4. bölüm · Ne yaparsan yap aşk ile yap
4-bölüm
Pazartesi sabahı alarmın sesiyle uyandım. İçimde hem bir heyecan hem de hafif bir huzursuzluk vardı. Cumartesi gecesi Baran’a "uykum var" deyip konuşmayı kısa kestiğim için acaba gerçekten kırılmış mıydı? Yataktan kalkıp aynaya baktığımda kendi kendime, "Esila, alt tarafı bir ders çalıştıracaksın, ne bu halin?" dedim ama kalbim aynı şeyi söylemiyordu.
Hemen duşumu alıp hazırlandım. Üzerime beyaz bir triko kazak ve kot pantolonumu giydim, saçlarımı açık bıraktım. Mutfağa geçtiğimde Emir çoktan çıkmıştı, masaya bir not bırakmış: "Güzellik, ben erkenden çıktım, toplantım var. Akşama görüşürüz, Baran’a selam söyle!" Gülümseyerek notu katlayıp cebime koydum. Hızlıca bir şeyler atıştırıp okulun yolunu tuttum. Dersler her zamankinden uzun gelmişti. Saat 13:45 olduğunda kütüphaneye doğru yürümeye başladım. Kitap kokuları arasında ilerlerken gözüm her zaman oturduğumuz masaya kaydı. Baran oradaydı... Önünde kitaplar, elinde kalemiyle dalgın dalgın masaya bakıyordu.
Yanına yaklaştım. "Merhaba Baran, bekletmedim umarım?" dedim yumuşak bir sesle.
Baran kafasını kaldırdı, o güzel ela gözleri bir an parladı ama sonra hemen kendini toparladı. "Merhaba Esila. Yok, ben de yeni gelmiştim." dedi. Sesi biraz mesafeliydi.
Masaya oturdum, kitaplarımı çıkardım. "Cumartesi gecesi için kusura bakma, gerçekten çok yorgundum. Şehir dışı bizi biraz yordu," dedim gözlerinin içine bakarak.
Baran hafifçe gülümsedi, bu seferki gülümsemesi daha içtendi. "Önemli değil Esila, anlıyorum. Ailenle, yani kuzeninle vakit geçirmen güzel. Sadece... Neyse, boş ver. Hadi şu 'İnsan Psikolojisi'nin canına okuyalım artık."
Ders çalışmaya başladık. Ben anlatırken o kadar dikkatli dinliyordu ki, bazen bakışlarının üzerimde olduğunu hissedip cümleyi unutuyordum. Bir ara Freud’un kişilik kuramlarını anlatırken Baran aniden durdu.
"Esila," dedi.
"Efendim Baran?"
"Sınavdan sonra... Yani şu dersi geçersem, bana dilediğin şeyi hala sormadın. Ne istersin?"
Gülümseyerek kalemi masaya bıraktım. "Dedim ya Baran, senin geçmen yeterli benim için."
"Olmaz öyle," dedi, masaya biraz daha yaklaştı. "Eğer geçersem, seninle şöyle okul dışı, ders dışı, kitapların olmadığı bir akşam yemeği yemek istiyorum. Kabul mü?"
Kalbim o an sanki yerinden çıkacak gibi oldu. "Bu bir dilek mi yoksa teklif mi?" diye sordum şakayla karışık.
Baran gözlerini gözlerimden ayırmadan, "Her ikisi de," dedi.
Tam cevap verecekken telefonum titredi. Arayan Emir’di. "Bir dakika," diyerek telefonu açtım.
"Efendim Emir?"
"Esila, akşam eve geç geleceğim, bir iş yemeği çıktı. Sen başının çaresine bakarsın değil mi canım?"
"Tamam canım, sorun değil. Görüşürüz."
Telefonu kapattığımda Baran’ın yine yüzünün hafifçe düştüğünü fark ettim. "Emir mi?" diye sordu.
"Evet, akşam geç gelecekmiş onu haber verdi," dedim.
Baran derin bir nefes aldı. "Biliyor musun Esila, bazen kendimi çok saçma bir şekilde o kuzenini kıskanırken buluyorum. Sanki hayatındaki tüm boşluğu o dolduruyormuş gibi."
Şaşkınlıkla ona baktım. Bu kadar açık sözlü olması hem hoşuma gitmişti hem de beni şaşırtmıştı. "O benim abim, kardeşim, her şeyim Baran. Ama hayatımdaki boşluklar... Onlar hala orada duruyor."
Baran elimi tutmak için bir hamle yaptı ama kütüphanede olduğumuzu hatırlayıp geri çekti. "O boşlukları doldurmaya adayım Esila. Eğer izin verirsen..."
O gün kütüphaneden çıktığımızda dünya gözüme daha farklı görünüyordu. Arabama binerken Baran arkamdan seslendi: "Yarın ders yok, seni akşamüstü alsam biraz sahil havası alsak?"
"Olur," dedim gülümseyerek. "Yarın görüşürüz."
Eve giderken içim içime sığmıyordu. Ama aklımda tek bir soru vardı: Acaba amcamlar ve yengem, Emir bende kalıyor diye gerçekten daha büyük bir sorun çıkaracaklar mıydı? Mutluluğumun üzerinde asılı duran bu kara bulut beni korkutuyordu.
NOT:
İnsan, en çok güvende olduğu yerde sınanır.”
Aynı ev, aynı masa…
Ama Esila’nın kalbi iki farklı yöne çekilmeye başlar.
💭💞
