5. bölüm · MEVZU DERİN

Bölüm 3- Ev Kuralları

Esma Tuana Çiftçi

Ondan nefret etmiyordum.
Hayır.
Çünkü bir insandan nefret edebilmek için onu tanımak gerekiyordu.
Ben sadece...
Ona tahammül edemiyordum.
Sabahın erken saatleriydi.
Henüz odama tam yerleşememiştim.
Kutuların yarısı hâlâ yerde duruyordu.
Tam kıyafetlerimi dolaba dizerken kapı çaldı.
Üç kez.
Tak.
Tak.
Tak.
İçimden derin bir nefes alıp kapıyı açtım.
Karşımda yine oydu.
Kollarını göğsünde birleştirmiş bana bakıyordu.
"Ne var?"
"İnternet şifresini bulabildiniz mi?"
"Hayır."
"Ben de."
"Ee?"
"Beraber arayacağız."
Kaşımı kaldırdım.
"Neden?"
"Çünkü ikimizin de ihtiyacı var."
"Ben telefon internetimi kullanırım."
"Ben de kullanırım."
"O zaman sorun çözüldü."
Kapıyı kapatacakken eliyle kapıyı tuttu.
"Bir dakika."
Derin bir nefes verdim.
"Ne?"
"Bence konuşmamız lazım."
"Konuşacak bir şey yok."
"Var."
"Ne?"
"Bu ev."
İsteksizce kapıyı biraz daha açtım.
"Dinliyorum."
"Bu evi birlikte kullanacağız."
"Maalesef."
"O zaman bazı kurallar koymamız gerekiyor."
Gözlerimi devirdim.
"Şimdiden mi?"
"Evet."
"Ne kuralları?"
Cem cebinden telefonunu çıkardı.
Notlar uygulamasını açtı.
Gerçekten not almıştı.
Kendimi gülmemek için zor tuttum.
"Bir."
"Ortak alanlar temiz bırakılacak."
"İki."
"Kim önce banyoya girdiyse diğeri bekleyecek."
"Üç."
"Gece yüksek ses olmayacak."
"Dört."
"Kimsenin odasına izinsiz girilmeyecek."
"Beş."
"Mutfakta kullanılan eşyalar yıkanıp yerine konacak."
Liste uzayıp gidiyordu.
Sabırla dinledim.
Bitirince tek bir şey söyledim.
"Bitti mi?"
"Evet."
"Harika."
Telefonunu kapatmasını bekledim.
Sonra gülümsedim.
"Benim de birkaç kuralım var."
Bu sefer şaşıran oydu.
"Söyleyin."
"Bir."
"Sabah kahvemi içmeden benimle konuşmayacaksınız."
Kaşını kaldırdı.
"İki."
"Odama izinsiz yaklaşmayacaksınız."
"Üç."
"Ben sinirliyken soru sormayacaksınız."
"Dört."
"Benim eşyalarıma dokunmayacaksınız."
"Beş."
"En önemlisi..."
Bir adım yaklaştım.
"...beni sinir etmeye çalışmayacaksınız."
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Ben mi?"
"Evet."
"Henüz başlamadım bile."
Bir an durdum.
Sonra istemsizce güldüm.
Çok kısa sürdü.
Hemen ciddileştim.
"O zaman başlamayın."
"Elimden geleni yaparım."
"Yapın."
"Yaparım."
Yine inatlaşıyorduk.
Yaklaşık yarım saat sonra mutfağa indim.
Kahve yapmak istiyordum.
Dolapları açtım.
Kapattım.
Bir daha açtım.
Kahve yoktu.
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
"Kahve mi arıyorsunuz?"
Arkamı döndüm.
Elinde bir kavanoz tutuyordu.
"Ben almıştım."
"Harika."
"Bir fincan verir misiniz?"
"Hayır."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Neden?"
"Daha demin bana kural koyuyordunuz."
"Evet?"
"Benim de bir kuralım var."
"Kural mı?"
"Kahvemi paylaşmam."
Şaka yaptığını düşündüm.
Yüzüne baktım.
Hayır.
Ciddiydi.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Kollarımı bağladım.
"Ne kadar cimrisiniz."
"Teşekkür ederim."
"Bu iltifat değildi."
"Biliyorum."
Sinirle mutfaktan çıktım.
Montumu alıp kapıya yöneldim.
"Nereye?"
"Kahve almaya."
Kapıyı sertçe kapattım.
Yarım saat sonra elimde iki poşetle eve döndüm.
Kapıyı açtığım anda Cem salondaydı.
Poşetlere baktı.
"Bu kadar ne aldınız?"
"Kahve."
"Sadece kahve mi?"
"Evet."
Poşetin içinden tam dört paket kahve çıkardım.
Birini mutfağa koydum.
Birini dolaba.
Birini odama.
Birini de yedek yaptım.
Cem birkaç saniye bana baktı.
Sonra istemsizce güldü.
"Abartmadınız mı?"
"Hayır."
"Neden dört tane?"
Ona döndüm.
"Ben de kahvemi paylaşmam."
İlk kez...
Kahkaha attı.
Gerçekten güldü.
Ben de birkaç saniye ona baktım.
Sonra kendimi toparladım.
"Gülmeyin."
"Özür dilerim."
"Samimi değilsiniz."
"Hiç değilim."
Başımı iki yana sallayıp odama doğru yürüdüm.
Tam kapıyı kapatacakken salondan onun sesi geldi.
"Bu arada..."
Durup ona baktım.
"Adınızı hâlâ bilmiyorum."
Göz göze geldik.
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra aynı anda konuştuk.
"Boş verin."
İkimiz de sustuk.
Sonra ikimiz de istemsizce güldük.
Belki...
Aynı evde yaşamak o kadar da kolay olmayacaktı.
Ama kesin olan bir şey vardı.

— 3. Bölüm Sonu —