NAZLIM kitap kapağı

7. bölüm / 8

NAZLIM

4. Bölüm: Kabus

Vaveyla Yazarı: 𝓝𝓮𝔂𝔂𝓪. 🌕 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 4. Bölüm: Kabus

Hava kararmıştı artık. Saatlerdir ameliyathanenin önünde bekliyorduk. Yunus'la yaptığınız son konuşmanın ardından ikimiz de koridorun iki ayrı tarafına dağılmıştık. Ceyhun sonunda gelmişti ama teyzemde ablamda onunla konuşmuyordu ablam benim dün akşam anlattıklarımı teyzeme de söylemişti. Neslihan teyzem Ceyhun'un geldiğini gördüğünde hiç bir mimik yapmadı Ceyhun'a sarılmadı saatlerdir akıttığı gözyaşlarını Ceyhun'un omzuna dökmedi. Ceyhun ise dünden beri bana karşı beslediği kinle bir adım bana yaklaşmıyor ağzını açmıyordu. İşime gelirdi. Gözlerim artık dümdüz duvara bakmaktan yanıyordu. Saatin daha yedi olmasına rağmen beni bir uyku bastırmıştı. Öğlenden beri burda oturmuş bekliyorduk. Arada bir kaç hemşire içeri elinde kanla birlikte giriyordu. Hala bir ses seda çıkmadığına göre işler yolunda olmalıydı. Başımı geriye yaslayıp gözlerimi kapattığımda yan taraftaki kapının açılma sesini duydum. Gözlerimi açtığımda doktor kapının önünde duruyordu. Üzerindeki yeşil takımın üst kısmı tamamen kandı. Saçındaki bonede de gördüğüm kanla ayağa kalktım. Teyzemin gözünden akan yaşı gördüğümde aklıma gelenin başıma gelmemesi için dualar ediyordum. Göğsüm hızla inip çıkarken doktor maskesini çıkardı. Yüzünde oluşan tebessümle bize baktığında derin bir nefes verdim.

"Rahatlayabilirsiniz. Ameliyat çok iyi geçti. Ahmet Bey'in beynindeki tümörü tamamen temizlemeyi başardık. "

Arkamdaki Yunus'a döndüğümde yüzündeki gülümsemeyle ona bakıyordum. Teyzemle ablam birbirlerine sarılmış ağlıyorlardı. Ceyhun da yaslandığı duvardan kalkmış ablamların yanına gidiyordu. Önündeki doktora döndüğümde ellerini cebine koymuştu.

"Yani bitti değilmi her şey yolunda. Her hangi bir sorun yok düzeldi. "

Doktor gülerek başını salladığında ne yapacağımı bilmiyordum. Aptal gibi öylece dururken doktor yanımdam geçip gitti. Hala açık duran kapı yavaşça kapanırken içerde oluşan koşuşturma beni mutlu ediyordu. Kabus bir nevi sona ermişti. Tümör sorunu sanırım çözülmüştü ve bunu Yunus yapmıştı. Doktoru buraya o getirmişti ve yaparken ağzını bile açmamıştı. Arkama döndüğümde Yunus yüzündeki gülümsemeyle bana bakıyordu. Hızlı adımlarla yanına gittiğimde düşünmeden boynuna atladım. Başımı omzuna koyduğumda derin bir nefes aldım. Her ne kadar istemesem de gözümden düşen damlayla öylece ona sarılıyordum.

"Her şey için çok ama çok teşekkür ederim. "

Ellerini sırtımda hissettiğimde derin bir nefes bıraktı. O da ben de rahatlamış gibiydik.

"Hiç bir şey için teşekkür etmene gerek yok inan sana bu kadar iyi gelen biri için hiç bir şey yapmadan duramazdım. "

Kollarımı boynundan çekip ondan ayrıldığımda önüme gelen bir tutam saçı geriye attım. İçin içime sığmıyordu birilerini ısırmak istiyordum ve bunu yapmazsam beyin kanaması geçirebilirdim. O yüzden şuan ısırabileceğim tek kişi olan ablamı gözlerim aradı. Oturduğu yerden ayağa kalkmış gözündeki yaşı siliyordu. Bir nevi zıplayarak yanına gittiğimde ıslak gözlerle bana bakıyordu. Yanına oturup yanağını küçük bir ısırdığımda ne yaptığımı anlamamıştı.

