Mayıs kitap kapağı

15. bölüm / 17

Mayıs

15. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Amaya Xxxx

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 15. Bölüm

Baktım. Sadece gözlerimin içine dakikalardır yaptığım gibi boş boş bakmaya devam ettim. Sabah uyandığımdan bu yana kendimi berbat hissediyordum. Dünden bu yana pek bir değişiklik yoktu. Hala başım dönüyor hala midem bulanıyordu. Uyanalı bayağı olmuştu. Ancak yenice yataktan kalkamayı başarabilmiştim. Belki de Utku haklıydı. Bugün hastaneye uğramam iyi olurdu.

Bulanık bakışlarımı zorlukla aynadaki yansımamadan çektim. Suyun soğuk tarafını açtıktan sonra defalarca kez suyu yüzüme vurdum. En son suyu kapatmadan önce boynumu da ıslatmadan edemedim. Yan tarafımda bulunan havluyla iyice yüzümü kuruladıktan sonra banyodan çıktım. Soğuk su tam olara dermanım olmasa da işe yaramıştı. Biraz daha kendime gelmiş gibi hissetmeye başlamıştım.

İlk işim odadan çıkıp mutfağa inmek oldu. Mutfağa girdiğimde hiçkimsecikler yoktu etrafta. Evde her zamanki gibi sessizlik hakimdi. Buz dolabından içi su dolu olan cam şişelerden birisini aldım. Ayaklarımı yere sürüye sürüye bardak almaya gittim. Bardağa kattığım suyu birkaç saniye içerisinde mideme yolladım. Yalnızca iki saniye sonra bunun ne kadar berbat bir fikir olduğunu midemin bulantısının daha da şiddetlenmesiyle anladım.

Bir elimle hala boşalan bardağı tutarken diğer elim mideme gitti. Tezgahın önünde iki büklüm kalakalmıştım. Suyun soğuk olması bir yana boş mideye bu kadar fazla suyu bir anda yüklememeliydim. Salaklık etmiştim. Doğrularak kendime gelmeye çalıştım. Bu biraz uzun sürmüştü belki ama başarmıştım. Ağrıyan midemle birlikte mutfaktan çıktım ve direkt olarak dış kapıya ilerledim. Kapıyı açmamla yüzüme sıcaklığın çarpaması bir olmuştu. İstemsizce yüzümü buruşturdum. Etrafıma bakınarak Yusuf abiye bakındım ama gözükmüyordu. Bahçeye çıkarak evin etrafında dolanmaya başladım. Onu en nihayetinde garaj da elinde bir bezle arabayı temizlerken buldum.

Beni gördüğünde ilk önce gülümsese de sonrasında halimi fark edince yüzündeki gülümseme dondu kaldı. Elindeki bezi arabanın kaputuna bıraktığı gibi bana doğru gelmeye başladı. “Arabayı hazırlayabilir misiniz? Hastaneye gitmem gerekiyor.” Yusuf abi hiçbir şey demeden hızla başını onaylar anlamda salladı. Ona arkamı dönerek yeniden eve yöneldim. En azından üstümdeki pijamalardan kurtulmak istiyordum.

Normalde hastalandığım zaman ilk işim Utku’yu aramak olurdu. O da her zaman eve aile doktorunu gönderirdi. Ancak artık benim açımdan durumlar tamamen değişmişti. Daha önce hiç sorgulamamıştım bu durumu ama artık merak ettiğim ve sorguladığım birkaç nokta vardı. Özellikle hastaneye gitmek için can attığım da yalan değildi.

Pijamalarımdan kurtulduğum gibi onları bir kenara attım. Yavaştan vücuduma hücum etmeye başlayan üşüme ile hareketlerim kısıtlanmaya başlamıştı. Zor bela dolaptan bulduğum tişört ile pantolonu giyinmiştim. Ayakkabılarımı da ayağıma geçirdikte sonra odadan çıktım. Evden dışarıda adım attığım anda araba önümde belirmişti. Yusuf abi şoför tarafından indikten sonra benim için kapıyı açmaya geldi. Normalde olsa asla bunu ona yaptırmazdım ama şu an yürümekte bile zorlanıyordum.

