21. bölüm · Küllerinde Saklı, isfad
bir damla kan, bir damla gözyaşı
21. Bölüm
Fadime gözlerini açtığında boynunda ve bileklerinde müthiş bir ağrı vardı. Yattığı yerde doğrulmaya çalıştı ama başaramadı, birkaç saniye boyunca nerde ve neler olduğunu kavrayamadı. En son lavabodaydı ve Eyüphan gelmişti. Eyüphan? Tabii ya, karanlıkta ağzına tıkanan bez ve tam arkasındaki Eyüphan'ı hatırladığında hızlıca doğruldu. Etrafına baktı, bilmediği karanlık bir odada üzerinde hala gelinliğiyleydi. Elleri ve kolları bağlı olduğundan hareket edemedi. Tam o sırada kapı açıldığında aynı anda ışık da yandı, bir anda yanan ışık gözlerini aldığında kafasını çevirip hafifçe kıstı gözlerini.
"Uyandın mı?" Eyüphan'ın sesi sanki birkaç saat önce Fadime'yi düğününden kaçırmamış gibi sakin ve rahattı.
Fadime gözleri ışığa alıştığında şokla ona döndü. "Sen," diye başladı ama birkaç saniye ne diyeceğini bilemeyerek bakmayı sürdürdü. "Eyüphan sen, sen naptın? Delirdin mi sen? İso, abim... Abim seni keçi sürülerinin altına atacak!" Sona doğru endişeli sesi yükselmişti.
Eyüphan gülerek Fadime'nin karşısına oturdu, bacak bacak üstüne attı. Onun bu rahat tavrı Fadime'yi öfkelendirmişti. "Ula, çöz beni. Hemen bırak beni Eyüphan!"
Eyüphan dirseklerini dizine yaslayıp Fadime'ye doğru eğildi, neredeyse dibine girmişti. Fadime hafifçe geri çekildi. Korkmaya başlamıştı. "Yok ya, seni bırakayım, çözeyim öyle mi? Sonra ne yapayım o şerefsizin kollarına götürüp teslim edeyim istersen?"
"O benim kocam! Sen farkında mısın bunun? Delirdin iyice."
"Kocan falan değil! Bak bu gece kimin yanındasın, düğün gecende?" Eyüphan'ın yaptığı iğrenç ima Fadime'yi çileden çıkarmıştı. Tüm gücünü kullanarak Eyüphan'ın dizlerine bir tekme geçirmeye çalıştı ancak o bana mısın dememişti.
"Eyüphan seni öldürürüm, seni mahvederim!" Gözlerini sımsıkı yumup açarak sakinleşmeye çalıştı, ama olamıyordu işte. Yine de şu an Eyüphan'a bu kadar öfkeli davranarak bir yere varamayacağının farkındaydı. "Bak!" Dedi sesi yüksekti, hafifçe alçaltarak devam etti. "Bak, benim üzerimde gelinliğim var. Ben evlendim duydun mu? Senin yanında olsam ne fark eder ben İso'yla evlendim!"
Eyüphan ellerini dizine vurarak ayağa kalktı. "He doğru dedin onu." İçeriye gidip elinde bir poşetle döndü. "Şu gelinlikten kurtulman lazım, çıkaralım onu." Fadime'nin öldürücü bakışlarını gördüğünde güldü. "Yani sen çıkar. Ben ellerini çözeceğim ama sakın kaçma hayalleri kurma, arkam dönük bekleyeceğim burda."
"Çözme ula, çözme! İstemiyorum, çıkarmayacağım gelinliğimi. Kocam çıkaracak, duydun mu?" Eyüphan'ın öfkeyle kısılan gözlerine karşı bu sefer gülen Fadime'ydi. "İso gelip beni kurtaracak, gelinliğimi de o çı-"
"Sus!" Önündeki komodine bir tekme savurdu Eyüphan bağırarak. Birkaç saniye sessizlikten sonra Fadime'ye baktığında gözlerindeki korkuyu gördü. Hemen bakışları yumuşadı, Fadime'nin tam önüne geçerek dizlerinin üzerine çöktü. "Özür dilerim, korkutmak istemedim. Ama sen de ağzından çıkanlara dikkat et, beni dellendirme."
Fadime kendini tutamayarak karşısında diz çökmüş Eyüphan'ın yüzüne tükürdü. "Dellensen ne olacak, başkasının karısını kaçırmayı kendine nasıl yediriyorsun?"
