31. bölüm · Numara
25. Bölüm
Tarih: 6 Ekim 2026 (Pazartesi)
Bölüm şarkısı: Müslüm Gürses ~Sigara-Nilüfer~
(Nilüfer şarkısını dinlemek için medyaya tıklayıp başlatmanız yeterli aşkımlarım. İyi okumalaaaar.)
Her geçen gün hızla büyüyen karnımı okşarken Aslan yine işteydi. Doğuma sadece 4 ay kalmıştı ve ben hiç olmadığı kadar korkuyordum.
Nedenini asla çözemediğim, ama içimde yer edinen bir korkuydu bu...
Saat daha 12.00 olduğundan biraz yürüyüş yapmak için hazırlandım, doğum yaparken kolay olması için, her gün yürüyüş yapıyordum.
Kulaklığımı da taktığımda yavaş yavaş yürümeye başladım.
Tuğba abla ile evlerimiz yakındı. Onlara doğru yürürken kulaklığımda hafif çalan şarkıya eşlik ediyordum.
'Başka yer başka zaman
sensiz ömrüm olsun
her şeyi al bir şansım olsun'
Müslüm Gürses ~Nilüfer~
Önce markete gidip birşeyler almak istiyordum.
...
'Güzelim ne yapıyorsun?'
'Tuğba ablaya geldim Cihan ve Asena ile oyun oynuyordum.'
'Hiç sende diye sormak yok kocaya bakıyorum da'
'Ya aşkım unutuyorum bili-'
Arkadan ince bir kadın sesi geliyordu.
'Aslan hadi gel artık.'
'Aslan neredesin sen?'
Hayır, olmaz, zihnim bana oyun oynuyor.
'Naz ben seni daha sonra arayacağım.'
Dedi ve telefon birden kapandı. Kalbim sıkışıyor, nefesim daralıyordu.
Tuğba abla yanıma geldi.
"Ablacığım ne oldu kireç gibi olmuş suratın."
"Abla..." devamı gelmiyordu, gelemiyordu.
"Tamam, tamam nefes al canım ben sana su getireyim."
Gözümden istemsiz yaşlar boşalırken, Aslan'ın ne yaptığını çözemediğimden ağlıyordum.
Beni aldatıyormu düşüncesine kapılmak dahi istemiyordum, çünkü Aslan yapmazdı.
Sakinleşmeye çalışıyordum ama olmuyordu. Karnıma giren anı sancıyla, acıdan kasılmaya başladım.
Tuğba abla elindeki bardağı bırakıp hızla yanıma geldi.
"Naz kendini sakın kasma, bekle hastaneye gideceğiz ama lütfen kendini kasma. Sakın."
"Ah! Abla çok acıyor!"
Tuğba abla koluma girerek hızla beni kaldırmaya çalışıyordu, Cihan'ın korkudan gözleri dolarken Tuğba abla Asena'ya,
"Anneciğim anneanneni ara hemen olurmu."
"Tamam anne." Diyip telefonu eline aldı ve anneannesini arayıp gelmesini söyledi.
Tuğba abla beni arabaya bindirirken komşunun genç doktor oğlu yurt dışından daha yeni dönmüştü.
Bizi görmesiyle hızla yardıma geldi.
"Hanımefendi iyimisiniz?"
Başımı acıyla iki yana salladım. Tuğba ablaya dönüp "Kaç aylık hamile?" Diye sordu.
"5. ayında."
"Tamam, isterseniz arabayı sürebilirim, sizde sakinleştirmeye çalışın." Dediğinde Tuğba abla başka seçeneği olmadığı için kabul etti ve hastaneye hızla yola çıktık.
...
"Naz hanım, ben size sinir, stres, üzüntü hiçbiri olmayacak hayatınızda demedimmi. Riskli bir hamilelik geçiriyorsunuz. Bebeğinizden olabilirdiniz. Artık size istirahat yazıyorum, sadece doğum zamanı yaklaştığında yürüyüş yapacaksınız onun dışında kalkmak falan yok."
Doktorum bebeğim için fazlasıyla endişeleniyordu. Çünkü daha geçen gün Aslan ile şakalanırken, fazlasıyla sinirlenip yine bu halde gelmiştim, ve bana hamileliğimin riskli olduğunu zaten söylemişti.
Tuğba abla Aslan'ı aradıktan sonra gelebilmişti.
"Yavrum, neyin va-"
"Senin ne işin var burada!" Diye yükseldim.
"Naz'ım yemin ederim ki düşündüğün gibi birşey asla değil.
Ben sana sonra herşeyi anlatacağım yemin ederim."
Gözlerimi Aslan'dan çekerek bebeğimin ultrason görüntüsüne bakıyordum.
...
Eve geldiğimizde Aslan direkt olanları anlatmaya başladı.
"Güzelim, biliyorsun ben görevlere çıkan bir askerim. Karım olsan dahi sana içeriğini söyleyemem. Ama kısa bir göreve gidip gelmek zorunda kalıyoruz bu aralar.
Bu kadarıni bilebilirsin sadece güzelim, yani ben seni aldatmadım. Aldatmam."
"Niye söylemedin önceden o zaman öküz başlı sığır."