Araba evin bahçesinden çıkıp ana caddeye indiğinde başımı kapıya yasladım. “İyi misiniz? Utku Bey’e haber vermem ister misiniz?” Bir yandan da dikiz aynasından beni kontrol ediyordu. Hafifçe başımı iki yana sallayarak bunu reddettim. “Gerek yok. Endişelenmesin. Sonra haber veririz ona.” Tereddütle birkaç saniye boyunca aynadan bana bakmaya devam etti. “Lütfen.” Dedim bulduğum son güç kırıntılarıyla. “Peki, siz daha iyi bilirsiniz.” Aradan ne kadar vakit geçtiğine dair hiçbir fikrim yok. Yol boyunca yarı uyur yarı uyanık haldeydim. Araba acil girişin kapısında durduğunda ise gözlerimi hala tam açamıyordum. Gittikçe daha fazla üşümeye ve titremeye başlamıştım.

Oturduğum kapının açılmasıyla irkildim. Yavaşça ayaklarımı dışarıya attım. Arabadan iner inmez buluştuğum açık hava ile daha fazla üşümeye başladım. Kollarımı kendime dolayarak bedenimi sıcak tutmaya çalıştım ama pek de başarılı olamadım. İçeriye girdiğimiz de Yusuf abi beni kenarda bulunan bekleme koltuklarından boş olana oturttu. Ardından bana bir şeyler söyledi. Ne söylediğini anladığımdan tam olarak emin değilim. Yalnızca ‘giriş’ kelimesini seçebilmiştim. Sesi kulaklarıma uğuldayarak çarpıyordu. Artım o kadar çok üşüyordum ki çenem bile titremeye başlamıştı.

Birkaç dakikalık bekleyişin ardından Yusuf abi yeniden yanımda belirdi. Yavaşça koluma girdi, ayağa kalkmamda yardımcı oldu. Yine bir şeylerden bahsediyordu ama ben onu hiçbir şekilde anlayamıyordum. Beni muayene odalarından birisine soktuktan sonra odadan çıkarak beni yalnız başıma bıraktı. Ondan sonrasında ise ner olduğunu tam olarak hatırlamıyordum. Doktorun geldiğini ve sonrasında ise bir hemşirenin yanıma geldiğini hatırlıyorum.

Yeniden gözlerimi açtığımda ise daha iyiydim. Hem de şaşırılacak kadar çok iyiydim. Artık bulanık görmüyordum. Ya da etrafımda bulunan eşyalar gözümün önünden kayıp gitmiyordu. Yavaşça yattığım yerden doğruldum. Bu sırada koluma takılı olan serumu fark ettim. Soruma uzanacağın sırada ne kadar terlediğimi o an anlamış oldum. Dağınık saçlarım terden ıslanmış olan boynuma ve enseme yapışmıştı. Artık üşümüyordum da. Yalnızca mide bulantım hafiften devam ediyordum. Gözlerimi kapatarak derin bir nefes verdim. Takılan serum sayesinde uyuyakalmış olmalıyım. Bu çok iyi gelmişti. Sedyeden kalktığım sırada bulunduğum küçük odanın kapısı açıldı ve içeriye hemşirenin biri girdi. “Uyanmışsınız. Daha iyi misiniz?” Geri indiğim sedyeye oturdum. “Daha iyiyim, teşekkür ederim.” Hemşire biten serumuma baktıktan sonra odanın bir köşesinde buluna arabayı yanına çekti. “Bunu duyduğuma sevindim. Şimdi serumunuzu çıkartacağım ardından istediğiniz zaman çıkış yapabilirsiniz.” Sessizce onayladım onu.

Hemşire serumumu çıkarttıktan sonra odadan çıktım. Gözüme ilk çarpan bekleme koltuklarında oturan Yusuf abi oldu. Onu görür görmez içimde mahcubiyet belirdi. Ona doğru yöneldiğimde başını yerden kaldırdı. Göz göze gelir gelmez oturduğu yerden hızla ayaklandı. O konuşmadan önce ben konuştum. “Teşekkür ederim, beni buraya kadar getirip bir de beklediniz.”

“Lütfen bunu duymamış olayım. Sağlık her şeyden önemlidir. Teşekkür söz konusu bile olamaz.” Uzun zaman sonra gerçek bir samimiyet hissetmiştim. Çoğu insan hastalandığı zaman kendine sığınacak bir liman bulurdu. Ben bulamadım. Gemimi yanaştıracak tek bir liman dahi bulamadım. Şimdi ise bir hastanede bu haldeyken yanımda bir yabancı vardı. Ne kadar da acınası bir haldeydim. Kimsemin olmadığını hayat bir kez daha yüzüme tüm gerçekliği ile çarpmıştı. “Utku Bey’e haber vermemi istemediğiniz için hiçbir şey söylemedim.” Yusuf abinin konuşması üzerine daldığım düşüncelerin arasından sıyrıldım. “Sağ olun.” Bulunduğum koridorda şöyle bir etrafıma bakındım. “Hangi hastanedeyiz?”

