6. bölüm · Küllerinde Saklı, isfad
arala yâr perdeni, camından geçeceğim
6. Bölüm | Günümüz
İsmail Furtuna
Ben bu zamana kadar kendimi yeterince harap etmiştim. Yeterince kendimi sevdiğimden mahrum bırakmıştım. Düşman etmiştim onu kendime. Bundan daha büyük bir acı var mıydı? Tüm dünyayı yakıp yıkmak istiyordum.
Trabzon'a geri gelirken Fadime'yi görmenin bende uyandıracağı hislere hazırlıklıydım. Ama Fadimem'i başkasıyla görmenin bende yaratacağı tahribata hazır değildim. Böyle bir şeye nasıl hazırlıklı olunurdu ki? Attığım her zaman geride bıraktığım toprağı yerle bir ediyordu sanki. Yakıp yıkmaya Koçari konağından başlayacaktım.
Evet, kendimi senelerdir yeterince suçlamış, her geçen gün suçumun cezasını misliyle ödemiştim. Ben iki kişilik acı çektim bunca zaman. Kendi acıma sevdiğimin acısını da eklemiştim. O yüzden Adil Koçari de bu gece benim çektiklerimin hesabını verecekti.
Sonunda bütün ışıkları yanan konağa geldiğimde kapıya gelmeden uzaktan seyrettim bir süre. Yapacağım şeyin sonuçlarını düşünmüyordum, yalnızca Fadime'yi düşünüyordum. Bu yaptığım bencillikti bilsem bile kendime engel olamıyordum. Fadime'nin başkasını sevmesini izleyemezdim, bunu kaldıramazdım. Bu gece burda olacakların sonucunda ne olacaktı kestiremiyordum ama ölmeyi göze almıştım. Gözbebeğimi başkasıyla görmektense düşman kurşunuyla canımı vermeye razıydım. Belki de o yüzden dayanmıştım kapılarına.
Kapıya yaklaşıp direkt yumruklamaya başladım. "KOÇARİ!" Yumruklarımın arasında sesim zor duyulsada umursamadan bağırmaya devam ettim. "ADİL KOÇARİ ÇIK DIŞARI!" Hiç vakit kaybetmeden silahımı çıkarıp havaya iki el ateş ettim.
Tam da bu sırada kapı açıldığında elimin havada kalmasına izin vermeden kapıyı açan Koçari'nin yakasına yapıştım. "Ula ne oluyor?" Adil, henüz elindeki silahı bana doğrultmamıştı. Ben de doğrultmamıştım.
Cevap vermeden önce gözüm onun arkasındaki kişiye kaydığında tedirgin gözlerle bana bakan Fadime'yi gördüm, Eleni'yle beraber Adil'i tutuyorlardı. Fadime abisinin koluna yapışmıştı. Amacım onu korkutmak değildi ama korkmuş gözleri, kalbimde bir yerde bir kıvılcım çaktı. Daha sakin olmaya çalıştım ama olamadım.
Silah sesine gelen Koçariler arasında yandaki merdivenden gelip kafama silah dayayan Gezep'i görebildim sadece. Kafama dayadığı silah umrumda olmadı, hatta belki işime bile gelmiş olabilirdi. "Senin suçun Koçari, hepsi senin suçun." Dedim sinirle. Neyden bahsettiğimi anlayan Adil Koçari elindeki silahı beline geri koydu. "Noluyor ula, ne dayandın kapımıza İso Furtuna? Sana hoşgeldin karşılaması yapmadık diye kızdın yoksa bize?"
Gezep her zamanki komik olmayan şakasına sadece kendisi gülerken silahı da kafama bastırdı. Bense onu umursayacak durumda değildim. "Bu gece her şey burda bitecek Adil Koçari!" Neden susuyordu bu adam? Delirmek üzere olduğumu görmüyor muydu?
"Gezep, indir silahını."
"Dayi oğlu?" Gezep tereddüt etti ama Adil netti. "İndir da." Aşağıdakilere döndü. "Siz de dağılın. Problem yok, biz halledeceğiz." Herkes onun dediğini yaparken ben de silahı belime koyuyordum. Halledebilir miydik bilmesem de konuşacaktık. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı.
