16. bölüm · Ölü nefes

BÖLÜM 16 — Bedeli Olan Aşk

Beyda Arslantaş

Defne o gece Nefes’i rüyasında gördü.
Ama bu bir rüya değildi.
Uyanıktı.
Yurt odasında, aynanın karşısında duruyordu. Aynada kendi yansıması yoktu.
Sadece Nefes vardı.
“Onu bırak,” dedi yansıma.
“Yoksa sıra sana gelir.”
Defne çığlık atmak istedi ama sesi çıkmadı.
Ve o anda anladı:
Kasaba artık kıskanıyordu.
Ertesi gün okulda fısıltılar başladı.
“Nefes’le Kayra…”
“Dün gece bahçedeymişler.”
“Kasaba sinirlenmiş diyorlar.”
Kimse yüksek sesle konuşmuyordu. Çünkü herkes şunu hissediyordu:
Yanlış bir kelime, yanlış bir bakış… bedel olabilirdi.
Kayra Nefes’in yanından bir an bile ayrılmıyordu. Koridorda yürürken bile eli onun bileğindeydi. Sahiplenmek gibi değil… korumak gibiydi.
“Böyle bakıyorlar,” dedi Nefes fısıltıyla.
Kayra durdu.
“Baksınlar.”
Sonra ekledi:
“Beni senden alamazlar.”
Öğleden sonra Hikmet onları buldu. Sessiz bir sınıfa soktu. Kapıyı kilitledi.
“Bunu yapmamalıydınız,” dedi.
Nefes dik durdu.
“Sevmek mi?”
Hikmet başını salladı.
“Bağlanmak.”
Kayra dişlerini sıktı.
“Onu yalnız bırakmam.”
Hikmet Kayra’ya baktı.
“Onu seviyorsan,” dedi,
“onu itecek kadar güçlü olmalısın.”
Nefes bağırdı:
“Hayır!”
Ama Hikmet devam etti.
“Kasaba, bağlı olanı alır.”
Bu cümle odanın içinde yankılandı.
O gece Kayra kararını verdi.
Nefes uyurken, onun izine baktı. Göğsünde hafifçe parlayan çizgiye.
Elini uzattı ama dokunmadı.
“Affet beni,” diye fısıldadı.
Sonra odadan çıktı.
Kayra kasabanın merkezine gitti.
Çukura.
Yalnız.
“Beni istiyorsun,” dedi yüksek sesle.
“Onu bırak.”
Toprak titredi.
“Bağ koptuğunda,” dedi kasaba,
“denge bozulur.”
Kayra diz çöktü.
“Bırak onu.”
İşaret alev gibi yandı.
“Karşılığında ne veriyorsun?” dedi kasaba.
Kayra tereddüt etmedi.
“Hafızamı.”
Sessizlik oldu.
Kasaba durdu.
“Onu unuttuğunda,” dedi,
“yaşayacak.”
Kayra gözlerini kapattı.
“Tamam.”
Sabah olduğunda Nefes Kayra’yı bulamadı.
Bahçede oturuyordu.
Yalnız.
Yanına gitti.
“Kayra?”
Kayra başını kaldırdı.
Gözleri… boştu.
“Tanışıyor muyuz?” dedi.
Nefes’in dünyası yıkıldı.