"Ay yeter ağlamayın artık ya her şey yolunda düzeldi işte kalkın bir elinizi yüzünüzü yıkayın Allâh aşkına hadi ya teyze, abla."

İkiside başlarını sallayıp ayağa kalktıklarında kol kola girip yürümeye başladılar. Bu ikilinin anne-kız ilişkisine bayılıyordum resmen.

Amcamın her türlü ihtimale karşı yoğun bakıma alındığı bir iki saat daha bekledik en sonunda onu bir odaya aldıklarında hepimiz odaya doluşmuştuk ama bir doktor gelse hepimizi kovalardı. Hepimiz bir şey olur korkusuyla amcama en uzak olan köşede durmuş onu izliyorduk. Ameliyatı kafasının arka tarafında olduğu için yan bir şekilde yatırmışlardı. Kaşları çatık şekilde uyurken bazen içli içli nefes alıyor hepimizi heyecanlandırıyordu. Saat onu geçmişti, kaslarımın her bir yanı sızım sızım sızlıyordu. Deli sürtmüş gibi giydiğim topuklu botlar bu gün canıma okumuştu. Her birimizin artık gözleri kapanıyordu. Teyzem en sonunda yanıma gelip kolumu dürtünce yaslandığım duvardan kafamı kaldırdım.

"Arya eve gidin artık. Doktor sabaha kadar uyanmaz dedi zaten. Yorulma daha fazla karnında da zaten yanık var hadi güzelim benim. "

Etrafıma bakınınca ablam zaten en başından bu gece ben de kalıyorum demişti yani bu gün o yoktu. Ceyhun gelirse gelirdi ki büyük ihtimalle gelirdi. Geriye bir ben bir Yunus kalıyordu zaten biz de kadrolu misafirdik dünden beri. Teyzeme dönüp başımı salladığımda ablamın yanına gidip saçlarına minik bir öpücük kondurdum. Gideceğimizi anlamıştı küçük bir el salladıktan sonra amcamı seyretmeye kaldığı yerden devam etti. Ceyhun zaten kendi kendine takılıyordu peşimize takılırdı heralde. Gözlerimi ona diktiğimde bir süre sonra ona baktığımı anladı. Ellerim belimde bekliyordum.

"Abi hadi gidiyoruz. "

Evet gıcıklığına abi diyordum bende biraz. Ama otuz iki yaşında olması onun sorunuydu. Hemde teyzem hanımın gözünde çok önemli bir yere sahiptim açıkçası ve abi demek makbul olurdu esasında. Ceyhun abiciğim de sonunda ağzını açma gafletinde bulunduğunda bir an duraksadı gözleri arkama kaymıştı ki büyük ihtimalle Yunus'u görmüştü.

"Geliyorum tabiki. "

Başımı sallayıp yürümeye başladığımda ne kadar sessiz olmaya çalışsam da illet topuklar takkıdı takkıdı ses çıkarıyordu. En sonunda koridora çıktığımızda arkama dönüp ekibe baktım. Yunus'un halinde hiç bir değişiklik yoktu sabahtan beri bir kere esnememişti ya bir yorgunluk belirtisi göstermemişti. Bazen robot olduğunu düşünmeden edemiyordum önceden böyle değildi hatırladığım kadarıyla duyguları vardı yani şimdiyse çoğu şeye tepki göstermiyordu. Yani azıcık düşününce o zamanlar ikimiz de salak ergenler olduğumuz duygular nirvanaydı. Neyse fazla düşünmeye gerek yoktu. Açlıktan midemden gelen sesleri umarım ki bir tek ben duyuyordum. Derin bir nefes aldığımda burnuma dolan ilaç kokusu midemi bir hoş ediyordu. Zaten en son ki olay yüzünden hastanelerden tiksiniyordum. Asansörün kapısının önünde durduğumuzda Yunus düğmeye basıp yanımda durdu. Ceyhun zaten ayrı alemlerde olduğu için onu merak bile etmiyordum. Eve gidince ilk iş sabah dolaba bıraktığım sarmaları saklamak olucaktı yoksa maazallah onlarda çöpü boylayacaktı. Ya da inadına gözünün önünde yemesi vardı da ikimizden birinden kan çıkma ihtimali de vardı. Ama şöyle düşünelim ki evde yedekten bir tane daha doktor. Gözlerim artık kendiliğinden kapanıyordu. Asansörün kapıları açıldığında beklemeden içeri girdim. Köşeye bir yere yaslanmış duruyordum. Gözlerim kapalıylı. Bir elimde çantamı tutuyordum susamıştım. Bacaklarımı yavaş yavaş hissetmiyordum artık. Onca katı bir anda nasıl indiğimizi anlamadığım bir anda asansör durdu. Uyuyordum belkide ama dışardaki sesleri de duyuyordum. Halbuki ses yoktu bile. Kapıların açılma sesi ardından hemen çıkıp gıden bir çift ayak sesini duydum ilk önce. Gözlerimi açmaya çalışıyordum ama nafileydi hafifçe araladığım gözlerle yaslandığım yerden doğruldum. Işıktan hiç bir yeri göremediğim gözlerle bir çift yeşilde takılı kaldım. Bir adım atıp yürümeye çalıştığımda bileğim burkuldu ama o kadar da sert değildi. Ellerimi iki yana hafifçe açtığımda dengemi sağlamaya çalışıyordum. Ne ara bu kadar uyku bastırmıştı beni bir fikrim yoktu ama erken uyanmıştım ve tüm gün ordan oraya koşuşturmuştum. Belimde hissettiğim elle arkama döndüğümde Yunus bana bakıyordu.

