3. bölüm / 13
Kural DışıYİNE Mİ SEN?
Bölümler 13Şu an: YİNE Mİ SEN?
- 1 Arizona Kertenkeleleri386 kelime
- 2 KUDURMACA616 kelime
- 3 YİNE Mİ SEN?1.136 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 DÖVCEM SENİ880 kelime
- 5 O KİM?354 kelime
- 6 TANIDIK BİRİ640 kelime
- 7 BORA ABİ?702 kelime
- 8 NAPIYOSUN DERİN!!473 kelime
- 9 TAMAM AĞLAMA705 kelime
- 10 EFLİN KİM?347 kelime
- 11 BORA DUR!939 kelime
- 12 BANA KARIŞMA!1.291 kelime
- 13 ♡KÜLKEDİSİ♡1.256 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Ya, sen niye bizdesin yine? ABİİİİ, BU BORA ABİM NİYE YİNE BİZDE?”
“Boşuna bağırma, Derin kız. Abinin işi vardı, bana rica etti, kıramadım. Ben de meraklı değilim sana.”
“Komik değil. Derin kız deme bana, çok cringe. Hem ben çocuk muyum da kendi kahvaltımı yapamıycam? Seni boşuna çağırmış abim.”
“Sadece kahvaltı için değil, okula da ben bırakıcam. Yağız öyle dedi.”
Yaptığı sucuklu yumurtayı masaya koydu ve sandalyeye oturdu. Ekmekten kopardı, yumurtaya bandırdı ve ağzına attı. Sonra bakışlarını bana çevirerek karşısındaki sandalyeyi işaret etti.
“Sen de mi yiyeceksin benle?”
“Yok, Derin. Sen ye, ben bakcam. Allah'ım ya!”
“Of, her şeye mal mal ters cevap verme. O saçlarını yolup eline veririm.”
Sadece gülümsedi ve “Yaparsın sen, inanıyorum sana.” dedi. Bir de dalga geçiyodu ya!
“Otur artık abicim, gelip bir de ben mi oturtuyum? Yemeği de ben vereyim ağzına, tam olsun. Hadi!”
Ona gıcık olduğumu belli eden yüz ifademi takınıp sandalyeye oturdum. Gıcıklığına önündeki ekmeği aldım ve tavayı kendi önüme doğru çektim. Durup bana “Ne yapıyosun?” bakışı atıp göz devirerek yeni ekmek aldı. Hayret, normalde elimdeki ekmeği geri alması lazımdı derken önümdeki tavayı kendi önüne çekti. Bu sefer bana uzak kalıyo diye ben de kendi önüme çektim. Bana kızgın kızgın bakarak kendi önüne çekti, ben de tekrar kendi önüme çektim.
Birden ayağa kalktı, sandalyesini benim sandalyemin yanına çekti ve oturdu. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi ekmek alıp yumurtaya bandırdı.
Bu sefer hemen dibimde oturuyordu. Parfümü çok güzel kokuyor.
Sus, iç sesim! Parfümü güzel olsa nolcak, kendisi şeytan. Iyy, şeytan! Yakından da bayağı yakışıklı he.
Ya, iç sesim, sen bana düşman mısın? Neresi yakışıklı bunun? Habeş meymunu gibi tipi var. Iyyy, tipsizz!
Bana bakıyordu, hem de gözlerimin içine. Ya, bu salak niye bana bakıyo ya? Salak, iki saattir çocuğa iğreniyo gibi bakıyosun ya! Of, çok rezilim ya. İçimden “Iyy!” derken kesin mimiklerimi tutamadım ya ben.
“Ne bakıyon, Habeş meymunu?” dedim.
“Sana sormalı. Bokmuşum gibi bakıyosun, ayıp ya!”
“Öylesin zaten, salak mal!”
“Sen kendine bak, balgam gibisin!”
“İğrençsin, ıyyy! Öğğğkk, seni iğrenç şey!”
Dalga geçiyordum.
“Sende iğrençsin, kussam sana benzer yani.”
“Kes ya, sen şeker mi kusuyon sanki?”
“Sen şeker misin sanki, kusmuk?”
