17. bölüm · KudZir| Ama sen varsın
8| Düğün
Kudret ve Vezir, yemek yedikleri mekandan çıktıktan sonra düğüne gitmek için yola çıkmışlardı. Yaklaşık 10 dakika süren araba yolculuğundan sonra nihayet düğün salonuna gelebilmişlerdi.
Vezir biraz dolanıp park yeri aradı daha sonra gördüğü ilk boş yere arabayı park edip heyecanla arabadan indi ve Kudret'in kapısına koştu.
Yüzünde büyük bir gülümseme ile Kudret'in kapısını açıp inmesine yardımcı olmak için elini uzattı. Kudret gülümseyerek Vezir'in uzattığı elini tuttu ve arabadan indi. "Teşekkür ederim."
Vezir başını hafifçe eğip gülümsedi ve kapıyı kapattı. Arabayı kilitleyip birkaç adım attı ve Kudret'in yanında durdu. Kudret başını çevirip yanında duran adama baktı gülerek.
"Gidelim mi Vezir?"
"Hazırsanız gidelim."
Kudret biraz çekinerek ve utanarak hafifçe Vezir'in koluna girdi. Vezir bakışlarını etraftan çekip şaşkınlıkla Kudret'e döndü. Kaşları hafif çatılmış, şaşkınlıktan ağzı açık kalmış, kulakları kızarmıştı. Kudret ile ilk defa bu denli yakın teması oluyordu kalbi şimdi ağzından çıkıp eline düşecekmiş gibi hissediyordu.
Kudret'in de ondan bir farkı yoktu tabii. Yaramazlık yapmış küçük çocuklar gibi bakıyordu Vezir'e. Yanakları al al olmuş içindeki 18 yaşındaki genç kız ortaya çıkmış gibiydi. Heyecandan hızlanan kalp atışlarını yatıştırmak için gözlerini Vezir'in gözlerinden ayırıp etrafa baktı.
Vezir, Kudret'in gözlerini ayırmasıyla kendine geldi ve o da etrafı izlemeye başladı.
"Ben hazırım Vezir, gidelim mi?"
Vezir bakışlarını Kudret'e çevirip gülümsedi. "Gidelim."
Kudret, Vezir'in koluna daha çok sarılıp yürümeye başladı, ikisi de duruma alışmış gibiydi. Yavaş adımlarla yaylana yaylana yürüyerek salonun girişine geldiler. Vezir salon girişinde çekinerek Kudret'e baktı, istemese de durmasını ve kolundan çıkmasını bekliyordu çünkü herkesin katıldığı bu düğüne Kudret'in, babasının adamını koluna takıp gelmesi ne kadar doğruydu?
Vezir böyle düşünürken Kudret hiç oralı değildi etrafına bakıyordu, Vezir adımlarını iyice küçültüp olduğu yerde durdu. Kudret de durup Vezir'e döndü.
"Ne oldu Vezir?"
Vezir yavaşça başını çevirip koluna baktı daha sonra Kudret. Kudret hafifçe gülümseyip Vezir'e yaklaştı ve gözlerinin içine baktı. "Çık kolumdan diyorsun."
"Estağfirullah ben öyle şey der miyim?"
Kudret konuyu bilmesine rağmen işi yokuşa sürüp Vezir'i cesaretlendirmek istiyordu. "Ne diyorsun o zaman?"
Vezir derin bir nefes alıp konuştu. "Yani ben ağanın sağ koluyum."
"Evet, aksini idda eden yok."
"Siz de ağanın kızısını."
"Evet öyleyim."
"Şimdi biz kol kola içeri-"
"Ne olur kol kola içeriye girersek?"
Vezir susup hafifçe başını öne eğdi, Kudret devam etti konuşmaya. "Hiç birşey olmaz Vezir."
Vezir başını kaldırıp mavi gözlerini Kudret'in kahve gözlerine dikti. "Laf olur."
Kudret güldü. "Olsun. Elalemin lafının karşısında benim arkamda durmaz mısın?"
"Elbette dururum."
"Mesele ne o zaman?"
"Babanız. Kulağına giderse bana diyecekleri değil size yapacakları endişelendiriyor beni."
"Ne yapar ki babam?"
"Bir ton laf eder canınızı sıkar üzülürsünüz ben de-"
"Sen de?"
Vezir birkaç adım daha attı Kudret'e "Dayanamam üzülmenize, sizi öyle üzgün görmeye."