"İso," sesinin yumuşaklığı benle beraber yanındakileri de şaşırtmıştı. "Gel." Dedi hafifçe belimden ittirirken. O sırada ağzını bıçak açmayan Fadime sonunda konuştu.
"Abi napıyorsun? Ne konuşacaksın bununla?"
"Fadime, sonra abim. Sonra anlatacağım sana."
"Anlatacak mısın gerçekten?" Dayanamayıp araya girdim. Alayla sarfettiğim cümle Fadime'nin kafasını karıştırmış olacak ki abisine beklentiyle bakmaya başladı. Ama durmadım, durmak istemedim. Ne olacaksa olsun, ben Fadime'yi yanımda tutarak değil benden uzaklaştırarak korumaya çalışmakla en büyük hatayı yapmıştım zaten. Bu hatayı tekrarlamayacaktım. " Anlatmayacak Fadime, onun yüzünden bu halde olduğumuzdan bahsetmeyecek sana."
"İso!" Dedi Adil uyarırcasına, ama ben dinlemedim.
"Ben anlatacağım, bir gün her şeyi sana anlatacağım. O zaman beni affeder misin bilmem ama beni anlayacaksın." Koçariler bana bakarken gözümden bir damla yaş düştü, Fadime şaşkın bir şekilde beni seyrediyordu. Elimde Adil'i gösterdim. "Onu da affetme, bizi ayırdığı için affetme Fadime'm."
Son sözlerimi söylediğimde Adil beni kolumdan tuttuğu gibi aşağı indirdi. Direnecek, kavga edecek, tartışacak gücüm yoktu. Ama buna rağmen hesap sormaya gelmiş olmam çok tezattı.
Adil beni aşağıdaki hırdavat odasına soktu ve kapıyı kapattığı gibi konuşmaya başladı. "Ula ne yapıyorsun İso gelir gelmez?"
Güldüm, sadece güldüm. Diyecek çok şeyim vardı ama hiçbirini toparlayamıyordum. "Senin yüzünden." Diyebildim yine sadece.
"Oğlum yapma da, yıllar sonra ne değişti? Fadime'ye yukarda dediklerin de neydi öyle? Böyle mi koruyacaksan sevdiğin kızı? Ateşin içine atarak mı?"
"Sevdiğim kız." Diye tekrarladım sessizce. "Bir zamanlar beni seven kız," durdum sonra sesim yükseldi. "Artık benden nefret eden kız!"
Adil bana üzülmüş gibi baktı ama birkaç saniye sonra bu bakışları sinire evrildi. "Ula ben mi dedim sana böyle ayrıl diye? Ben mi dedim benim kardeşime ayrıldıktan sonra eziyet et, orda burda kızlarla karşısına çık diye?" Başımı öne eğdim.
"Benden vazgeçsin diye yaptım." Sesim bir fısıltıdan farksızdı. Ama Adil duymuştu, birkaç adımla yanıma geldi.
"Vazgeçince niye böyle yapıyorsun o zaman?" Sorduğu sorunun sertliğinin aksine sesi bir abi şefkati gibi yumuşaktı. Kafamı kaldırıp yaşlı gözlerimle ona baktım.
"Vazgeçince böyle yapmıyorum ki, Fadime benden vazgeçeli çok oldu abi." Gözlerimi sıkıca kapattığımda iki damla yaş aktı ama umursamadım. Söylediğim cümlenin ağırlığı üzerime çökmüştü.
"Niye şimdi böyle yapıyorsun o zaman, ne oldu da dayanamıyorsun?"
"Başkasını sevmesin, benden vazgeçsin, benden nefret etsin. Başkasını sevmesin, ben buna dayanamam." Silahımı çıkarıp eline tutuşturdum. "Burda kafama sık daha iyi." Dedim dişlerimin arasından.
Adil silahı elime geri verdi. "Bu nerden çıktı şimdi?"
Adil'in öğrendiğini düşünmüştüm, belki de daha söylememişlerdi. İşime gelirdi. "O Eyüphan denen it Fadime'ye sevdalı, ikisini birlikte gördüm tepede. O salak senden onu istemeye gelmek için izin isteyecekti?" Tepkisini ölçmek için sorar gibi konuştum.
