9. bölüm / 13
Kural DışıTAMAM AĞLAMA
Bölümler 13Şu an: TAMAM AĞLAMA
- 1 Arizona Kertenkeleleri386 kelime
- 2 KUDURMACA616 kelime
- 3 YİNE Mİ SEN?1.136 kelime
- 4 DÖVCEM SENİ880 kelime
- 5 O KİM?354 kelime
- 6 TANIDIK BİRİ640 kelime
- 7 BORA ABİ?702 kelime
- 8 NAPIYOSUN DERİN!!473 kelime
- 9 TAMAM AĞLAMA705 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 EFLİN KİM?347 kelime
- 11 BORA DUR!939 kelime
- 12 BANA KARIŞMA!1.291 kelime
- 13 ♡KÜLKEDİSİ♡1.256 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derinden:
“Bora abi?”
Baya sinirli görünüyordu. Ayakkabısını hızlıca çıkarıp içeri girdi ve kapıyı sertçe kapattı.
Derin, sıçtık kızım, bu çok sinirli. Bu sefer biz onu değil, o bizi döver. Napcam ya ben? Neden bu kadar sinirli ki? Bilmiyorum.
“İyi misin Bora abi? Gözlerinden lazer atcak gibisin.”
“İYİ DEĞİLİM, İYİ GİBİ Mİ DURUYORUM? DERİN, SEN NAPMAYA ÇALIŞIYOSUN?”
Diye bağırdı. Sesi evde yankılanıyordu. Madem o bağırıyo, biz de bağıralım. Haklısın iç sesim, ezdiremem kendimi.
“NAPMAYA ÇALIŞIYOMUŞUM YA BEN! SEN KİMSİN, BANA BAĞIRIYOSUN?”
Beni duvarla arasına aldı. Çok yakınımdaydı, çenesi gerilmişti.
Derin, çok sinirli. Bu bizi çiğ çiğ yer. Yer mi? Hem de nasıl, kemiğini bile yer. Baksana tipine, öldürcek gibi bakıyo. Allah korusun iç sesim.
“KİMİM BEN, ÖYLE Mİ? KİMİM BEN?”
Ellerini saçlarının arasından geçirdi. Biraz aramızdaki mesafeyi açıp sırttı. Eğleniyo gibi sırıtmıyordu, çok sinirli ve korkunç sırıtıyordu.
Birden ciddileşerek tekrar aradaki mesafeyi kapatıp dibime girdi.
“Okul çıkışı arkadaşlarınla rahat gelebildin mi?”
Başımdan soğuk sular dökülmüş gibi buz kestim. Gördü mü acaba? Nereden biliyo arkadaşlarımla gelicem dediğini?
Korkudan ve telaştan kekelemeye başladım. O bu kadar dibimdeyken ve beni sorgularken kekelememek elde değil.
“E-evt.”
Bora abim gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Dudaklarını birbirine bastırarak geri çekildi, arkasını dönüp ellerini ensesine götürdü. Ben hâlâ duvarda askıya asılmış kıyafet gibi kıpırdamadan duruyordum.
Kafasını bana çevirmeden bağırarak:
“HÂLÂ YALAN KONUŞUYOSUN, DERİN! HÂLÂ YALAN KONUŞUYOSUN!”
Eyvah, görmüş demek ki. Sıçtık biz. İç sesim, bizi neden takip etmiş o zaman? Sapık mı bu? Bekle, onu uygun yerde söyliyim.
“Arkadaşın arabada sürebiliyo öyle mi?”
“Özür dilerim.”
Tekrar bana yaklaştı ve yine dibime girdi. Ama böyle yaparsa kekelerim, offff!
“Kim o çocuk, Derin?”
“Bir tanıdık.”
“Sen bir tanıdıklara sarılıp arabasına binip sonra da öpüyo musun, Derin?”
Sesi sorgulayıcıydı. Gözlerini gözlerime kilitlemiş, hesap soruyordu. Tam zamanı Derin, söyle!