Kudret de aynı şekilde Vezir'e yaklaşıp aralarındaki mesafeyi kapattı. "Niye?" diye sordu, birşeyleri duymak istiyordu artık ondan.
Vezir yutkunup Kudret'in gözlerine baktı. "Benim gözümdeki değerinizi ve kıymetinizi biliyorsunuz." Vezir biraz olsun cesaretini toparlayıp yavaşça sağ elini kaldırdı ve Kudret'in boynuna götürdü.
Kudret bu beklemediği hamle karşısında far görmüş tavşan gibi kalmış şaşkın gözlerle Vezir'e bakıyordu. Vezir baş parmağı ile Kudret'in yanağını okşadı. "Kıyamam." diye fısıldadı. "Ben size bakmaya kıyamazken babanız benim yüzümden sizin kalbinizi kırmasın."
"Ne diyorsa desin umrumda değil, kalbim de kırılmaz ama mesele yine o değil."
"Nedir mesele?"
"Babamın lafına karşı da arkamda durur musun?"
Vezir gülümseyip gözlerini kırptı. "Siz yeter ki isteyin, dururum."
Kudret gülerek birkaç adım geri çıktı ve tekrardan Vezir'in koluna girip alttan alttan baktı. "Sıkıntı yok o zaman."
"Öyle diyorsanız yoktur."
"Gidelim mi?"
"Gidelim."
İkisi de yüzlerindeki kocaman gülümsemeyle içeriye girdiler, direkt girişte düğün sahipleri gelen misafirleri karşılamak için bekliyordu, onların önüne geldiklerinde durdular Kudret samimiyetle elini Asım Bey'e uzattı.
"İyi akşamlar Asım Bey."
"Ooo iyi akşamlar Kudret Hanım kızım, hoş geldin sefa getirdirin." Asım gülümseyip Kudret'in elini sıktı.
"Hoş bulduk, hayırlı olsun. Babam bir işi olduğu için gelemedi ama selamlarını iletti dönünce bi kahvesini içerim dedi."
"Her zaman. Başımın üzerinde yeriniz var sizi de otogarda görmeyi çok isteriz."
Kudret yanında duran Vezir'e baktı, göz göze gelince Vezir 'haklı' dercesinde kaşını kaldırıp başını salladı. Kudret önüne dönüp. "Kısmet tabii bu işler ne diyelim. Tekrardan hayırlı olsun."
Asım başını sallayıp. "Sağ olun." dedi ve yerlerini gösterdi. Vezir ve Kudret yine kol kola, masaların olduğu yere doğru yürümeye başladılar. Masaya yaklaştıkça gördükleri kişiyle ikisinin de yüzündeki gülümseme silindi. Vezir sinirle başını sağa sola sallayıp Kudret'e baktı. Kudret de sinirlenmiş gibiydi.
"Kudret Hanım isterseniz başka bir yere-"
Kudret gözlerini Yahya'nın olduğu masadan çekmeden konuştu. "Gerek yok, gel benimle."
Vezir başını sallayıp önüne döndü ve Yahya'nın olduğu tarafa yürüdüler. Masaya geldiklerinde Yahya şaşkınlıkla ayağa kalkıp karşısında kol kola duran Kudret ve Vezir'e baktı.
Yahya şaşkın bakışlarını kollarından çekip yüzündeki o gevşek gülümsemesi ile Kudret'e baktı ve kollarını iki yana açıp kırıta kırıta yanına geldi.
"Ooo Kudret ablam."
Kudret yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip Vezir'in kolundan çıktı ve Yahya'ya döndü, onu gördüğüne sevinmiş gibi yaparak "Yahya!" dedi.
"Hoş geldin Kudret ablam." Yahya kollarını indirip Kudret'in eline uzandı, nazikçe elinin üzerini öpüp geri bıraktı. "Bu ne şıklık, bu ne güzellik, bu ne zerafet ya?! Hayır yani sen içeriye girdiğin an salonun havası değişti be ablam, demek ki senin şeyin yüksek."
Yahya kaşlarını çatıp kelimeyi hatırlamaya çalıştı, hemen arkasında duran Recep'e döndü. "Neydi lan o?"
Recep gözlerini kapatıp birkaç kere elini şıklattı, en son "Aura!" dedi.
"Heh!" Yahya, Kudret'e döndü. "Auran yüksek senin Kudret ablam maşallah su gibi de kadınsın."
Kudret samimiyetten uzak bir şekilde gülüp kaşlarını kaldırdı. "Abartma Yahya."