"İstersen yaslan bana. Çok yorgunsun. "

Başımı salladığımda belimdeki eli beni kendine çekti. Biz öyle birbirimize yaslı yürüyorduk en son bende orda kayışlar kopmuştu. Kendini iyice kaybettiğimde belimde olan eller beni kucakladı. Kafam yumuşak bir yere çarptığında en son hatırladığım şey buydu.

Dışardan gelen seslerle yüzümü buruşturdum. Gözlerimi yavaşça araladığımda odamda yatağımdaydım. Derin bir nefes aldığımda burnuma o illet mentol kokusu geliyordu. Bir dakika o koku nerden geliyordu ben dün sabah duşa girmiştim. Başımı kaldırıp etrafa baktığımda yatağımın kenarında kafasını duvara yaslamış bir Yunus gördüm. Niye burdaydı ki şimdi bu. Ceyhun buna yatak mı yapmamıştı yoksa. Adam da mecburen buraya gelmişti. Kolundan dürttüğümde aklıma ölmüş olabileceği de geldi. Elimi burnuna götürdüğünde nefes aldığını fark ettim. Biraz daha sarstığımda sonunda uyanmıştı. Gözleri açılırken beni tipim kaymış şekilde gördüğündendi sanırım bu şaşkınlığı.
"Günaydın."
Bu adamdaki rahatlık beni öldürüyordu. Uyurken beni mi izlemişti ki acaba. Ya da bunu neden yapmıştı. Elimi yüzüme götürdüğümde ona döndüm.
"Günaydın da burda ne yapıyorsun? "
Duvara yaslı olan başını bana çevirip bana bakmaya başladı.
"Ceyhun mu bir şey dedi? "
Başını iki yana salladığında onun da olmadığını var etmem pek de uzun bir süreliğine almamıştım.
"Kabus nöbeti tuttum. "
Anlamaz bir şekilde yüzüne bakıyordum. Ne nöbeti ne nöbeti? Kaşlarım hafif çatık şekilde alık alık bakmaya devam ediyordum. Ayaklarımı yataktan aşşağı bıraktığımda Yunus'un da ayağa kalktığını gördüm. İki deli birbirimize bakıp duruyorduk.
"Kabus görürsen yanında olayım diye nöbet tuttum. Bir amacım yoktu yani öylesine. Ceyhun da pek insan canlısı değil zaten biraz da ondan kaçtım."
Başımı salladığımda kolumdaki saate baktım. Evet dün evden nasıl çıktıysam aynı o şekilde uyanmıştım. Ve şaşırtıcı olarak ben bu gece kabus görmemiştim. Kabus görmemem için ağır uyku ilacı almam gerekiyordu ya da uyumamam. Dün gece ilaç almamıştım daha doğrusu o telaşla yanıma dahi almamıştım. Tekrar Yunus'a döndüğümde sanki tüm gece uyumamış gibi bir yorgunluk belirtisi de göstermiyordu.
"Ceyhun zaten oldum olası uyuz aldırma da uykusuz kaldın sen boynun falan da tutulmuştur yapmasaydın keşke böyle bir şey."
Yani bir başka açıdan da bakıldığında sabaha kadar beni izlemiş olabiliri ki benim uyurken ne yaptığım belli olmazdı yani genelde öyle söylüyorlardı.
" Bişeyim yok alışkınım kıyada köşede uyumaya zaten. Hastaneden aradılar sabaha karşı uyanmış amcan normal odaya almışlar."

