7. bölüm / 7
Lupo Nero7. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 7. Bölüm
- 1 1. Bölüm681 kelime
- 2 2. Bölüm962 kelime
- 3 3. Bölüm828 kelime
- 4 4. Bölüm1.107 kelime
- 5 5. Bölüm820 kelime
- 6 6. Bölüm566 kelime
- 7 7. Bölüm746 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaklaşık yarım saat önce Karan beyin abisinin durumunu ve serumunu kontrol edip aşağıya inmiştim. Şimdi ise odamda, o basık duvarları izleyerek vaktin geçmesini bekliyordum. Ona annemi aramak istediğimi söylediğimde sert bir dille reddetmişti. Annemin şu an yoğun bakımda, konuşabilecek veya telefona çıkabilecek bir durumda olmadığını söylemişti. Durumu stabilleştiğinde aramama izin vereceğini de eklemişti. İçimdeki o ağır endişeyle baş başa kalmıştım.
Odada oturmaktan çok sıkılmıştım, duvarlar üzerime geliyordu resmen. Acaba Karan beye sorsam, biraz hava almama izin verir miydi? Bir şansımı denemek istiyordum ama onun izni olmadan odadan çıkmam bile yasaktı. Ne yapacaktım?
Belki Teresa kapının önündedir diye düşünerek şansımı denemeye karar verdim. Kapımı yavaşça aralayıp koridora baktım ama kimse yoktu. Tam hayal kırıklığıyla kapıyı kapatacaktım ki, aşağıdan çok derinden gelen boğuk bir kedi sesi duydum. Bakışlarım koridorun zemininde gezindi ve ne göreyim; simsiyah, asil bir kedi yavaş adımlarla bana doğru yaklaşıyordu.
Karan Lorenzo Ruggiero gibi acımasız bir yeraltı liderinin evinde bir kedi beslediğini söyleselerdi asla inanmazdım. Kedileri çok severdim. Hemen yere çöküp kedinin tüylerini okşamaya, onu mıncırlamaya başladım. Öyle tatlıydı ki, onunla ilgilenirken içimdeki tüm o yoğun stres ve korku bir anda yok oldu.
Dakikalardır yerde kediyle oynuyordum ki, birden üzerime devasa bir karartı düştü. Bakışlarım yerdeki kedi patilerinden yukarıya doğru yavaşça tırmandı ve tam tepemde dikilen Karan beyde durdu. Gözlerindeki o keskin yeşiller doğrudan bana bakıyordu. Hemen ayağa kalktım. Heyecandan ve yakalanmanın verdiği panikle yerdeki kediyi de kucağıma aldım.
„Ne yapıyorsun burada hemşire?" diye sordu. Sesi koridorda derin ve hesap sorar gibi yankılandı.
„Affedersiniz... Ben aslında Teresa hanıma bakmak için kapıyı açmıştım. Onu bulamayınca içeri girecektim, yani aslında odamın sınırlarını hiç ihlal etmedim, sadece kapının ucundan baktım–"
„Hemşire!" diye kesti sözümü, ses tonu sakin ama netti.
„Çok hızlı konuşuyorsun. Arada nefes al."
„Kusura bakmayın. Ben odama geçeyim hemen," dedim çekinerek.
„Dur," dedi, gitmeme izin vermeyen o buyurgan sesle.
„Teresa yok. Bana sor ne soracaksan."
Yutkundum. İçimdeki o boğulma hissi canıma tak etmişti. „Ben... Şey soracaktım. Acaba kısa bir süreliğine dışarı çıkıp biraz hava alabilir miyim? Gerçekten kimseye sizin hakkınızda tek bir kelime bile etmem. Zaten kim olduğunuzu, ne iş yaptığınızı da bilmiyorum. Adınız hariç... Onda da sadece Karan kısmını hatırlıyorum."