Yahya yine gevşekçe sırıtıp masayı gösterdi. "Buyrun abla, oturun ayakta kaldınız."
Yahya önden gidip eski yerine oturdu, peşinden de Vezir ve Kudret gidiyordu. Yahya, Recep'in yanındaki yerine oturunca Vezir de Yahya'nın yanına oturdu, Vezir'in yanına da Kudret.
Vezir yanına oturunca Yahya ona döndü ve elini uzattı. "Sen de hoş geldin Vezir."
Vezir yalandan gülümseyip Yahya'nın elini sıktı. "Hoş buldum Yahya."
"Kusura bakma ilk geldiğinde sana selam veremedim Kudret ablamın ışıltısı gözlerimi aldı."
Vezir Yahya'nın elini bırakıp Kudret'e döndü ve göz kırptı. "Sen de haklısın Yahya."
"Dimi!? Maşallah Kudret ablam yaşlanmak ne bilmiyor ki, şimdi he dese bu gece kaç tane talip çıkar Allah bilir Vezir."
Vezir talip lafını duyunca gerilip arkasına yaslandı, yine çenesi kasılmıştı. Yahya'ya öldürücü bakışlar atıp zorla gülümsedi. "Orası Kudret Hanım'ın bileceği iş Yahya."
"Doğru dedin onu Vezir, bize laf söylemek düşmez de şey soracaktım ben sana."
"Ne soracaktın?"
Yahya, Vezir'in kulağına eğildi. "Siz kol kola geldiniz Kudret ablamla, gözümden kaçmadı. Hayırdır?"
Vezir yerinde doğrulup masanın üzerindeki suya uzandı. "Hayırlık bir durum yok nezaket meselesi."
"Nezaket?"
"Öyle. Sen yan yana yürüdüğün kadının koluna girmesine müsaade etmez misin?"
"Ben hiçbir kadınla öyle yan yana yürümedim ki. Derya hariç tabii. Gerçi onunla kol kola yürünmüyordu da."
Onlar konuşurken birden masanın yanında Hüseyin Hoca'nın kızı Büşra belirdi. Kudret, Büşra'yı görünce ayağa kalkıp sarıldı. "Büşra'cım nasılsın canım?"
"İyiyim Kudret abla sen nasılsın?"
"Ben de iyiyim, çok uzun zaman oldu görüşmeyeli."
"Evet öyle oldu maalesef."
Kudret ve Büşra konuşurken Yahya, Recep'in ısrarları sonucunda zorla kalkıp yanlarına gitmişti. Yahya, Kudret'in yanında durup Büşra'ya elini uzattı. "Hoş geldin Büşra."
Kudret onları böyle görüp anlam veremeyince tek kaşını kaldırıp Vezir'e döndü imalı imalı gülüp 'ne alaka' der gibi gözünü kırptı. Vezir'de şaşkınlıkla onları izliyordu, Kudret'e 'bilmiyorum' dercesine başını salladı ve ayağa kalktı.
"Büşra hanım ayakta kaldınız ya oturmaz mısınız?"
Kudret, Vezir'in ne yapmak istediğini anladığı için bıyık altından gülüp Yahya'ya baktı. Yahya sinirlenmiş ama belli etmemek için zorla gülümsüyordu. "Evet ya Büşra'cım gel otur."
Büşra şöyle göz ucuyla masaya bakıp güldü. "E oturayım madem." Vezir eli ile az önce kalktığı sandalyeyi işaret etti, Büşra ufak bir baş selamı verip yerine oturdu, Vezir de Kudret'in diğer tarafına geçip kuruldu.
Vezir oturur oturmaz Kudret, Vezir'in kulağına eğildi. "Ne o, çöpçatanlığa da mı başladınız Vezir bey?"
Vezir gülüp Kudret'e yaklaştı. "Ek iş olarak yapıyorum hayrına."
"Bunun haricinde hangi işle meşgulsünüz?"
"Boş zamanlarımda ağamın kızı ile düğünlere gelir manevi kuzeni ile laf dalaşı yaparım ve bu durumdan da çok keyif alırım."
Kudret hafifçe gülüp başını çevirdi daha sonra tekrar Vezir'e döndü. "Bir şey konuştunuz orada siz Yahya ile ne söyledi sana?"
"Kol kola girdiniz hayırdır dedi."
"Sen ne dedin?"
"Nezaket meselesi dedim."