Aynı şey diye düşündüm ama önemli değildi.
"Yavrum ama açıkladım ya. Özür dilerim..."
Galiba tam şuan dağınık saçlarıyla, hafif çıkmış sakalları olan kocamı aşeriyordum.
Bakışlarımın değiştiğini ben bile fark edebiliyordum.
"Karıcığım?"
"Şuan fazlasıyla seni aşeriyorum kocam."
"Olmaz! 4-5 ay daha sabır etmek lazım bebeğe zarar gelmesin."
"Birşey olmaz ama ya. Sadece 1 defa."
"Hayır olmaz! Ben namuslu bir erkeğim." Diyip kahkaha atmaya başladı.
"Komik mi ya birşey olmaz!" Diyip inat etmeye devam ederken Aslan koşa koşa mutfağa gitti.
Arkasından yastıkları fırlatırken elime ayağımdaki terliği alıp fırlattım. Tam kalçaşına denk gelmişti.
Geçmiş
"3 ay sonra düğünümüz var."
"Aslan ağzını kırarım senin, sen niye devamlı götünden kötü tarihler seçiyorsun."
"He götüm güzel yani."
"Sevgilim konu vücudun ve götün değil sensin!"
"Sen bana birşey yapmadan ben bir duş alayım, sanada papatya çayı sinirini alır, oh mis gibi."
Ayağımdaki topukluyu usulca çıkarmamla Aslan'ın banyoya doğru kaçması bir olmuştu, topukluyu ona doğru fırlattığımda gerçekten kalçaşına gelmişti.
"Ya ben dedim seviyorsun diye, inkar etme."
"Aslan başlarım götüne ama, beni sinir etme."
(15. Bölümden bir kesit)
Şimdiki Zaman
Aklımda canlanan anıyla yüzümde tebessüm oluştu.
Aslan mutfakta birşeyler yaparken bende, koltukta uyuya kalmıştım.
Üstüme bir battaniye örtüldüğünü anlayabiliyordum.
Aslan'dan
Çalan telefonumu açtığımda, güzeller güzeli karım uyuduğu için odadan çıktım.
'Buyrun komutanım."
"Bugün ki görevdeki performansınız sayesinde, kadını yakaladık. Ancak yüzbaşı kadından bu kadar kısa bir sürede nasıl tüm bilgileri aldın?"
'O kimdi?"
'Yakın arkadaşım, ayrıca çok güzel görünüyorsun.'
'Ah teşekkür ederim.'
'Sende birşeyler seziyorum. Biliyorsun aynı insanlar için çalışıyoruz ama sen sanki daha üst seviyedekileri biliyorsun gibi.'
'Hmm hem yakışıklı, hem zeki. Ah beni eğlendirip güzel bir zevk yaşatırsan neden olmasın.'
'Önce söyle daha sonra her gün o zevki yaşatacağım sana.'
'Peki öyleyse. Bu güzel vücut varsa işin sonunda ah şimididen fazlasıyla arzulamaya başladım. Ben Topal için çalışmıyorum, Agah ile çalışıyorum. Bunu Topal'a söyleme yakışıklı!'
'Tabiikide söylemeyeceğim.'
'Komutanım kadın herşeyi anlattıktan sonra anlamaması için birşeyler yapmam gerekiyordu. Bende Topal dedikleri şerefsizini arayıp herşeyi anlattıktan sonra Topal bu Lona'yı seviyormuş zaten. Lona'nın gözlerini bağlayıp Topal'ı çağırdım.
Lona ben sandığı Topal ile eğlenirken zaten ekip geldi ve aldılar. Tabii Lona ve Topal fazlasıyla şaşırmıştı rolümü fazla iyi yapmışım."
Telefonu arkasından derin bir soluk sesi duyuldu. "Ben bile bu kadarını beklemezdim yüzbaşı, açıkçaşı namını duymuştum da bu denli olduğunu düşünememiştim."
"Sağolun komutanım."
"Vatan sağolsun asker."
Dedikten sonra telefon kapandı.
Ben ise gidip masayı hazırlamaya başlamıştım. Naz'dan biraz yemek yapmayı öğrenmiştim ve öğrendiğim kadadıyla birşeyler hazırlamıştım.
💚&🤎
Evet aşklarım benim. Okullar açıldı ve ben daha yeni liseye geçtiim. Okulumu çok sevdim bu arada.
Neyse derslerden hiç açık vermemek için bölüm yazamıyordum.
Ama dedim olmaz böyle ben sizsiz yaşayamıyorum, yaoamıyorum yazdım birşeyler.
Finale son 5 ve ben bitirmek istemiyorum ama 30 dedik ne yapalım.
Hadi bakalım daha Tan'a düğün yapacağız falan çok işimiz vaar.
Bu arada instagram da böyle duyuru falan yapabileceğimiz konuşup sohbet edebileceğimiz bir hesap oluşturalımmı. Eğer evet derseniz oluştururuz bölüm duyuruları öbür kitapların duruyuları vesaire gelir kanala.
Ama isterseniz o yüzden yazıp belirtin lütfen.
Bol bol bol
Sevildiniz💗
Yazarınız
