Kül ve Zehir kitap kapağı

2. bölüm / 6

Kül ve Zehir

sessiz özlem

Vaveyla Yazarı: 𓇼 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: sessiz özlem

Cenazenin üzerinden bir ay geçmişti.
Bense abimin öldüğünü daha yeni öğreniyordum.

Garipti.

Bir insanın ölümünden haberdar olmak için neden bir ay beklenirdi?
Daha da garibi, herkesin bunu biliyor olmasıydı.

Sınıftakiler, abimle aramdaki soğukluğu bilmiyorlardı. Onun üvey abim olduğunu da.
Onlara göre ben, abisini kaybetmiş ve yas tutması gereken bir kızdım.
Oysa ben, abimin nasıl güldüğünü bile doğru düzgün hatırlamıyordum.

Bana hiç abilik yapmamıştı.

Nadir zamanlarda yüzünü görürdüm. Ailem onu sürekli yurt dışına eğitime gönderirdi. Geldiğinde ise beni görünce sinirlendiği için ailem, o evdeyken odamdan bir adım bile atmama izin vermezdi.

Şimdi sorun şuydu ki,
Üvey olan ben değil, abimdi.

Dadımın anlattığına göre babamın çok uzak bir akrabasının oğluymuş. Bütün ailesi bir trafik kazasında hayatını kaybettiği için annemle babam ona bakmayı üstlenmişti.
Benim bildiğim kadarıyla o, sadece evimizde yaşayan ve varlığından mümkün olduğunca uzak durduğum biriydi.

Ta ki ölümünü öğrenene kadar.

Onun da bir trafik kazasında ölmesi içimi yakmıştı açıkçası.
Belki de ölüm, insanın nefret ettiği kişilerin bile geçmişini değiştirebiliyordu.

Hatırladığım nefret dolu bakışlarını bir kenara bırakınca gözümde başka biri canlanıyordu.
Ailesini kaybetmiş, küçük, kumral bir çocuk.

Belki de ben onu hiç tanımamıştım.
Belki de nefret ettiğim kişi, yıllar önce ailesini kaybettiği gün kaybolmuştu.

İstemsizce gözümden süzülen yaşları elimle sildim.

Hayat çok garipti.
Nefret beslediğimiz insanların acısı bile ağır geliyordu insana.
Peki sevdiğimiz bir insanı kaybedince ne oluyordu?
İnsan, kalbini de onunla beraber mezara gömer miydi?
Yoksa geride kalan kalp, her gün biraz daha mı ağırlaşırdı?

Hafta sonundan sonra yine okula gitmek için uyanmıştım.
Son günlerde kendimi her sabah biraz daha isteksiz hissediyordum.

Gözlerimi açtığımda karşıma çıkan ilk şey tavandı.
Bir süre öylece baktım.
Sonra okul aklıma geldi.

Aynı koridorlar.

Aynı yüzler.

Aynı bakışlar.

Okula gidip aynı şeyleri yaşayıp geri dönmek beni yoruyordu.
Başka çarem olmadığını kendime defalarca hatırlattıktan sonra yataktan kalktım.

Siyah pantolonumu, beyaz bodimi giydim. Koyu gri hırkamı ve montumu alıp aşağı indim.

Ev sessizdi.

Fazlasıyla sessiz.

Annem ve babam işe gitmişti. Dadım da ortalıkta görünmüyordu.

Normalde çıkacağım saati bilirdi.

Merdivenlerin hemen yanında bekler, elinde kahve ya da çayla beni durdururdu.

Ben içmeden evden çıkmama izin vermezdi.
Çocukluğumdan beri böyleydi.
Ailem ona bir hizmetçi gibi davransa da benim için hiçbir zaman öyle olmamıştı.
O, çocukluğumun en güzel anılarında vardı.
Hatta bazen ailemden bile daha fazla.

“Abla, ben çıkıyorum.”

Ses yoktu.

Biraz bekledim.

“Abla?”

Yine yok.

İçime küçük bir huzursuzluk yerleşti.

Evin içinde birkaç adım attım. Mutfağa baktım, salona baktım.

Kimse yoktu.
Belki bir işi çıkmıştır.
Belki izinlidir.
Kendimi buna inandırıp evden çıktım.

Kapıyı açtığım anda yüzüme soğuk hava çarptı.
Yağmur yağıyordu.
Aralık ayı hep böyleydi.
Gökyüzü sanki haftalardır güneşi görmemiş gibi griydi.

Yağmuru severdim aslında.
Ama bazı yağmurlar güzelliğini kaybederdi.
Çünkü yağmur, çatısı olan insanlar için güzeldi.
Benim de bir çatım vardı.
Her ne kadar o çatının altında kimse olmak istemese de.

Taksinin geldiğini görünce hızla bindim.
Okula vardığımda taksinin parasını ödeyip koşarak içeri girdim.

Saçlarım sırılsıklam olmuştu.
Okula girer girmez gördüğüm ilk peteğin önünde durdum.
Ellerimi ona doğru uzattım.
Sıcaklık parmaklarımdan başlayıp yavaş yavaş kollarıma yayıldı.

Dersler başlamış olmalıydı.
Koridorlar boştu.
Okulun normalde hiç bitmeyen uğultusu yoktu.
Sessizlik...
O kadar sessizdi ki kendi nefesimi duyabiliyordum.
Sessiz yerleri hiç sevmezdim.
Yalnız bir insan olabilirdim,
İnsanlarla konuşmayabilirdim,
Ama etrafımdakiler konuşsun isterdim.
Ben sadece onları duyayım.

Bir süre sonra daha fazla dayanamayınca saçlarımı ellerimle düzelttim ve sınıfa doğru yürüdüm.