"Ula!" Nidası çıktı ve havaya doğru baktı Adil, sanki sakinleşmeye çalışır gibi. Ama aklına gelen şeyle aniden bana çevirdi kafasını. "Fadime?" Dedi o da benim gibi soru soruyordu, ama bu sorunun cevabını ben de bilmiyordum ki. "Yoksa Fadime de mi ona sevd-"
"Hayır!" Diye bağırdım daha cümlesini bitirmeden. Öyle bir şey yoktu, olamazdı. "Değil. Olamaz." Dedim dişlerimin arasından. Kendimi sıkmaktan başım ağrıyordu artık.
"İso," dedi derin bir nefes vererek Adil. "Fadime de isterse ne edeyim?" Sesi yine yumuşaktı, şefkatliydi. Ama benim istediğim bu değildi. Tepki veremedim, cevap veremedim. Fadime de isterse gel kafama sık. Yaşamanın bir anlamı kalmaz benim için.
Yavaş adımlarla geriye gittim, sırtım duvarla buluştuğun yere çöktüm. Gücüm kalmamıştı.
"Sevdiğimi başkasıyla görmeye nasıl katlanacağım ben?"
Adil de önümde diz çöküp ensemden tutup kafalarımızı birleştirdi. "İso, yapma be oğlum."
Hafifçe kafamı geriye çekip gözlerine baktım. "Sen nasıl dayandın abi?"
Gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi. "Dayanamadım."
•
5 yıl önce
Fadime yatağına geçtiğinde akşamdan beri iki dakikada bir yaptığı gibi telefonunu kontrol etti, ve her kontrol ettiğinde yaptığı gibi de kaşlarını çattı. İso'dan hala bir mesaj yoktu. Bir anlık kendine inanamadı, resmen oturmuş o dalga geçtiği aptal aşıklar gibi telefonun başında sevgilisinden mesaj bekliyordu. Gülerek kafasını iki yana sallarken, aklından bir yandan da İso'yu geçiriyordu. Hiç böyle yapmazdı. O sırada camından gelen tıkırtı odağını kendisine çekti. Başta ne olduğuna anlam veremese de aynı tıkırtı bir kez daha geldiğinde kaşlarını çatarak penceresine yaklaştı. Perdeyi çektiğinde cama gelen minik taş aynı tıkırtıyı tekrarladı.
Gülümseyerek pencereyi açıp hafifçe aşağı sarktı, gecenin karanlığında bile parıldayan sarı saçları gördüğünde gülümsemesi iyice büyümüştü. "İso?" Dedi kısık bir sesle. Ama sonra hemen gülümsemesi soldu. "Napıyorsun ula burada? Biri görecek." Hemen tedirginlik sarmıştı içini, abisi görse felaket olurdu.
"İyi geceler mesajını kendim getireyim dedim, kurban olduğum."
Fadime hemen yelkenleri suya indirmişti bile, ama ne diyeceğini bilemeyerek "İso." Dedi tatlı bir şekilde.
"E hadi in aşağı kızım da, geldik o kadar, kokunu içime çekmeden ebedi ayrılmam burdan."
"Abim de seni görürse içine çekecek, o zaman göreceksin ebediyeti."
"Hiçbir şey yapamaz, sen rahat ol Koçari Kızı. Boş adam değiliz ha." Fadime neredeyse kahkaha atacaktı. Onun bu sevimli hallerine dayanamıyordu.
"Tamam tamam bekle, geliyorum."
Ses çıkarmamaya çalışarak odasından çıktı Fadime, içerden hiç ses gelmeyince salona doğru adımladı. Herkesin odasında olduğundan emin olunca da hızlıca çıktı kapıdan. Konağın arka tarafına geçerken bir yandan da gözleri sevdiceğini arıyordu. Kendi penceresinin altına gelip de İso'yu bulamadığında hafif kaşları çatıldı. "İso." Dedi kısık bir sesle. Tam bir kere daha seslenecekti ki arkasından ağzına kapanan eller buna engel oldu.
Neye uğradığını şaşıran Fadime başta birkaç saniye çırpınsa da onu tutan kişinin İso olduğunu anlayınca rahatladı. Yine de eline vurmaya devam ediyordu. İso, Fadime'yi kendine çevirip hızlı bir öpücük kondurdu sevdiğinin dudaklarına. "Ula!" Fadime İso'nun omzuna vurdu hafifçe. "Napıyorsun sen deli?" Gerçi hoşuna gitmediğini söyleyemezdi ama çok tehlikeli sularda yüzüyorlardı.