Eyüphan gözlerini kapatıp, eliyle yüzünü sildi. "Karısı deyip durma! Kim bilir naptı da evlenmek zorunda bıraktı o şerefsiz seni? Ben seni kurtardım!"
"Sen kafayı yemişsin, delirmişsin sen!" derin bir nefes aldı. "Bak Eyüphan, söz veriyorum kimseye senden bahsetmeyeceğim. Kendim bunaldım kaçtım derim. Bir şey uydururum ama bırak beni yalvarırım. Kendini düşün, öldürürler seni!"
"Hiçbir şey yapamaz!" Eyüphan iyice Fadime'nin dibine girdi. "O da bizim nişanımızdan seni kaçırdı, ona da böyle konuştun mu?"
"Konuştum!" diye bağırdı Fadime. "Konuştum, sen beni ne sanıyorsun ula? Ben ona daha beterlerini söyledim. Ama aynı şey değil, biz daha nişanlanmamıştık şimdiyse ben İso'yla evliyim!"
"Yeter!" Eyüphan ayağa kalkıp yere düşmüş poşeti Fadime'nin yanına attı. "Yeter sus, değiştir şu üstünü!"
Fadime bağlı olan elleriyle poşeti alıp Eyüphan'ın ayaklarının dibine attı. "Değiştirmeyeceğim!"
"Ya sabır, ya sabır!" diye ellerini havaya kaldırdı Eyüphan. "Sen inat et bakalım, nasılsa önünde sonunda değiştirmek zorunda kalacaksın." Diyerek odadan çıkıp mutfağa doğru ilerledi. Fadime de onun çıkmasıyla beraber tuttuğu gözyaşlarını serbest bıraktı. Kolunu ağzına bastırarak sesini çıkarmadan ağlamaya çalışıyordu. Bunun sonuçlarının çok kötü olacağını biliyordu ama Eyüphan hiçbir şey olmayacakmış gibi rahattı, bu rahatlığı Fadime'yi korkutuyordu. Acaba İso şu an ne haldeydi?
•
Bir anda ışıkların sönmesiyle telaşla ayağa kalkmıştı İso, Fadime lavaboda yalnız başınaydı. Işıklar gittiğinde korkmuş olmalıydı. Karanlıkta birkaç dakika el yordamıyla telefonunu aradı, sonunda bulduğunda flaşını yakarak lavaboya doğru ilerledi. Ancak daha yarı yoldayken ışıklar gelmişti. İçi rahatlayarak telefonunu cebine attı ama yine de lavaboya gidip karısına bakacaktı.
Kapalı olan kapıyı birkaç kez tıklatarak karısına seslendi. Ancak içerden ses gelmeyince tereddütle açtı kapıyı. Görünürde kimse yoktu, içerideki tuvalet kabinlerini de tıklatıp "Fadime!" Diye seslendi telaşlanmış sesiyle. Hiç ses çıkmadığında hepsini kontrol etti, lavabo boştu. Yüreği ağzında attı bir anda, aklında geçen felaket senaryoları başını döndürdü. Ama kendine telkin vermeye çalıştı, belki onun yanına uğramadan salona gitmiştir diye düşündü. Hatta öyle olması için dua etti.
Tam kapıdan çıkmak üzereyken yerde parıldayan kolye gözüne çarptı. Yavaşça eğilip kolyeyi aldı. "Fadime'm." diye fısıldadı elini yumruk yaparak. "Ulan!" Diye bağırarak fırladı ailesinin yanına doğru.
Salona girdiğinde Koçari ve Furtuna ailelerinden başka kimse yoktu. Onu gördüğünde içi rahatlayan Adil İso onlara doğru ilerlerken seslendi. "Heh biz de sizi merak ettim elektrik kesilince, iyi misiniz?"
Ancak İsmail ne onu duydu ne de gördü. Gözleri yalnızca tek bir kişiye odaklıydı. Bir ok gibi amcasının yanına fırladı. Oturduğu sandalyeden yakalarından tuttuğu gibi kaldırdı Şerif'i. "Karım nerde lan? Naptın ona, naptın?!" Bütün salon İsmail'in sesiyle yankılanıyordu. Herkes şok içinde onlara bakarken, Şerif de diğerlerinden farklı değildi. "Ne oluyor ula?"
