Münasip kitap kapağı

13. bölüm / 14

Münasip

Bölüm 12

Vaveyla Yazarı: Vişneli Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: Bölüm 12

Güneş, camdan içeri artık daha eğik bir açıyla vuruyor; masaların kenarlarında sarı bir hat bırakıyordu. Bardakların içindeki çay, o ışıkta neredeyse kehribar gibi parlıyor, masanın üzerine ince bir yansıma düşürüyordu. Dışarıdan geçen arabaların gölgeleri camdan süzülüp içeri kayıyor, birkaç saniyeliğine her şeyi hareket ettiriyordu.
Fırat’ın az önceki gülüşünün izi hâlâ yüzündeydi.
Elif de rahatlamıştı. Sandalyeye tam oturmuş, omuzlarını bırakmıştı. İlk baştaki o dikkatli duruş gitmiş, yerine daha kendiliğinden bir hâl gelmişti. Parmakları bardağın kenarında, düşünmeden dolaşıyordu.
Aralarındaki mesafe değişmemişti belki ama… his değişmişti.
Konuşma artık “bir şey söylemek için” değil, gerçekten konuşmak içindi.
Fırat bir şey anlatıyordu. Elif dinlerken arada gülümsüyor, bazen cümleyi tamamlıyordu. İkisi de fark etmeden aynı ritme girmişti.
Ve tam o anda—
kapının üzerindeki küçük zil sesi çaldı.
İçeriye dışarıdan gelen hava doldu. Bir anlık serinlik, kahve kokusuna karıştı.
Kapıdan iki kişi girdi.
Melis.
Yanında bir arkadaşı vardı.
Melis’in üzerinde açık renk bir gömlek vardı, saçları omuzlarına dağılmıştı. İçeri girerken konuşuyordu, hafifçe gülüyordu. Yüzünde gündelik, rahat bir ifade vardı. Bir yere yetişir gibi değil, buluşmaya gelmiş biri gibi.
“Boş yer buluruz ya,” dedi arkadaşı.
Melis başını salladı. “Buluruz.”
Ama o cümleyi bitirdiği an—
gözleri içeri kaydı.
Ve durdu.
Bakışı önce genel bir tarama yaptı. Sonra… bir noktada takıldı.
Fırat ve Elif.
O an… zaman bir saniyeliğine yavaşladı.
Melis’in yüzündeki ifade değişti. Çok keskin değil. Ama çok net. Gözleri bir an büyüdü. Gülüşü dudaklarında kaldı ama devam etmedi. Sanki yüzündeki o gündelik ifade… bir anda yerini başka bir şeye bıraktı. Şaşkınlık. Ve… hazırlıksız yakalanmışlık.
Fırat o an başını kaldırdı. Gözleri kapıya gitti.
Ve Melis'i gördü. İçinde bir şey aniden sıkıştı.
Az önceki rahatlık… olduğu yerden çekildi sanki. Yerine daha ağır, daha tanıdık bir his geldi.
Elif de bu ani değişimi fark etti. Fırat’ın bakışını.
Sonra o da döndü. Kapıya baktı. Melis’i gördü. Üçü aynı anda aynı sahnede kaldı. Hiçbiri bunu planlamamıştı.
Ve bu… belli oluyordu.
Melis birkaç saniye yerinde kaldı. Arkadaşı bir şey söyledi ama o duymadı. Bakışı masaya indi. İki çay bardağı. Yakın duran sandalyeler. Aralarında kurulmuş o görünmeyen bağ.
Fırat refleksle doğruldu. Sandalyenin ayağı zeminde hafif bir ses çıkardı. Elif oturduğu yerde kaldı ama omuzları biraz dikleşti. Melis bir adım attı. Sonra bir tane daha. Arkadaşı arkasında kaldı. Melis artık masaya doğru yürüyordu. Adımları yavaş değildi. Ama acele de değildi. Masaya geldiğinde durdu. Kısa bir sessizlik.
“Selam,” dedi.
Sesi düzgündü.
Fırat’ın boğazı kurudu.
“Selam,” dedi.
Elif başını hafifçe salladı.
“Merhaba,” dedi.
Kısa bir boşluk.
Kimse ne söyleyeceğini tam bilmiyordu.
Melis’in gözleri Fırat’ta kaldı bir an.
Sonra Elif’e kaydı.
Sonra tekrar Fırat’a.
“Buradaydınız…” dedi.
Cümle tamamlanmadı.
Ama anlaşılmıştı.
Fırat bir şey söylemek istedi.
“Şey… biz…” dedi.
