22. bölüm · KÜL VE KEHRİBAR

22. Bölüm: Kehribarın Kırılışı

Azra Taş

Yazlık evin bahçesinde rüzgar, çam ağaçlarının dallarını döverken, içerideki sessizlik çok daha yakıcıydı. Lidya, masanın üzerindeki bilgisayara bakarken ellerinin titrediğini fark etti. Ancak bu seferki titreme korkudan değildi. Sol kolunda, dirseğinden omzuna doğru yayılan ince, sızılı bir uyuşma vardı. Yeraltındaki o nemli tünellerde, tankın tepesindeki arbede sırasında fark etmediği bir darbe almıştı ya da belki de vücudu, yedi yılın biriktirdiği bu devasa yükü artık taşıyamıyordu.

"İyi misin?" diye sordu Aras, mutfaktan elinde iki bardak koyu kahveyle gelirken.

Lidya hemen kolunu masanın altına sakladı ve zoraki bir gülümseme yerleştirdi yüzüne. "Sadece biraz yorgunum. Soyer’in hesaplarına sızmak sandığımdan daha çok enerji tüketti."

Aras bardağı masaya bıraktı ama yanından ayrılmadı. Kehribar rengi gözleri, bir dedektif titizliğiyle Lidya’nın yüzünü tarıyordu. "Yalan söylüyorsun," dedi sakince. "Yedi yıl boyunca steril bir hayat sürdüğünü söylerdin ama senin gözlerin hiçbir zaman yalan söylemeyi öğrenememiş."

Lidya daha fazla dayanamadı. Kolunu masanın üzerine çıkardı. Cildi morarmış, damarları belirginleşmişti. "Tüneldeki o kimyasal sızıntı... Sanırım vanayı çevirdiğinde havaya karışan o gazlardan birine temas ettim. Önemli bir şey değil, geçer."

Aras’ın yüzü bir anda kireç gibi bembeyaz oldu. O sert, tavizsiz adamın yerini bir anda derin bir endişe aldı. "Lidya, o gazlar... Babamın geliştirdiği 'Anka-X' projesinin bir parçasıydı. Vücudu yavaş yavaş felç eden bir nörotoksin."

Lidya şok içinde Aras’a baktı. "Yani baban... Kendi oğlunu ve beni bile isteye mi zehirledi?"

"O kimseyi sevmez Lidya. Sadece kendi kurgusuna aşık." Aras hemen telefona sarıldı. Yeraltı dünyasından tanıdığı eski bir doktora ulaşması gerekiyordu. Ama tam o sırada, evin dışındaki güvenlik kameralarından bir uyarı sinyali yükseldi. Ekranlara baktıklarında, bahçeyi saran siyah bir sis ve o sisin içinden ağır adımlarla yürüyen maskeli adamları gördüler.

"Bizi buldular," dedi Aras, silahını beline takarken. "Lidya, bu sefer kaçmayacağız. Bu sefer, bu kapıdan giren herkes için burası bir mezarlık olacak."