“Utku Bey’in hastanesinde.” Hafifçe başımı aşağı-yukarı sallayarak onu anladığımı gösterdim. “Bence biz şöyle yapalım: siz gidin biraz soluklanın. Malum benim yüzümden buraya katlanmak zorunda kaldınız. Ben de o sırada Utku’ya uğrayıp durumdan haberdar edeyim. Hem siz hem de ben rahatlamış olurum. Ne dersiniz?”

“Sizi bu hasta halinizle yalnız bırakmak kulağa pek de mantıklı gelmiyor açıkçası.” Kaşları düşünceli bir tavırla havalanmıştı. İstemsizce gülümsedim. “Ben gayet iyiyim. Serumun içinde her ne varsa toparlanmam konusunda oldukça yardımcı oldu.” Yusuf abi birkaç saniye boyunca sessiz kalarak düşündü. En nihayetinde ise omuzlarını düşürerek pes etti. “Pekala, sizi otoparkta arabada bekliyor olacağım.” Hızla başımı sallayarak onayladım. Sanki bir an bu düşüncesinden vazgeçecekmiş gibi. Kafamda bazı düşünceler ve soru işaretleri vardı. Hazır yolum buraya düşmüşken neden bunu fırsata çevirmeyeyim ki?

Yusuf abi ile zıt yönlere doğru ayrıldık. Acil bölümünden çıktıktan sonra tabelaları takip ederek ana girişe kadar gelmeyi başardım. Buradan sonrası ise oldukça kolay olmuştu. Daha öncesinde Utku’ya geldiğim için odasının nerede olduğunu hatırlıyordum. Bu yüzden zorlanmamıştım. Asansörden indikten sonra ilerlemeye devam ettim. Hemşirenin birisi ile göz göze gelince gergince gülümsedim. Utku’nun nasıl tepki vereceğini bilmiyorum ve bu biraz beni korkutan bir durumdu. Neden bilmiyorum ama hastanede olmam düşüncesi sanki onu rahatsız ediyordu. Burada olmamdan hoşlanmıyormuş gibi bir tavrı var. Bunu hiçbir zaman fark etmemiştim ama son zamanalarda dikkatimi çeken bir başka nokta da buydu. Umarım yanılıyorumdur. Utku’nun odasının önüne geldiğimde kapıya vurmak için yumruk yaptığım elim havalandı ancak kapının açık olduğunu fark etmem ile duraksadım. İçeride bir hastanın olabilme olasılığını düşünerek tam geriye adımlayacaktım ki duyduğum cümle ile olduğum yerde kalakaldım.

“Beni açık açık tehdit ediyorsun. Hem de hiç korkmadan.” Bu ses Utku’ya ait değildi. Bir başka erkek sesiydi ve bana oldukça yabancıydı. Yabancı adam tehdit demişti. Utku onu tehdit mi ediyordu? Kaşlarım farkında olmadan şaşkınlıkla havalandı. “Bence kimin kimi tehdit ettiği açıkça ortada Alpay. Burası benim hastanem ve ben ne istersem onu yapma hakkına sahibim.” bu cümlelerin sahibi olan gerçekten Utku muydu? Daha önce sesinde duymadığım tarz da bir sertlik vardı. “Buraya seni tehdit etmeye değil, uyarmaya geldim.” Karşısındaki adam bir anlık sustu. “Sence senden korkuyormuş gibi bir halim mi var? Sana dostane bir tavırla haber gönderdim ama sen ne yaptın? Beni tehdit etmeye çalıştın. Ben senin o korkak ortaklarına benzemem. Seni yalnızca bir kere uyarıyorum. Eğer dediklerimi yapmazsan o zaman olacakları sen benden daha iyi biliyorsun.” Yabancı adamın dudaklarının arasından dökülen her bir kelime ile dudaklarım şaşkınlıkla aralanmıştı.

“Ha bu arada, çok yakında sana bir sürprizim olacak. Bekleme de kal.” Galiba bu konuşmanın bittiği anlama geliyordu. Hemen kapının önünde bulunuyordum o yüzden saklanmam gerekiyordu. Onları duyduğumu bilmemeleri gerekiyor. Tam geriye adımlamış arkamı dönüp gitmek üzereyken kapı açıldı. Elim hala havadaydı. Sanki onu havada tuttuğumu unutmuş gibiydim. Galiba biraz şoktaydım. Karşımda beliren yabancı sima ile donup kaldım. Karşımdaki adam oldukça uzun ve heybetliydi. Üzerinde siyah bir takım elbise vardı ve oldukça şıktı. Siyaha kaçan koyu kumral saçları özenle toplanmıştı. Açık kahve gözleri yüzümde dolaştı. Bu yabancı adam adeta tehlikenin vücut bulmuş haliydi.