İso dayanamayarak bir yumruk savurdu. Tam o sırada Oruç kardeşini tutup uzaklaştırmaya çalışıyordu. "Ne oluyor diyor," dedi yalancı bir gülümsemeyle. "Ne oluyor diyor bana! Karım nerde lan şerefsiz!"
Adil de diğer kolundan tuttuğunda uzaklaştırdılar İsmail'i. "İso, bana bak!" Diye bağırdı Adil, zorla kendine çevirdi onu. "Ne oldu kardeşime, Fadime nerde?"
İso yumruk yaptığı elini açtı, Adil ve Oruç onun elindeki kolyeye anlamsızca bakıyordu. "Beş dakika önce burdaydı, odadaydık. Lavaboya gideceğim dedi ama yok, yok! Kolyesi düşmüş kapının önünde ama benim karım yok!" Aniden Şerif'e döndü tekrar. "Söyle nerde?!" Diye bağırdı.
Adil de Şerif'i yakalarından tuttu. "Bir kere soracağım, kardeşim nerde? Öldürürüm seni Şerif."
Şerif bu kargaşadan sıkılarak Adil'in ellerini tutup silkti yakalarından. "Eh yeter ula! Ben bir şey yapmadım, burdaydım sabahtan beri!"
"Başkasına yaptırmadığın ne malum?"
"Yaptırmadım ula, canım yeğenimin karısına niye el uzatayım ben?" Diye alayla konuştu.
İso tam yeniden üzerine atlayacaktı ki, Esme konuştu. "Bir dakika durun, Eyüphan da yok! Bütün gece burdaydı hatta," bir anda duraksadı, bakışlarını Adil'e çevirdi. "Hatta fazla mutluydu." Dedi sesini düşürerek.
"LAN!" diye bağırdı İso. İçinde dolup taşamayan bir öfke vardı. Ani bir hareketle Oruç'un belinden silahını aldı. "ÖLDÜRECEĞİM O ŞEREFSİZİ!" Kapıya doğru yönelirken belinden tutan eller onu durdurmaya çalışıyordu. "İso dur!"
Ama İsmail duymuyordu, aklına dolup taşam düşünceler onu delirtiyordu. Eğer gerçekten Eyüphan böyle bir şey yaptıysa onun kafasına sıkacaktı.
Oruç onun önüne geçerek sertçe göğsünden ittirdi kardeşini. "Dur ulan dur! Kameralardan bakalım, öyle dellen!"
İso bir anlığına durdu. "Bak o zaman abi, bak o zaman!"
Oruç onun elinden silahını aldı, kolundan tutarak önüne ittirdi. "Yürü."
•
Herkes kamera kayıtlarının önündeki ekranda toplanmıştı. İki kişi hariç. Zarife gelininin düğün gecesi yok olduğunu öğrenince fenalık geçirmiş, Hicran da arkada ona kolonya tutuyordu.
İsmail yerinde duramıyorken Adil onun omzunu sıktı güven verircesine. "Sakin ol!" İsmail ona sadece baktı, sakin falan olamıyordu.
Oruç salondaki görevlinin yanında oturuyordu, kısaca bir açıklama yaptı. "Abi tam elektrikler kesilmeden birkaç dakika önceyi aç, tuvaletlerin ordaki koridorda kamera var di mi?"
"Var, bakıyorum şimdi."
"Peki bu elektrik gidip geldi ya, kameralar aktifleşmiş midir hemen. O anı da görebilir miyiz?" Esme aklındaki soruyu sordu.
"Jeneratörle birlikte aktifleşmiştir, ama ışıkların olmadığı anı göremeyiz maalesef."
"Tamam abi tamam hadi hızlı."
Kayıtlar Fadime'nin lavaboya girdiği ana gelince İso masaya doğru eğildi. "Fadime'm." Diye fısıldadı kızarmış gözleriyle.
Yaklaşık bir dakika sonra kapıda Eyüphan ve başka bir adam belirmişti. İso yumruk yaptığı elini masaya vurdu. Eyüphan adamı dışarda bırakıp Fadime'nin yanına içeri girdiğinde ise artık onu hiçbir güç tutamazdı. Oruç'un geri aldığı silahı alamayacağından arkasına dönüp Fatih'e baktı. Fatih çoktan silahını ona uzatmıştı bile. Oruç hemen ayağa kalkıp Fatih'e kötü bakışlarını yollarken İso'yu tuttu yeniden. "Dur lan kapının önündeki kameraya da bakalım, nereye neyle gitmişler anlayalım. Nereye gideceksin böyle hiçbir şey bilmeden, elinde silahla?"
