3. bölüm · MEVZU DERİN
Bölüm 1- Aynı Çatı
Bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük kararlar değildir.
Küçücük bir tesadüftür.
Ve ben bunu henüz bilmiyordum.
Arabamı apartmanın önüne park ettiğimde derin bir nefes aldım.
"İşte..."
"Yeni şehir."
"Yeni hastane."
"Yeni hayat."
Yirmi üç yaşındaydım.
Tıp fakültesini bitirmiş, ilk görev yerime atanmıştım.
Heyecanlı mıydım?
Biraz.
Korkuyor muydum?
Kesinlikle.
Bagajı açıp valizimi indirdim.
Boynumdaki yıldız kolyesine istemsizce dokundum.
Her önemli anda yaptığım şeydi bu.
Babam, mezun olduğum gün takmıştı boynuma.
"Nerede olursan ol, bu sana eve dönecek cesareti hatırlatsın."
Gülümsedim.
Sonra apartmana girdim.
Üç katlı, eski ama bakımlı bir binaydı.
En üst kattaki dairenin anahtarını dün teslim almıştım.
Sonunda kendime ait bir evim olacaktı.
Merdivenleri çıkarken içimden onlarca plan yapıyordum.
Salonun köşesine kitaplık koyarım...
Mutfağa kahve makinesi...
Balkona birkaç saksı...
Tam kapının önüne geldiğimde cebimden anahtarı çıkardım.
Kapıyı açtım.
İçeri girdim.
Salon beklediğimden de güzeldi.
Valizi kapının yanına bıraktım.
Tam etrafı incelemeye başlamıştım ki...
Kapı kolu hareket etti.
Kaşlarım çatıldı.
"Ne oluyor?"
Kapı yavaşça açıldı.
İçeri uzun boylu, kumral saçlı bir adam girdi.
Elinde valiz vardı.
O da en az benim kadar şaşkındı.
Birkaç saniye öylece birbirimize baktık.
İlk konuşan ben oldum.
"Yanlış daire."
Adam kaşını kaldırdı.
"Sanmıyorum."
"Nasıl sanmıyorsun?"
"Burası benim evim."
Bir an donup kaldım.
Sonra istemsizce güldüm.
"Komik."
"Ben de aynı şeyi söyleyecektim."
Adam cebinden anahtarı çıkarıp havaya kaldırdı.
"Buyurun."
Ben de kendi anahtarımı gösterdim.
"O zaman bunu nasıl açıklıyorsunuz?"
Sessizlik.
İkimiz de elimizdeki anahtarlara baktık.
İkisi de aynıydı.
Tam o sırada kapı tekrar çaldı.
İkimiz de aynı anda döndük.
Kapıyı açınca karşımızda ev sahibi Ahmet duruyordu.
Bizi birlikte görünce yüzündeki gülümseme yavaş yavaş kayboldu.
"...Şey."
Ben kollarımı bağladım.
"Sanırım bize açıklamanız gereken bir durum var."
Ahmet önce bana...
Sonra adama...
Sonra tekrar bana baktı.
"Galiba..."
Başını kaşıdı.
"...Ben küçük bir hata yaptım."
Adam derin bir nefes verdi.
"Nasıl bir hata?"
Ahmet utangaç bir gülümsemeyle cevap verdi.
"Ben..."
"...Evi ikinize de kiralamışım."
Sessizlik.
Tam beş saniye boyunca kimse konuşmadı.
Sonra aynı anda konuştuk.
"Ne?"
Ahmet iki elini kaldırdı.
"Durun, durun. Açıklayabilirim."
"Açıklayın."
"Dün siz aradınız."
Önce bana baktı.
"Bugün de beyefendi aradı."
Bu sefer adama döndü.
"İkiniz de kapora gönderdiniz."
"İkiniz de sözleşmeyi imzaladınız."
"Ben de..."
"...karıştırdım."
Başımı iki elimin arasına aldım.
"Böyle bir şey nasıl olabilir?"
Adam da en az benim kadar sinirlenmiş görünüyordu.
"Ben bu eve yerleşeceğim."
Hemen ona döndüm.
"Hayır."
"O ev benim."
"Hayır, benim."
"Çıkın."
"Siz çıkın."
"Ben çıkmıyorum."
"Ben de."
Ahmet çaresizce ikimize baktı.
"Şehirde kiralık ev kalmadı."
"Oteller de çok pahalı."
"Bu evin iki odası da eşit büyüklükte."
İkimiz de aynı anda bağırdık.
"OLMAZ!"
Ahmet omuz silkti.
"Karar sizin."
"Ya biriniz vazgeçecek..."
"...ya da aynı evde yaşayacaksınız."
Adam bana baktı.
Ben de ona baktım.
İçimden tek bir cümle geçti.
"Bu çocuk başıma bela olacak."
Onun da bana baktığı ifadeden anladığım tek şey şuydu:
"Bu kız hiç normal değil."
Ve ikimiz de henüz bilmiyorduk.
Asıl mevzu...
Daha yeni başlıyordu.
— 1. Bölüm Sonu —
