MAVİ PALMİYE kitap kapağı

3. bölüm / 6

MAVİ PALMİYE

3. Bölüm: Kalabalığın Ortasında

Vaveyla Yazarı: Feyza elif Göçer

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm: Kalabalığın Ortasında

O gün gece aklımdan çıkmadı bir türlü. O çocukta tuhaf olan bir şeyler vardı; sadece saklandığı karanlık değil, bakışlarındaki o tekinsiz sakinlik de beni kendine çekiyordu. Kafamın içinde dönüp duran o çakmak alevi ve beyaz kağıda sert harflerle yazdığı o tehditkar cümle, haziran sıcağında bile tenimin ürpermesine neden oluyordu. Gözlerimi her kapattığımda, o karanlık silüetin bana attığı imalı bakışı görüyordum.

Günler hızla akıp giderken, Mavi Palmiye o eski, ıssız havasından yavaşça sıyrılmaya başlamıştı. Büyük şehirlerin o boğucu kalabalığı dalgalar halinde buraya taşınıyordu. Yazlık her geçen gün biraz daha doluyor, aylardır kepenkleri inik olan boş villaların pencereleri tek tek aralanıyordu. Kış boyunca birbirini özleyen eski arkadaşlar, sitenin ortak havuzunun kenarında yeniden toplanıyordu. Kulaklarıma kadar ulaşan neşeli kahkahalar, plaj kafelerinden yükselen ritmik müzik sesleri sokağımızı esir almıştı. Sitenin beyaz taşlı yolları, renkli bisikletlerin çıkardığı o bildik yaz sesleriyle yankılanıyordu.

Ama bu yaz, benim için diğer yazlar gibi değildi. İçimde bir yerlerde, bu neşeli kalabalığa ait olamayan yabancı bir his büyüyordu.

Bizimkilerle meydandaki o küçük dondurmacının önünde buluştuğumuzda, herkes heyecanla akşam sahilde yakılacak ateş için planlar yapıyordu. Bisikletlerin pedallarına asılıp sitenin içinde turlarken bile aklım hep o iki katlı evlerin arasında saklı kalan 14 numaralı villadaydı. Arkadaşlarım hayatın tadını çıkararak gülüyor, dedikodular yapıyordu. Bense onlara başımı sallayıp sahte gülücükler fırlatırken, her fırsatta gözlerimi o simsiyah kapalı panjurlara dikmekten kendimi alamıyordum.

O çocuktaki tuhaflıkları düşünmek bende adeta bir takıntı halini almıştı. Neden gündüzleri hiç çıkmıyordu? Neden o koskoca evde tek bir ışık bile yanmıyordu? Etrafımdaki herkes yazın ve denizin tadını çıkararken; benim zihnim o zifiri karanlıkta, karşı balkonda asılı kalmıştı. Mavi Palmiye gürültüyle uyanıyordu ama ben, o yan villanın üzerimize düşen kapkara gölgesinde çoktan kaybolmuştum.

Akşamüstü güneş çekildiğinde, bizim grubun ısrarlarına dayanamayıp sahildeki ateş başına gitmek için evden çıktım. Sitenin loş sokaklarında yürürken adımlarım ister istemez yavaşladı. 14 numaranın önünden geçerken, rüzgarda sallanan begonvil dallarının çıkardığı hışırtı bile kalbimin hızlanmasına yetti. Ev yine sessizdi, yine kapkaraydı.

Sahile vardığımızda ateş çoktan yakılmış, kıvılcımlar gökyüzüne doğru savruluyordu. Arkadaşlarım gitar eşliğinde şarkılar söylüyor, Akdeniz'in o ılık dalga sesleri ayaklarımızın dibine kadar vuruyordu. Her şey sıradan bir yaz gecesinin olması gerektiği gibiydi. Ta ki ben kafamı sahili aydınlatan ateşin gerisindeki o karanlık iskeleye doğru çevirene kadar.

İskelenin en ucunda, denizin zifiri karanlığına karşı dimdik duran bir silüet vardı. Üzerinde yine o siyah kapüşonlusu vardı ve ellerini ceplerine sokmuş, doğrudan bizim olduğumuz tarafa bakıyordu. Daha doğrusu, tam gözlerimin içine.

Ateşin ışığı yüzünü aydınlatmıyordu ama onun o tekinsiz sakinliğini yüz metrelik mesafeden bile hissedebiliyordum. Kalbim göğüs kafesimi zorlamaya başladığında, gözlerimi iskeleden ayıramadım. O an anladım ki, bu yaz Mavi Palmiye’de saklanan sırlar, sadece o iki katlı evin duvarları arasında kalmayacaktı. Tehlike, sahile kadar inmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

38okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.