"Lan konuşacağına baksana Oruç Furtuna, karım kaçırıldı benim karım! Hem de düğünümden!" İsmail'in bağırmaktan boğazı yırtılacaktı neredeyse. Oruç hemen o görüntüleri de açtırdıktan sonra aracın plakasını aldılar.
"Gezep sen al Çakır'ı bu plakayı emniyetteki komiser Hasan'a verin. Aracın nereye gittiğini bulsunlar. İso," dedi Adil İsmail'i omuzlarından tutarak. "Sen burda kalıyorsun." İso başını iki yana salladı hızlıca. Adil sesini yükseltti. "Burda kalıyorsun, Eyüphan'ın işbirliği ettiği herifi sorgulayacağız." Sonra görevliye döndü. "Sen kim bu adam, tanıyor musun?"
Adam korkarak başını salladı. "Burda çalışıyor."
"İsmini, adresini biliyor musun?"
Adam hızlıca yine kafasını sallayarak onayladı, adresini onlara verirken İso yalnızca karısının o ırz düşmanının yanında ne kadar korktuğunu düşünüp daha beter deliriyordu.
•
Eyüphan elinde bir tepsiye odaya geri girdiğinde Fadime ona endişeli bakışlar attı. "Acıkmışsındır." dedi gülümseyerek. Fadime gözlerini devirdi. Eyüphan onun yanına gelip oturduğunda tepsiyi dizlerine koydu.
"Yemeyeceğim."
"Olmaz Fadime'm, yemen lazım."
"Bana Fadime'm deme." Derin bir nefes aldı. "Eyüphan şu haline bir bak, bu sen değilsin! Deli gibi bir şey etmişsin kendini. Nerden geliyor bu rahatlık?"
"Deli olduğum doğru, ama eden ben değilim sensin. Deli ettin beni." Hala gülümsüyordu. Fadime bakışlarını tavana dikerek sabır çekti. Aklına gelen şeyle sakinleşmiş gibi yüz ifadesini de konuyu da değiştirdi.
"Yiyeceğim tamam ama ellerimi çöz," dolu gözleriyle başını hafifçe yana yatırdı. "hem çok ağrıdı bileklerim."
Eyüphan'ın bakışları hemen yumuşadı, tam Fadime'nin tahmin ettiği gibi ona kıyamamıştı. Ondan midesi bulansa da oyununu sürdürdü. Burdan bir şekilde çıkması gerekiyordu, sonrasını sonra düşünecekti. En azından telefonunu falan alsa, abisine ya da İsmail'e ulaşabilirdi.
Eyüphan oflayarak kucağındaki tepsiyi yere bıraktı, malum az önce sehpayı devirmişti. Cebinden çıkardığı çakıyla Fadime'nin bileklerindeki halatı kesti. Fadime bileklerini ovuşturdu. Eyüphan onun ellerini elleri arasına alarak hafifçe okşadı. Fadime'nin yeniden midesi bulansa da elini çekmedi, rol yapması gerekiyordu.
"Ayağımdakini de çözer misin?" Eyüphan şüpheyle ona baktığında başını eğdi. "Lütfen, her yerim tutuldu zaten. Bari yemeğimi rahatça yiyeyim." Eyüphan kısık gözleriyle hala ona bakmaya devam ederken Fadime bir nefes verdi. Hafifçe ona yaklaştı. "Hem sen burdasın, yanımdasın. Ne yapacağım, nereye kaçacağım ki?"
"Tamam." Diyerek derin bir nefes aldı Eyüphan. Tamamen ikna olmasa da Fadime haklıydı. O burdayken hiçbir yere kaçamazdı. Fadime içten içe rahatlayarak bir nefes verdi. Son bir adım kalmıştı.
"Üzerimi de değiştireyim, sen haklıydın böyle rahat edemem." Eyüphan Fadime'nin onun sözüme geldiğini düşündüğünden güldü. Elindeki çakıyı pantolonun arka cebine tıkıştırarak ayağa kalktı. Fadime de ayaklandığında Eyüphan yerdeki poşeti alıp ona uzattı. "Arkanı döner misin?" Eyüphan sırıtıyordu, Fadime ona kötü kötü baktığında ellerini teslim olur gibi kaldırdı. "Tamam tamam." Birkaç adım uzaklaşarak arkasını döndü. Aklıma takılan şeyle hala sırıtırken arkasını dönmeden konuştu.
