27. bölüm · KudZir| Ama sen varsın

18| Bir Ömür/ fb

Tüpçü Fiko

20 YIL ÖNCE

Sabah saatlerinde Karslı konağının bahçesinde Zülfikâr, Derya ve Zafer'in şen kahkahaları duyuluyordu. Kahvaltıdan sonra Zafer babası ile futbol maçı yapmak istemiş, babası da onu kırmayıp isteğini geri çevirmemişti. Şimdi de kendi aralarında bir futbol takımı kurmuş maç yapıyorlardı ve bu oyuna Vezir'i de dahil etmişlerdi

Zülfikâr ve Derya, Vezir ve Zafer'e karşıydı, yaklaşık yarım saattir oynuyorlardı ve Zülfikâr'ın artık gitmesi gerekiyordu.

Zülfikâr oyunu durdurup Zafer'in yanına gitti., ellerini oğlunun saçlarına götürüp okşadı. "Oğlum benim gitmem gerekiyor."

Zafer dudağını büzüp itiraz etti."Ama baba çok az oynadık."

"Yarın bir daha oynarız oğlum benim işe gitmem lazım."

Zafer üzülerek başını öne eğdi ve "Tamam." deyip futbol topunu kolunun altına aldı ve içeriye girdi. Kudret yanından üzgün bir şekilde geçip giden kardeşinin saçlarını okşayıp babasının yanına gitti. "Kudret, biraz ilgileniver kızım."

"Merak etme babacım hallederim ben."

Zülfikâr başını sallayıp yanında duran Vezir'e döndü. "Vezir ben otogara geçeyim sen de burada kal emektarı tamir etmek için tamirci gelecekti başında bekle sıkıntısı neymiş öğren."

Kudret ve Vezir bir anlığına göz göze geldi, Kudret hemen gözlerini çekip başını çevirdi, Vezir de Zülfikâr'a döndü. "Tamam abi nasıl istersen."

Zülfikâr başını sallayıp gitmek için içeriye yöneldi, tam gidecekken Derya koşa koşa babasının yanına geldi. "Baba, ben de geleceğim otogara!"

Zülfikâr kaşlarını çatıp Kudret'e, daha sonra Derya'ya baktı. "Kızım benim bu gün çok işim var."

Derya kocaman mavi gözleriyle boncuk boncuk babasına baktı."Tamam birlikte yaparız."

"E bi ablana sor bakalım izin verecek mi gelmene."

Derya heyecanla ablasına döndü. "Abla gidebilir miyim?"

Kudret, kardeşinin bu hevesli hâlini görünce hayır diyemedi. "Ne diyeyim ki ben sana, gitme desem inatlaşacaksın."

Vezir ise gülerek onları izliyordu. Kudret başını kaldırıp karşısındaki Vezir'e baktı ve gülüp başını iki yana salladı, daha sonra Derya'ya baktı."Git ablacım git."

Derya heyecanla ablasının bacaklarına sarılıp koşa koşa içeriye girdi, girerken de kendi kendine bağırıyordu. "Otobüsün kaptanı yine ben olacağım, Yahya'dan öne o koltuğa oturmam lazım!"

Herkes onun bu haline gülerken Kudret endişe ile Zülfikâr'a baktı. "Baba gözün üzerinde olsun geçen gün de düşüp orasını burasını yarıp geldi bak dikkatli olun."

"Tamam kızım sen de Zafer'e dikkat et, Vezir otobüs de sende."

Zülfikâr son sözlerini söyleyip yanlarından ayrıldı. O gidince Kudret Vezir'e döndü. "Tamirciler gelene kadar gel içerde bekle Vezir, Sabri haber eder sana yoruldun zaten gel dinlen biraz."

Vezir başını sallayıp. "Tamam." dedi ve birlikte mutfak kapısından içeriye girdiler, Kudret girer girmez sürahiyi alıp bir bardağa su doldurdu ve Vezir'e verdi. "Susamışsındır."

