3. bölüm / 6
Küllerin Doğuşu: Aves-12.Bölüm: Gözlerinde ki yıldızlara
Bölümler 6Şu an: 2.Bölüm: Gözlerinde ki yıldızlara
Kapalı gözlerimin ardından omuzumda bir el hissettiğimde irkilerek göz kapaklarımı araladım. Karşımda duran Hannah'ın şaşkın ifadesine rastladığımda harekete geçmeye hazır bir savaşçı gibi duruyordu. Sanki yolunda olmayan birşeylerin olduğunu düşünüyordu. Zen'e baktığımda benim üzerinde dolanan meraklı bir ifadesi vardı fakat o sakin duruyordu.
Omuzumdaki elin varlığını korurken yanıma döndüm ve ne olduğunu çözmeye çalışan bir çift koyu kahverengi gözlerle karşılaştım. Omuzundaki eline şöyle bir bakıp tekrar ona döndüm. Gözleri boynuma kaymıştı. O zaman boynumdaki koleyi sıkı sıkı tuttuğum ellerime baktım.
Siyah kumaş eldivenlerim arasında kaybolmuş kolemi o kadar sıkı kavramıştım ki fark etmemiştim. Nefes almayı dene. Dakikalardır tuttuğum nefesimi verdiğimde bana seslenen babama döndüm.
"Bir sorun mu var?" dedi. O an masadaki herkesin bana baktığını anlamıştım.Elimi kucağıma indirip kolyeyi serbest bıraktım.
"Hayır." dedim fakat gülümsemeye çalıştığımda başarısız oldum.Neyse ki üzerinde durmayarak kaldıkları yerden devam ettiler. Kafamı eğip kucağımda ki eldivenlere baktım.
Ne olmuştu az önce? Her neyse an da kal Serein. Aklın başka yere kaymasın. Olduğun yerde kal başka yerlerde dolaşma, oralar tehlikeli. Sende biliyorsun, sende biliyorsun çok iyi biliyorsun hem de karanlık hapseder. Karanlık tüm ışıkları yutar. Boğulursun ama sen boğulma hep ışıkta kal. Orası güvenli.
"Pişt." kafamı kaldırıp Zen'e baktım. Ne oldu? dercesine göz kırptı. Omuz silkmekle yetindim neyse ki o da üzerinde durmadı. Hannah ve Zyran'ın bana baktığını biliyordum fakat onlara bakmak istemedim. Pencereye döndüm, az önce yaşananlar hiç olmamış gibi hava güneşli ve sakindi. Nefes alarak bir an önce toplantının bitmesini diledim.
Tahminimden daha erken bittiğinde herkes ayaklandı ve salondan teker teker çıktık. Hannah konuşmak istediğini dile getirdiğinde, babam başını sallayıp beni aşağıda bekleyeceğini söyledi ve yanımdan ayrıldı. Hannah beni sarayın boş koridora çektiğinde ona döndüm.
Etrafı şöyle kolaçan edip, "Birşey mi oldu? toplantı da bir gariptin." dedi.
Hannah benim herşeyi mi bilirdi. Onun aksine ben anlatmayı severdim. O benim biricik dostumdu, ilk Hannah ile tanışmıştık sonra aramıza Zyran ve Zen katılmıştı. Erkeklere pek hoşnut olmayan şekilde bakardır çünkü erkeklerin kendilerini göründüklerinden daha iyi sanan birer aptallar olarak düşünüyordu. Fakat o ikisi Hannah'ın düşüncesi azda olsa değiştirebilmişti. Tabi hala pek memnun görünmüyordu.
Fakat daha önce yaşanan garip şeyi anlatma gereği duymadım."Hayır, birşey olmadı. İyiyim merak etme."
Sıkıca sarıldı bana, bende kollarımı beline dolayarak karşılık verdim. İşte şimdi biraz daha iyi hissediyordum. Kollarını omuzlarıma koyarak geri çekildi.
"Pekala şimdi gitmem gerekiyor ama," dedi işaret parmağını kaldırarak.
"Yarın ki davete sakın pencereden girmeye kalkışma."Gülerek omuza vurdum.
"Ne sanıyorsun beni, kertenkele mi?"
"Koca ayıdan bir farkın yok."
"Koca ayı olan ben değilim, yanımda ki yıldızlardan gelen kişi."Hannah ile benim araman da Zyran'a taktığımız lakaptı.