"He ayak üstü nezaket dersi de verdin."
"Öyle bir şey oldu."
Kudret farkında olmadan yavaş yavaş Vezir'e daha fazla yaklaşıyordu, yine kulağına eğilip Büşra ve Yahya'yı sordu. "O değil de bu ikisi ne alaka ben onu çözemedim?"
Vezir dedikodu yapmanın getirdiği rahatlıkla kolunu Kudret'in omuzunun üzerinden geçirip sandalyesine dayadı. "Valla bilmiyorum, birşeyler olduğu kesin de alakayı ben de çözemedim."
"Otogarda falan gördün mü sen bunları?"
"Otogarda Büşra'yı gördüm bir kere, nasıl cevval bir kız görmeniz lazım. Babanıza rest çekti ya."
Kudret şaşkınlıkla Vezir'e baktı, kaşlarını kaldırıp konuştu. "Babama?"
Vezir başını sallayıp onayladı. "Babanıza."
Kudret "Vay be." deyip önüne döndü o sırada da gelin ve damat içeriye girmişti herkes onları alkışlayıp izlemeye başladı. Çift ilk dansını yaptıktan sonra ikinci dans şarkısı çaldı ve diğer çiftler için anons yapıldı.
Anons yapılınca Kudret ve Vezir istemsizce birbirine baktı daha sonra Kudret hızla gözlerini kaçırıp etrafına baktı. Vezir normalde olsa laf olur diye düşünüp harekete geçmezdi ama Kudret'e sözü vardı, laf olursa onun arkasında duracaktı. Herkes sevdiği ile dans ederken benim sevdiğim öyle onları mı izlesin diye düşünüp Kudret'e döndü. Tam o esnada Büşra ve Yahya da dansa kalkınca iyice gaza gelip Kudret'e elini uzattı.
Kudret bir süre anlamsızca Vezir'in eline baktı. "Dans etmek ister misiniz Kudret hanım?"
Kudret gülümseyerek Vezir'e yaklaştı. "Bu dansı bana lütfeder misiniz değil miydi onun doğrusu?"
"Bizim neyimiz doğru ki bu doğru olsun?"
"Bak bu dediğin doğru işte." Kudret yavaşça Vezir'in elini tuttu, diğer elini de omuzuna koyup iyice yaklaştı ve kulağına eğildi.
"Çok isterim ama burası yeri değil."
Vezir yavaşça Kudret'e döndü. "Asıl yeri burası değil mi Kudret hanım? Düğündeyiz, arkada dans şarkısı, etrafımızda insanlar."
"İşte sorun da bu ya. Etrafımızda insanlar var, bu çalan şarkı bize özel değil sıradan."
Vezir Kudret'in elini iyice kavrayıp gözlerine baktı. "O zaman bir gün bize özel bir şarkıyla sadece ikimizin olduğu bir yerde dans edelim. Sözüm olsun."
Kudret gülen gözleriyle Vezir'e daha sonra tuttuğu ellerine baktı. "Senin bana verdiğin sözler çoğalmaya başladı Vezir."
"Karşı gelemiyorum ki size."
Kudret gülümseyip yavaşça ellerini ayırdı ve arkasına yaslandı. Tam o esnada da yanlarına düğün sahibi Üç Teker Asım'ın Kudret ile yaşıt oğlu Nihat geldi. "Kudret!" diye şaşkınlık ve mutlulukla seslendi.
Nihat'ın sesini duyan Vezir Kudret'den önce sinirle dönüp sesin geldiği yere baktı. Vezir dönünce Kudret'e o tarafa baktı, Nihat'ı görünce şaşrıarak ayağa kalktı. "Aaa Nihat!"
"Nihat tabii ya! Hatırlar mıydın sen beni?"
"Aşk olsun, unutur muyum hiç?"
Vezir bu samimi konuşmaya anlam vermemişti kaşları çatık bir şekilde ayağa kalktı, Nihat'ı tanımıyordu ama o adamın Kudret'i tanıması canını sıkmıştı.
Nihat Kudret'e sarılmak için hamle yaptığında Vezir araya girip elini uzattı. "Merhabalar Nihat bey."
Kudret tek kaşını kaldırıp şaşkınlıkla Vezir'e baktı, Nihat da şaşırmıştı. Dikkatlice Vezir'e bakıp elini sıktı. "Merhabalar Vezir bey."
"Tanıyor musunuz beni?"
