5. bölüm / 7
Lupo Nero5. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 5. Bölüm
- 1 1. Bölüm681 kelime
- 2 2. Bölüm962 kelime
- 3 3. Bölüm828 kelime
- 4 4. Bölüm1.107 kelime
- 5 5. Bölüm820 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm566 kelime
- 7 7. Bölüm746 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapımın çalma sesiyle irkilerek uyandım. İçeri giren Teresa, elindeki kahvaltı tepsisini masaya bırakırken Karan beyin bugün malikaneden çıkıp dışarıdaki eksiklerimi tamamlamam için izin verdiğini söyledi.
Hemen kalktım. Kasıklarımdaki o tanıdık, keskin ağrıyla yüzümü buruşturdum. Üzerime hızlıca kalın bir şeyler giyinip, Karan beye görünmemeyi umarak sessiz adımlarla dış kapıya doğru yürümeye başladım. Fakat tam kapının koluna uzandığım an, arkamdan yükselen o derin ve buz gibi sesle olduğum yere çivilendim.
„Hemşire?" Yavaşça arkama döndüm. Karan bey koridorun başında, siyah gömleğinin kollarını katlamış halde dikiliyordu. „Buyurun Karan bey?" dedim, sesimin titrememesine özen göstererek. „Nereye?" diye sordu, gözlerini üzerime dikerek.
„Eksik bazı kişisel eşyalarım vardı. Onları almak için eczaneye kadar gidecektim," dedim, bakışlarımı kaçırmaya çalışarak.
„Sen hiçbir yere gitmiyorsun. Adamlardan birine listeyi ver, hallederler," dedi kestirip atarak. Sesi tartışmaya tamamen kapalıydı.
Yutkundum. Bir kadının bir erkek karşısında düşebileceği en mahcup durumlardan birindeydim ve şu an utançtan yerin dibine girmek istiyordum. Çünkü regl olmuştum ve ağrıdan ölmek üzereydim. Çekinerek Karan beye doğru yaklaştım ve sesimi sadece onun duyabileceği bir fısıltıya düşürdüm. „Şey... Karan bey, benim almam gereken şeyler... adamlarınızın pek anlayabileceği ya da alabileceği şeyler değil. Kişisel... kadınsal ihtiyaçlar." Karan beyin yeşil gözlerinde anlık bir duraksama belirdi. Söylediğim şeyi anladığını çenesinin hafifçe kasılmasından anladım. Birkaç saniye yüzüme baktı, ardından cebinden arabasının anahtarını çıkardı.
„Bekle burada," dedi ve içeri geçti. Birkaç dakika sonra ceketini almış olarak geri geldi.
„Birlikte gidiyoruz. Nereye gideceksen ben götüreceğim." Muhtemelen kaçmamdan ya da birilerine buralarla ilgili bilgi vermemden korkuyordu. İtiraz edecek durumda değildim. „Tamam," dedim ve malikanenin büyük kapısından dışarı çıktık. Kapının önünde bizi bekleyen siyah camlı, devasa ve lüks cipin yanına geldik. Karan bey sürücü koltuğuna oturdu, ben de yanına geçtim ve yola çıktık. Yol boyunca arabadaki o ağır, kasvetli sessizlik devam etti. Şehir merkezine geldiğimizde arabayı bir eczanenin önünde durdurdu.
Arabada bekleyeceğini düşünmüştüm ama ben inerken o da motoru durdurup benimle birlikte indi. Nereye gidersem gideyim, gölgem gibi peşimdeydi. Birlikte eczaneye girdik. Ben utançla hızlıca güçlü bir ağrı kesici ve ped alırken, Karan bey hemen arkamda, heybetli cüssesiyle adeta etrafa duvar örüyordu. Onun orada olması garip bir şekilde eczanedekilerin bana soru sormasını engellemişti. Parasını ödeyip hızla çıktık ve hiçbir şey konuşmadan malikaneye geri döndük.
„Teşekkür ederim, Karan bey," dedim odama inmeden önce. Kafamı sallamakla yetindi. Hemen odama indim, banyodan bir bardak su alıp ağrı kesiciyi içtim. Karnımın ağrısı ve başımın dönmesi o kadar şiddetliydi ki, yatağa uzandığım an kendimden geçmişim.
.🪼.🪼.🪼.
