24. bölüm · Ölmek İçin Erken

Küllerin Altındaki Gerçek

𝐿𝒾𝓁𝒾𝓉𝒽 𝐿𝒶𝓃𝒸𝒶𝓈𝓉𝑒𝓇

Elena Vesper Cole

Hayatım boyunca bazı yerleri ilk kez görmeme rağmen daha önce orada bulunmuşum gibi hissettiğim olmuştu ama Vesper tesisine adım attığım andan itibaren yaşadığım şey bundan çok farklıydı. Burası bana tanıdık gelmiyordu; sanki zihnimin derinliklerinde gömülü kalmış, yıllardır ulaşamadığım bir parçama geri dönüyormuşum hissi veriyordu. Pas kokusunun ağırlaştığı koridorlarda ilerlerken duvarlara, tavana ve yerdeki eski işaretlere bakıyor, nedenini açıklayamadığım bir huzursuzlukla çevremi inceliyordum. İçimde bir ses, buranın benim için yalnızca terk edilmiş bir bina olmadığını söylüyordu.

Maria önümde yürüyordu. Elindeki silahı indirmemişti ve her birkaç saniyede bir arkasına dönüp koridorları kontrol ediyordu. Onun bu kadar gergin olması beni daha da tedirgin ediyordu çünkü Maria tehlikeli durumlara alışkın biriydi. Eğer o korkuyorsa, korkmak için gerçekten bir sebep vardı.

Koridorun sonunda eski bir güvenlik kapısı duruyordu. Üzerindeki elektronik panel yıllardır çalışmıyor gibi görünüyordu fakat yanına yaklaştığımız anda ekran birden aydınlandı. Soluk mavi ışık karanlığın içinde neredeyse hayalet gibi parladı ve ekranın üzerinde tek bir cümle belirdi.

HOŞ GELDİN DENEK 17.

Kalbim bir anlığına duracakmış gibi oldu.

Maria da yazıyı görmüştü. Yüz kaslarının gerildiğini fark ettim ama hiçbir şey söylemedi. Oysa ben gözlerimi ekrandan ayıramıyordum. O numarayı her gördüğümde içimde açıklayamadığım bir boşluk oluşuyordu. Sanki bana ait olan ama elimden alınmış bir hayatın izleri karşıma çıkıyordu.

Kapı ağır bir sesle açıldığında içeriye soğuk hava doldu. Odanın ortasında onlarca bilgisayar ekranı vardı. Bazıları kırılmış, bazıları tamamen kararmıştı. Ancak içlerinden biri hâlâ çalışıyordu. O ekranın yanıp sönen ışığı bütün odanın karanlığını bölüyor, dikkatimi istemsizce kendine çekiyordu.

Yavaşça yaklaştım.

Ekranın üst kısmında dosya isimleri sıralanıyordu.

Psikolojik değerlendirmeler.

Nörolojik analizler.

Deney raporları.

Ve yüzlerce tarih.

Bir süre sonra gözüm bir dosyada takılı kaldı.

SUBJECT 17 - ANILARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

Nefesim boğazımda düğümlendi.

Dosyayı açtım.

Karşıma çıkan satırları okudukça ellerimin titremeye başladığını hissediyordum.

“Denek 17’nin mevcut kimliği tamamen silinmiştir. Yeni kişilik oluşturma süreci başarıyla tamamlanmıştır.”

Aşağıda başka bir satır vardı.

“Eski anıların geri dönme ihtimali yüzde üç olarak hesaplanmıştır.”

Yüzde üç.

Ben o yüzde üçün içindeydim.

Belki de bütün bunlar bu yüzden oluyordu.

Belki de hatırlamamam gerekiyordu.

Belki de sistemin korktuğu şey tam olarak buydu.

Tam yeni bir dosya açacakken tesisin içinden metal bir ses yükseldi. Önce uzaktan geldiğini düşündüm ama birkaç saniye sonra aynı sesi tekrar duyunca bunun yalnızca eski borulardan kaynaklanmadığını anladım.

Birileri vardı.

Maria da bunu anlamış olacak ki silahını kaldırıp kapıya yöneldi.

“Elena.”

Sesindeki sertlik dikkatimi çekti.

“Burada yalnız değiliz.”

O an içimdeki bütün huzursuzluk büyüdü. Çünkü birkaç gündür sürekli kaçıyorduk. Sürekli saklanıyorduk. Ve her seferinde bizi buluyorlardı.

Bu kez de farklı olmayacaktı.

Koridorun derinliklerinden gelen ayak sesleri giderek netleşmeye başladı. Düzenli ve ağır adımlardı bunlar. Acele etmiyorlardı. Sanki zaten kaçamayacağımızdan eminmişler gibi ilerliyorlardı.

İçgüdüsel olarak geri çekildim.

Tam o sırada odadaki ekranlardan biri kendi kendine açıldı.

Sonra bir diğeri.

Sonra bir diğeri daha.

Birkaç saniye içinde bütün monitörler aynı görüntüyü göstermeye başlamıştı.

Siyah bir ekran.

Ve ortasında beyaz bir harf.

A.

Boğazım kurudu.

Son haftalarda bu harfi o kadar çok görmüştüm ki artık zihnime kazınmıştı.

Monitörlerde yazılar belirmeye başladı.

Gerçeğe yaklaştın.

Ardından yeni bir satır oluştu.

Ama hala herşeyi bilmiyorsun

Maria ekranlardan birine yaklaştı.

“Kimsin sen?”

Cevap birkaç saniye sonra geldi.

Ben başlangıçtım.

Odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.

Ne demekti bu?

Başlangıç neydi?

Vesper’ın başlangıcı mı?

Deneylerin başlangıcı mı?

Yoksa benim hikâyemin başlangıcı mı?

Sorular zihnimde birbirine karışırken aniden başka bir şey oldu.

Başımın içinde keskin bir ağrı hissettim.

Öyle güçlüydü ki dizlerimin üzerine çökmek zorunda kaldım.

Gözlerimin önünde görüntüler parlamaya başladı.

Beyaz bir oda.

Parlak ışıklar.

Bir çocuk.

Kahverengi saçlar.

Bir gülümseme.

Sonra bir ses.

“Merak etme. Seni yalnız bırakmayacağım.”

Görüntü kaybolduğu anda nefes nefese kaldım.

Kalbim deli gibi atıyordu.

O çocuğun yüzünü net görememiştim ama içimde garip bir his oluşmuştu. Sanki onu tanıyordum. Sanki yıllardır unutmaya zorlandığım bir anının kapısı aralanmıştı.

Tam ayağa kalkmaya çalışırken koridorun sonundan gelen sesler bir anda çoğaldı.

Bu kez yalnızca bir kişi değildi.

Birden fazla kişi.

Yaklaşıyorlardı.

Ve artık saklanmaya çalışmıyorlardı.

Maria silahını sıkıca kavradı.

Ben ise karanlık koridora bakarken içimdeki korkunun yerini başka bir duyguya bıraktığını hissettim.

Çünkü ilk kez gerçekten yaklaştığımı hissediyordum.

Gerçeğe.

Geçmişime.

Ve yıllardır benden saklanan her şeye.

Ama içimde bir his vardı.

O gerçeği öğrendiğimde hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.