Vezir gülümseyip suyu aldı. "Niye zahmet ettiniz."

"Ne zahmeti canım, afiyet olsun."

Vezir suyu içip bardağı tezgâha bıraktı. "Teşekkür ederim."

"Rica ederim, otursana." Vezir masanın başında duran sandalyeyi çekip oturdu, Kudret ise bir bardak çay doldurup Vezir'e götürdü. "Vezir sen burda beklerken ben bi Zafer'e bakayım."

"Tabii tabii nasıl isterseniz teşekkür ederim."

"Afiyet olsun." Kudret gülümseyip mutfaktan ayrıldı ve Zafer'in yanına çıktı, sinema odasında film izlerken uyuyakalmıştı. Kudret yavaşça kardeşinin yanına yaklaşıp kumandayı aldı ve filmi kapattı, Zafer'i kucağına alıp odasına götürüp yatağına yatırdı, üzerini de örtüp odadan çıktı ve kapıyı kapatıp mutfağa indi.

Mutfağa indiğinde Vezir'i orada göremeyince merakla etrafına baktı, masadaki çay bardağı hâla aynı yerinde duruyordu, üstünden bir iki yudum alınmıştı sadece. O Vezir nerede diye düşünürken mutfağa Nesrin girdi.

"Nesrin."

"Buyrun Kudret Hanım?"

"Vezir buralardaydı az önce nereye gitti gördün mü?"

"Tamirciler gelmiş de Kudret Hanım onların yanına gitti."

"Tamam canım sağ ol."

Kudret mutfak masasının üzerinde duran bulmaca ekini alıp odasına geçti, bulmaca ekini makyaj masasının üzerine bırakıp kasetlerinin olduğu çekmeceyi açıp kasetleri karıştırdı, en son gözüne Vezir'in ona verdiği kaset çarptı gülümseyip kaseti aldı ve masanın önündeki sandalyeye oturdu, kasetçalarına kaseti taktı, şarkı çalmaya başlayınca eline kalemini alıp bulmacayı çözmeye başladı.

Biraz sonra Vezir tamircileri uğurlayıp son kez Kudret'i görmek için eve girdi, mutfakta göremeyince koridora çıktı. Çıktığında kulağına tanıdık sesle duraksadı, şarkının sözlerini duyduğunda kendi kendine gülüp sesin geldiği yere doğru adımladı. Tanıdık ses onu Kudret'in odasına götürmüştü, Vezir aralık duran kapıdan hafifçe başını uzatıp gülen gözlerle Kudret'i izledi daha sonra kapıyı tıklattı.

Kapının sesini duyan Kudret irkilip kapya baktı, Vezir'i görünce rahatlayıp güldü. "Vezir, hoş geldin." Kudret gülerek ayağa kalktı ve kapıya gitti, hafif aralıklı olan kapıyı tamamen açtı. "Gitti mi Vezir tamirciler?"

"Gittiler Kudret Hanım, ben de otogara geçmeden önce sizi bi göreyim öyle gideyim dedim."

"İyi yapmışsın."

Vezir başıyla kasetçaları işaret etti. "Sevdiniz galiba şarkıyı."

"Çok sevdim."

"Ne mutlu o zaman bana."

"Zevkli adammışsın."

"Estağfirullah."

"Artık bu şarkıyı dinledikçe sen geliyorsun aklıma."

Vezir hem şaşırmış hem mutlu olmuştu, tebessüm edip başını hafifçe öne eğdi. "Benim için de aynı durum geçerli."

Kudret tam konuşacakken arkadaki müzik sesi bir anda kesildi, ikisi de şaşkınlıkla kasetçalara baktı. "Yarıda kesildi dimi o Vezir?"

"Evet öyle oldu."

Kudret telaşla Vezir'e döndü. "Bozuldu mu acaba Vezir?"

"Durun canım telaş yapmayın hallederim ben, müsaadeniz varsa bi bakabilir miyim?"