"Özledim ula, ne yapayım?" Fadime gülümsedi.
"Daha gündüz okulda beraberdik."
"Yetmedi." Dedi İso omuzlarını silkerek. "Hem okulda gizli saklı buluşuyoruz, yetmiyor işte"
"Sanki burda açık seçik buluşuyoruz İso."
İso yine omuzlarını silkti, Fadime'yi çekti kollarının arasına. Fadime de başını onun göğsüne yaslayıp belinden sarıldı sevgilisine.
Fadime İso'nun kalp atışlarını dinliyor, İso ise Fadime'nin saçlarını koklayarak öpüyordu. Şu an, şu dakika o ikisinden daha mutlu ve huzurlu hiç kimse yoktu bu dünyada. Birkaç dakikalarını bu şekilde geçirdiler. En sonunda Fadime konuştu, hafifçe kafasını kaldırmak zorunda kalmıştı İso'nun yüzünü görmek için.
"Biri görürse ne edeceğiz?"
İso gözlerini sıkıca yumup açarak bıkkın bir nefes verdi. "Fadime'm."
"Hıı." Dedi Fadime uzata uzata.
"Niye bozuyorsun şu huzurlu anımızı. Kim görecek bu saatte herkes rüyasında keçilerle otluyordur."
"Napıyım, korkuyorum bozulacak her şey diye." Fadime üzgün bir ses tonuyla konuştuğunda İso hafifçe kendin Fadime'den ayırdı. İki eliyle onu omzundan tutarak konuştu. "Bak bakayım sen bana." Fadime kafasını kaldırdı hafif dolmuş gözlerle, neden böylesine duygusallaşmıştı o da bilmiyordu. "Ben varken hiçbir şeyden korkmana gerek yok, ben seni herkesten her şeyden korurum."
"Biliyorum." İkisi de aynı anda gülümsedi. "Bildiğini biliyorum." Dedi İso havalı bir şekilde.
Fadime hafif bir şekilde onun göğsüne bir yumruk geçirdi. "Egoist." Dedi gülerek.
İso ise elini kalbine götürerek bir 'ah' nidası attı sessizce. "Bu beni kaçıncı kalbimden vuruşun Koçari Kızı." Abartılı dramasıyla sevdiğinden bir kuple gülüş kazanmıştı İso. İşte bu görmek için canını verebileceği tek şeydi, Fadime'nin gülüşü.
"Şebek."
"Hadi üşüme çık da yat, kurban olduğum." İçi titredi Fadime'nin ama üşüdüğünden değil, İso ona her böyle seslendiğinde içi giderdi. Dayanamayıp İso'nun dudaklarına bir öpücük kondurduktan sonra utangaçça gülümsedi. İso ise minik öpücüklerle doymamış olacak ki tekrardan yapıştı sevdiğinin dudaklarına.
İso'nun elleri Fadime'nin saçlarını okşarken, Fadime de İso'nun hafif çıkmış kirli sakallarını seviyordu.
Öpüşmeleri git gide derinleşirken İso'nun durmayacağını anlayan Fadime hafifçe geri çekildi. İso ise doyamadığını gösteren bir homurtuyla minik bir öpücük daha kondurdu bal dudaklara, ama o da artık gitmesi gerektiğinin farkındaydı. "İyi geceler efulim. Allah rahatlık versin."
"İyi geceler balım, sana da."
Fadime sırıtarak konağın girişine ilerlerken, İso da o eve girip odasından ona bakana kadar bekledi. Beklediği manzara bir dakika içerisinde gözükünce gülümsedi. Elini kaldırdı ve yavaşça salladı. Hiç gitmek istemiyordu ama mecburdu. Ama zehri almıştı bir kere bundan sonra her gece Fadime'nin penceresinin altında yatabilirdi.
Aklına gelen şeyle sırıttı, arkasını dönüp Koçari çıkışına ilerlerken telefonunu çıkarıp sevdiğine bir mesaj attı.
İso:
Efkar üstüne efkar
Her akşam geleceğum
Arala yar perdeni
Camından geçeceğum
😁
Fadime:
Her akşam bekleyeceğim
🤍
-
Selammmm! Nasılsınız, iyisinizdir umarım.
Biraz da mutlu isfad dozumuzu alalım.