“Öff, Bora abi ya! Midem kalktı. Kahvaltı yaparken de söylemezsin bu kelimeleri.”
“Of, boro obo modom kolkto vivivivi.”
“Taklidimi yapma, döverim seni!”
“Toklodomo yopmo dovorom sono.”
“YA BORAAA ABİİ, SUSSS!” diye bağırdım.
Sinirle sandalyemden sıçrayıp Bora abimin saçlarına yapıştım.
“Ağğğ!” diye bağırdı. Saçlarını elimden kurtarmaya çalışıyordu. Sandalyeden yere düştük. Yüzüm Bora abimin çenesine çarpınca canım acıyıp daha da sinirlendim.
Çocuk hem çenesini tutmaya çalışıyo hem de saçını kurtarmaya çalışıyordu. Saçlarını kurtardığında benim sırtımı yere dayayıp üzerime geçti. Hâlâ saçlarını tutmaya çalışıyordum. Ellerimi tuttu ve bağırdı:
“DERİN, YAPMAAA! YAĞIZ'A SÖYLERİM!”
Birden durdum. Soluklanmam lazımdı, yorulmuştum. Saçlarım da yüzüme gelmişti, onları arkaya ittim. Bora abim rahatlamış gibi durdu.
Aha, Derin! Tam zamanı, devir bunu, yol saçını!
Haklısın, iç sesim.
Yerden doğrulup Bora abimin boğazına sarılıp ağırlığımı verdim ve sırt üstü devirdim. Ellerimi boynundan saçlarına götürdüm ve tekrar çekiştirmeye başladım.
“YAA DERİN, BIRAKK!”
“YAPMAA, YEMİN EDERİM ABİNE SÖYLERİM!”
Birden telefon çalmaya başladı.
Ya, of! Ne güzel yoluyoduk çocuğu, yine hangi mal aradı?
Bora abim beni tuttuğu gibi üzerinden kaldırdı ve ayağa kalktı. Saçını ovalayarak telefonunun yanına gitti. Ben hâlâ kuduz köpekler gibi Bora abime bakıyordum. Telefonunu aldı, sonra bana bakarak piç gülüşü attı.
“Abin arıyo.” dedi sırıtarak.
Hemen ayağa kalkıp Bora abime doğru koştum. Bora abim de hemen koşarak kendini benim odama attı.
Tam kapıyı kapatıcakken ben de diğer taraftan ittirdim. Tabii, o benden güçlü olduğu için kapıyı tam kapatacakken:
“Aaağğğğ, elimmmm!” diye ağlıyo taklidi yaptım.
Hemen kapıyı açtı. Açtığı gibi de ben içeri girdim. Çıkıp başka odaya gitmesin diye de kapıyı kapatıp kilitledim.
Telefonu hâlâ açmamıştı.
“Telefonu bana ver.” dedim.
“Yoooo.” dedi.
“Anahtarı kapının altından atarım, burada kilitli kalırız. Kurtulamazsın, döverim seni. Telefonu bana ver!”
“Yoo, vermiycem. Abine söylicem beni dövdüğünü.”
“Döversem söyle.” dedi.
“Tamam, telefonu verme, aç ama şikâyet etme. Dövmem seni valla.”
“Yooo! O kadar dövdün, saçımı yoldun ya, kel kalsaydım!”
“İyi, sen istedin bunu.” dedim ve anahtarı kapının altından arkaya fırlattım.
Bana baktı ve “Salak mısın Derin?” dedi.
Telefon kapandı.
Sen istedin bunu! Al şimdi, kurtulamazsın benden. Musallat olcam sana!
Telefon tekrar çalınca direkt açtı.
Aha, sıçtık!
Hemen Bora'nın yanına gittim. Benden uzaklaştı ve telefonu kulağına koydu.
“Sesini açsana.” diye fısıldadım.
Omuz silkti. Ben de gidip kulağımı telefonun diğer tarafına koydum. Yine geri çekildi, bu sefer sesini açtı.
“Alo, Bora, orada mısın olum?”
“Burdayım, burdayım.”
“Derin'i bıraktın mı okula?”
İkimizin de gözleri buluştu. İkimiz de “Sıçtık!” bakışı atıyorduk.
