22. bölüm · KudZir| Ama sen varsın
13| "Kudret Hanım"
Kudret sıkıntıyla iç çekip kolundaki saate baktı, saat 10'u geçmişti hava kararmıştı lakin babasının çalışma odasının ışıkları hâla sönmemişti. Vezir hâla oradaydı.
Yaklaşık yarım saattir babasının eski otobüsünün içinde, en arkadaki beşli koltukların ortasına oturmuş Vezir'in çalışma odasından çıkmasını bekliyordu.
Önemli şeyler konuşacaktı Vezir ile, "Artık bizim de baharımız geldi, o gün geldi Vezir sana geldim." diyecekti. geçen sefer konuşmak istemişti ama Vezir araya mesafe koyup Timur ve Reyhan'dan bahsedip hemen konaktan ayrılmıştı fakat Vezir'in hesaba katmadığı şey Kudret'in inadı ve istikrarıydı.
Kudret otobüsün arka kapısının camından dışarıya baktığında konağın kapısının açıldığını gördü, görür görmez elindeki telefonu açıp Vezir'i aradı. Vezir çok geçmeden telefonu açmıştı.
"Buyrun Kudret hanım?" Sesindeki mesafeli tını hâla bâkiydi.
Kudret tok ve ciddi bir sesle, "Konağın dışındaki otobüsteyim oraya gel." dedi.
"Kudret hanım-"
"Konuşmamız gereken önemli şeyler var Vezir hemen yanıma gel." diyerek telefonu kapattı.
Telefon kapanınca Vezir çaresizce telefonu ceketinin iç cebine yerleştirdi, uzun bir süre etrafına baktı, konağa baktı, gidip gitmemek konusunda kararsızdı. Kudret'in ne konuşacağını, ne söyleyeceğini biliyordu o yüzden gitmek istemiyordu. Kendini Kudret'e, Kudret'in sevgisine layık görmüyordu.
Sıkıntıyla oflayıp gökyüzüne baktı. Eğer şimdi gitmezse Kudret bir daha yüzünde dahi bakmazdı. Onu sonsuza dek kaybeme fikri içini kemiriyordu, 'ne olacaksa olsun artık.' diye düşünerek hızlı adımlarla konağın bahçesinden çıktı. Otobüsün yanına geldiğinde açık olan ön kapıdan içeriye girdi, merdivenleri yavaş yavaş çıkıp koridora döndü.
En öndeki koltukların yanında durduğunda gözleri otobüsün en arkasında oturan kadını buldu. Ağır adımlarla ona doğru yürüdü, attığı her adımda ikisinin de kalbi hızla çarpıyor otobüsün içindeki hava ağırlaşıyordu.
Kudret, gözlerini bir an bile Vezir'in yeşil gözlerinden ayırmazken Vezir baştan ayağa Kudret'i süzüyordu. Her zaman bildiği, alışık olduğu Kudret değildi orada oturan kadın. Dış görünüşü değildi farklı olan, ruhuydu, bakışlarıydı, duruşuydu. Vezir, Kudret'in gözlerine her baktığında içini okuyordu, ne hissettiğini, ne düşündüğünü anlıyordu artık.
Vezir son adımını da atıp Kudret'in tam karşısında durdu, sesindeki ve yüzündeki ciddiyeti koruyarak konuştu. "İyi akşamlar Kudret Hanım, nedir mesele? Dinliyorum."
Kudret onun bu ciddi haline alayla gülüp ayağa kalktı ve karşısına dikildi. "Ne bu resmiyet Vezir?"
Vezir yutkunup gözlerini kaçırdı. "Olması gereken bu, Kudret Hanım."
Kudret kollarını önünde bağlayıp derin bir nefes aldı, bu konuşma uzun sürecekti belli ki.
"Olması gereken bu değil. İki gündür gereksiz bir ciddiyet var üzerinde, fazla mesafeli tavrın da cabası. Ne oluyor Vezir?"
"Birşey olduğu yok işimi yapıyorum."
Kudret kollarını çözüp birkaç adım attı Vezir'e, aralarındaki mesafe azaldıkça nabızları artıyordu. Kudret sağ elini yavaşça kaldırıp işaret parmağını Vezir'in göğsüne doğrultup hafifçe vurdu, sinirle fısıldadı. "Ben senin işin değilim Vezir."
Vezir hafifçe gülüp başını eğdi, göğsünde duran ele baktı. "Doğru, siz benim işim değilsiniz ama benim işim sizin emirlerinizi yerine getirmek çünkü ben-"
Kudret, Vezir'in sözünü kesip iyice yaklaştı, aralarındaki mesafe yok denecek kadar azdı.