“Öff, sana ne ya? Belki sevgilim. Hem sen sapık mısın? Beni takip etmişsin, utanmadan bi de gelip hesap soru—”
Sözümü keserek:
“Abin istedi, tamam mı? SENİ KONTROL ETMEMİ ABİN SÖYLEDİ…”
Daha da yakınlaşarak sesini alçalttı. Fısıltı denilmeyecek kadar yüksek, normal ses tonu denilmeyecek kadar alçak çıkıyordu sesi. Sözlerine devam etti:
“Şimdi ben abini arayıp kardeşin elâlemin arabasına biniyo, inince de yanağını öpüp sarılıyo mu diyim?”
Hiçbir şey söyleyemeden öylece gözlerine baktım. Geri çekildi, elini cebine atıp telefonunu çıkardı.
“O zaman öyle diyelim.”
Eyvah, hayır, hayır, hayır! Elimle Bora’nın bileğini tuttum.
“Bora abi, lütfen, lütfen söyleme. Ne istersen yaparım, seni bidaha dövmem. Lütfen, lütfen!”
Bileğini elimden çekti. Tam telefonunu açacakken Bora abimin boynuna sarıldım ve çok sıkı sarılmaya başladım. O telefonu açmamalı.
“DERİN, BIRAKK!”
Beni itmeye çalışıyordu ama sülük gibi yapışmıştım. O telefonu açıp abimi aramamalıydı.
Kollarımı boynundan ayırdığı anda elindeki telefonu alıp salona koştum. Koltuğun üzerine fırlatıp salondan çıkıp kapıyı kapattım. Bora abim kapıya doğru gelince kapıyla arasına geçtim.
Derin, ağlama taklidi yapmalısın. Hatta gerekirse ağlamalısın.
“Bora abi, lütfen, lütfen söyleme abime. Bi kerecik sırrımı saklasan, lütfen! Kölen oluyum, söyleme.”
Ağlıyordum, ciddi ciddi ağlıyordum.
Bora abim uzunca bi yüzüme baktı. Ağladığımı görünce siniri biraz sakinleşmişti.
“Ne söyliyim abine? Ne söyleyebilirim? Soruyorum sadece? Derin, Bak canımın içi, bu aralar abine fazlasıyla yalan konuşuyorum ve hâlâ beni zor durumda bırakıp yalan konuşmama sebep oluyosun.”
“Özür dilerim abi, lütfen bu sefer de yalan söyle. Lütfen, benim için lütfen.”
“Ne söyliyim abine?”
“Arkadaşlarıyla gitti de. Ben arkadaşlarımı tembihledim, abim sorarsa söylerler.”
Hâlâ ağlıyordum.
Bana daha da yaklaştı.
“Derin, ya ben değil de abin gelseydi? Ya bugün işi olmasaydı da seni öyle görseydi?”
Söylediklerini düşününce içim ürperdi. Düşüncesi bile korkunçtu.
Daha da ağlamaya başladım. Gözlerine bakıyordum. Bora abim beni tutup kendine doğru çekti, sarıldı ve saçımı okşamaya başladı.
“Tamam, ağlama. Özür dilerim.”
Birkaç dakika sarıldıktan sonra ağlamam durmuştu. Ağlamam durunca Bora abim geri çekildi ve yüzüme baktı.
“Abin birazdan gelir. Ona yalan söyliycem ama şu an gitmem gerekiyo. Elini yüzünü yıka, ağlama da, tamam mı?” dedi.
Kafamı tamam dercesine salladım. Bora abim kapıyı açıp ayakkabısını giyinirken ben de kapıda duruyordum. Aşağı inince de kapıyı kapattım.
Ucuz atlatmıştım. Çok güzel sarılmıştı, ilk defa bu kadar içten sarıldık, evet.
Yüzümde bir tebessüm oluştu. Ay, napıyorum ben? Salak mıyım? Ağladığını görünce sarıldı işte. Abartma, Derin. Odama gittim. Ağladığım için uykum gelmişti. Yatağıma uzanıp battaniyemi üzerime çektim.
Bana sarıldı :) Sus, iç sesim! Noluyo sana ya? Of, sinirlendirme beni. O benim abim. Hem ben Mete’den hoşlanıyorum tamammı? Tamam, tamam, sustum ben.
Nasıl uyuduğumu fark etmemişim bile.
Bölüm etkileşimi
