Bölümler 18Şu an: Yağmurdan Kaçarken Doluya Tutulmak
- 1 Yağmurdan Kaçarken Doluya Tutulmak1.962 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Yalan Hayatlar3.395 kelime
- 3 Nefret Tohumu5.684 kelime
- 4 Ayna ve Tarak4.626 kelime
- 5 O Mahur Beste4.762 kelime
- 6 İlk Temas3.061 kelime
- 7 Soğuk Kalpler2.883 kelime
- 8 Yağmurlar4.679 kelime
- 9 Kıskançlık Adımları3.449 kelime
- 10 Soğuk Mezar3.033 kelime
- 11 Kaçma Benden3.567 kelime
- 12 Soğuk Stadyum Havası3.074 kelime
- 13 Depo2.033 kelime
- 14 Hastane Odası Acıları1.643 kelime
- 15 Gözlerin Ardındaki Acı2.541 kelime
- 16 Balo2.645 kelime
- 17 Yükseliş Vakti2.922 kelime
- 18 Araba Yarışı3.604 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni hikaye, yeni hayatlar. Bu yeni kurgumu okumak umarım sizi mutlu eder.
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yazın beraber konuşalım.
İyi okumalar!
Bölüm şarkısı;
Kayra - Hikaye Bitti Çoktan
-
15 Kasım 2006
Ankara'nın soğuk kış günlerinden biriydi.
Ulukan ailesi yine her zaman yaptıkları gibi pazar alışverişi için dışarı çıkmıştı. Ulukan ailesinin altı yaşındaki küçük kızı olan Müjgan çok mutluydu. Bayılıyordu ailecek yaptıkları bu alışveriş günlerine. Ancak bu sefer başına geleceklerden habersizdi. Küçük kız hayatının son mutlu saatlerindeydi. Küçük kızın mavi gözlerinde mutluluk vardı, sarı saçlarında ise rüzgâr heyecan ile dolaşıyordu. Babasının elinden tutarak yürüyordu arabalarına doğru. Zıplaya zıplaya koşuyordu resmen. Gülerek babasına bakıyordu ama babasının yüzündeki tedirginliği gördüğünde küçük kızın gülümsemesi de soluyordu. "Babacığım neden mutsuzsun?" Diye soru küçük kız. Babasının tedirginliğini görüyordu. Kimse görmese de o görüyordu.
"Mutsuz değilim Müjganım." Dedi Turgut Ulukan kızını rahatlatmak için. Ancak küçük Müjgan buna inanmıyordu.
"O zaman neden sinirli bakıyorsun, babacığım?" Küçük Müjgan olduğu yerde durup babasına dönünce Turgut da olduğu yerde durdu ve eğilip kızının yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Sizi korumak için öyle bakıyorum güzel kızım. Ben süper babaydım hani unuttun mu?" Küçük Müjgan'ın ağzından kendisi gibi küçük bir kıkırtı fırladı.
"Unutmadım tabii ki, babacığım ama ne alakası var ki?" Dedi küçük Müjgan anlamaz bir şekilde.
"Ben süper baba olduğum için sizi koruyorum. Çünkü babalar kızlarını her zaman korur." Babalar kızlarını her zaman korur. Babalar küçük kızlarının her zaman ilk aşkları ve süper kahramanları olur.
"Sen beni her zaman korursun dimi, babacığım?" Dedi küçük Müjgan ileride başına geleceklerden habersiz.
"Korurum." Dedi Turgut kısık bir ses ile. Ne kadar çabalasa da içinde o huzursuzluk gitmiyordu. Çünkü olacaklardan haberi vardı. Çocuklarının bunu görmesini istemiyordu. Bu yüzden onları götürüp geri dönecekti. Olacaklar onu acayip derecede korkutuyordu.
Imperium'dan Ruslara borcu vardı Turgut'un. Ruslara yani İvan Govyadinov'a borcu vardı. Hem de yüklü bir miktarda borcu vardı.