"Çünkü sen babamın sağ kolusun öyle mi Vezir?"
Vezir yeşil gözlerini Kudret'in kahve gözlerine dikip başını salladı. "Öyleyim." Birkaç adım geri çıkıp Kudret'den uzaklaştı. "Ve öyle de kalmam gerekiyor Kudret Hanım, bizim gerçeğimiz bu."
Vezir uzaklaşınca Kudret'in sağ eli havada kaldı, sinirle yumruk yapıp aşağıya indirdi.
"Babanızın sağ koluyum, ağamın kızısınız, falan. Var mı başka bahanen Vezir."
"Bahane değil, gerçek. Ben size olanı söylüyorum."
Kudret alayla güldü. "Sen zannediyorsun ki aramızda aşılmaz dağlar, denizler var."
Vezir başını dikleştirip Kudret'e baktı, çenesi kasılmış, kulakları kızarmıştı. Bu sefer Vezir Kudret'e karşı birkaç adım atıp tam karşısında durdu.
"Yok mu ki Kudret Hanım?"
Kudret gülümseyip başını yavaşça sağa sola salladı. "İşte bu var bizim aramızda, tek bir kelime. Bir daha Kudret Hanım deme bana, belki o zaman aşarız o aramızdaki dağları denizleri ha Vezir?"
Vezir alayla gülüp dudağını ısırdı, "Gerçekten tek bir kelime mi yok edecek imkansızlığımızı?"
Kudret başını hafifçe eğip Vezir’in gözlerinin içine baktı. Sesi bu kez daha sakindi ama içindeki kararlılık çok daha keskindi.
“Evet,” dedi yavaşça. “Yok etmese bile iyi bir başlangıç olmaz mı Vezir?"
Vezir dolan gözlerine inat gülümseyip iyice Kudret'e yaklaştı, elini uzatıp yavaşça Kudret'in elini tuttu.
"Bu sevda başlayalı 20 yıl oluyor Kudret Hanım, başı belli ama sonunun ne olacağı belli değil ben sizi bu belirsizliğin içine sürükleyemem, yapamam."
"Vezir sen korkuyorsun."
Vezir derin bir nefes alıp gözlerini kapattı, alnını Kudret'in alnına yaslayıp gözlerindeki yaşların yanaklarına dökülmesine izin verdi.
"Korkuyorum lan evet, ben seni kaybetmekten, senin aşkını kaybetmekten deli gibi korkuyorum Kudret."
Kudret yavaşça gülümseyip ellerini Vezir'in yanaklarına koyup dökülen yaşları sildi. "Asıl böyle yaparak kaybedersin beni, yetmedi mi beklediğimiz?"
Vezir başını sallayıp gülümsedi, "Yetti Kudret, yetti ve ben seni çok özledim." dedi Kudret'in dudaklarına doğru yönelirken.
"Ben de seni çok özledim."
Kudret, Vezir'in yanağında duran ellerini yavaşça boynuna indirdi, Vezir'in eli Kudret'in belini kavrayıp kendine çekerken Kudret çoktan kavuşturmuştu 20 yıldır birbirinin hasretiyle yanıp tutuşan dudaklarını.
Kudret eliyle Vezir'in ensesine bastırarak daha da derinleştirdi öpüşünü. Vezir, Kudret'in belinee duran elini daha da sıkılaştırıp kendine bastırdı ve yavaş yavaş otobüsün arka koltuklarına doğru ilerlemeye başladı, her attığı adımda Kudret de geriye doğru gidiyordu.
Koltukların önüne geldiklerinde Kudret bir çırpıda Vezir'in ceketini çıkartıp diğer koltukların üzerine fırlattı.
Kudret hızla Vezir'in gömleğinin düğmelerini açarken Vezir elini Kudret'in topuzuna götürüp tokasını çıkardı ve saçlarını açtı daha sonra tokayı bileğine takıp Kudret'i hızlıca kucağına aldı ve onu uzun koltukların üstüne bırakıp Kudret'in üzerine eğildi.
Vezir'in elleri sanki tanıyormuş gibi Kudret'in bedeninde dolaşıyor, dudakları büyük bir hasretle öpüyordu.
Kudret, Vezir'in gömleğini de çıkartıp bir kenara attıktan sonra Vezir dudaklarını ayırdı ve yavaşça Kudret'in boynuna yöneldi...