Karan bey tek kaşını kaldırmış, yüzümdeki o çaresiz ama kararlı duruşu inceliyordu. O zümrüt yeşili gözlerinde yine o meşhur hesaplamaları görebiliyordum. Dışarıda düşmanları varken beni öylece salmayacağını biliyordum, tam umudumu kesip arkamı dönecektim ki sesini duydum.
„Gidebilirsin. Ama tek bir şartla," dedi.
„Evet? Dinliyorum."
„Yalnız gitmeyeceksin. Kapıdaki siyah SUV araçlardan biri ve korumalardan ikisi sana eşlik edecek. Şehir merkezinde sadece iki saat kalacaksın, telefonunun sesi hep son seste açık olacak çünkü her an yukarıda bir kriz çıkabilir. Kuralları çiğnemeyeceksin, hemşire."
Bir mafya liderinden tam olarak bu tarz bir izin beklenirdi zaten. Beni tamamen özgür bırakmıyordu ama o sığınaktan çıkmama izin vermesi bile benim için büyük bir şeydi.
„Peki, kabul. Teşekkür ederim, Karan bey," dedim. Hemen odama girip çantamı ve telefonumu aldım, hızla dışarı çıktım. Kapının önünde beni bekleyen o siyah camlı devasa araca bindiğimde içimden derin bir nefes aldım. Sonunda biraz olsun nefes alabilecektim.
Şehir merkezine vardığımızda korumalar beni sahil kenarında indirdi ve mesafeli bir şekilde arkamdan takip etmeye başladılar. Nehir'le eskiden iş çıkışlarında hep yaptığımız o şeyi yaptım; sahilde yürüyüp sıcak bir simit yedim. Deniz havası içimdeki o tüm kasveti söküp atmıştı.
Daha sonra sahil şeridindeki lüks mağazalardan birinin önünde durdum. Normalde adımımı bile atamayacağım, sadece çok zengin insanların girdiği bir butikti. Sadece bakınmak için içeri girdim, sonuçta kartımda çok az bir miktar para vardı ve harcayacak lüksüm yoktu. Mağazanın derinliklerine doğru gezinirken vitrinde o elbiseye denk geldim.
Derin, asil bir kan kırmızısı renginde, vücuda oturan saten bir elbiseydi. Rengi o kadar yoğun ve çekiciydi ki bakışlarımı ondan alamadım. İçimdeki o sese yenik düşüp denemeye karar verdim ve elbiseyi alıp giyinme kabinine girdim. Üzerime geçirip fermuarını çektiğimde aynadaki yansımama bakıp kalakaldım. „Oha..." dedim kendi kendime. Elbise resmen üzerime dikilmiş gibiydi, çok güzel durmuştu.
Bu anı ölümsüzleştirmek istedim. Hemen yeni telefonumu çıkardım ve boy aynasının karşısına geçip bir fotoğraf çekildim. Eve gidince bunu sosyal medyamda paylaşacaktım.
Elbiseyi üzerimden çıkarıp özenle yerine bıraktım ve mağazadan çıktım. Saate baktığımda iki saatin dolmak üzere olduğunu gördüm. Korumaların beklediği araca geri binip sessizce malikaneye döndüm. Bu kısa kaçamak bana çok iyi gelmişti.
Odama geçip kapıyı kapattım. Üzerimi rahat kıyafetlerle değiştirdikten sonra, o kan kırmızısı elbiseyle çekildiğim fotoğrafı paylaşmak için Instagram'a girdim.
Adenin giyindiği elbise
Aden_123: yeni elbisem😌 aynı ben gibi
Nehir_y41: oha Aden o ne öyle? Kızım bu çok güzel!!
Aden_123: biliyorum 😏
Nehir_y41 kişisi yorumunuzu beğendi
Ece_a26: mükemmel görünüyorsun Aden!
Arda_21: bizi bırakıp gittiğin için bok gibi 😔
Bölüm etkileşimi
