1. bölüm · Mistakes Bear...

Bölüm 1-SEÇİM...

Papatya Tacı🌼

Aşina sabahın hür rüzgarı odamda ki pencereden içeri vurarken kendisini aya teslim etmiş güneşin pasval ışığı yüzüme vuruyordu, kalbimi bir geceye teslim etmiş gibi gündüzü gece ediyor, geceyse hayata verilmeyen rengi kendimde arıyordum. Gündüzün sorumluluklarında yataktan kalkıp toplamak, yüzü yıkayıp dişleri fırçalamak vardı. Ama ne yazık ki ben tek başımayken hiç kurallara uymazdım. Öğleden önce 6'nın o karanlıkla aydınlık havası ortama huzurlu bir hava katarken günün anlam ve önemini henüz kafamda kurmamıştım, rahatlık batmış gibi yeniden uykuya durmuştum.

Yaklaşık yarım saat sonra içime doğan bir hisle yeniden beni gerçeklikten koparan rüyamdan koptum ve uyandım. 'Ne oluyor acaba lan?' diye sorgularken baş ucumda duran minik saate baktım, saat 06:30'u gösteriyordu, tam 'ne eksik' diye tavırlara girecekken bugünün aptal bir pazartesi olduğunu hatırladım. İç çekerek kendime kızdım ve aceleyle o aptal sorumluluklarımı sorumsuz aile bireylerimi uyandırmadan gerçekleştirdim.

YAPILACAK 13 HATAYA İLK DÜŞTÜĞÜM O LANET PAZARTESİDEN BİR ALINTI...

Okul yolu hayat sınavından daha uzun sürecek gibi gelirken o aptal okula içimden saydırıyordum, saat 07:30'u gösterirken ödüm bir tarafıma daha çok karışmış şekilde yürümeye başladım, yolun taşlarını tek tek aşınmış aşınmamış diye sınıflandırırken kendi sınıfımında beni aşındıracağını düşündüm, son hızla tüm bakışları ilgi alanımdan çıkarıp koşmaya başladım.

Saat 08:01'i gösterirken henüz 1 dakika geciktiğimi ve inadına emekli olmayan coğrafya hocasının 3 katı en az beş dakikada inebileceğini hesaba kattım, sınıfın içerisine göz attığımda hocanın benden yavaş olduğunu fark edip aklımca güldüm. Sırama oturdum, ardından azılı zorba tayfamın başının bakışlarını çekmek zorunda olduğumu hatırladım, çok takmadan ders kitabını açtım ve kısa süre sonra gelen hocayı karşıladım.

Ders bitişinde not defterimi açıp dersin özetini yazacaktım ki hiçbir şey anlamadığımı fark ettim, salak kafama bir kez vurup içinin tamamen boş olduğunu mırıldandım. Tuvalete gittim, ardından sabahın köründe acaleyle şekil bile almaya fırsat görmediğim saçlarımı biraz da olsa kuş yuvasından ejderha yumurtasına çevirmeye çalıştım, kuşlar görse tuvalet bile demez, milletin kafasını vıp bulurlardı.

Sabahın köründe içmediğim su boğazımı çöle çevirirken Afrika'da midemden daha çok su bulunuyordur diye söylendim, hiçbir şeyden memnun olmuyordum, hiç seçici değildim ama sözde. Kantinin bunaltıcı, ter kokulu, ömrümden daha uzun sırasını görünce belki de susuzluktan ölmek daha kısa sürer dedim ve birbirlerinin üstünde tepinen canavar, hatta yaratıklara son bir bakış atıp bu katlanılmaz kokuya son bulmak için bahçeye çıktım. Oturup favori romanımı okumaya başladım.

Ders zili çalınca isteksizce yerimden kalkıp sınıfa ilerledim, bomboş bir sınıf ile karşılaşınca içeriye giren zorbalarımdan biri omuz atarak aptal dedi, boş bakışlar salgılarken dersin beden olduğunu belirtti, yerin dibine girsem yeriydi, eğer yer şuan yanılmıyorsa kaşığımla ben yararım, utanç ağır basmışken arkama bile bakmadan yürüdüm, VE ARKAMDAN GELEN KAHKAHAYI DUYDUM.

Güneş ışınları saç tutamlarımı açık kahveye bürürken en yakınım denilebilecek arkadaşımın yanına gittim.

"Alya!"

"Efendim Efsun?"

"Bugün nasılsın, dolaşalım mı?!"

"Ahh, iyiyim. Sen?"

"Bende, dolaşalım hadii!"

"İyi olmana sevindim de... Üzgünüm, voleybol oynayacağım."

"Peki, iyi şanslar!"

Yüzümdeki tebessümü bozmadan düşmüş omzunu belli etmeden kaldırdım, ne alınganım ama...

