2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Melania Lavanta

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 2. Bölüm

Uzun bir masa, masanın başında babam namı diğer Ayaz Vural. Dediğine göre ziyaretçilerimiz varmış. Bu ziyaretçilerimizin ceza çekeceği her zaman olduğu gibi kesindi. Annem Merve Vural, babamın sağında bulunan sandalyeye oturmuştu. Yaşına göre oldukça genç görünen ve güzel bir adındı. İkisininde üstünde siyah ciddi görünen ceket bulunmaktaydı.
Ben ise modadan geri kalmamak adına dizime kadar yırmaçlı ve siyah pullar ile süslenmiş elbisem ve siyah topuklu ayakkabılarım ile ortama giriş yapmıştım. Annemden aldığım kızıl saçlar ve açık ten, artı babamdan aldığım mavi gözler bu elbiseye ayrı bir yakışıyordu. Babamın en güvendiği adam Aytek Keskin'de masada yerini almıştı. Kendisi bana takık desek doğru olurdu. Ve bu durumdan baamında haberi vardı.
Hatta yanıma gelip ''Kaçırma bu adamı.'' demişti.
Ama ben hala daha emin değildim, doğru kişi miydi? Bu düşünceleri kendi konuşmam ile beynimden sildim, ''Na'ber gençlik!'' Aytek oturduğu yerden kalkıp oturacağım sandalyeyi geri çekti. ''Teşekkür ederim Aytek.''
''Her zaman Matmazel,'' bu lakap ile seslenmesi hoşuma gitmiyordu. Ama yinede bir şey diyemiyordum. ''Ziyaretçilerimiz kim ya da kimler kocacığım?'' diye çok mantıklı bir soru sormuştu annem.
''Kendileri birazdan gelirler karacığım.'' çok meraklı biriydim ve bu merağın her bir saniyesi bedanime bıçak gibi saplanıyordu. Ve bu merakım kahyanın verdiği bilgi ile son buldu; ''Adamlar geldi Ayaz Bey. Getirelim mi?'''
''Getir.'' diye sakin bir emir verdi babam. Ama bu sözden sonra ayaklanması hayra elamat değildi. Ve benim merakımı sıfıra indirip, şaşkınlığımı yüze çıkaran o olay gerçekleşti. Dün yaptığım baskında karşıma çıkan Kara bela ve onun adamları mekana giriş yaptı.
''Kara Bela!'' ağzımdan istemsizce çıkan bu kelime bakışların bana dönmesini sağlamıştı.
''Bayağı anlaşmışa benziyorsunuz kızım.''
Gözlerimi devirdim, asıl önemli olan ağzımı tutamamış olmam değildi. Asıl olay Kara Bela'nın burada olmasıydı.
''Evet, Pars açıkla. Neden-kızıma-karşı-çıktın!''
''NE!'' dedik annem ile aynı anda, bu şaşırmada emin olduğum tek bir şey vardı. Annem 'Nasıl kızımıza karşı gelebilir!' demek adına şaşırırken. Ben, 'Kim bana karşı gelmiş?' demek için şaşırmıştım. Bu şaşkınlığı içimde tutamayarak konuşmaya başladım.
''Kim bana karşı gelmiş?''
''Ben.'' diyerek öne atıldı Pars denen şahıs.
''İkinizide Arçın'ı öldürmeniz için göndermiştim. O esnada Pars sana karşı gelmiş.'' dedi babam, annem hemen söze girdi. ''Bu doğru mu kızım!(?)''
''Kim, kime karşı gelmiş?'' diyerek ortama giriş yaptı Karan.
''Pars, Lavin Hanıma karşı gelmiş.'' dedikoducu neneler gibi davranmaya başladı Evin.
''Olay büyük gençlik!'' diye büyük bir enerji patlaması ile ortama giren Burak, babamı görünce bir anda sönmüş balona döndü.
''Lavin biz-''
