29. bölüm · Ölmek İçin Erken
Unutulan Kahraman
Elena Vesper Cole
Kai’nin karanlığın içinde kaybolduğu anı unutamıyordum.
Tesisin son kapıları kapanırken gördüğüm o son bakış, zihnime kazınmıştı. Maria beni sürükleyerek dışarı çıkarmasaydı geri dönerdim. Bunun sonum olması umurumda olmazdı. Çünkü o anda geride bıraktığım şey yalnızca bir insan değildi.
Kai benim geçmişimdi.
Cevaplarımdı.
Ve fark etmesem bile son birkaç aydır tutunduğum tek şeydi.
Yağmur yağıyordu.
Ormanın içinden ilerlerken üzerimizdeki gökyüzü kurşuni bulutlarla kaplanmıştı. Tesisin bulunduğu bölgeden uzaklaşmış olmamıza rağmen arkamı dönüp duruyordum. Her seferinde ağaçların arasından yükselen dumanı görüyor ve içimdeki boşluğun biraz daha büyüdüğünü hissediyordum.
Maria hiçbir şey söylemiyordu.
A da sessizdi.
Bu sessizlik saatler sürdü.
Sonunda terk edilmiş bir gözetleme kulübesine ulaştığımızda bacaklarım artık beni taşımıyordu. İçeri girer girmez yere çöktüm.
Kimse konuşmadı.
Kimse Kai’nin adını anmadı.
Çünkü hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk.
Onu orada bırakmıştık.
Ve geri dönemeyecektik.
⸻
Saatler sonra yağmur hafiflemişti.
Kulübenin içindeki eski sobanın yanında otururken gözlerimi tavana dikmiş, düşüncelerimin arasında kaybolmuştum.
Sonunda sessizliği ben bozdum.
“A.”
Adam başını kaldırdı.
İlk kez yüzünü dikkatlice inceleme fırsatım olmuştu.
Yorgun görünüyordu.
Çok yorgun.
Sanki yıllardır uyumamış gibiydi.
“Gerçekten kimsin?”
Soru havada asılı kaldı.
Maria da ona baktı.
Bu cevabı yalnızca ben değil, o da bekliyordu.
A uzun süre konuşmadı.
Sonunda derin bir nefes verdi.
Ve ilk kez maskesini tamamen indirdi.
“Benim adım Adrian.”
Sessizlik.
“Adrian Rex.”
Kalbim duracakmış gibi oldu.
Rex.
Kai’nin soyadı.
Maria’nın yüzü de değişmişti.
“Rex mi?”
Adrian gözlerini kapattı.
Acı çekiyormuş gibi görünüyordu.
“Ben Kai’nin abisiyim.”
Dünyam sarsıldı.
Birkaç saniye boyunca konuşamadım.
Çünkü bu ihtimal aklıma hiç gelmemişti.
Adrian devam etti.
“Yıllar önce beni aldılar. İlk başarılı denek bendim. A-01.”
Sesi sakin çıkıyordu ama gözlerinde yıllardır taşıdığı yükü görebiliyordum.
“Başlangıçta her şey yolunda gidiyordu. Hafızamı silebildiler. Kimliğimi değiştirebildiler. Beni yeniden yaratabildiler.”
Başını eğdi.
“Ama bir hata yaptılar.”
“Ne hatası?”
Bana baktı.
“Kai.”
Boğazım düğümlendi.
Adrian hafifçe gülümsedi.
Acı dolu bir gülümsemeydi.
“Ne yaparlarsa yapsınlar onu unutamadım.”
Kulübenin içi sessizleşti.
Çünkü bu sözleri duyunca bir şeyi hatırladım.
Dosyadaki cümleyi.
Bağlantı silinemedi
Adrian başını salladı.
“İnsanların anılarını silebilirler. Kimliklerini değiştirebilirler. Ama bazı bağlar kalır.”
Gözlerini bana çevirdi.
“Tıpkı senin ve Kai’nin bağı gibi.”
Kalbim sıkıştı.
Bir anda çocukluğumdan kalan parçalar zihnimde belirip kaybolmaya başladı.
Beyaz koridorlar.
Deney odaları.
Bir çocuk.
Bana uzatılan bir el.
Ve aynı ses.
“Yalnız değilsin.”
Nefesim kesildi.
Adrian konuşmaya devam etti.
“Onlar sizi birlikte büyüttü. Aynı deneylerin içinde tuttular. Çünkü birbirinizi hatırlayıp hatırlamayacağınızı görmek istiyorlardı.”
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra gözlerini kaçırdı.
“Ve başarısız oldular.”
⸻
Ertesi sabah güneş doğduğunda tesis hâlâ uzakta görünüyordu.
Ancak duman artık daha azdı.
İçimde büyüyen huzursuzluğu susturamıyordum.
Kai’nin öldüğüne inanamıyordum.
Belki de inanmak istemiyordum.
Tam o sırada Adrian’ın telefonu çaldı.
Yüzü anında değişti.
Ekrana baktı.
Sonra küfür etti.
“Ne oldu?” diye sordum.
Cevap vermedi.
Telefondaki mesajı bana uzattı.
Ekranda yalnızca tek satır vardı.
Hedef ele geçirildi
Kanım çekildi.
Hedef.
Kai.
Bir anda ayağa kalktım.
“Yaşıyor.”
Maria’nın gözleri büyüdü.
“Elena…”
“Yaşıyor!”
Kalbim hızlanmıştı.
Aylar sonra ilk kez içimde umut hissettim.
Ama Adrian’ın yüzü umutlu görünmüyordu.
Aksine daha da solmuştu.
“Bu iyi değil.”
“Neden?”
Çünkü cevabı biliyordu.
Ve ben de birkaç saniye sonra öğrendim.
Telefon yeniden titredi.
Yeni mesaj gelmişti.
Mesajı görememiştim.
Adrian gözlerini kapattı.
Sanki bunu bekliyormuş gibiydi.
“Nedir bu?”
Sorum fısıltıdan ibaretti.
Adrian cevap verdiğinde sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
“Hafıza silme protokolü.”
Dünyam durdu.
Hayır.
Hayır.
Hayır.
Bu olamazdı.
⸻
O sırada, Vesper tesisinin kilometrelerce altında bulunan bir laboratuvarda beyaz ışıklar yanıyordu.
Metal bir sedyeye bağlanmış genç bir adam hareketsiz yatıyordu.
Omzundaki yara sarılmıştı.
Kalp monitörü düzenli çalışıyordu.
Hayattaydı.
Ama gözleri kapalıydı.
Camın arkasında duran bilim insanlarından biri dosyaya baktı.
“Kimlik doğrulandı.”
Bir diğeri başını salladı.
“Başlayın.”
Monitörlerde yüzlerce veri akmaya başladı.
Anılar.
İsimler.
Yüzler.
Sesler.
Bir hayat.
Bilgisayar ekranında tek bir isim yanıp sönüyordu.
Kai Rex
Ardından yeni bir satır belirdi.
Anılar siliniyor…
Laboratuvar sessizdi.
Kimse konuşmuyordu.
Çünkü onlar için bu yalnızca bir prosedürdü.
Yalnızca başka bir denekti.
Ama hiçbiri genç adamın bilinçsiz zihninde son kalan görüntünün ne olduğunu bilmiyordu.
Çünkü karanlığın içinde hâlâ tek bir yüz vardı.
Ela gözler.
Dağınık saçlar.
Ve bir isim.
Elena.
Sonra ekranın üzerindeki yüzde yavaşça yükselmeye başladı.
%12
%27
%43
Ve karanlık herşeyi yutmaya başladı