Sınıfa girdiğimde güneş ışığında perdenin önünde siyah silüet denilebilecek bir beden gördüm, yanına yavaşça yaklaşıp kim olduğuna baktım, yüz hatlarından anlamalıydım, bu Emir'di! Gülümseyerek yanına adımladım, sesimi duyunca bana baktı, ardından koca bir tebessüm bıraktı. Yanına oturup çözdüğü teste baktım, ne var bu kadar çalışkan olsam?!

"Selam!"

"Selam Efsun!"

"Ne yapıyorsun?"

"Belli olmuyor mu?"

Kıkırdadım, ardından başımı salladım.

"Ee, nasılsın?"

"Sen nasılsan bende öyleyimdir..."

Yüzünde ki sırıtış belli şekilde genişlerken ifademi bozdum.

"Ya kötüysem..."

"O zaman seni üzeni bulur, doğduğuna pişman ederim!"

"Pekii, iyiyim o zaman."

Tebessümle baktım, kapının önünden gelen sesle ikimizde kapıya baktık. Alya orada duruyordu, gözlerimi kısarak tekrar baktım, evet, Alya idi.

"Ne oldu Alya, neden orada duruyorsun?"

İkimizinde tebessümü solmuştu.

"Efsun, yanıma gel."

Sesi netti, anlam veremeden yavaşça kalktım, yanına ilerlerken yüzünde ki bozulmaz buz kadar keskin ifadeyi gördüm. Yanına geldiğimde kolumdan tutup kızlar tuvaletine doğru çekiştirdi. Girdiğimizde sertçe bıraktı.

"Ne oluyor Alya?"

"Ne bu samimilik? Yanına oturmalar, gülüşmeler?!"

"Aa, Alya ama..."

"Yine arkadaşız diyeceksin değil mi?!"

"Ama gerçekten..."

"Senden açıklama bekliyorum!"

"Hayır, biz sadece güldük..."

"Ondan hoşlanıyor musun?!"

"Hayır, ne alaka!"

"ANLAMIYOR MUSUN ARTIK ONDAN HOŞLANDIĞIMI! ONDAN HOŞLANIYORSAN SÖYLE!"

Kapının kenarında ki gölge haraket ettiğinde onun bizi dinlediğini duydum, şimdi ne yapacaktım...

"Ondan hoşlanmıyorum, sadece konuştuk."

"AMA NEDENSE HEP KONUŞUYORSUNUZ, HEP GÜLÜYORSUNUZ! ONDAN HOŞLANDIĞIMI BİLDİĞİN HALDE NEDEN BÖYLE BİR ŞEY YAPIYORSUN!"

"Hayır... Ben senin hoşlandığını bilmiyordum..."

"DEMEK SEN HOŞLANIYORDUN..."

"ONDAN HOŞLANMIYORUM!"

"NEDEN O ZAMAN!"

"Bak yanlış anlıyorsun... Ondan hoşlanmıyorum, sadece arkadaşım. Anlıyor musun?"

"Sana iki seçenek sunacağım... Ya benimle istifini bozmadan ondan uzak kalırsın, ya da onunla olup benden uzak kalmakla kalmadan yaptıklarımı bir düşman edasıyla çekmek zorunda olursun, ya o, ya ben... Seçim senin."

Onu kaybetmekten çok korkuyordum, tek arkadaşımdı. Ama o bir diğer arkadaşımdan hoşlanıyor, cevabım elbet belliydi. Arkada ki gölgeye göz gezdirip derince yutkundum, ardından iç çekip içime kaçmış sesimi dışarıya vurdum.

"Seni seçiyorum..."

Arkadan bir iç çekme sesi geldi, ardından gölge yavaşça yerini ışığa bıraktı, demek ki gitmişti, oda gitsin, bir gün Alya'da gidecek, bende gidecektim...

Yüzünde ki o yabancı tavrı ilk kez göstermişti, yabancı bir gülümseme. Nereye gitmişti gözlerinin içi gülen arkadaşım, nereye kaybolmuştu böyle? Yaklaşıp sarıldı, yüzünde ki yabancı göz yaşları ve kinli gülümsemesi... Ne oluyordu?

(...)

İŞTE HAYATIMIN İLK HATASI NORMAL GELİRKEN ASLINDA ZİNDAN GİBİ BİR HAYATA ATTIĞIM İLK ADIMMIŞ, 13'ÜN BİRİ TAMAMLANMIŞ, GERİYE KALAN 12 MAZİYE ATILMIŞTI.

Gün boyunca hep Alya ile dolaşıp, Emir'in yüzüne bile bakmamıştım. Başıma neler açtığımı bilmeden hayatıma yeniden devam etmek zorunda olduğumu hatırlamıştım, tüm gün Emir sınıfta boş boş teste bakıp bazende bana bakarken, bense odaklanamadığım derste bu seçimin hata olup olmadığını sorguluyordum, pek hata gibi gelmese de ikisini de temelli kaybetmekten çok korkuyordum...

...

Bölüm sonu...