1. bölüm / 6
MAVİ PALMİYE1. Bölüm: Yan Villa (14 Numara)
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm: Yan Villa (14 Numara)
- 1 1. Bölüm: Yan Villa (14 Numara)392 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm: Komşu Kızı292 kelime
- 3 3. Bölüm: Kalabalığın Ortasında434 kelime
- 4 4. Bölüm: Karanlıktaki Gölge330 kelime
- 5 5. Bölüm: Küllerin Altındaki Sır741 kelime
- 6 6. Bölüm: Maskelerin Ardı1.030 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mavi Palmiye
"Bizim hikayemiz, iki katlı evlerin çatılarından gökyüzüne bakarken başladı. Aramızda sadece birkaç metrelik bir sokak ve birbirine bakan iki balkon vardı. Mesafe sadece şehirler arasında olmazdı; bazen yan villandaki insana ulaşmak da kilometrelerce yürümek kadar imkansız gelirdi. O, bu sitenin en karanlık köşesiydi; ben ise sadece onun karanlığını aydınlatmak isteyen yan evdeki kızdım.
"Annemin aşağıdan gelen tencere kapakları sesine karışan, o klasik "Akşam yemeği hazır!" çığlığı bile beni oturduğum balkon minderinden kıpırdatamamıştı. Parmaklarımın ucundaki kulaklığı kulağıma biraz daha bastırdım. Denizden esen o ılık haziran rüzgarı, saçlarımı yüzüme savururken gözlerimi tam karşımdaki binadan ayıramıyordum.
Mavi Palmiye Sitesi. İki katlı, beyaza boyanmış, bahçelerinden begonviller taşan ve dışarıdan bakan herkes için cenneti andıran o monoton yazlık site. Her yaz buraya gelir, aynı insanları görür, aynı dondurmacıdan dondurma yer ve eylül geldiğinde hiçbir şey olmamış gibi İstanbul’a dönerdik. Sıkıcıydı. Ta ki üç gün önce, tam karşımdaki 14 numaralı villanın o hiç açılmayan demir panjurları büyük bir gürültüyle yukarı çekilene kadar.
Oraya birileri taşınmıştı. Daha doğrusu, sadece o taşınmıştı.
Gündüzleri ortalıkta hiç görünmüyordu. Ne sitenin ortak havuzuna iniyor ne de akşamları sahilde yürüyen gençlerin arasına karışıyordu. Sadece gece yarısı olduğunda, sitedeki tüm evlerin ışıkları tek tek sönüp herkes derin bir uykuya daldığında ortaya çıkıyordu. İkinci kattaki balkonunun kapısını yavaşça aralıyor, siyah kapüşonlusunu kafasına geçirip saatlerce karanlığı izliyordu.
Tıpkı şu an olduğu gibi.
Saat gece ikiye geliyordu. Sitenin sokak lambalarından biri tam bizim evlerimizin ortasında hafifçe kırpışarak yanıp sönüyordu. O, karanlıkta sadece parmaklarının arasındaki sigaranın küçük kor ateşiyle seçilebiliyordu. Kafasını hafifçe arkaya doğru yasladı, dumanı gökyüzüne, yıldızların arasına doğru üfledi. Aramızda sadece bir sokak genişliği kadar mesafe vardı ama o an ona seslensem, sesim o mesafeyi aşamaz da rüzgarda kaybolur gibi hissettim.
Derin bir nefes aldım ve içimdeki o deli cesaretine engel olamayarak odamın içindeki küçük el fenerini elime aldım. Balkonun demirlerine iyice yanaştım. Kalbimin göğüs kafesimi zorlayan ritmini duyabiliyordum. Fenerin düğmesine bastım ve ışığı tam onun oturduğu balkona doğru, üç kez üst üste yakıp söndürdüm.
Çat.
Işık tam yüzüne isabet ettiğinde durdu. Sigarasını tutan eli havada asılı kaldı. Karanlığın içinden, iki katlı evlerin loş gölgeleri arasından kafasını yavaşça bana doğru çevirdi. O an ilk kez, sokak lambasının zayıf ışığı altında onun gece karası gözleriyle göz göze geldim. Kaçmadım. O da kaçmadı.
Dünya sanki o saniyede durdu, dalga sesleri kesildi, rüzgar sustu. Sadece ikimiz kaldık; iki balkon, iki katlı evler ve aramızdaki o devasa, aşılmaz mesafe...
Bölüm etkileşimi