''Yeter!'' beynimden geçenleri dışarıya vuramamak beni deli ettiği için patlamak zorunda kaldım ve Aray'ın sözünü böldüm.
''Kimse bana karşı gelmedi! Gelmesine izinde vermem!'' derin bir nefes alıp devam ettim. ''Evet, Kara Bela'yı pek sevmedim. Ama şimdi günahınıda almayalım bana karşı gelmedi!''
Pars'ın yüzünde mimik dahi oynamıyordu. Gözleri en son gördüğüm gibi kanlıydı. Babam elini büyük kapıların orada elinde taplet ile bekleyen adama 'gel' işareti yaptı. Adamın elindeki tablette dün yaptığım baskından bir görüntü olduğu kesindi!
Bana soldan soldan gelmeye başlıyorlar bak!
''Bana da.'' dedim kendi duyabileceğim bir ses tonunda.
Gerizekalı! Ben, senim!
Zaten sinirliyim, iyice sinirlednirme beni iç ses! Adamın elnden tableti alıp bana döndürdü ekranı, gözleri ile tabletin ekranını gösterdi. ''Başlat.''
Sözünü ikiletmeden vidyoyu başlattım. Bizim eip çoktan arkama geçmiş benimle beraber videoyu izlemeye koyulmuştu. Video başladı:
''Pars Bey gelmeden olmaz.''
''Sevgilisinin hayatını kurtardım, ona saysın!'''
''Ayrıca ne yapmam gerektiğii sana sormayacağım!''
''Bizede vuracak yer bırak Kızıl Bela''
''Benim ile düzgün konuş Kara Bela''
Video Pars'ın yumrukları ile devam etti ve birkaç saniye sonra tekrar ses yükseldi:
''Vurun gitsin!''
''Olmaz!''
''Kara Bela konuştu.''
''Konuşrum tabii bu it lazım bana''
''Benim ihtiyacım yok vurun gitsin, babam gerisini halleder.''
''Kim ki senin baban?''
''Ayaz Vural.''
Ve video bitti. Hiç kimseden ses çıkmıyordu, Pars yüzünü yere doğru eğmişti. Altta kalmamak ve bırakmamak için söze girdim. ''Birisi Pars'dan bunu yapmasını istemiş ki bana karşı çıktı.''
Böyle birisini savunacağımız hiç aklıma gelmemişti.
Valla ne yalan söyleyim, al benden de o kadar. Babam, Pars'a döndü ve siyah saçlarını geriye döğru çekti, ''Benden başka emir aldığın kim var!''
''Aytek Keskin!''
Babamın mavi gözleri Aytek'e döndü. ''Sen...'' bir adım attı üzerine doğru.
''Ne zamandan beri...''
Bir adım daha,
''Benim haberim olmadan...''
Bu sefer adımının yanında masadaki rakı dolu kadehi yere attı.
''Emir veriyorsun!''
Kırılan parçaları umursamadan devam etti. Aytek'in yanına geldiğinde ani bir refleks ile yakasından tuttu. Oda da yankılanan babamın sesi içime işliyordu sanki, ''Benim adamlarıma... Ne hakla... Emir veriyorsun... Aytek!''
''Oğlunuzun... Katilinin acı çekmesini istedim Ayaz Bey,''
''Sana mı kaldı lan! He! SANA MI KALDI!(?)''
Babam ne kadar mafya gruplarının başıda olsa yaşlı biriydi, saçları çoktan beyazlamış bir adamdı. Ve tansiyon hastasıydı. Bu kavgadaki stres dozu onun için oldukça fazlaydı, kendisini bir anda yerde bulmak beni asıl şok eden şey olmuştu...
_____________________________________________________________________________
Bu kitap beğenilir mi bilmem, ama okuyan her bir kişinin alttaki o kalbe basmasını isterim açıkçası.
Seviliyorsunuz... ❤️❤️💙💙🤍🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

77okunma 22beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.