2. bölüm · Malefica`nın Büyüsü

Maske'nin Zehri

Jacras İlena

Gözlerimi açtığımda başımın içinde bir ordu davul çalıyordu. Hastane odasının o parlak, beyaz ışığı gözlerimi kamaştırırken nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Kafam o kadar dumanlıydı ki, dün gece ne olduğunu, beni buraya neyin düşürdüğünü hatırlayamıyordum. Tek hissettiğim, parmak uçlarımda dolaşan ve içimi gıdıklayan garip, elektrikli bir histi. Dışarıdan gelen yoğun karga sesleri kulaklarımda uğulduyordu.

"Sonunda uyandın. Bir an beni bu dünyada senin gibi dişli bir düşmandan mahrum bırakacaksın diye korkmuştum."

Sesin geldiği yöne, yatağın hemen başucundaki koltuğa döndüm. Kollarını göğsünde bağlamış, o her zamanki kibirli, sinir bozucu ama bir o kadar da göz alıcı gülümsemesiyle bana bakıyordu. Düşmanım tam karşımdaydı. Ama o gözlerindeki bakışta nefretin arkasına gizlenmiş öyle derin, öyle çaresiz bir yoğunluk vardı ki, içimin ürpermesine engel olamadım. Bana takıntılı değildi, biliyordum, ama o alaycı maskesinin altında bana ne kadar aşık olduğunu görebiliyordum. Tabii ki bunu asla belli etmezdi.

"Beni izlemek için işini gücünü bırakıp burada mı bekledin?" dedim, sesimin çatallı çıkmasına sinir olarak yatakta doğruldum. "Bana olan hayranlığını gizlemek için daha ne kadar düşman taklidi yapacaksın?"

Hafifçe güldü, oturduğu yerde öne doğru eğildi. Aramızdaki mesafe kapandığında kalbimin hızlandığını hissettim ama yüzüme o en alaycı maskemi yerleştirdim.

"Sana hayran olmak mı? Kendini fazla önemsiyorsun," dedi sesi pürüzsüz ve iğneleyiciydi. "Sadece dün geceki o trajik yeteneksizliğini izlemek keyifliydi."

"Yeteneksizlik mi?" diye mırıldandım, kaşlarımı çatarak. Hafızam yavaş yavaş yerine geliyordu ama bir gariplik vardı.
O güçlü kara büyüyü dün gece bana yapan, beni bu yatağa düşüren bizzat kendisiydi. Beni alt etmek, kontrol altına almak istemişti ama büyü o kadar güçlüydü ki, kontrolden çıkıp ona da bulaşmıştı. Ben bana büyü yaptığından tamamen habersiz gibi davranıyordum.
"Neden bahsediyorsun sen?" dedim, gözlerimi onun titizlikle ütülenmiş gömlek yakasına dikerek. Büyünün izleri oradaydı.
"Hastanenin havası senin de beynini uyuşturmuş. Ama bakıyorum da ceketinde garip bir tüy var. Tarz değişikliği mi?"
Kaşlarını kaldırdı, omzuna baktı. Ceketinin üzerinde, ışıkta lacivert parıldayan simsiyah bir karga tüyü duruyordu. Dokunmak için elini uzattığında parmaklarının hafifçe titrediğini gördüm. Dudakları şaşkınlıkla aralandı ama o meşhur gururu yüzünden hemen kendini toparladı.
- "Bu sadece bir pislik," dedi, sesi hafifçe çatlasa da alaycı tonunu korumaya çalışarak tüyü silkti. "Dışarıdaki kuşların işidir."
"Tabii ki," diye fısıldadım, yatağın kenarına tutunup ona doğru uzanarak. "Zaten birazdan eve gidip o çok sevdiğin aynanın karşısına geçtiğinde, o kuşları daha iyi anlayacaksın. Dikkat et de yolda yürürken canın birden yukarılara uçmak istemesin"
Sözlerim üzerine duraksadı. Gözlerinde ani bir şüphe ve o saklamaya çalıştığı, beni eritmek isteyen o derin bakış belirdi. Ama hemen arkasını dönüp kapıya doğru yürümeye başladı. Tam kapı kolunu tutmuşken omzunun üzerinden bana baktı.
"Çabuk toparlan. Ezeli düşmanımın yatakta bu kadar zayıf görünmesi hiç eğlenceli değil."
Arkasını döndüğünde dil çıkarıp mırıldandım "Kesin öyledir kalın kafalı kalas"
Hızla bana döndüğünde gözlerimi büyütüp "ne var!?" dercesine bir bakış attım
"Hmm?" dediğinde aynısından ona yönelttim "hmm?" gözlerini kısmasıyla beraber dudağı yukarı kıvrıldı.
"Hep içine konuşuyorsun hep. Az bize söyle de içinde kalmasın." Küçümseyici bir bakışla ona
bakarken odadan ayrıldı.
5 dakika geçmeden odaya hızla dalan abimden başkası değildi.
"Hadi hemen kurtulalım şu iğrenç yerden" diyerek kolumu çekiştirdiğinde göz devirdim.
Hastanelerden nefret ederdi. "Hallettin mi taburcu işlemlerini?" bana ters ters bakınca sustum ve ayaklandım.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dışarısı tam tahmin ettiğim gibi felaketti. 200'den fazla karga birden önümde yere kondular. Abim bi an kaşlarını çatıp boş boş bakındı ama eve geldiğmizde de bambaşka kargalar bahçedeydi. Olayı anlamış gibi bana endişe ile baktı.
"Siktir,olamaz." gözlerimi masum masum kırpıştırdığımda ters bakışları yine yüzüne oturdu.
"Ben yapmadım ki o yaptı." Eve girerken dişlerini sıktı."Siz ikiniz tam başa belasısınız. Çocuk oyuncağı değil bu!"