Ama cümle çıkmadı. Elif araya girmedi. Sadece baktı. Sakin.
Ama dikkatli. Melis başını hafifçe salladı. Kendi kendine bir şeyi kabullenir gibi.
“Ben de…” dedi, “arkadaşımla buluşmaya geldim.”
Arkasıyla hafifçe işaret etti.
Melis yalnız değildi.
Bu bilgi… durumu daha da garipleştirdi.
Melis kısa bir an durdu. Sonra çok küçük bir gülümseme geldi yüzüne. Bu bir rahat gülümseme değildi. Ama tamamen sert de değildi.
“Rahatsız etmeyeyim,” dedi.
Elif bu cümleye çok hafif başını salladı.
“Yok, estağfurullah,” dedi.
Fırat hâlâ tam olarak toparlayamamıştı. Melis bir adım geri attı. Ama gitmeden önce tekrar baktı. Bir kez daha. Masaya.
İkisine. Bu bakış… daha uzundu. Daha sessizdi. Ama daha çok şey söylüyordu. Belki de son kez Fırat'ın gözlerine baktı ve sonra döndü. Arkadaşının yanına gitti. Kafenin diğer tarafındaki boş masaya oturdu.
Fırat tekrar yerine oturdu. Ama artık oturduğu gibi değildi.
Sırtı biraz daha gergindi. Eli bardağa gitti ama almadı. Elif de bunu hissetti. Masanın üzerindeki hava değişmişti.
Az önceki o rahat akış… yerini daha dikkatli bir hâle bırakmıştı. Fırat bir an konuşmak istedi. Ama ne söyleyeceğini bilemedi. Elif bu sessizliği çok uzatmadı.
Başını hafifçe eğdi.
“Ne diyorduk?” dedi.
Bu cümle basitti. Ama bilinçliydi. Fırat ona baktı. Bu normalleşme çabasını fark etti. Bir saniye durdu. Sonra hafifçe başını salladı.
“Şey…” dedi. “Sen… annenden bahsediyordun.”
Elif gülümsedi.
“Evet,” dedi.
Ve konuşmaya devam etti. Ama artık… ikisi de aynı değildi.
Çünkü artık o masada sadece iki kişi yoktu. Bir bakış daha vardı. Uzaktan. Sessiz. Ama orada.
Akşam eve döndüğünde Fırat kapıyı her zamankinden biraz daha yavaş açtı.
Koridorda loş bir ışık yanıyordu. Ayakkabılığın üstünde bırakılmış anahtarlar, askıya gelişigüzel asılmış bir çanta… ev her zamanki gibiydi ama onun içindeki şey değişmişti. İçeri girince ilk yaptığı şey ışığı yakmak olmadı. Birkaç saniye karanlıkta durdu.
Sanki günün içinden çıkmaya çalışıyordu.
Kafedeki o an hâlâ gözünün önündeydi.
Melis’in kapıdan girişi.
O kısa bakış.
Ve hiçbir şey olmamış gibi dönüp gitmesi.
Fırat ceketini çıkardı, sandalyenin arkasına bıraktı. Mutfağa geçti. Bardak dolabını açtı, ama ne alacağını düşünmeden açmıştı. Elini geri çekti. Susamış değildi.
Sadece… oyalanıyordu.
Salonun penceresine doğru yürüdü. Perde yarı açıktı. Dışarıda sokak lambasının ışığı kaldırıma sarı bir leke gibi düşüyordu. Uzaktan bir köpek havladı, sonra yine sessizlik.
Fırat pencerenin önünde durdu.
Ve ilk kez o an, kendine dürüst oldu.
Bugün olan şey… sadece bir karşılaşma değildi.
İçinde bir şey yer değiştirmişti.
Ama ne?
Melis’i gördüğünde hissettiği şey…
özlem miydi?
Yoksa sadece alışkanlık?
Yoksa… henüz bitmemiş bir şey mi?
Başını hafifçe eğdi. Gözlerini kapattı. Elif’in az önceki gülüşü geldi aklına. Doğal, rahat… zorlamayan bir şeydi. Onun yanında nefes almak kolaydı.
Melis’te ise…
nefes daha derindi.
Ama daha yorucuydu.
Fırat içinden geçen bu cümleyi fark ettiğinde gözlerini açtı.
Ve bu fark ediş… onu rahatlattı mı, yoksa daha da mı karıştırdı, anlayamadı.
“Geldin mi?”
Annesinin sesi mutfaktan geldi.
Fırat arkasını döndü.
“Geldim.”
Annesi ocağın başındaydı. Bir şey karıştırıyordu. Ama göz ucuyla oğluna baktı. O bakış… kısa sürdü ama yeterliydi.