İşte şimdi sabah olmuştu. Üstümüzdeki kara bulutlar kalkmış yerini sıcacık güneşe bırakmıştı. Yataktan kalkarken yüzümde oluşan gülümsemeye engel olamıyordum. Odadan çıkıp Ceyhun'un odasına acil iniş yaptım. Tabi ki iki seksen yatıyordu. Yanına gidip dürtüklediğimde ilk uyanmadı biraz mırıldandı geri uyudu. Ama en sonunda iyice sarsdığımda yerinden sıçradı. Gözleri açılırken ağzı kulaklarında beni gördüğünde bir anlamaz baktı. Gözlerini kısıp açtığında sorar gibi bakıyordu.
"Ne var Arya?"
Böyle tepki vermesini bekliyor muydum evet neden? Çünkü ikimizde iki gündür birbirimize karşı cehpe almıştık doğaldı ama ben onu çoktan affetmiştim.
"Kalk çabuk amcam uyanmış. "
Söylediklerimle bir düşündü biraz daha düşündü en sonunda jeton düşmüştü. Yataktan hızla kalkarken ben daha ne olduğunu anlamadan beni kendine çekip sarıldı. Ciğerlerimi sıkacak şekilde bir sarılıştı bu.
"Özür dilerim çok özür dilerim. Aptallık ettim. Arasan bakmadım beni merakta bıraktım. Çok özür dilerim ve teşekkür ederim. "
Elleri bedenimden ayrılırken gözlerimle arkamdaki Yunus'u gösterdim. Kapının ağzımda bekliyordu biliyordum. Benden değil ondan özür dilemesi lazımdı asıl. Gözleri arkama kaydığında başıyla teşekkür etti. Tekrar bana döndüğünde gözleri bile gülüyordu.
"Hazırlan gidelim o zaman hızlı ben banamı özledim. "
Gülümsediğimde odasından çıkıp kendi odama geçtim. Üstümü değiştirmeye gerek yoktu. Yunus arkamdan yatağımı topluyordu hayır ondan böyle bir şey istememiştim. Çalılma masama oturduğumda kendi kendime şarkılar mırıldanıyorum.

Ertesi gece;
Kucağımda Arya'yla beraber Ceyhun'un açtığı kağıdan içeri girerken ayakkabılarımı çıkartıp kenara ittirdim. Ceyhun kapıyı arkamızdan kapatır kapatmaz odasına girmiş sesli bir şekilde kapıyı sesli bir şekilde kapattı. Bu adam da pezevenk gibi trip atıyordu kıza. Koridorda yürürken kucağımdaki kadına takıldı bakışlarım. Çatık kaşlarıyla uyuyordu. Upuzun saçları ellerime değdikçe huylanmamı sağlıyordu. Göz altlarında ne kadar kapatmaya çalışsada kapanmayan morluklar vardı. Acaba bu çok kabus gördüğü ın sürekli uyandığı anlamına mı geliyordu yoksa uyumuyor muydu.
Odasının kapısını açıp içeri girdiğimde burnuma dolan şakayık kokusu hoşuma gidiyordu. Arkadaşım dediği çocuk gül demişti bu kokuya bir KBB'ye görünse iyi olurdu. Gülle hiç bir alakası olmayan kokuyu götünden sallamıştı herif. Arya'yı yatağa bıraktığımda üstündeki kabanı çıkarmak için biraz doğrulttum. Hafifcecikti bıraktığımdan daha da zayıf bulmuştum onu. Doğrusu hiç bir şeyi bıraktığım gibi değildi. Ben ardımda genç bir kız bırakmıştım. Tekrar bulduğumda ise kocaman bir tabın bulmuştum. Üstelik bu kadınon kanatlarımı kırıp elime öyle vermişlerdi. Az önce saçlarının arasında bir dikiş izi görmüştüm mesela kafasına varıncaya yaralamışlardı. Ama o it şimdi işi dahil her şeyini kaybetmişti. Üstündeki kabanı çıkartıp yere bıraktığımda Arya'nın altındaki örtüyü çekip üstüne örttüm. Üstünü örtmemle çatık olan kaiları gevşedi yatakta sağına döndü. Eğildiğim yerden doğrulduğumda yerdeki kabanını alıp masasının yanındaki sandalyenin üstüne bıraktım. Masanın yanındaki kitaplığa gözüm kaydığında kenara sıkıştırılmış bir şekilde duran deftere kaydı gözlerim. İstemsiz elime aldığımda mavi ciltli üstüne bir sürü sticker yapıltırılmış kapağına takıldı gözlerim. Kapağını açtığımda ilk sayfada "çocuklarıma" Yazıyordu. Çocuklarına mı yazmıştı küçücük yaşımızda. Yatağının yanına oturup sırtımı duava yasladığımda ilk sayfayı açtım. İnci gibi tane tane yazısıyla yazmıştı her şeyi;