Bir prens kadar kibar ve centilmen olduğu için ona "yıldızlardan gelen" diyorduk. Hannah gülerek yanımdan ayrıldığında saraydan dışarı çıktım. Kapının önünde beni bekleyen babamın koluna girdim ve arkamızdan bizi takip eden muhafızlarla birlikte yürümeye başladık.
"Toplantı nasıldı baba'cığım?"
"Her zaman ki gibi." gibi dedi elini cebine sokarken.
"Hmm öyle mi? sence o kız ve genç çocuk ölse bile halk onu unutmuş mu?" dedim yandan yandan bakarken.
Aramızda ki hikayeyi anladığında, "Ne diyeceksin de kızım." dedi.
"Dedemle yakın mıydınız baba? yani o da senin bana anlattığın gibi masallar okur böyle diyardan diyara sürükler miydi seni?" cidden merak ediyordum.
"Hmm, öyle mi yapıyorum ben sana?" dedi bana gülerek.
"Evet, hemde ne diyarlar."dediğime gülüp düşündü.
"Babam bana arasıra hikaye anlatırdı ve anlattığı zaman ben hiç unutmazdımı."
"Merak ettim bende duyabilir miyim?"Cevap vermesi beklerken gökyüzüne baktım. Hava neredeyse kararmıştı fakat sokakların ışıkları yanıyordu. Akşamları genellikler hanlar fazlasıyla dolu oluyordu ki bu şaşmazdı. Hemen yan tarafımda gelen bağırış seslerini duyduğumda yüzümü buruşturdum. Gece sokaklar hayli sesliydi sanırım.
"Hadi baba lütfen merak ediyorum." iyice koluna yapıştığımda kıkırdayıp anlatmaya başladı.
Saraya gelene kadar hikayeyi anlattı bende dinledim. Saraya geldiğimizde akşam yemeği yiyip uyumak için odama çıktım. Kapıyı kapatıp kendimi yatağa bıraktığımda gözlerim kapanıyordu. Zorla kendimi kaldırarak üstümü değiştirdim ve tekrar yatağa girdim. Açık balkon kapısında içeri giren hafif rüzgar uzun perdeleri oynatırken gözlerimi kapattım. Babamın anlattığı hikayeyi düşünüp kendimi uykuya teslim ettim.
1 gün önce
Ertesi günün akşamında Carlyn Krallığının düzenlediği bir davetteydik. İkinci krallık, Carlyn sarayında etrafa bakınıyordum. Annem ve babam kolkola masaları gezerken, salonun bir duvarı kaplayan pencerelerin yanında ki masada duruyordum. Önümde ki üzüm suyunu uzandığımda solandaki misafirlere baktım. Herkezin dikkati başka yerdeydi. Kadehi dudaklarıma yaslayıp bir yudum aldım. Aldığım gibi yerine bıraktığımda yüzümburuşmuştu. Çok garip ve ekşimsi bir tadı vardı.
Üzüm suyunu boşverip salonu incelemeye koyuldum. Yüksek tavanlı salonda her şey altın ve beyaz rengide gayet şık duruyordu. Uzun masaların üstüne beyaz masa örtüsü ile örtülmüş önlerinide altın rengideki kurdelelerle süslemişlerdi. Salonun kapısından girdiğiniz gibi önünüzde size karşılayan sahne vardı. Sahnenin üstünde çalgı çalan sanatçılar bulunuyordu. Sol tarafta duvardan duvara kocaman pencere vardı ve buradan bahçeyi görebiliyordunuz.Yazdığınız bu üç sayfalık hikaye bölümünün
beyaz rengide gayet şık duruyordu. Uzun masaların üstüne beyaz masa örtüsü ile örtülmüş önlerinide altın rengideki kurdelelerle süslemişlerdi. Salonun kapısından girdiğiniz gibi önünüzde size karşılayan sahne vardı. Sahnenin üstünde çalgı çalan sanatçılar bulunuyordu. Sol tarafta duvardan duvara kocaman pencere vardı ve buradan bahçeyi görebiliyordunuz.
Bahçede süslenmişti ancak incelemek istediğim sırada bana seslenen birini duyduğumda hızla önüme döndüm. Bana doğru gelen Hannah'a baktım.İnci sarısı beline gelen saçlarını topuz yapmıştı. Üstünde boynunu saran omuzlarını açık bırakan beyaz, sırt dekolteli elbise vardı. Belinde duran kahverengi bir korse ise elbiseyle güzel durmuştu. İçinde tıpkı kuğu gibi zarif gözüküyordu. Onun aksine ben lacivert, diz üstünde biten bir elbise tercih etmiştim. Siyah dalgalı saçlarımı doğal bırakmıştım. Yanıma gelip sarıldı ardından geri çekilerek burada ne yaptığımı sordu.
