24. bölüm · KÜL VE KEHRİBAR
24. Bölüm: Gölge Operasyonu
Doktorun derme çatma muayenehanesinde, Lidya bir sedyenin üzerinde solgun bir çiçek gibi yatıyordu. Aras, elinde silahla kapının önünde nöbet tutarken, doktor içeride Lidya’nın vücuduna panzehir enjekte etmeye çalışıyordu.
"Durumu ne?" diye sordu Aras, içeri girerken.
Doktor maskesini indirdi, gözlerinde yorgun bir ifade vardı. "Zehri durdurduk ama sinir sistemindeki hasar kalıcı olabilir. Dinlenmesi lazım. Ama senin dinlenecek vaktin yok Aras. Dışarıda kıyamet kopuyor. Soyer tutuklandı, baban holdinge kapandı. Şehir, senin yüklediğin o videolar yüzünden ayaklanmış durumda."
Aras, uyuyan Lidya’nın elini tuttu. "Onu burada koruyabilir misin?"
"Benim görevim bu," dedi doktor. "Ama o uyandığında seni yanında görmek isteyecektir."
"Onun yanında olmamın tek yolu, bu işi kökten bitirmek," dedi Aras.
Aras, yan odada bekleyen ve yedi yıl önce babasının yanında çalışmış olan eski bir sadık koruma ile buluştu. Bu adam, Yavuz’un "Anka" projesinden korkup kaçanlardan biriydi.
"Bana holdingin haritalarını ver," dedi Aras. "Gizli girişleri, havalandırma tünellerini... Her şeyi."
"Oraya girmek intihar Aras. Baban, binayı bir kaleye çevirdi. 30. gün yıl dönümü için binlerce insanı oraya davet etti. Eğer planı işlerse, o gece tüm davetlileri rehin alacak ya da daha kötüsünü yapacak."
"Onun planı işlemeden, ben kendi finalimi yapacağım," dedi Aras.
Aras, son hazırlıklarını yaparken Lidya aniden gözlerini açtı. Sesi çok zayıftı ama kararlılığı yerindeydi. "Aras... Gitme demiyeceğim. Ama beni de götür. O holdingin sistemini benden başka kimse susturamaz. Ben senin ellerin olamam belki ama zihnin olabilirim."
Aras, Lidya’nın gözlerindeki o sönmeyen ışığı gördü. Onu orada bırakmanın, onu yavaşça öldürmekle aynı şey olduğunu anladı. "Pekala," dedi. "Tekerlekli sandalyeyle de olsa, o binaya beraber gireceğiz. Küllerimizden doğacaksak, o binanın en tepesinde doğacağız."