"Selam çocuklarım. Ben anneniz evet evet anneniz. Sizin için düşündüğüm bu küçük hediyeyi umarım beğenirsiniz. Evet size günlüğümü bırakıyorum. "
Yüzümü burak bir gülümseme almıştı ilk sayfada sadece bunlar yazıyordu. Diğer bir sayfayı çevirdiğimde bu sefer uzun uzun hazdığını fark ettim.
" Evet yeni bir günden yazıyorum size aslında gün bitti ama benim yeni yazmaya fırsatım oluyor. Affedin antremandan geldim. Neyse başlıyorum. Günüm yine her zamanki gibi başladı bugün çocuklar. Sabah kalktım bu soğukta titreye titreye antremana gittim. İzmir soğuk değil bir kere derseniz bir kere o rüzgarlı havaya çıkmanızı tavsiye ederim. Neyse Tacettin Hocam biraz geç kalkdığım için bana iç anaset gibi bir ceza verdi canım çıktı. Sonra hiç yorgun değilmiş gibi havuzdan çıkıp paşa paşa girmek ın bir taraflarımı yırttığım okuluma gittim. Allah'tan ilk ders boştu da sıraya yapışarak da olsa biraz uyumuştum. Neyse işte dersler arkadaşlarla gırgır şamata derken öğle arası üst sınıflardan biri tuvalete giderken elime bir kağıt tutuşturdu. Ben çocuğun yüzüne aval aval bakarken o resmen arkasına bakmadan kaçtı. Kağıdı açmamla yüzümü buruşturmam bir olmuştu resmen. Aşk mektubuydu resmen bu. Şu erkeler ne kadar da salaktı. (Özür dilerim annecim eğer erkeksen.) neyse bu günlük de yeter heralde çok bişey olmadı bu gün pek sevgili dayın arabacılık oynamak için beni bekliyor onun yanına gitmem lazım. Öpüldün. "
Yüzüme tarif edemediğim bir gülümseme yayıldığında diğer sayfaları çevirdim. Hepsinde ne yaptığını yazıyordu. Biraz daha ilerlediğimde defterin yaklaşık yarısınım boş olduğunu fark ettim. En son sayfayı açtığımda yüzümdeki kan resmen çekilmişti. O malum günün bir önceki gecesinde yazılmıştı;
" Tekrar selam çocuklar. Evet o kutlu günden sadece bir kaç saat uzaktayız. O kutlu günü umarım unutmamışsızdır. Yarın SEM barajı yarışım var. Eğer geçersem bir milli sporcu adayı olacaüım ki umarım bunu başarırım. Yunus yapabileceğimi söyledi ki o söylediyse kesin olur. Ve günüme geçecek olursak sanırım ben yine derste uyuyakalmışım. Sırf bu yüzden sınıfta kalırım diye korkuyorum açıkçası. Uyandığımda üstüme biri ceketimi bırakmıştı. Kim olduğunu bilmiyorum açıkçası kim yaptıysa yüzü suyu hürmetine yapmıştı işte. Neyse çocuklar anneanneniz uyumam için yalvarmaya başladı benim uyumam lazım. Hepinizi çok seviyorum kendinizde iyi bakın. "
Ve sonrası yok. Annesi son kez uyumasını istemişti ondan. Kendi evinde ailesiyle son gecesiydi. Ve o daha on beş yaşında bir genç kızdı. Sonraki sayfalar boştu. Tek bir kelime dahi yoktu. Defteri kapattığımda bana doğru dönmüş olarak uyuyan Arya'ya kaydı bakışlarım. Aynı günde ailesinden üç kişiyi vermişti toprağa aynınyazanda beni de diri diri gömmüştü belkide içinde. Benimde hiç istemesemde belli sebeplerim vardı ama bu onun acısına bedel değildi. Ona avıyor muydun ben? Hayır, seviyor muydum? Hayır, o zaman niye içime oturan öküzle vicdan azabımın altında eziliyorum ki ben. Geçmişte kalan bir arkadaşlık bu kadar mı büyümüştü içimde. Ya da arkadaşlıktan farklı bir şey miydi diplerimde sakladığım. Eğer her ne olursa olsun ben bu kadını bir daha asla bırakmayacaktım.