Bir şeylerin yolunda olmadığını anlamıştı.
“Yemek var,” dedi. “Isıtayım mı?”
“Yok, aç değilim.”
Annesi kaşığı tencereye bıraktı. Bu cevap beklediği bir cevap değildi.
“Dışarıda mı yedin?”
Fırat bir an durdu.
“Yok,” dedi. “Çay içtim sadece.”
Annesi bu sefer tamamen ona döndü.
“Tek başına mı?”
Soru basitti.
Ama cevabı değildi.
Fırat mutfağın kapısına yaslandı.
“Yok,” dedi.
Kısa bir sessizlik.
Annesi sormadı.
Ama bekledi.
Fırat devam etti:
“Elif’le.”
Bu isim mutfağın içinde bir anda yer etti.
Annesinin yüzünde belli belirsiz bir ifade geçti. Ne tam gülümseme ne şaşkınlık… daha çok “bekliyordum” gibi bir şey.
“Ee?” dedi.
Fırat omuz silkti.
“Konuştuk.”
“Nasıl geçti?”
Fırat cevap vermek için birkaç saniye düşündü.
“İyi geçti,” dedi sonunda.
Bu “iyi” kelimesi… doğruydu.
Ama yeterli değildi.
Annesi bunu anladı.
“İyi derken?” dedi.
Fırat bu sefer daha net konuştu:
“Rahat geçti.”
Annesi başını salladı.
Bu cevap onu memnun etmişti.
Ama Fırat devam etmedi.
Çünkü söylemediği bir şey vardı.
Ve o şey… daha ağırdı.
Tam o anda kapı açıldı.
Zeynep içeri girdi.
“Of bugün ne sıcaktı ya…” diye söylenerek ayakkabılarını çıkardı. Sonra salona geçti, Fırat’ı gördü.
“Sen gelmişsin.”
“Evet.”
Zeynep çantasını bıraktı, saçını topladı.
“Ne yaptın bugün?” dedi.
Fırat kısa bir an düşündü.
“Çay içtim,” dedi.
Zeynep gülümsedi.
“Tek başına içmişsindir kesin.”
Fırat bu sefer direkt baktı.
“Elif’le.”
Zeynep’in kaşları hafifçe kalktı.
“Vay,” dedi. “Demek o noktaya geldik.”
Fırat bu yoruma cevap vermedi.
Zeynep yaklaştı, mutfak tezgâhına yaslandı.
“Nasıl geçti?”
Fırat yine aynı cevabı verdi ama bu sefer biraz daha yavaş:
“İyi geçti.”
Zeynep bu cevabı yeterli bulmadı.
“Sen böyle ‘iyi geçti’ diyorsan ya çok iyidir ya da hiç anlamamışsındır,” dedi.
Fırat hafifçe gülümsedi.
Ama bu gülümseme uzun sürmedi.
“Melis’i gördüm.”
Bu cümle… aniden çıktı.
Ve mutfağın içindeki havayı değiştirdi.
Zeynep’in yüzündeki ifade dondu.
Annesi arkasını döndü.
“Nasıl yani?” dedi.
Fırat başını hafifçe yana eğdi.
“Aynı kafedeydi.”
Kısa bir sessizlik.
Zeynep hemen sordu:
“Yalnız mıydı?”
“Hayır.”
“Ee?”
Fırat derin bir nefes aldı.
“Geldi… gördü… selamlaştık… sonra arkadaşının yanına geçti.”
Annesi hiçbir şey söylemedi.
Ama dinliyordu.
Zeynep ise daha direktti:
“Ne hissettin?”
Fırat bu soruya hemen cevap vermedi.
Çünkü bu sefer gerçekten bilmiyordu.
“Bilmiyorum,” dedi.
Ve bu… ilk kez tamamen dürüst bir cevaptı.
Mutfağın içinde kısa bir sessizlik oldu.
Ocakta unutulan yemek hafifçe kaynadı.
Dışarıdan bir araba geçti.
Hayat normal akıyordu.
Ama Fırat’ın içi…
hiç normal değildi.
Zeynep yavaşça konuştu:
“İşte mesele bu,” dedi. “Hâlâ bilmiyorsun.”
Fırat başını kaldırdı.
Bu cümle ona dokundu. Ama itiraz etmedi. Çünkü doğruydu.
O gece Fırat odasına geçtiğinde ışığı hemen açmadı.
Yatağın kenarına oturdu. Ellerini dizlerine koydu. Başını eğdi. Gözlerinin önüne iki sahne geldi:
Elif’in gülüşü.
Melis’in bakışı.
İkisi de gerçekti.
İkisi de etkiliydi.
Ama aynı değildi.
Ve Fırat o an şunu fark etti:
Seçim yapmak…
sadece kimi istediğini bilmek değildi.
Kimi kaybetmeye hazır olduğunu bilmekti.
Ve o…
henüz hiçbirini kaybetmeye hazır değildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18