13. bölüm / 13
Kural Dışı♡KÜLKEDİSİ♡
Bölümler 13Şu an: ♡KÜLKEDİSİ♡
- 1 Arizona Kertenkeleleri386 kelime
- 2 KUDURMACA616 kelime
- 3 YİNE Mİ SEN?1.136 kelime
- 4 DÖVCEM SENİ880 kelime
- 5 O KİM?354 kelime
- 6 TANIDIK BİRİ640 kelime
- 7 BORA ABİ?702 kelime
- 8 NAPIYOSUN DERİN!!473 kelime
- 9 TAMAM AĞLAMA705 kelime
- 10 EFLİN KİM?347 kelime
- 11 BORA DUR!939 kelime
- 12 BANA KARIŞMA!1.291 kelime
- 13 ♡KÜLKEDİSİ♡1.256 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akşam eve geldiğimde Bora abime mesaj atmadım. O da bana atmadı. İkimiz de sanki birbirimizi görmezden gelmeye yemin etmiş gibiydik.
İki gün boyunca neredeyse hiç konuşmadık. Yalnızca sabahları birlikte kahvaltı yapıyor, ardından aynı sessizlik içinde beni okula bırakıyordu. Tabii arada bir benimle konuşmaya çalıştığı da oluyordu ama ben ne yapıp edip onu tersliyordum.
O bir şey soruyor, ben kısa bir cevap veriyordum. Konuşmayı uzatmaya çalışıyor, ben yüzümü başka tarafa çeviriyordum. Bazen bana bakıp iç çektiğini fark ediyordum ama umurumda değildi!
En azından kendime öyle söylüyordum.
Üçüncü günün ardından, şükürler olsun, abim gelmişti. Evdeki o tuhaf sessizlik biraz olsun dağılmıştı.
İki hafta sonra…
Ece, Ceren ve ben odamda oturmuş, bütün günün dedikodusunu yapıyorduk. Nehir ise ailesiyle birlikte şehir dışına çıktığı için bu cumartesi bizimle dedikodu yapamıyordu. Onun eksikliği hissediliyordu tabii ama biz de üç kişi kendi çapımızda ortalığı yeterince karıştırıyorduk.
Akşam olmak üzereydi. Bora abim, abim ve Samet abim de evdeydi. Biz odamızda dedikodunun dibine vurmuşken kapımız tıklatıldı ve tam en heyecanlı yerde sözümüz kesildi.
“GELLL!”
Kapı açıldı. Gelen abimdi.
“Biz arkadaşlarla dışarı çıkıp takılacağız. Siz evde oturun.”
Bunu söyler söylemez üçümüz birbirimize baktık.
Evde oturacakmışız!
Tabii, tabii. Kesin otururduk!
Hemen doğrulup sordum:
“Nereye ve kimlerle?”
Abim gayet rahat bir şekilde cevap verdi.
“Selin, Eflin, Elif, Esra, Bora, Bartu, Yiğit, Samet ve ben.”
Eflin mi?
Yok artık!
Tabii ki gitmelerine öyle kolay kolay izin vermeyecektik. Hem abimi Ceren'e ayarlamamız gerekiyordu. Bu fırsat kaçırılır mıydı hiç?
Ceren hiç vakit kaybetmeden söze girdi.
“Biz de geliyoruz.”
Abim anında itiraz etti.
“Hayır, gelmiyorsunuz. Biz çıkıyoruz, bay bay!”
Kapıyı kapatıp gidecekti ki hemen araya girdim.
“Annemi arayıp söylerim! Dışarı çıkıyor, beni götürmüyor derim.”
Abim olduğu yerde durdu. Derin bir nefes alıp gözlerini devirdi.
“Of! Tamam ama şımarmak yok.”
"Abi, biz çocuk muyuz? Şımaralım, aşk olsun!"
ayağa kalktım ve abimin suratına kapıyı kapattım.
Ardından kızlara döndüm.
“Hadi kızlar, hazırlanalım!”
Yarım saat sonra hepimiz hazırlanmıştık. Üstelik ilk defa bu kadar hızlı hazırlanıyorduk. Normalde birimiz saçını beğenmez, diğerimiz kıyafetini değiştirir, öteki de aynanın karşısında saatler geçirirdi. Ama bugün nedense hepimiz jet hızıyla hazırlanmıştık.
Kıyafetlerimizin tamamını benim dolabımdan seçmiştik. Aramızda en güzel hazırladığımız kişi kesinlikle Ceren'di. Kızın üzerinde resmen ayrı bir hava vardı bugün abim ondan etkilenmeliydi bı fırsat kaçmazzz!
