6. bölüm · MEVZU DERİN
Bölüm 4-Beyaz Önlükler
İlk geceden sonra o evde uyumak beklediğimden daha zordu. Yeni bir şehir, yeni bir ev ve tanımadığım biriyle aynı çatının altında olmak... Bunların hepsi üst üste gelince gece boyunca doğru düzgün uyuyamadım. Sabah alarm çaldığında gözlerimi açmak bile istemedim. Tavana birkaç saniye boş boş baktım. Sonra bugün ilk iş günüm olduğunu hatırlayınca derin bir nefes alıp yataktan kalktım.
Hazırlanırken aynanın karşısında kısa bir süre durdum. Saçlarımı özenle topladım, beyaz gömleğimi giydim ve her zamanki gibi boynumdaki yıldız kolyesini taktım. Kolyeye dokunmadan evden çıkmak bana eksik hissettirirdi. Küçüklüğümden beri yanımdaydı. Ne zaman heyecanlansam elim istemsizce ona giderdi.
Odamın kapısını açıp koridora çıktığımda ev sessizdi. "Demek hâlâ uyuyor," diye düşündüm. Sessizce mutfağa geçip kahve makinesini çalıştırdım. Kahvenin kokusu bütün mutfağı sararken kendimi biraz daha iyi hissetmeye başlamıştım.
Tam fincanıma kahve doldururken arkamdan bir sandalye sesi geldi.
Arkamı çevirmeme bile gerek yoktu.
Onun olduğunu anlamıştım.
Cem mutfağa girmişti. Üzerinde siyah bir gömlek vardı. Saçları yeni yıkanmış gibiydi. Bana kısa bir bakış attıktan sonra hiçbir şey söylemeden dolaptan bir kupa aldı.
"Günaydın." dedi sakin bir sesle.
Ben ise kahvemden bir yudum alıp omuz silktim.
"Günaydın."
Birkaç saniye sessizlik oldu. İkimiz de kendi işimizle uğraşıyorduk. Dün olsa kesin tartışırdık diye düşündüm. Sanırım sabahın erken saati ikimizin de enerjisini almıştı.
Kahvesini hazırlarken bana dönmeden konuştu.
"Bugün ilk gün."
"Evet."
"Heyecanlı mısınız?"
Sorusu beklemediğim kadar normaldi.
Bir an düşündüm.
"Biraz."
Başını hafifçe salladı.
"Ben de."
İlk defa ortak bir konuda anlaşmıştık.
Kahvemi bitirip fincanı lavaboya bıraktım. Çantamı omzuma astım ve kapıya yöneldim.
"İyi çalışmalar."
Arkamdan onun sesi geldi.
"Dilerim."
Kısa bir teşekkür edip evden çıktım.
Apartmanın önüne indiğimde sabah serinliği yüzüme çarptı. Arabama doğru yürürken arkamdan ayak sesleri geldi. Dönüp bakmadım ama onun da çıktığını anlamıştım.
Tam arabamın kapısını açacakken yan tarafta duran siyah aracın kilit sesi duyuldu.
İstemeden başımı çevirdim.
Cem de kendi arabasına biniyordu.
Bir an göz göze geldik.
Sonra ikimiz de hiçbir şey söylemeden araçlarımıza bindik.
"Ne garip bir adam..." diye mırıldandım kendi kendime.
Yaklaşık yirmi dakika sonra hastanenin otoparkına girdim. Kalbim, direksiyonu bıraktığım andan itibaren hızlanmaya başlamıştı.
Bugün ilk görev günümdü.
İlk izlenim önemliydi.
Beyaz önlüğümü düzelttim, derin bir nefes aldım ve hastanenin giriş kapısından içeri girdim.
Koridorlarda beyaz önlüklü doktorlar, hemşireler ve hasta yakınları vardı. Herkes telaş içindeydi. Ortam bana yabancı olsa da kendimi ait hissediyordum.
Danışmadan toplantı salonunun yerini öğrendikten sonra oraya doğru yürüdüm.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde içeride birçok doktor çoktan yerini almıştı. En arka sıralardan boş bir koltuk bulup oturdum.
Telefonumu çıkarıp saate baktım.
Toplantının başlamasına iki dakika vardı.
Tam o sırada yanımdaki sandalye çekildi.
Başımı kaldırdım.
Ve donup kaldım.
"...Siz?"
Karşımda Cem duruyordu.
Onun yüzündeki şaşkınlık da benimkinden farksız değildi.
"Yok artık..." diye mırıldandı.
"Ben de aynısını söyleyecektim."
Hiç konuşmadan yanımdaki sandalyeye oturdu.
İçimden sürekli aynı cümle geçiyordu.
"Lütfen aynı bölümde çalışmıyor olalım."
Kapı açıldı.
Başhekim içeri girince herkes ayağa kalktı.
Kısa bir hoş geldiniz konuşmasının ardından yeni doktorları tanıtmaya başladı.
"Bugün aramıza iki genç doktor katılıyor."
Kalbim yeniden hızlandı.
"Doktor Derin..."
Ayağa kalktım.
Kısa bir alkış duyuldu.
"Hoş geldiniz."
"Teşekkür ederim hocam."
Yerime oturdum.
Başhekim dosyasına tekrar baktı.
"Ve Doktor Cem..."
Yanımdaki adam ayağa kalktı.
İkimiz de birbirimize istemsizce döndük.
Ama asıl şoku birkaç saniye sonra yaşayacaktık.
"İkiniz de Acil Servis ekibinde görev yapacaksınız. Bundan sonra aynı ekipte çalışacaksınız."
O an salondaki bütün sesler kulağımdan silinmiş gibiydi.
Önce aynı ev...
Şimdi de aynı hastane...
Üstelik aynı servis...
Bunun tesadüf olduğuna inanmak gerçekten zordu.
Cem sessizce önüne baktı.
Ben ise sadece içimden şunu söyledim.
"Galiba bu adamdan kaçışım yok."
Bölüm Sonu...
