4. bölüm · KÜL VE KEHRİBAR

4. Bölüm: Ateşle Oynamak

Azra Taş

Aras’ın eli, fabrikanın soğuk duvarına yaslıydı. Lidya’ya o kadar yakındı ki, genç kız onun düzensiz nefesini kendi yüzünde hissedebiliyordu. Aras’ın kehribar rengi gözleri, karanlıkta adeta parlıyordu; tıpkı bir felaketi müjdeleyen işaret fişeği gibi.

"Bu yolun geri dönüşü yok, Lidya," diye fısıldadı Aras. Sesi, kadife kadar yumuşak ama bıçak kadar keskindi. "Eğer bu gece benimle gelirsen, yarın sabah uyandığında aynadaki kıza yabancı bakacaksın."

Lidya yutkundu. Kütüphanedeki o steril, tozlu ve sessiz hayatı şu an ona bir hapishane gibi geliyordu. "Zaten yedi yıldır bir yabancı gibi yaşıyorum Aras. Artık nefes almak istiyorum, zehirli olsa bile."

Aras’ın dudaklarının kenarında belli belirsiz, acı dolu bir gülümseme belirdi. Lidya’nın elini tuttu ve onu fabrikanın arka tarafındaki gizli bir odaya yönlendirdi. İçerisi ekranlarla, haritalarla ve eski gazete kupürleriyle doluydu. Odanın tam ortasındaki masada, Lidya’nın babasının ve Vedat Bey’in yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafı duruyordu. Fotoğrafın üzerine kırmızı bir kalemle büyük bir çarpı atılmıştı.

"Nereden başlayacağız?" diye sordu Lidya, sesi titrese de geri adım atmadı.

"En zayıf halkadan," dedi Aras, bir dosyayı masaya fırlatırken. "Yarın gece Vedat’ın büyük bir bağış balosu var. Karahan Vakfı’nın onuruna düzenleniyor. Yani aslında... Benim 'ölümümün' üzerinden kazandıkları parayı kutlayacaklar."

Lidya dosyadaki davetiyeye baktı. Şehrin en lüks otelinde, maskeli bir balo...

"Oraya gireceğiz," dedi Aras. "Sen, Vedat’ın dikkatini dağıtacaksın. Bense onun özel odasındaki kasanın içinde sakladığı o hard diski alacağım. O diskte, yedi yıl önceki yangının emrini kimin verdiğinin ses kaydı var."