Ben sade, şık bir kazak elbise giymiştim. Ece de her zamanki gibi şıkır şıkır giyinmişti. Diğer kızlar üzerlerine ceket alırken ben almadım. Zaten elbisemin kolları uzundu ve kendimi böyle rahat hissediyordum.
Ceren:
Ece:
BEN:
Hazırlığımızı bitirince odadan çıktık ve salona doğru ilerledik.
Abimler oturmuş, telefonlarından oyun oynuyorlardı. Biz salona girince başlarını kaldırıp bize baktılar.
O an içimde tuhaf bir heyecan belirdi.
Ay, neden stres oldum ki şimdi ben?
Nedensiz yere kalbim hızlanmıştı.
abimin gözlerinin ilk olarak Ceren'e gittiğini fark ettim. Oooooo noluyor efenimmm
Aha!
Bunu gözümden kaçırmam mümkün değildi. Abimin bakışları bir anlığına Ceren'in üzerinde durmuştu.
İçimden sevinç çığlıkları atıyordum ama belli etmemek için kendimi zor tuttum.
Abim ayağa kalktı.
“Hazırsanız çıkalım.”
Samet abim de yerinden kalkarken gözlerim bir an Bora abimle buluştu.
Bana bakıyordu.
Öyle sıradan bir bakış da değildi bu. Önce beni baştan aşağı süzdü, ardından gözlerini gözlerime sabitledi. Sanki etrafta başka kimse yokmuş gibi birkaç saniye boyunca bakışlarını benden ayırmadı.
Ben ise olduğum yerde kalakalmıştım.
Tam o sırada Ece'nin sesiyle irkildim.
“Pişşşt, Derin! Bora abi! Hadi, size sesleniyoruz. Daldınız he!”
Bir anda kendime geldim. Kalbim küt küt atıyordu.
Tamam, Derin. Sakin ol. Hiçbir şey yok. Sakin ol…
Ama ne sakinliği? İçimde sanki küçük çaplı bir deprem yaşanıyordu.
Arabaların yanına geldiğimizde herkesin hangi arabaya bineceği belli olmuştu. Samet abim, abim ve diğer kızlar abimin arabasıyla gidecekti. Bizi ve Eflin'i ise Bora abimin arabasına yerleştirmişlerdi.
Neymiş efendim, biz çok konuşuyormuşuz!
Tabii ki konuşacaktık. Boşuna yaratılmadı bu ağız! Hem susarsak dedikoduları kim yapacaktı?
Ama gelin görün ki arabaya bindiğimizde ortalıkta çıt çıkmıyordu.
Eflin, Bora abimin yanındaki koltuğa oturmuştu. Üçümüz ise arka koltuklara yerleşmiştik.
Normalde Ece'yle Ceren'in yanına oturur oturmaz konuşmaya başlardım ama bu kez nedense ağzımı açmak bile istemiyordum. Arabanın içindeki sessizlik bizi de susturmuştu.
Yol boyunca Eflin denen o sarı yelloz, habire Bora abime bakıp duruyordu.
Bir bakıyor, sonra önüne dönüyor, ardından tekrar bakıyordu.
Ay, bir rahat bırak çocuğu!
Sinirim bozuldukça yüzümü buruşturup ona bakıyordum. Kendimi tutmaya çalışıyordum ama kızın her hareketi gözüme batıyordu.
Sonunda gözüm dikiz aynasına kaydı.
Ve…
Eyvah!
Bora abim bana bakıyordu.
Üstelik yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
Kesinlikle Eflin'e attığım bakışları görmüştü. Şimdi de bana gülüyordu!
Hemen yüzümü düzelttim, ardından Bora abime dönüp o meşhur bombastik side-eye bakışımı attım.
Bora abimin gülümsemesi biraz daha belirginleşti.
Gül, gül! Çok komik sanki!
Sonunda mekâna varmıştık.
Arabadan iner inmez herkes bir araya gelmeye başladı. Eflin, Bora abimin yanında yürümek için elinden geleni yapıyordu. Bir adım öne geçiyor, sonra onunla aynı hizaya gelmeye çalışıyordu.
Ben ise en arkadan geliyordum. Önümde Ece ve Ceren vardı.
Bilerek yavaş yürüyordum. Çünkü öne geçersem olan biteni nasıl görecektim? İnsan biraz stratejik düşünmeli!
Derken Bora abim de adımlarını yavaşlattı. Ece ile Ceren ise Eflin'in koluna girip hızla ilerlemeye başladılar.
Sonra ikisi de arkalarına dönüp bana göz kırptı.
Ben olduğum yerde kaldım.
"Of! Bunlar yine ne karıştırıyor?"