Nihat elini çekerekn konuştu. "Sizi tanımayan mı var Vezir bey? Çok namınızı duydum."
"Öyle mi? Eyvallah."
Kudret gülümseyerek Vezir'e baktı onu böyle görmeyi nedensizce çok seviyordu, kıskandığını da fark edince bu halleri daha tatlı geliyordu gözüne.
"Oturmaz mısın Nihat?" diye araya girdi Kudret.
"Çok isterdim Kudret ama diğer misafirlerin de yanına uğramam lazım."
"Otur iki dakika ya laflarız, görüşmüyorduk bayadır." Kudret göz ucuyla Vezir'e baktı. Vezir'in çenesi kasılmış kulakları kızarmıştı yine. Başını sinirle sağa sola sallayıp araya girdi.
"İşiniz varsa tutmayalım ama sizi Nihat bey."
"Aslında oturabilirim biraz ya, seni mi kıracağım Kudret?"
Vezir derin bir nefes alıp sabır çekti ve arkasına döndü, bir iki saniye sakinleşmeye çalıştı ve hemen geri döndü. Yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip eliyle sandalyeleri gösterdi. "E buyrun o zaman."
Üçü de teker teker masaya geçip yerlerine oturdu, Vezir bilerek Kudret ile Nihat'ın arasına geçmişti hem olaylara hakim olmak istiyordu hem de onları yan yana görmek istemiyordu.
Oturduklarında ilk konuşan Nihat olmuştu. "Yalnız Kudret kaç senedir görüşmüyoruz ama hâla aynısın yaşlanmayı unutmuşsun resmen. Hâla lisedeki o güzelliğin duruyor."
Kudret duydukları karşısında kocaman gözlerle Vezir'e döndü. Vezir ellerini yumruk yapmış başını sağa sola sallıyordu ve sürekli Nihat'a öldürücü bakışlar atıyordu. Gözlerini Vezir'den ayırıp Nihat'a döndü sahte bir gülümseme ile "Daha neler?" dedi.
"Öyle öyle, hâla gençsin bir de bana bak saçlar sakallar bembeyaz oldu."
Vezir sinirini bir kenara bırakmaya çalışarak muhabbete dahil olmaya çalıştı. "Öyledir Kudret hanım, kendine çok güzel bakar kıymetini bilir."
Nihat gülerek başını salladı. "Eee Kudret yok mu eniştemiz yoksa bekarlık sultanlık kafasında mısın hâla?"
Kudret gözleri ile Nihat'ın boş yüzük parmağını işaret etti. "Beni boşver de sen hâla o kafadasın heralde, evlendi diyorlardı senin için?"
"Benimkiler uzun mevzular hiç girme oralara, var mı eş adayın onu söyle."
Kudret tam bir şey söyleyecekken telefonu çaldı, telefonunu aldı ve ayağa kalktı. Vezir dikkatle Kudret'e baktı. "Kim arıyor?"
Kudret endişeli gözlerle Vezir'e baktı. "Derya arıyor, bir şey mi oldu acaba?"
Vezir hemen ayağa kalkıp Kudret'in yanında durdu. "İsterseniz gidebiliriz vazifemizi de yerine getirdik zaten. Fazlasıyla."
Kudret başını sallayıp Vezir'i onayladı. "Gidelim Vezir çok bile durduk."
Kudret alel acele salondan çıktı, Vezir de Kudret'in çantasını ve kabanını alıp peşinden gitti. Kudret çıkar çıkmaz telefonu açıp kulağına götürdü.
"Derya? İyi misiniz ablacım?"
"İyiyiz abla sakin ol."
"Ne oldu neden aradın?"
"Ya Reyhan birden hastalandı düşüp bayıldı. Sabri ile apar topar hastaneye getirdik bir gece burada turacağız dedi e Beyazıt ve Timur da şehir dışında ben Reyhan'a refakat edeceğim ama Cennet evde tek."
Kudret derin bir nefes alıp yanında duran Vezir'e baktı. "Tamam ablacım merak etme sen biz de çıktık zaten eve geçiyorduk, Reyhan'a geçmiş olsun dediğimi de söyle dikkatli olun Sabri'ye söyleyin başınızdan ayrılmasın."
"Tamam ablacım görüşürüz."
"Görüşürüz canım."
Kudret telefonu kapatıp tamamen Vezir'e döndü. "Ne olmuş Kudret hanım?"
"Reyhan fenalaşmış hastaneye kaldırmışlar, Derya da başında duracakmış Cennet evde tek diye haber vermek için aramış."