"Sen o gelinliği tek başına çıkarabilecek misin, yardım ede-" Ancak cümlesini tamamlayamadan kafasına aldığı darbeyle öne doğru savruldu, o daha ne olduğunu anlayamadan Fadime onun cebine elini soktuğu gibi çakıyı çıkardı. Eyüphan arkasını dönemeden geri gidip çakıyı ona doğruttu. Gelinlik onun hareketlerini kısıtlıyordu.
Eyüphan elini başına koymuş, kötü bir bakışla yandan Fadime'ye baktı. Sonra tamamen ona döndüğünde Fadime'nin çakıyı tutan eli titredi.
Eyüphan ona doğru bir adım attığında, Fadime de bir adım geri gitti. "Bununla mı korkutacaksın beni?" Sinirle güldü Eyüphan. "Gerçekten kaçabileceğini mi düşünüyorsun?" Birkaç adım daha attı Fadime'ye doğru.
"Yaklaşma!" Fadime'nin bağırışıyla Eyüphan yine güldüğünde son çaresi kalmıştı. "Yaklaşma diyorum!" Diye bağırarak elindeki çakıyı kendi boğazına dayadı. Tam o anda Eyüphan durmuştu.
"Fadime napıyorsun?" Dedi şokla.
"Yaklaşma, yemin ederim keserim kendimi."
Eyüphan iki elini kaldırarak ona uzattı. "Bak tamam sakin ol, sakın yanlış bir şey yapma. Yaklaşmıyorum, bırak elindekini."
"Telefonunu ve arabanın anahtarını at önüme, sonra da uzaklaş."
Eyüphan hala hareket etmeden duruyorken Fadime bıçağı biraz daha boynuna bastırdı. "Dediğimi yap!" Diye çığlık attı tabiri caizse. Boğazında bir yanma hissettiğinde bastırmanın etkisiyle hafifçe kesildiğini anladı. Eyüphan ise bıçağın altından sızan damla damla kanı gördüğünde yutkunarak Fadime'nin dediğini yaptı.
Önüne atılan telefonu ve anahtarı almak için gözlerini Eyüphan'dan ayırmadan yavaşça yere çömeldi Fadime. Tam diğer eliyle yerdekileri alacaktı ki, üzerindeki dar gelinlik yüzünden dengesini kaybetti. Bu fırsatı kaçırmayan Eyüphan avının üzerine atılır gibi Fadime'nin elinden çakıyı aldığı gibi uzağa fırlattı. Ancak bu hareketle Fadime'nin tamamen dengesi kaybolmuş ve yarı oturur pozisyonda kalçasının üzerine düşmüştü. Eyüphan da onun üzerine düştüğünde kafasını yere çarptı.
Eyüphan hemen ağırlığını onun üzerinden çekti, ama Fadime'nin üzerindeydi hala. Bir eliyle onun kafasını tuttu. "İyi misin, bir şeyin var mı?" Diye sordu endişeyle. Fadime kaçabileceğine o kadar inanmıştı ki, canının yanmasından değil sinirinden ağlamaya başladı. Eyüphan ise bunu anlamadığı için kafasını sert vurduğunu düşünmüştü.
"Ağlama ben burdayım, bak kollarımda dinecek acın şimdi." Diye gülümseyerek konuştu. Fadime onu elleriyle itmeye çalışırken Eyüphan ona güç gösterisi yapıp tek eliyle onu tutuyordu. "Sana benden kaçamazsın demiştim."
"Kalk üstümden!" diye bağırdı Fadime, kendini çaresiz hissediyordu.
Eyüphan tam bir şey diyecekti ki tekmeyle açılan kapı ikisinin de kafasının oraya çevrilmesine sebep oldu. Karşılarında duran İsmail, delirmiş gibi bakıyordu. Kıpkırmızı olmuş gözleri ve sıkmaktan kasılmış çenesiyle Eyüphan'a ölümcül bir bakış atıyordu. Fadime'nin gözlerinden yaşlar daha beter süzülürken ona tezat olarak gülümsemişti.