Imperium, yani namı değer Kara Meclis. Kağıt üstünde ne kadar Imperium'da olsa da halk Imperium'a Kara Meclis lakabını takmıştı. Çünkü Imperium'un ne kadar iyi gibi gözükse de aslında hiç iyi bir meclis olmadığını biliyor halk. Imperium, yıllar önce bir araya gelen dört aile ile kurulmuştu. Türkler, İngilizler, İtalyanlar ve son olarak Ruslar. Bu dört ülkeden dört aile bir araya gelerek kurmuştu Imperium'u. Dört büyük aile. Ulukanlar, Brownlar, Colombolar ve son olarak Govyadinovlar. Dört aile soylu aile diye geçer Imperium'da.
Imperium'a sonradan katılan bir sürü farklı ülkelerden aile var ancak zamanla Imperium'a girdiklerine pişman olurlar ve yüklü bir para harcayarak Imperium'da çıkarlar. Ve genelde bu ailelerden bir daha haber alınmaz.
Halkın Imperium'a taktığı bu lakap o kadar çok tanındı ki artık meclis içinde bile halkın taktığı bu lakap kullanılmaya başlar. Ancak soylular bu lakabı sevmiyor çünkü Imperium'un kara bir geçmişi olduğunu gösteriyor. Ne kadar temize çıksan da geçmişin arkandan gelip yine kirletir seni.
Turgut'un borcunu almaya bizzat İvan Govyadinov gelecekti. Turgut parasını bir arabanın bagajına bırakmıştı. Eğer çok geç kalırsa öleceğini biliyordu. Ama ölmemesi gerektiğini de biliyordu. Eğer ölürse onun yerine on iki yaşındaki oğlu Yaman gelecek ve küçük bir yaşta olan çocuğu çok uzun süre yaşatmayacaklarını da iyi biliyor.
Ailecek marketin önüne geldiklerinde Turgut dakikalardır düşündüğü yalanını dile getirdi. "Cüzdanım evde kalmış galiba. Ben alıp geleyim siz beni bekleyin." Konuşurken nasıl rol yapacağını iyi biliyordu Turgut. Bu yüzden kimse bir şey anlamamıştı.
Küçük Müjgan babasından ayrılacağı için üzülmüştü. "Babacığım hemen gel olur mu?" Dedi küçük Müjgan uzun kirpikleri ile gözlerini kırpıştırırken.
"Tamam kızım hemen döneceğim. Sen sakın bir yere gitme tamam mı?" Küçük Müjgan gülümseyerek başını salladı. Elinde tuttuğu peluş bebeğine daha çok sarıldı. Aynı kendisine benzeyen bebeğini asla bırakmazdı. Her gece onla uyurdu, yemeğini bile o bebek ile yerdi. Kendi küçük kız kardeşi yapmıştı onu küçük Müjgan.
Turgut gitmeden oğlu Yaman ve biricik eşi Handan'ın yanına gitti. "Dikkat edin." Dedi ve sarılıp yanlarından ayrıldı.
Yanlarından ayrıldığı gibi İvan ile anlaştığı yere gitmeye başladı. Yani üç sokak arkaya. Yürürken adımları sertti, omuzları dikti. Kendini güçsüz gösteremezdi. Güçsüz olursa kimsenin ona acımayacağını iyi biliyordu.
Sokağa girdiğinde İvan'ın çoktan geldiğini gördü. Kendisi yoktu ama adamları buradaydı. İvan'ın adamları Turgut'u görünce hemen silahlarını ona doğrulttular. Turgut dik durmaya devam etti. Düşemezdi. İvan'ın en güvendiği adamı öne çıkarak konuştu.
"Vay vay sonunda gelebildin, Turgut." Bozuk Türkçesi ile adeta tükürür gibi konuşuyordu.
"Çıkar hadi parayı. Daha fazla bekleyecek vaktimiz yok."
Turgut yine bir şey demeden paraların olduğu arabaya yürüdü. Turgut ne kadar sakinliğini korusa da adam Turgut'u kışkırtmaya devam ediyordu.
"Ne oldu dilini mi yuttun yoksa, Turgut Bey."
"Geldik işte daha fazla konuşma." Dedi Turgut. Adam diğer arkadaşlarına döndüğünde hep beraber gülüştüler. Turgut'un bu dediğini komik bulmuyorlardı sadece kışkırtmak için yapıyorlardı.