"Sizi bulamadım bende beklemeyim diye buraya geçtim."
Kadehi alıp ona doğru kaldırdım. "Ne garip birşey böyle, içine ne koydunuz bunun?" diye mırıldandığım güldü.
Gülerek masaya geri koyduğumda Zen'i sesini duydum.
"Hanımefendiler ne kadar şık görünüyorsunuz böyle." Hannah'ın ters bakışlarını geçip yanıma geldi. Bir elimden tutup kendi etrafımda döndürdüğünde gülümsüyordu.
"Teşekkür ederim, Mylo bey."dediğimde sırıtarak göz kırptı.Zen'in iki ismi vardı fakat Mylo ismi pek de hoşuna gitmemesine rağmen söylediğimde rahatsız olmuyordu. Ellerini arkasında birleştirerek Hannah'a doğru hafifçe eğildi.
"Siz çok şık duruyorsunuz, leydim." dedi. Hannah hafifçe eğilerek teşekkür ettiğinde onu kızdırmayı başaramamıştı.
Mylo' ya baktığımda beyaz bir gömlek ve siyah bir pantolon giymeyi tercih etmişti. Saçlarını ise doğal bırakmıştı. Hannah gibi onunda inci sarısı saçları vardı. Kardeş gibi duruyorlardı ama öyle değildi. İkiside farklı krallığının varisleriydi.
Doğrusu Zen davetleri pek önemsemez ve nasıl giyinmek istiyorsa öyle giyinirdi. Anne ve babası rahat insanlardı. Üçümüzün aksine Hannah'ın annesi o küçükken ölmüştü. Koca sarayda sadece babası ve Hannah yaşıyordu.
Dakikalar sonra siyah bir takım elbisenin içinde bize doğru gelen Zyran'ı fark ettiğimde elimi salladım. Zen'in aksine gayet özentili duruyordu. Kısa bir sarılmalardan sonra sohbet etmeye başladık. Bir masada dördümüz beraber konuşurken arasıra yanımıza gelip bizimle sohbet eden büyükler geliyordu. On dakikalık süren sohbetten sonra yanımızdan ayrılıp başka masaya geçiyorlardı.
Orkestra, herkesi sahneye davet eden mırıltılardan sonra başka bir parçaya geçtiler. Eşini ya da sevdiklerinin ellerinden tutup sahneye çıkmaya başladılar. Sahnenin önündeki boş alanda hafif sallanarak dans eden annem ve babamı gördüğümde yüzüme sıcak bir tebessüm yerleşti.
Bir anda kolumdan sahneye doğru çekildiğimde tamamen hazırlıksız yakalanmıştım. Sahnede diğerlerinin yanında yer aldığımızda beni çekenin Mylo olduğunu gördüm. Bir elini belime koyup diğer eliyle elimi tuttu. Beni biraz kendi yaklaştırdığında gülmeye başladım. Diğer elimi omuzuna koyup hareketlerine uyum sağlamaya çalışıyordum. Beni etrafımda döndürdüğünde çoğu kişi'nin sahnede dans ettiğini gördüm.
Bir kaç dakika sonra yanımızda Hannah ve Zyran yer aldığında bizim gibi dans ettiklerini gördüm. Hannah pek dans etmeyi sevmedi.Zyran onu nasıl ikna etti bilmiyorum ama şuan keyfi yerinde görünüyordu.
Zen, Zyran'a kaş göz işareti yaptığında Zen beni bırakıp Hannahla dans etmeye başladı. Önümde duran Zyran zarifçe elini belime yerleştirip elimi tuttu. Ona yaklaşıp elimi omuzna koydum. Gözlerim gözlerine değdiğinde müziğin sesi daha yüksek geldi kulaklarıma.
'Yanı başında olmak istiyorum.
Ruhlarımız birbirine tutuğunda,sadece seninle olmak istiyorum.
Bu yüzden seni son geceymiş gibi seveceğim.
Gözlerinde ki yıldızlara tutunacağım,
güneş doğana dek yanında kalacağım...'
Gözlerimi kapattım, alnımı göğüsüne yasladım. Ayaklarım ağrıyordu fakat bırakmak istemiyordum. Belli ki Zyran'da yorulmuştu çünkü kalbinin hızlı ritmini duyabiliyordum.
Bölüm etkileşimi
