7. bölüm · KÜL VE KEHRİBAR
7. Bölüm: Küllerin İçinden Kaçış
Aras, Lidya’nın elini öyle sıkı tuttu ki, kemiklerinin sızladığını hissetti. Otoparkın en karanlık köşesinde duran simsiyah, modifiye edilmiş bir aracın içine kendilerini attılar. Aras motoru çalıştırdığı an, Vedat’ın adamları ateş etmeye başladı. Camlara isabet eden kurşunların sesi, Lidya’nın çığlıklarına karışıyordu.
"Eğil!" diye bağırdı Aras.
Lastikler acı bir gıcırtıyla yeri kazıdı ve otelin bahçesinden bir ok gibi fırladılar. Şehrin ışıkları birbirine karışırken, Aras vitesi sertçe artırdı. Takip ediliyorlardı. İki siyah jip, hemen arkalarındaydı.
"Torpido gözünü aç," dedi Aras, bir eliyle direksiyonu kırarken.
Lidya titreyen elleriyle torpido gözünü açtı. İçinde bir silah ve küçük bir cihaz vardı. "Bunu ne yapacağım?"
"Cihazın üzerindeki kırmızı düğmeye bas ve camdan dışarı fırlat. Hemen!"
Lidya denileni yaptı. Cihaz yola düştüğü an, arkadaki araçların elektrik sistemlerini devre dışı bırakan bir EMP dalgası yayıldı. Jiplerin farları söndü, motorları durdu ve kontrolsüzce savruldular. Aras aynadan onlara bakarken soğuk bir zaferle gülümsedi.
Şehirden uzaklaşıp terk edilmiş bir dağ evine vardıklarında, yağmur tekrar başlamıştı. Aras aracı durdurdu ama inmedi. Elleri direksiyonda, başı öne eğik öylece bekledi.
"Yaralısın," dedi Lidya, elini Aras’ın omzuna koyarak. "Bana bak Aras."
Aras yavaşça ona döndü. Gözlerindeki o sert bakış, yerini derin bir yorgunluğa bırakmıştı. "Yedi yıl boyunca her gün o alevlerin sıcaklığını hissettim Lidya. Beni hayatta tutan tek şey intikamdı. Ama şimdi sen yanımdasın ve ben... Ben ne yapacağımı bilmiyorum."
Lidya, Aras’ın yüzündeki o yara izine dokundu. Bu iz, onun için artık bir korku sembolü değil, hayatta kalmanın kanıtıydı. "Önce hayatta kalacağız," dedi Lidya kararlılıkla. "Sonra o diski açacağız. Ve her şeyi, en başından başlayarak yakacağız."
O gece, dağ evinin şöminesinden yükselen çıtırtılar, iki yaralı ruhun sessizliğini bozuyordu. Lidya, babasının ve Vedat’ın sonunu getirecek olan o diski masanın üzerine bıraktı. Artık geri dönüş yoktu. Gece, kehribar rengi gözlerin yansımasında, külden bir geleceğe gebe kalmıştı.