Turgut parayı bagajdan çıkartınca adamlara uzattı. Adam kabul etmedi. "Bu parayı bize değil İvan'a vereceksin."
"O zaman çağırın kralınızı gelsin ona vereyim." Turgut sinirlenmeye başlıyordu.
Bu sırada ailesi onu sabırsızlıkla bekliyordu. Yaklaşık bir saat olmuştu ve Turgut dönmemişti. Bu onları huzursuz ediyordu. Bir cüzdanı almak bu kadar uzun sürmemeli diye düşünür oldular. Küçük Müjgan özellikle yerinde duramıyordu. Onun her şeyi olan babası dönmemişti. Abisi Yaman durmadan gitmeye çalışıyordu ama annesi izin vermiyordu. Annesi abisi ile uğraşırken küçük Müjgan hemen aradan fırlayıp babasının gittiği yere doğru koşmaya başladı. Handan ve Yaman bunu görmedi.
Küçük Müjgan hızla koşuyordu. Hemen babasına kavuşmak istiyordu. Ancak bilmiyordu ki bugünden sonra babası ile ne kadar yan yana olsa da bir daha kavuşamayacaktı. Bunlardan habersiz babasını görmek için küçük bedeni hızla koşuyordu.
Üç sokak koştu küçük Müjgan küçük bedeni ile. Üçüncü sokakta duyduğu sesler ile gizlice girdi o sokağa Müjgan. İlk gördüğü arabanın arkasına saklandı. Ancak bu şekilde hiçbir şey göremiyordu. Küçük kalbindeki merak artınca arabanın arkasına doğru gitti. Açık bir bagaj vardı ve bagaj açık olduğu için insanları rahat bir şekilde görüyordu. Gördüğü kişi ile gözlerini büyüttü. Babası oradaydı. Bir sürü adam ona silah tutuyordu. Gerçek bir silahı hayatında görmeyen Müjgan, bu silahları abisinin oynadığı oyuncak silahlardan sandı.
"Babacığım." Dedi kısık sesi ile. Korkuyordu. Çok korkuyordu. Küçük bedeni büyük bir hızla titriyordu. Babası onun bu kısık sesini duydu. Kimse görmeden küçük kızına bakmaya çalıştı. Küçük kızını gördüğünde gözlerini sımsıkı kapattı Turgut. Eli ile ona gitmesi gerektiğini gösteriyordu ama küçük kızı yerinden asla kıpırdamıyordu. Turgut'un baktığı yere bakan adamlar küçük Müjganı gördü. Müjgan bunu fark etmedi. Adam küçük Müjgan'a doğru gitti.
"Turgut, bak burada kimler var. Küçük kızın Müjgan Ulukan."
Adam Müjgan'a doğru ilerledikçe küçük Müjgan geriye doğru gitmeye başladı. "Kızımı rahat bırak. O hiçbir şey bilmiyor." Adam Turgut'u dinlemeden Müjgan'ın üzerine yürümeye devam etti.
"Müjgan kaç!" Diye bağırdı Turgut.
Babasının bu bağırışını duyan Müjgan koşmaya başladı. Sokağın sonuna doğru koşmaya başladı. Ancak sokağın sonunda karşısına elinde sopa olan bir adam daha çıktı. Müjgan durdu. Nereye gideceğini bilemiyordu. Önünde ve arkasında kocaman adamlar vardı. Arkasına döndü ve babasına baktı. "Baba." Dedi ancak ne Turgut duydu ne de bir başkası duydu. Kimse duymadı onu. Kimsede duymayacak.
Küçük bir aralık gördü Müjgan. Kocaman olan adamın yanından küçük bedeni ile koşarak geçti. Adamın yanından hızla koştu ama bir başka adam daha çıktı karşısına. Yapamıyordu. Kaçamıyordu. Ama burada kalmak istemiyordu.
Parçalar dökülen bir binadan takım elbiseli, gözlüklü ve yüzünde bile dövme olan bir adam çıktı. İvan çıkmıştı. Müjgan çıkan bu adamdan çok korkmuştu. Yüzündeki dövmeler İvan'ı korkutucu gösteriyordu. Keskin yüz hatları ve yüzündeki çizikler onu hem karizmatik hem de korkutucu gösteriyordu.