"Gidiyor muyuz o zaman?"
Kudret üzülerek dudağını büzdü. "Gidiyoruz."
Vezir onun bu haline gülüp Kudret'e yaklaştı, elinde duran kabanı Kudret'in omuzlarına bırakıp hafifçe geri çekildi. Kudret merakla onu izliyordu. "Üşüteceksiniz, hava soğuk."
Kudret gülümseyerek kabanını giydi. "Teşekkür ederim."
"Gidelim mi o zaman?"
"Gidelim." Yan yana yürümeye başladıklarında Kudret yine Vezir'in koluna girdi ve başını koluna yasladı. O esnada gözü Vezir'in elinde duran çantasına takıldı hafifçe kıkırdadı. Vezir onun güldüğünü duyunca göz ucuyla baktı.
"Ne oldu?" dedi.
Kudret bakışları ile çantayı işaret etti. "Çanta çok yakışmış, nereden aldın?" diyerek takıldı.
Vezir anlamayarak kaşlarını çattı ve Kudret'in işaret ettiği yere baktı. Kudret'in çantası elinde kalmıştı, gülümseyerek başını çevirdi. "Teşekkür ederim, bir yakınımın hediyesi."
"Öyle mi?"
"Öyle."
"Zevkli birisiymiş."
"Öyledir."
İkisi de bu saçma ama keyifli muhabbete kahkahalarla güldü, arabanın yanına geldiklerinde Vezir yüzündeki o salak sırıtmayla Kudret'in kapısını açtı.
Kudret'in yüzünde de aynı salak sırıtmadan vardı, uzanıp Vezir'in elindeki çantasını aldı ve arabaya bindi. "Teşekkür ederim."
Vezir hafif bir baş selamı verip kapıyı kapattı ve kendisi de şoför koltuğuna geçti. Vezir biner binmez kemerini takıp arabayı çalıştırdı tam yürüyecekken hâla emniyet kemeri ile uğraşan Kudret'i görüp ayağını gazdan çekti ve gülerek ona baktı.
Kudret sinirli gözlerle Vezir'e baktı. "Bi ara da baktır şunun kemerine! Vizeden nasıl geçti bu araba anlamıyorum!" diye çemkirdi, bir yandan da kemeri çekiştiriyordu.
Vezir onun bu sinirli haline gülüp kendi kemerini çözdü ve Kudret'e döndü, iyice yanına yaklaşıp gözlerinin içine baktı, mavi gözlerini Kudret'in kahve gözlerinden ayırmadan kemerin kayışının üzerinde duran elini tuttu, nazikçe oradan çekip elini kenara koydu, yüzünü iyice yüzüne yaklaştırdı. "Baktırırım yarın."
Kudret şaşkınlıkla Vezir'e bakıyordu, bu kadar yakınlık ve temas halinde olmak heyecanlandırmıştı onu. Güçlükle başını salladı. Vezir büyük bir sakinlikle kemeri takıp Kudret'e baktı. "Biraz sakin olmak işi çözüyor aslında Kudret hanım."
"Öyle." Kudret gözlerini Vezir'den ayıramıyordu Vezir de geri gidemiyordu, gözleri karşısındaki kadının gözleri ile duduakları arasında gidip gelirken verdikleri her nefes birbirine karışıyordu.
Kudret en son dayanamayıp ellerini Vezir'in gömleğinin yakasına götürdü hafifçe kavrayıp gözlerini kapattı. Vezir, Kudret'in onay verdiğini anlatıp hafifçe gülümsedi yavaş yavaş dudaklarına yaklaşırken ikisi de duydukları korna sesi ile irkilip geriye çekildi. Onlar olayın şokundayken arkadan bir ses daha duyuldu.
"Kardeşim bekleme yapma çıkacaksan çık!"
Vezir sinirle arabanın kapısını açıp başını uzattı. "Patlama patlama çıkıyoruz işte!"
Vezir kapıyı geri kapatıp emniyet kemerini taktı ve aranayı geri vitese takıp park ettiği yerden çıktı. Yolda giderken göz ucuyla Kudret'e baktı, Kudret kızarmış yanakları ile dışarıyı izliyordu Vezir'e kaçamak bir bakış bile atmıyordu. Vezir 'utanmış' diye düşünerek hafifçe başını çevirip kendi kendine güldü ve arabayı Karslı Konağı'na doğru sürmeye devam etti.