Günümüz;
Evden çıkmış arabayla hastaneye gidiyorduk. Hiç birimiz kahvaltı yapmadığı için yolda bir pastanede durmuş simit poğaça bişeyler almıştık. Ben arkada onlardan tırtıklarken ön taraftan kes gelmiyordu. Yunus sanki ona bir şey olmuş gibi uzun bir kedere kapılmıştı mimiksiz suratıyla gözlerini kapatmış arkasına yaslanmıştı. Başımı kaldırıp dışarı baktığımda Meydan'ın ordan geçiyorduk. Önceden burda ne kadar dolaşır gezerdim. Tek başıma kalmak istediğimde ya da her şeyden sıkıldığımda burdaki camiye gelird saatlerce düşünürdüm.
Hastanenin kapısından içeri girdiğimizde yerimde duramıyordum. Yerinde kendi kendime dans ediyor etrafa hiç olmadığı kadar gülücük atıyordum. Çünkü bir canımı daha kara toprak benden alıp sahiplenmemişti. O hala bendeydi. Bu sefer kaybeden ben değildim. Hızla asansöre doğru yürüdüğümüz de düğmeye ardı ardına basıp beklemeye başladım. Kapı önümde açıldığında hepimiz içeri girdik. Yunus ver ne kadar buz küpüyle Ceyhun bir o kadar mutluydu. O da benim kadar olmasada tebessüm ediyordu. O ezeli bekleyiş sonunda son bulduğunda kapılar açıldı ve benim için yarış başladı. Koşmaya başladığımda arkadan deli bu diye söylemler duydum ama çok da tındı yani şimdi. Kapının önüne geldiğimde her ihtimale karşı kapıyı tıklatıp lap diye içeriye daldım. Ablam, yengem ve amcam odadaki televizyondan haber seyrediyorlardı. Şaka mıydı gerçekten şuan. İçeri girmemle herkesin bakışları bana döndü ben ise beklemeden amcamın yanına gittim. Dokunmaya korkuyordum açıkçaaı ters birşey yaparım canı acır diye. Yanına gidip tünediğimde yavaşça elini tuttum.
"İyi misin amca? "
Başını salladığında derin bir nefes aldım. Bizimkiler de gelmiş olacaklardı ki benim açık bıraktığım kapı kapandı. Ceyhun da ışık hızıyla yanıma geldiğinde ikimiz birlikte amcama bakıyorduk.
"Bak iyisin değilmi doktoru çağılarım mı bir de o söylesin iyi olduğunu ne dersin? "
Başını iki yana olumsız yönde salladığında neden konuşmasığını anlamak mümkün değildi. Ceyhun beni biraz ittirip göz hizasına girdiğinde amcamı süzüyordu.
"Baba iyisin değilmi bir ağrın yok. Uyuşma yok değil mi? "
Amcam en sonunda bizim sorularımızdan sıkılmış gibi bir öf çekti.
"İyiyim dedim ya ne diye vere vere sorup duruyorsunuz. "
İkimizde boyumuzun ölçüsünü almıl şekilde geri çekildiğimizde Yunus geldi amcamın yanına geçmiş olsun diledikten sonra yanıma geldi. Beynimde çakan şimşeklerle aklıma gelen deli fikrimi uygulamaya kadar verdim. Amcama tekrar döndüğümde aile olarak konuşuyorlardı.
"Amca bizim sana bir şey dememiz lazım. "
Amcam dahil herkesin bakışlatı bana döndüğünde Yunus'un da bana baktığını fark ettim. Düşünmeden yanındaki elini tuttum. Elini tutmamla büyüyen gözleri bana bakmaya devam edince önüme döndüm. Amcam Yunus'un tuttuğum eline bakıyordu ve haliyle herkes. Herkes bir açıklama bekler gibi bana bakarken ablamın hayır anlaöında başını salladığını gördüm.
"Amca Yunus benim erkek arkadaşım. "

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

164okunma 21beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18