Karşı sınıfla yine derslerimiz birleşmişti.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde birkaç çift göz aynı anda bana döndü.
Bakışlar.
Yine.
Bazen insanların sana bakması, sana dokunmalarından daha ağır geliyordu.

Hocadan izin alıp sessizce yerime geçtim.
Yirmi dakika sonra ders bitti.
Herkes yeniden koridorlara dağıldı.
Ben ise başımı yine soğuk sıranın üzerine koydum.
Gözlerimi kapattığım anda bir ses duydum.

“Gelsene, Miran.”

Rüya'ydı.

“Geliyorum, git sen.”

Ardından topuklu ayakkabılarının koridorda çıkardığı sesi duydum.

Ses uzaklaştı.

Sonra başka bir ses geldi.

“O gün söyleme fırsatım olmadı.”

Başımı kaldırdım.

Miran karşımda duruyordu.

İlk defa onu bu kadar yakından görüyordum.

Uzaktan koyu kumral sandığım saçları aslında siyahtı.

Gözleri ise koyu yeşildi.

İnsanların gözlerine bakmayı sevmezdim.
Ama onun gözlerine birkaç saniye fazla baktığımı fark ettim.

“Başın sağ olsun.”

“Teşekkürler.”

Miran, yüzünde buruk bir gülümsemeyle sınıftan çıktı.

Arkasından bakakaldım.
O bile öğrenmişti.
Herkes abimi nereden tanıyordu?

Düşüncelerimi daha fazla kurcalamadan ayağa kalktım.
Lavaboya gitmeye karar vermişdim.

Saçlarımı biraz düzeltir, ders başlayana kadar sınıfa dönerdim.

Lavaboya yaklaştığımda içeriden gelen sesleri duydum.

Bağırışlar.

Bir kızın ağlamaya benzeyen sesi.
Bir an durdum.
Sonra kapıyı açıp içeri girdim.
Beş kız bir yerde toplanmıştı.
Yerde ise bir kız vardı.

Onu tanıyordum.

Ders aralarında hep aynı grupla dolaşırdı. Onları neredeyse hiç ayrı görmezdim.

Kızların arasında Alinde vardı.

Gözleri benimkilere değdiği anda başını eğdi.
Sanki yakalanmış gibi.

“Şimdi de böyle numaralara yelteniyorsun ya!”

Rüya'nın sesi tuvaletin duvarlarında yankılandı.

Biraz önce bunun Miran'ın yanında olması gerekmiyor muydu?

“Göstereceğim ama ben sana. Bu yetmez sana.”

Rüya yerdeki kızın kolundan çekti.
Diğer kızlar da ona katıldı.

“Ya, lütfen... Yeter.”

Kızın sesi titriyordu.
Ama kimse durmadı.
Bir çırpıda onu ayağa kaldırdılar.
Rüya kolundan tutup kızı tuvaletten çıkardı.
Ben de arkalarından gittim.

Kıza yardım etmek istiyordum.
Gerçekten istiyordum.
Ama küçükken benimle dalga geçtiği günler aklıma geldikçe ayaklarım yere çakılı kalıyordu.
İnsan bazen geçmişi unutmak isterdi.
Ama geçmiş, tam da başkasının canı yanarken hatırlanırdı.

Kötüyle kötü olunmaz.
Bunu biliyordum.
Bu yüzden ben de peşlerinden hızla gittim.
Koridorun en kalabalık yerine geldiklerinde Rüya kızı yere fırlattı.

Sonra yüksek sesle bağırdı:

“Bakın! Burada benim evimden para aşırmış, üstüne hayatı hakkında bize yalan yanlış konuşmuş biri var! Bu okulun parasını nasıl ödüyor o bile garip!”

Koridordaki insanlar birer birer durdu.
Hepsi ceplerinden telefonlarını çıkarıp bir anda onu çekmeye başladılar.

Esren anlatmıştı bana.
Kızın ailesi yoktu.
Özel okula gelip parasını nasıl ödediği bile belli değildi.
Ama bunu herkesten saklıyordu.
Okula güzel elbiselerle, pahalı takılarla geliyordu.
Esren anlatırken bile kimse ona inanmazdı.
Ben de inanmamıştım.
En azından eskiden.

Birinin evinden para çalmak doğru değildi.
Bunu biliyordum.
Ama insanların çoğu, aileleri tarafından onlara verilmeyen hayatları kendileri yaratmaya çalışırdı.
Belki de bazen yanlış yollardan.

Bir süre sonra Miran ve arkadaşları Yalın ile Uras geldi.
Üçü de olanları izliyordu.
Ama diğerleri gibi gülmüyorlardı.
Rüya ise durmaya niyetli değildi.

“Para mı vereceksin, yoksa o yediğin paraları getiririm burnundan!”

“Anladın mı beni?”

Kızın başına doğru ayağını kaldırdığında Miran'ın sesi duyuldu.

“Yeter, Rüya. Verir paranı.”

Rüya ona döndü.

“Haklı. Verir. Olmazsa polise veririz. Hadi gidelim.”

Bu kez Alin konuşmuştu.

“Size ne oluyor ya? Acıyor musunuz siz?”

Uras omuz silkti.

“Hayır, yenge. Ama alırız parasını. İhtiyaç yok böyle şeylere.”

Yenge.
Kelime kafamın içinde yankılandı.
Yenge mi?

Miran'ın ya da Yalın'ın sevgilisi olmalıydı.

Ama nedense içimde hiç şüphe yoktu.

Miran'ın sevgilisiydi.
Bal köpüğü saçları, ela gözleri ve beyaz teniyle okulun sevilen kızlarından biriydi.

Garipsemiyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

103okunma 49beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.