İkisini de tanıyordum. Kesinlikle bir şeyler planlıyorlardı. Hem de benim haberim olmadan!
Tam kendi kendime söylenirken yanımdan bir ses geldi.
“Kim ne karıştırıyormuş?”
Başımı çevirdim.
Bora abim yanıma kadar gelmişti. Bir elinde sigarası vardı, sakin sakin içiyordu.
Hemen toparlandım.
“Arkadaşlarımı diyorum. Eflin'in koluna girmişlerdi. Neden girdiler ki?”
Tabii ki neden girdiklerini biliyordum!
Beni Bora abimle baş başa bırakmak için yapıyorlardı. Olayları anlattıktan sonra bizi birbirimize yakıştırmaya başlamışlardı. Ne zaman bir araya gelsek göz kırpmalar, imalı bakışlar, gizli gülüşmeler, salaklar ya...
Ah, akılsız başım! Neden anlatıyorum ki bunlara her şeyi?
Bora abim yüzüme bakarak sırıttı.
“Eflin'e sinirlisin herhâlde?”
“Yoo, ne sinirli olacağım ben? O sarı yelloza… Ay, pardon, Eflin'e!”
Eyvah! Ağzımdan kaçırmıştım.
Bir saniyelik sessizlik oldu.
Sonra Bora abimin kahkahası ortalığı doldurdu.
Resmen gülmekten kendini alamıyordu!
Yetmezmiş gibi bir de arabada Eflin'e attığım bakışın taklidini yaptı. Başını hafifçe yana eğip gözlerini kısarak bana baktı.
“Ya bak, seni döverim!” diye çıkıştım.
Ama o hâlâ gülüyordu.
Sinirden ne yapacağımı şaşırmıştım. Ayağımdaki topuklu ayakkabıyı çıkarıp hiç düşünmeden Bora abime fırlattım.
Ayakkabının sivri tabanı koluna çarptı.
“Ahh!”
Ağzından acı dolu bir inilti çıktı.
Gülmesi bir anda kesildi. Başını kaldırıp bana baktı.
Eyvah. Şimdi kesin sinirlenecekti.
Bora abim eğilip yerdeki ayakkabımı aldı. Ardından yanıma geldi ve önümde durdu. Sonra hafifçe eğildi.
Ne yapıyor bu?
Bana bakarak sırıttı.
“Ayakkabına sahip çık, Külkedisi.”
Ardından o sinir bozucu, kendinden emin piç gülüşünü attı.
Diğer elindeki sigarayı dudaklarının arasına yerleştirdi sonra elini uzattı ve ayak bileğimi nazikçe kavradı.
İçimden bir şeyler geçti ama ne olduğunu anlayamadan ayakkabımı ayağıma geçirdi.
Hareketleri beklediğimden çok daha kibardı. Hatta fazlasıyla dikkatli davranıyordu. Sanki az önce ona ayakkabı fırlatan ben değilmişim gibi…
Ayakkabımı düzelttikten sonra doğruldu.
Aramızda neredeyse hiç mesafe kalmamıştı.
Bir anlığına göz göze geldik.
Ben ne diyeceğimi bilemezken o, sigarasını parmaklarının arasına aldı ve bir nefes çekti. Ardından dumanı yüzüme doğru üfledi.
Burnumu buruşturarak başımı yana çevirdim.
Of, şu sigara da olmasa!
Bora abim yüzümdeki ifadeyi görünce yine sırıttı, bundan keyif alıyordu.
“Neyse, bizi merak edecekler. Hadi, gidelim.”
Sonra sigarasını yere atıp ayağıyla söndürdü ve benden önce yürümeye başladı.
Ben ise birkaç saniye olduğum yerde kaldım.
Bir dakika… Az önce ne oldu şimdi?
Başımı iki yana sallayıp kendime geldim. Ardından ayakkabılarımı düzelterek onun peşinden yürüdüm.
Ama ne yalan söyleyeyim…
O sinir bozucu gülüşü hâlâ gözümün önündeydi.
Ve bu durum beni fazlasıyla sinirlendiriyordu!
En azından ben öyle olduğunu düşünüyordum...
____________________________________
Bora karakteri hakkında ne düşünüyorsunuz?🫣 Peki sizce bu gece neler yaşanacak? Tahminlerinizi ve düşüncelerinizi yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın! 😘✨❤️❤️ hepinizi öpüyorummmm♡♡♡
Yazmak aslında sandığınız kadar kolay değil
birde pinterest'ten fotoğraf arıyorum daha çok bölüm gelmesi için desteklerinize ihtiyacım var
bölümleri beğenmeniz bile yeterli hepinizi koooccaammann öpüyorummm😘😘😘😘
Bölüm etkileşimi