„Hemşire? Sen hala uyuyor musun? Kalk hadi, patron yukarıda seni bekliyor!"
Teresa'nın sert sesiyle gözlerimi araladım. Beni kolumdan tutup zorla yatakta dikleştirmişti. Başım çatlayacak gibi ağrıyordu ve kasıklarımdaki sancı yüzünden nefes bile alamıyordum.
„Özür dilerim... Rahatsızlandım biraz," dedim yorgun bir sesle.
„Burası bir hastane değil hemşire, burada herkesin işi başından aşkın. Senin öyle kafana göre hastalanıp yatmaya hakkın yok," dedi Teresa, sesindeki o soğuk ve katı disiplinle.
„Ben bilerek yapmıyorum, sadece..." Cümlemi tamamlayamadım çünkü o sırada odanın kapısı açıldı ve içeriye Karan bey girdi. Odanın içindeki hava onun gelişiyle bir kez daha buz kesti.
„Ne oluyor burada? Bu gürültü ne?" diye sordu Karan bey, gözlerini doğrudan benim üzerime dikerek.„Hemşire hanım sabahtan beri odasında uyuyor Karan bey," dedi Teresa saygılı ama şikayetçi bir tonla. „Yukarıda yapılması gereken işler var."
„Kusura bakmayın Karan bey," dedim, mahcupça doğrularak.
„Gerçekten hastalandım. Eğer işleri aksattıysam... maaşımdan kesebilirsiniz." Kendimi o kadar halsiz hissediyordum ki her an bayılabilirdim. Benim regl dönemlerim hep böyle ağır geçerdi; hastanedeyken Nehir her an düşüp bayılma ihtimalime karşı hep yanımda olurdu. Şimdi ise tamamen yalnızdım.
„Teresa, çık odadan," dedi Karan bey, sesindeki o mutlak otoriteyle.
„Ama Karan bey–"
„Çık dedim," diye kestirip attı. Sesi alçak ama bir o kadar da tehlikeliydi. Teresa hiçbir şey söylemeden arkasını döndü ve odadan çıktı. Karan bey kapıyı kapattıktan sonra yatağa doğru birkaç adım attı. Yüzünde ilk defa net olarak görebildiğim tuhaf bir ifade vardı; gözlerindeki o keskin zümrüt yeşilleri hafifçe koyulaşmıştı. Endişelenmiş miydi, yoksa sadece işinin aksamasından mı rahatsız olmuştu, çözemiyordum.
„Teresa hanım haklı, buraya çalışmaya geldim," dedim, sesimin zayıf çıkmasına engel olamayarak. „Ama kadınsal bir rahatsızlık... Biraz anlayış gösterirseniz sevinirim."
„Kimin haklı olduğuna ben karar veririm hemşire," dedi Karan bey, ses tonunu biraz olsun yumuşatarak.
„İyi görünmüyorsun." Ayağa kalkıp kendimi toparlamak için bir hamle yaptım ama o an bütün oda etrafımda dönmeye başladı. Gözlerim zifiri karanlığa büründü. Dengemi tamamen kaybedip yere yığılacakken refleks olarak yatağın başlığına tutunmaya çalıştım. Tam o salisede, belimde güçlü ve sıcak bir el hissettim. Bu el, Karan beyin eliydi.
Beni tek hamlede havada yakalamış, göğsüne doğru çekmişti. Burnuma dolan o sert parfüm kokusuyla gözlerimi hafifçe araladım. Yüzlerimiz birbirine çok yakındı.
„Sana dinlenmeni söylemiştim," diye fısıldadı, sesi derinden ve pürüzsüz geliyordu. Beni yavaşça yatağın üzerine geri oturttu.
„Özür dilerim... Bir daha böyle bir aksama olmayacak Karan bey," dedim, bakışlarımı utançla kaçırarak.
„Sikeyim Karan beyini de aksamasını da şimdi..." diye mırıldandı kendi kendine, çenesini sıkarak. Sonra üzerimdeki yorganı çekip beni tamamen örttü.
„Uyu ve dinlen hemşire. Ben izin verene kadar da bu yataktan kalkma."Arkasını dönüp odadan çıktı ve kapıyı kapattı. Bense yorganın altında, kalbimin göğüs kafesimi hızla dövüşünü dinleyerek öylece kalakaldım.
Bölüm etkileşimi
