyla “Of be.Bir delimiz eksikti.Daha güzel bir ölüm istemiştim.Etimi bile ye bu.” diye sitem etti.
Gözlerimi devirdim “Boş konuşmayı bırakta yürü.Çenen değil ayakların çalışsın.” yürümeye devam ettim.Çantamdan tekrar haritamı çıkardım.Hana az kalmıştı.Saat belki de gece yarısını geçmişti.şükürler olsun sonunda yatabileceğim.Hayır,bir saniye…YATAMAYACAĞIM.Önce arkamdakinden kurtulmalıyım.Off,bir de bu eksikti.
Sinirden elim ayağım birbirine giriyordu bir de bunun üstüne yine o sinir bozucu sesi duydum. “Şey,sorması ayıp beni nereye götürüyorsun?”
“Cehennemin dibine.”Aptal kafam bunu o ateşe atmamıştım ki.Sadece biraz eğlenmek istemiştim.Yeteri kadar şey görmüş ve duymuştu.Beni ele vermesin diye hana götürüp biraz acı çektirecektim.Onu öldürmek gibi bir niyetim yoktu.Ama böyle giderse bana tek başıma kanlı bir elbise ile girecektim.
Beni düşüncelerimden sıyıran bileğim bir anda tutulup çekilmesi oldu.Oral beni iki evin arasındaki dar bir çıkmaza sokmuştu.Yeterince sinirimi bozmamış gibi bu da neydi şimdi?
“Sen ne yaptığını sanıyorsun?”
Sessiz ol dercesine parmaklarını dudaklarına götürdü.Ben sen bağırmaya devam ettim.Beni susturamayacağını anlamış olacak ki bir anda elimi ağzımın üstüne kapattı.Gözlerim bu ani temas üzerine fal taşı gibi açıldı.Cidden ne yaptığını sanıyordu?Kendimi zor bir şekilde toparladım.Elini çekmesi bekledim ama çekmedi.Ben de fırsat bu fırsat diyerek elini ısırdım.Ayağını denk al Soytarı yoksa cezanı çekersin.Acıyla yüzünü buruşturdu.Çığlık atmamak için kendini zor tutuyordu.Tam ona hesap soracakken az önce yürüdüğümüz sokaktan adım sesleri gelmeye başladı.Bir grup insan sokakta koşarak ilerliyordu.Bağırışları birbirine karışmıştı.Sanki birini arıyorlardı.O biri de ben.Hayır ben değilim arkamdaki.Kesinlikle onu arıyorlar.Başına ne bela aldın Soytarı?
Sessizce grubun geçmesini bekledik.Aslında ondan tam bu anda kurtulabilirdim.Ama hayır…O artık benim oyuncağım.Onunla canım sıkılana kadar oynayacağım ve sonra da kenara atacağım.Her zamanki gibi.Zaten ondan şu anda kurtulsam beni ifşa edebilir.Ama yaşayacaklarından sonra kesinlikle öyle bir şey düşünmeyecek.Düşünse de ona daha kötüsünü yaşatabileceğimi bilecek.Eh şimdi düşünsün bakalım.
Ayak sesleri yeterince uzaklaşınca tekrar sokağa çıktım.Onun çıkmasını beklerken hançerimin kayısı oynamaya başladım.Sonunda çıkabilmişti.“Elini kolunu yerinde tutacağın konusunda anlaştığımızı sanıyordum.”
Üstünü silkeledi ve saçlarını düzeltti.“Eli meşaleli,mızraklı bir grubun gazabına uğramaktansa küçük bir kızın hançeri ile uğraşmayı yeğlerim.
Küçük kız ve hançeriymiş.Beni hafife alıyordu.Yazık “Az önce hiç öyle demiyordunuz Bay Soytarı.” Hançerimin hala bacağımda olduğunu belli etmek istercesine elimi elbisemin etek kısmında gezdirdim.
“O az önceydi Kont Arimionel.”Sabır.Cidden sabır.Sinirle gülmeye başladım.“Yürü.”gözlerini devirdi. “Tamam ya.”Yürümeye devam ederken kafamı arkaya çevirdim. “Başına ne açtın?”Sormama şaşırmamıştı.Omuz silkti.
“Herkes sen gibi profesyonel değil han’fendi.”
Kafamı “anladım” dercesine salladım.”Arkanı toplayamadın ve kaçtın yani.”
Kafasını salladı.”Öyle de denebilir.Her şeyi doğru yaptım ama bir takım aksaklıklar çıktı.Malesef”
“Aynen kesin öyledir.”diye mırıldandım.Hanın kapısı sonunda görünmüştü.Şükürler olsun.