"Tabi, gel."

Vezir temkinli adımlarla odaya girdi, Kudret de peşinden gitti. Vezir kasetçaların düğmesine basıp kasedi içinden çıkardı, içini açıp baktı. Kasedin kayışı yerinden çıkmış bozulmuştu.

"Kayışı bozulmuş."

Kudret endişeyle Vezir'e baktı. "Ne olacak şimdi?"

"Birşey olmayacak, ben tamir edeceğim."

Kudret şaşkınlıkla sordu. "Anlar mısın bu işlerden?"

Vezir tebessüm edip başını salladı. "Tecrübe edindim diyelim."

"Nasıl tamir edeceksin?"

"Kalem var mı?"

Kudret masanın üzerindeki kalemi alıp Vezir'e uzattı. Vezir kalemi alıp sandalyeyi çekti. "Müsaade var mı?"

"Tabi tabi otur."

Vezir sandalyeye oturup kasedi masaya bıraktı, Kudret de kenarda duran diğer sandalyeyi alıp Vezir'in yanına oturdu.

"Kalemle mi saracaksın?"

"Evet, zaten çok bir yeri bozulmamış hallolur hemen."

"Düzelir değil mi?"

Vezir işi bırakıp Kudret'e döndü. "Ben bundan daha beter haldeki kasetleri gözüm kapalı tamir ederim siz bana güvenin."

"Sana zaten güveniyorum."

"Sıkıntı yok o zaman."

Vezir gülüp önüne döndü, kalemi eline alıp kasedi tamir etmeye başladı. Kudret'de meraklı gözlerle onu izliyordu.

Vezir biraz sonra işini bitirip kalemi masaya bıraktı, kasedin diğer parçasını da alıp eski hâline getirdi.

Kudret şaşkınlık ve mutlulukla Vezir'e döndü. "Oldu mu?"

Vezir gülümseyip kaseti kasetçalara koydu. "Bakacağız şimdi." yavaşça kasetçaların düğmesine bastı, bastığı anda şarkı çalmaya başlayınca gülerek Kudret'e döndü. Kudret de gülerek ona bakıyordu.

"Olmuş heralde Kudret Hanım."

"Teşekkür ederim Vezir uğraştırdım seni de kusura bakma."

"Ne kusuru canım estağfirullah olur mu öyle şey, siz yeter ki isteyin."

Kudret o an bişey diyemedi, gözleri Vezir'in gözlerine kenetlendi ikisi de ne gözlerini kaçırıp o büyülü anı bozabiliyor ne de tek bir kelime laf edebiliyordu. Biraz sonra Kudret kendine gelip bakışlarını çekti ve başını öne eğdi.

"Ama hakikaten helal olsun yani sana da yaptın iki dakikada kasedi."

"El alışkanlığı olmuş, eskiden cebimde çok para olmadığından en ucuzlarını, en dandiklerini alırdım iki gün sonda da kayışı bozulurdu hepsinin, ertesi gün soluğu kasedi aldığım dükkanda alırdım. Bir gün yine gittim Erdal abi vardı orada tamirci, şey demişti bana gel ben sana bunun nasıl düzeleceğini öğreteyim sen de zırt pırt buraya gelip durma."

Kudret küçük bir kahkaha attı. "Adamı da bezdirmişsin en sonunda."

Vezir kaşlarını çatıp ciddiyetle konuştu "E o da ucuz kaset vermeseymiş bana, param yok diye ucuzunu alırdım o da bilirdi o yüzden aldığımı pahalı kasetlere indirim de yapmazdı."

Kudret hafifçe gülümseyip başını salladı."Yok yanlışın var bu kaset çok pahalı."

Vezir kaşlarını çatıp öne eğildi, Kudret'e yaklaştı. "Nasıl?"

