Kül ve Zehir kitap kapağı

1. bölüm / 6

Kül ve Zehir

acı kahve

Vaveyla Yazarı: 𓇼 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: acı kahve

Sıcak evlerin dışında fırtınalar kopar.

Evin içindekiler ise pencerelerden seyretmekle yetinirler.

Hep böyle olurdu. Sesler yükseldiğinde evlerin ışıkları teker teker söner, perdeler aralanırdı.

Karanlık, içimizdeki zifiri kötülüğü gizlemezdi.

Zilin sesini duyunca ayağa kalktım. Kalemliğimi ve kitaplarımı koyu gri çantama yerleştirdikten sonra sınıftan uzaklaştım.

Beni koridora sürükleyen arkadaşlarım yoktu.

Aslında vardı.

Şimdi yoktu.

Esren çocukluk arkadaşımdı. Anaokuluna bile birlikte gitmiştik. Sonra bir temmuz akşamı okuldan gideceğini öğrendim. Bu okul yılına onsuz başlamak beni hiç olmadığı kadar yalnız hissettirmişti.

Ama onun adına sevinmiştim.

Böyle bir okuldan kurtulmuştu en azından.

Yavaş yavaş kantine vardım.

“Kahve, lütfen.”

Kantinci ablanın elime tutuşturduğu sıcak kahve bardağıyla yüzümü buruşturarak etrafta boş bir yer aradım.

Yine bütün okulun aynı anda kantine oturası tutmuştu.

Doğru ya...

Miran buradaydı.

Çok sosyal bir çocuktu. Tanımadığı insanın olduğuna inanamayabilirdim. Herkesle konuşur, herkesle anlaşırdı.

Benim dışımda.

Yüzümü görse bile ismimi bilmezdi muhtemelen. Öyle dillerde dolaşan bir isim değildi benimki.

Kantinin tam ortasında bunu düşünürken kalabalığın arasında beni fark etti.

Telaşla kantinden uzaklaştım.

Koridorun kenarındaki pencerelerden birinin önünde durup elimdeki kahveyi pencerenin kenarına bıraktım.

Ellerim kıpkırmızı olmuştu.

Salak gibi kantinin ortasında durursan olacağı bu, Asel.

Ellerime üflerken birinin bana yaklaştığını görünce kendimi toparlayıp normal bir pozisyona geçtim.

“Ellerini gördüm. Çantamda krem var, ister misin?” dedi içten bir gülümsemeyle.

Karşı sınıftandı.

Alin.

Miran'ın sınıfındaydı. Bazı derslerde sınıflarımız birleşirdi. Sessiz sınıfa neşe saçan, cıvıl cıvıl bir kızdı. Kimsenin onunla arasının kötü olduğunu görmemiştim.

Öyle bir imaj mı çizmeye çalışıyordu, yoksa gerçekten böyle bir kız mıydı, anlayamamıştım açıkçası.

Yine de içimden onun iyi biri olduğu hissi geçmişti.

İçimi ısıtan bir histi.

“Teşekkür ederim.”

Elime biraz krem sürdü.

“Rica ederim.” Etrafına bakındı. “Kahve mi yaktı elini?”

Kafamı olumlu anlamda salladım.

“O zaman ben alayım?”

“Olur. İçemeyeceğim zaten.”

Bunu söylediğim anda öyle sevinmişti ki...

Sanki ona en sevdiği şeyi hediye etmiştim.

Ya alamıyorsa?

Geçti içimden.

Her gün pahalı pastel elbiseleriyle okula gelen bir kızın kahve almaya parası yok muydu yani?

Belki de küçük şeylerle mutlu olan biriydi.

Zilin sesiyle sınıfa doğru ilerlemeye başladım.

Koridordan geçerken yanımdan geçen birkaç kişinin fısıltılarını duydum.

Ardından biri durdu.

“Başın sağ olsun.”

Adımlarım yavaşladı.

Kaşlarımı çattım.

Başımı çevirip arkasından baktım ama ne diyeceğimi bilemedim.

Bir başkası geçti.

“Başın sağ olsun.”

Sonra bir diğeri.

Aynı cümle.

Aynı bakış.

Aynı acıma ifadesi.

Neler olduğunu anlamıyordum.

Sınıfa girdiğimde herkes yavaş yavaş yerlerine geçmeye başladı. Ben de sırama oturdum.

Az sonra hoca sınıfa girdi.

Gözleri üzerimde birkaç saniye durdu.

“Asel, istersen sen çıkabilirsin.”

“Neden?” dedim titrek bir sesle.

“Yasın olduğu için. Kendini iyi hissediyorsan kalabilirsin.”

Su mavisi gözlerimi sınıfta gezdirdim.

Yas mı?

Neyin yasını tutuyordum?

Tam o sırada arka taraftan Derin'in sesi geldi.

“Abin vefat etmiş ya...”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

113okunma 70beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.