Eyüphan tam Fadime'nin üzerinden kalkacakken İsmail onun yüzüne bir tekme attı. Böylece Eyüphan kelimenin tam anlamıyla geriye doğru uçmuştu. Fadime hemen doğrulmaya çalıştı. Arkadan giren Fatih ve Adil onun yanına çöktüler. Ancak İso'nun gözü Eyüphan'dan başkasını görmüyordu. Yerden kalkmasına fırsat vermeden onun üzerine oturarak gelişi güzel yumruklarını atıyordu. "SEN BENİM KARIMA, CANIMA DOKUNAMAZSIN LAN!" Elinde tuttuğu silahın kabzasıyla kafasına vurduğunda artık tepki veremeyen Eyüphan neredeyse kendinden geçecekti. Oruç kardeşini tutarak kaldırmaya çalıştı ama İsmail kalkmıyordu.
Fadime abisinden destek alarak İso'nun yanına koştu. Onun kaldırdığı elini havada yakaladı. Gücü onu durdurmaya yetmezdi biliyordu ama İsmail onu tutanın karısı olduğunu görünce durdu. "Fadime'm."
Fadime onunla birlikte ayağa kalktı. İsmail karısına sımsıkı sarıldı. O kadar korkmuştu ki, hele geldiğinde gördüğü manzara onu o kadar delirtmişti ki karısına sarılınca aklı başıma gelmiş gibiydi.
"Kurban olduğum, iyi misin? Bir şeyin vardı, zarar verdi mi sana he söyle? Korkma sakın." İsmail kelimeleri ardı ardına sıralardan bir yandan da eliyle ona hasar kontrol yapıyordu. Fadime iyiyim demeye kalmadan İsmail boğazındaki kesiği gördü. "Bu ne? Bu şerefsiz mi yaptı? Ulan öldüreceğim bu puştu!" Diyerek tekrar arkasını döndüğünde Fadime onu yeniden durdurdu. "İso sakin ol! O yapmadı ben yaptım!" İsmail inanmayan gözlerle karısına bakarken Fadime onun ellerini tuttu. "Yemin ederim o yapmadı, her şeyi anlatacağım ama şimdi götür beni burdan nolur!" Dolu gözleriyle konuşan Fadime'ye kıyamamıştı. Üzerindeki ceketi sevdiğinin omuzlarına koyarak onu tekrardan kollarının arasına aldı. O ceketin cebindeki mendili de çıkarıp karısının boğazındaki kesiğin üzerine tuttu.
"Abi alın bu iti, Fadime'yi bıraktıktan sonra bizzat ben ilgileneceğim." Fatih hemen Eyüphan'ın yanına ilerlerken Adil onu durdurmak istediğinde İso araya girdi. "Adil abi bu şerefsiz önce benim canıma kastestti, sonra da düğünümden benim karımı kaçırdı. Sakın bana engel olmaya kalkma."
Adil bakışlarını düşürdü. "Olmayacağım aslanım, sakin ol. Sen Fadime'yle ilgilen. Yarın kesersin Eyüphan'ın cezasını. Ben senin yanındayım ama," Fadime'ye baktı bir anlığına, perişan gözüküyordu. "baksana Fadime iyi değil. Önceliğini ona ver." İso da Fadime'ye bir bakış atarak onayladı yavaşça.
Fadime İsmail'in kollarında arabaya kadar ilerlerken, İsmail ona bir şeyler sorsa da konuşamamıştı yalnızca titriyordu. Arabaya oturduklarında İsmail hemen karısına döndü. "Fadime'm sakin ol, geçti bak ben yanındayım."
Fadime dolu gözleriyle ona bakarken hala titriyordu. Karısının her zamanki vahşi kedi haline alışık olan İsmail şu anki yavru kedi gibi titreyişine canı yanıyordu. Fadime'yi başından tutup göğsüne yasladı, uzunca bir süre öyle dururlarken karısının sessiz hıçkırıkları canından can koparıyordu sanki. O şerefsizden bunun hesabını öyle bir soracaktı ki, karısının her bir damla gözyaşı için onu pişman edecekti. Karısının bir yere düşen bir damla kanı için onu kalbini söküp alacaktı.
-
hepimize ismail furtuna gibi bir koca, amin🙏🙏🙏
nasıl buldunuz bölümü asklarım, bu cift cok yoruldu bence onları bi balayına yollayalım ne dersiniz 😁😁