Ne yapacağımı bilmiyordum. Öylece arkamı dönüp gitsem saçma mı olurdu? Arkasından kapıyı kapattı. En azından sessizce yanımdan geçip gitmesini bekliyordum. “Kapı dinlemenin görgü kurallarına aykırı olduğunu daha önce hiç duymadın mı?” Şaşkınlıkla aralanmış olan dudaklarım daha da aralandı. Bu adam ciddi miydi? Ses tonu az öncekinden daha yumuşaktı. “Ben…” ne diyecektim ki? “Ben hiçbir şey duymadım.”

“Şey…” baş parmağımla omzumun üstünden arkamı gösterdim. Yine de gözlerini bir an bile olsun benden ayırmadı. Bu daha çok gerilememe sebep oluyordu. “Ben gitsem iyi olacak.” Hiçbir şey dememdi. Sessizce beni izliyordu. Bu oldukça ürkütücüydü. Sertçe yutkundum, cevap vermemesini fırsat bilerek arkamı döndüğüm gibi geldiğim yöne doğru yürüme başladım. Kendimi zorlukla asansöre atmayı başarabilmiştim. Yakalanma korkusuyla kalp atışlarım hızlanmıştı. Sırtımı asansörüm duvarına yasladıktan sonra bir elimle kalbimi tuttum. Hızlı hızlı nefes aldığımdan kaynaklı göğsüm oldukça şiddetli bir şekilde alçalıp yükseliyordu. Geçtiğini umduğum mide bulantım yeniden yüzeye çıktığında yüzümü ekşittim. Asansörün kapısı çınlayarak açıldığında kendimi dışarıya attım. İnsanların arasından geçip giderken istemsizce etrafımı kontrol etme ihtiyacı duyuyordum. Sanki o yabancı adam bir anda köşeden çıkıp önümde belirecekmiş gibi hissediyordum. Neden bu kadar tırstığımı ya da korktuğumu ise hiç anlamamıştım.

Hastaneden dışarıya çıkar çıkmaz yüzüme vuran havayla titredim. Her ne kadar sorum fayda etmiş olsa bile hastalığı hala tam olarak vücudumdan atmış sayılmazdım. Hızlı adımlarla otoparka ilerledim. Yalnızca bir-iki araba kadar ilerlemiştim ki Yusuf abiyi gördüm. Elinde telefonu ile arabaya yaslanmış bir şekilde beni bekliyordu. Büyük ihtimalle onu rahatça bulabilmem için arabanın önünde duruyordu. Onunla aramızda yalnızca birkaç adım kaldığında başını telefonundan kaldırdı ve beni fark etti. Benden önce davranarak arka kapıyı benim için açtı. Arabaya binerken ona teşekkür ettim. O da şoför koltuğunda yerini aldığında motoru çalıştırdı. Saniyeler içerisinde araba otoparktan ayrılmıştı.

Oturduğum yerde duruşumu düzeltmek için hareketlenirken dışarıdaki bir şey gözüme çarptı. Doğru görüp görmediğimden anlık olarak emin olamadım. “Durabilir miyiz? Lütfen.” Yusuf abi ricam üzerine arabayı kaldırıma yaklaştırdı. Cama iyice yaklaşarak gördüğüm şeyden emin olmaya çalıştım. Hastanenin bahçesinde gördüğüm yüzlerden birisi Utku’ya bir diğeri ise İlkim’e aitti. İlkim, elleri önlüğünün cebinde karşısındaki Utku’yu sessizce dinliyordu. Oldukça sakin gözüküyordu. Bakışlarımı zorlukla ondan çektim. Bu sefer Utku’ya baktım. Hararetli hararetli bir şeyler anlatıyordu. Büyük ihtimalle o yabancı adam hakkında bir şeylerden bahsediyor olmalıydı. Ellerini havda rastgele savuruyor, olduğu yerde sabit duramıyordu. Gözleri adeta sinirle parlıyordu. İlkim’in yüzündeki sakin ifade, Utku’nun ellerini savuştururkenki siniriyle tam bir tezatlık oluşturuyordu.

Bu gördüklerim karşısında adeta başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Kalbim göğsümde öylesine hızlı atıyordu ki sanki patlayacakmış gibiydi. Utku bana yalan söylemişti. Ve beni yine kandırmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18