Müjgan küçük boyu ile adamlardan ne kadar kaçmayı denese de başaramadı. Adamlardan biri yakaladı Müjgan'ı. Ağlayan küçük kızın yanında eğilip onu zorla tutmaya başladı. Müjgan avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Bu kadar küçük birinden bu kadar büyük çığlık çıkacağına hiç kimse beklemiyordu. Adamların hepsi şaşırmıştı. Adamların çoğu da Turgut'u tutmaya çalışıyordu.
"Baba!" Diye bağırdı Müjgan.
"Baba kurtar beni!" Dedi kalan son nefesleri ile.
"Baba sen beni her zaman kurtarırsın! Kurtar beni bu canavarlardan baba!" Müjgan öleceğini düşünüyordu ve ölüm bu küçük kızın en korktuğu şeydi. Müjgan ölmek istemiyordu.
"Kurtaracağım seni kızım!" Adamlar Turgut'u zor tutuyordu. Turgut'un durmayacağını anlayınca Müjgan'ı tutan adam İvan'a baktı. İvan eli ile adamın silahını gösterdi. Adam İvan'ın ne dediğini anladı. Adam silahını kaldırıp Müjgan'ın başına dayadı.
"Eğer biraz daha kızını kurtarmak için bağırmaya devam edersen bu kızını son görüşün olur. Ta ki ölene kadar. Ölünce kızın ile cehennemde buluşursun." Bu tehdit üzerine Turgut anında hareket etmeyi ve bağırmayı bıraktı. Ancak adam silahı Müjgan'ın başına dayamayı bırakmadı. Artık son söz İvan'daydı. Bu yüzden bütün adamları İvan'a döndü.
"Parayı almıyorum, bir süreliğine kızını alıyorum." Dedi ve adama başı ile içeriyi gösterdi. Adam Müjgan'ı tuttuğu gibi kucağına aldı ve içeriye gitmek için yürüdü. İçeriye girmeden bir saniye önce Müjgan bir aralık buldu ve babasına seslendi.
"Baba kurtar beni buradan!" Küçük bir kızdan bu kadar ses çıktığını buradaki adamlar ilk defa duymuştu. Turgut kızını kurtarmak için kolunu bile kıpırdatmadı. Arkasına döndüğü gibi karısı ve oğlunun yanına gitti. Bu durumu nasıl açıklayacaktı bilmiyordu ama bir şekilde yapacaktı. Kızını orada bırakamazdı ama kurtarmak için hiçbir şey yapmamıştı. Bunun için kendine çok kızıyordu. Ömrü hayatı boyunca da kızacaktı.
Adam küçük Müjgan'ı kırık dökük olan binaya götürdü. Binaya girdiği gibi adam acımadan Müjgan'ı adeta bir çuval gibi yere attı. Küçük Müjgan'ın canı çok yandı ama bir şey demedi. Çünkü biliyordu babası onu kurtaracaktı. Müjgan ayağa kalkıp büyük biri gibi adama kafa tuttu.
"Babam beni kurtaracak! Sizin gibi canavarların eline bırakmayacak!" Babasının onu kurtaracağından emindi. Adam Müjgan'ın bu tavrına güldü. "Baban seni buradan çıkaramayacak, küçük kız. Hayatın boyunca burada kalacaksın." Müjgan'ı korkutmak için söylediği sözler Müjgan'ın babasına olan güvenini asla sarsmıyordu. "Sen öyle san uzun canavar! Babam beni kurtaracak bir kere." Müjgan adama dil çıkartıp küsmüş gibi kollarını çiçek yaptı ve olduğu yerde oturup bağdaş kurarak oturdu. Elindeki bebeğe sımsıkı sarıldı. Çünkü tanıdığı tek kişiydi. Tek arkadaşı bebeğiydi.
