10. bölüm · ÖLÜ Peri

10. Bölüm

Gece 🌑 ...

10. BÖLÜM: GECEYİ BÖLEN BAKIŞLAR
Mihra’nın Anlatımı
Karan’ın o ölümcül acısının arasında bile Berk’e kükreyen sesi odada yankılanırken, Berk başını öne eğip tek kelime edemedi. Onun bu evdeki otoritesi öyle sarsılmazdı ki, can çekişirken bile etrafındakilere korku salabiliyordu.
"Kes sesini de dinlen," dedim, sesimdeki otoriter doktor tonunu saklamayarak. Önüne geçip bakışlarını Berk’ten üzerime çektim. "Burada hayatını kurtarmaya çalışıyoruz, sen hala millete hesap soruyorsun. Kımıldama, dikişlerin patlayacak."
Karan gözlerini bana dikti. O kömür karası gözlerinde ilk kez itiraz etmeyen, söylediklerimi kabullenen bir teslimiyet gördüm. Derin, hırıltılı bir nefes alıp başını yastığa bıraktı. Berk’e dışarı çıkmasını işaret ettim. O gece, onun durumunun ne kadar kritik olduğunu bildiğim için kendi odama dönemedim. Başucundaki koltuğa ilişip sabaha kadar nabzını, ateşini kontrol ettim. İçimdeki o solmuş pembe gül, bu kanlı gecede bir hastanın hayatı için yeniden canlanmıştı sanki. Sabaha karşı yorgunluktan gözlerim kapandı ve koltukta sızıp kaldım.
Ertesi Sabah
Gözlerimi araladığımda odanın içi sabahın ilk ışıklarıyla aydınlanmıştı. Boynum tutulmuştu ve her yerim sızlıyordu. Hafifçe doğrularak yatağa doğru baktım.
Karan uyanmıştı.
Yatakta hafifçe dikleşmiş, sırtını yatak başlığına dayamıştı. Göğsündeki beyaz sargı bezleri düzgündü. Ama beni asıl sarsan bu değildi; beni sarsan, uyandığı andan beri beni izlediğini belli eden o gözlerdi. Karan Kurt, hiçbir şey söylemeden, nefesini bile dışarıya duyurmaktan çekinir gibi sessizce beni izliyordu.
Bakışlarında dün geceki o öfkeli adamdan eser yoktu. Çok derin, ne düşündüğünü asla çözemediğim ama içimi eriten o empati dolu bakışıyla bana bakıyordu. Gözlerimi ondan kaçıramadım. O sessizlikte, aramızda kelimelerden çok daha büyük bir bağ kurulmuştu sanki. Kurt, hayatını kurtaran periyi sessizce izleyerek teşekkür ediyordu.O sessizlik, odadaki havanın gittikçe ağırlaşmasına neden oluyordu. Karan’ın üzerimdeki o sabit, derin bakışları sanki ruhumun en ücra köşelerini bile inceliyor gibiydi. En sonunda o buz gibi sessizliği bozan yine onun pürüzlü, yorgun sesi oldu.
"Dün sabah..." dedi Karan, gözlerini bir an bile kırpmadan yüzüme bakarken. "Sen bizimkilerle nasıl Korece konuştun?"
Sorusunun ani gelişiyle kalbim ritmini şaşırdı. Yakalanma korkusu dalga dalga içime yayılırken, yutkundum ve ellerimi pijamamın kumaşına bastırarak sesimin titrememesine gayret ettim. Karan Kurt’un karşısında yalan söylemek, bir uçurumun kenarında yürümekten farksızdı.
"Ben..." dedim, duraksayarak. Bakışlarımı odadaki sargı bezlerine çevirip hızla bir çıkış yolu aradım. "Ben bir dil kursuna gidiyorum da... O yüzden öğrendim. Merakım vardı."
Karan sorduğu sorunun ardından derin bir nefes aldı. Yüzündeki o sert ama her şeyi okuyan bilge ifade yerini koruyordu. Cevabımın doğruluğunu tartar gibi bir süre sessiz kaldı. Kurs yalanıma tam olarak inanıp inanmadığını kestiremiyordum ama o an için bu konunun üzerinde daha fazla durmadı.
"Demek kurs," diye mırıldandı, sesi neredeyse fısıltı gibiydi. Gözlerinde yine o içimi sızlatan, benim kimsesizliğimi ve buradaki çaresizliğimi anlayan o derin empati belirdi. "Bir peri için fazla gizemlisin, Mihra."
Bu küçük konuşma, aramızdaki o görünmez duvarları tamamen yıkmasa da bizi birbirimize bir adım daha yaklaştırmıştı. Hayatını kurtardığım bu sert adam, şimdi benim sakladığım küçük sırların peşindeydi.
İyi okumalar dilerim