“Derin'i mi?”
“Evet, Derin'i.”
“Hee, Derin'i yani.”
“Evet, Derin'i! Salak mısın olum? Bir şey mi oldu?”
Sesi kapattı ve yanıma gelip kolumu tutarak acıtmayacak şekilde sıktı ve fısıldayarak:
“Al işte, senin yüzünden! Ne diycem ben çocuğa?”
“Alo, orada mısın?”
Fısıldayarak, “Bilmiyorum, bul bir şeyler.” dedim.
Eliyle tamam işareti yaptı ve sesi açtı.
“A-a, al-o, in-t-er-net ç-e-e-ki-y-o.”
Vay uyanık vay! İnternetin çekmiyo numarası yapıyo.
“İnternetin çekmiyo olum, bekle, ben birazdan arayım.” diyerek telefonu kapattı abim.
“Ooofff!”
Bora abim telefonu yatağa fırlatıp ellerini saçlarının arasına geçirerek cama doğru ilerledi. Birden bana döndü ve:
“Eee, anahtarı nasıl almayı düşünüyosun? Salak mısın kızım sen? Hadi, tamam, şu an abini atlattık. Bu gece ben burada mı kalcam?”
“Sen niye gece burada kalasın ki? Abim gelir akşama kadar.”
Bana doğru yaklaştı. Sinirlenmişti, bu sefer çok sinirlenmişti. Gözlerimin içine bakıyordu.
Galiba çok kötü bir şey yapmıştım. Kesin kızacak.
Derin, çabuk! Masum bakışlarından en masumunu at!
Haklısın, iç sesim.
Masum bir bakış attım ki kızamasın. Bir süre sadece sinirle gözlerime baktı. Sonra ellerini beline götürerek kapıya döndü.
“Abin nah gelir akşama, Derin! Salak mısın kızım? Abin bugün şehir dışına gitti, Berke çağırdığı için. Bu gece de orada kalcak. Hadi, tamam, biz senle bu gece bu odada kaldık...”
Bana döndü, sonra tekrar ellerini saçlarının arasına götürdü ve iç çekti. Ben hâlâ masum masum, pişman gibi bakıyordum.
Sözlerine devam etti:
“Offf, Derinn! Abin gelince çok yanlış anlıycak.”
Dedi, yatağa oturdu ve elleriyle yüzünü ovuşturdu. Ağlayacak gibiydi.
“Neden yanlış anlasın ki?”
Bir de soruyomusun Derin!
İç sesim, sus sen!
“Düşün bi, sen abinsin, tamam mı? Şehir dışına çıkıyosun. Arıyosun beni. ‘Derin'i götürdün mü?’ ‘Derin'i mi?’ diyorum. ‘Evet.’ diyosun. ‘Haa, Derin'i diyorum. BİR ŞEY Mİ OLDU?’ diyosun. İnternet çekmiyo, kapatıyosun. Yarın bir geliyosun, ben kardeşinle aynı odadayım. Salon da değil hani, YATAK ODASI! Üstelik kapı da KİLİTLİ! Ne anlarsın, Derin? Abin gibi düşün!”
Abim gibi düşününce çok yanlış anlıyorum gerçekten. Ne yapsak, ne yapsak, bilmiyorum?
İç sesim, odamda bir oraya bir buraya yürüyodum.
“Çilingir çağırsak?”
“Olmaz, Derin, olmaz.” dedi.
Siniri yerini üzüntüye ve çaresizliğe bırakmıştı. Bora abimi hep ya alaycı ya gıcık ya da hep bana sinirli görüyodum ama hiç böyle görmemiştim.
“Telefonundan tel tokayla kapı açma taktiklerine bakalım. Benim tel tokalarım var.”
“Mantıklı.” diyerek telefonunu aldı ve birkaç video izledi.
“Tel toka getir.” dedi.
Getirdim. Videodakinin aynısını yaptı.
“Olmuyo, olmuyo! Yapamıyorum. Yenisini getir!”
13. tel tokamdı ama gerekirse hepsini verirdim.
Salak Derin, niye attın ki anahtarı?
Gıcıklığına attım, iç sesim.
Bölüm etkileşimi