Müjgan yerde otururken etrafına bakıyordu. Çok korkunç buluyordu burayı. Etrafına bakarken bir sandalyede oturan bir çocuk gördü. Sinirli bakan küçük çocuk gözlerini Müjgan'dan ayırmıyordu. Özellikle saçlarına bakıyordu. Ailesinde sarı saçlı olan yoktu. İlk defa bu kadar yakında sarı saçlı birini görüyordu. Küçük Müjgan sandalyede oturan çocuğu da bu adamların kaçırdığı sandı.
"Çocuk, seni de mi bu büyük canavarlar kaçırdı?" Küçük çocuk cevap vermedi.
"Merak etme babam beni buradan kurtaracak. Geldiğinde söylerim seni de kurtarır." Dedi tatlı bir sesle Müjgan. Müjgan'ın daha önce hiç arkadaşı olmamıştı. Babası onun dışarı çıkıp mahallede oynamasına izin vermiyordu. Abisi her zaman çıkıyordu ama Müjgan çıkamıyordu. İlk defa gördüğü bu çocuğu bile önemsiyordu. Çocuk yine ona cevap vermiyordu.
"Dilini mi yuttun? Neden konuşmuyorsun?" Çocuk konuşmamakta ısrar ediyordu. Müjgan ise bunu oyun sandı. "Tıp mı oynuyoruz? Tamam o zaman bir iki üç tıp." Dedi ve ağzının fermuarını çekti Müjgan.
İvan içeriye girince küçük kızı gördü. Küçük kız mutsuzdu. Ağlıyordu ama asla konuşmuyordu. Dışarıda avazı çıktığı kadar bağıran kız içeriye girince bir anda sus pus olmuştu. İvan buna şaşırmıştı. Küçük çocuğun oturduğu sandalyenin yanında bir sandalye daha vardı. İvan sandalyeye oturdu ve yanındaki küçük çocuğa döndü. "Dimitri oğlum." Dedi İvan bozuk Türkçesi ile. Oturan çocuk İvan'ın oğluydu. "Efendim baba?" Dedi çocuk. Müjgan onunla konuşmayan çocuğun bu canavar adam ile konuşmasına ilk başta anlam veremedi ama daha sonra aklını yordu biraz ve babası olduğunu anladı. Müjgan bu çocuğun o canavar adamın oğlu olduğu için çocuğa üzüldü.
"Tanıştın mı Müjgan'la?"
"Tanışmadım baba ama bu kız durmadan ağlayıp konuşuyor." Müjgan bu sözlere üzülüp dudaklarını büzdü. İvan Müjgan'a döndü bu sefer. "Ağlama daha fazla, Müjgan kızım." Dedi İvan. Üzülmüştü kıza.
"Babam gelip beni kurtarınca ağlamayı bırakacağım." Dedi Müjgan.
"Baban gelmeyecek." Dedi İvan.
"Gelecek!" Diye karşı çıktı Müjgan.
"Gelmeyecek!" Dedi İvan sinirle. Müjgan korkusundan hemen sustu. İvan ayağa kalktı ve adamlarına döndü. "Gidiyoruz." Dedi Rusça. Müjgan anlamadı. Rusçayı yeni öğrenmeye başlamıştı ama hiçbir şey anlamamıştı. İvan çıktı binadan. Dimitri sandalyesinden kalkıp Müjgan'ın yanına gitti. Elini uzattı Müjgan'a. "Hadi kalk gidiyoruz."
"Babam gelene kadar kalkmayacağım. Kalkarsam bana zarar verirsiniz" Diye inat etti Müjgan.
"Benim elimi tutarsan kimse sana zarar veremez." Dedi Dimitri büyük adam gibi. Müjgan hemen ayağa kalkıp Dimitri'nin elini tuttu. Hem de sımsıkı tuttu. İnandı çünkü onun elini tutunca kendisine zarar gelmeyeceğine. Dimitri de Müjgan'ın elini tuttu sıkıca. İkisi beraber çıktı binadan. İvan'ın bindiği arabaya bindiler. Müjgan nereye gideceklerini çok merak ediyordu ama söylemeye korkuyordu. En sonunda cesaretini toplayıp sordu.
"Nereye gidiyoruz?"
"Rusya." Dedi İvan başını bile kaldırmadan.
Bölüm etkileşimi