Kudret de onun bu hamlesine karşı aynı şekilde Vezir'e yaklaştı, "Sen verdin çünkü bunu bana, yokluk içinde zar zor aldığın kasedi verdin. Dünya üzerindeki hiçbir şey bundan daha pahalı, daha değerli olamaz."

Vezir şaşkınlıklar kaşlarını kaldırıp Kudret'in kahve gözlerine baktı."Bu kasedi bu gün getirip versem değişir miydi düşünceniz, yine dünyanın en pahalı, en değerli şeyi olur muydu sizin gözünüzde."

"Parasının bir önemi yok, bir zamanlar ya da hâla sana ait olan herhangi birşeyin değeri benim için paha biçilemez. Bunun sebebi de senin benim gözümdeki yerin, değerin, kıymetin."

Vezir hafiçe doğrulup Kudret'in sandalyesinin alt kısmından tutup kendine çekti aralarındaki mesafeyi yok denecek kadar azalttı. Kudret şaşkınlıkla Vezir'i izliyordu sıcak nefesini yüzünde hissettiğinde kalbi hızla çarpmaya başladı. Vezir gözlerini Kudret'in gözlerinden çekmeden konuştu.

"Nasıl bir yerim, değerim, kıymetim varmış sizin o güzel gözlerinizde?"

Kudret gözlerini kaçırıp derin bir nefes aldı,"Anlatamayacağım kadar çok kıymetin var bunu bil yeter, gerisini kurcalama."

"Yetmez."

"Ne duymak istiyorsun Vezir?"

"Çok şey duymak istiyorum, içten içe bildiğim duygularınızdan emin olmak istiyorum."

Kudret gözlerini Vezir'in yüzünde gezdirdi uzun uzun dudaklarına baktı, elini karşısında ona aşkla bakan adamın göğsüne koyup gözlerini kapattı. "İçimde sana karşı anlam veremediğim isim koyamadığım belki de bir isim koymaktan korktuğum karmaşık duygular var."

Vezir de gözlerini kapatıp alnını Kudret'in alnına yasladı, Kudret devam etti. "İstemedeğim hâlde kontrolsüzce çekiliyorum sana, nedenini bilmiyorum belki de o yüzden korkuyorum."

Vezir Kudret'in göğüsünde duran elini tutup yavaşça sardı elini. "Korkma, bak buradayım elini tutuyorum asla da bırakmayacağım."

Kudret gözlerini açıp geri çekildi, ellerini Vezir'in elinden ayırmadan ayağa kalktı, Vezir de onunla beraber kalktı.

"Öyle kolay olmayacak Vezir."

Vezir, Kudret'in elini daha sıkı tutup ona doğru birkaç adım attı."Bu hayatta kolay olan ne var ki zaten Kudret?"

"Babam gibi aşılması imkansız bir dağ var aramızda."

"Aşarız."

"Vezir-"

Vezir boştaki elini kaldırıp Kudret'in yanağına koyup baş parmağı ile okşadı."Aşarız Kudret, sen yeter ki tamam de."

Kudret gülümseyip Vezir'e baktı."Onun da bi zamanı var."

"Beklerim."

"Bir ömür sürse bile mi?"

Vezir Kudret'in elini bıraktı kolunu beline sarıp kendine çekti. "Bir ömür sürse bile."

Vezir yavaşça Kudret'e yaklaştı, belindeki elini sıkılaştırıp iyice kendine bastırdı, Kudret kararsızca ellerini Vezir'in siyah gömleğinin yakasında gezdiriyordu. Vezir her geçen saniye ona yaklaşırken güçlükle konuştu. "Bu doğru değil Vezir."

"Ama yanlış da değil."

Kudret hafifçe gülümseyip Vezir'in gömleğinin yakasını sıktı. "Seni çok seviyorum Adana'lı."

Vezir, Kudret'in sözlerine gülüp dudaklarına doğru eğildi ve fısıldadı. "Ben de seni çok seviyorum Kudret Karslı."

Kudret en sonunda gardını indirip gözlerini kapattı ve kendini Vezir'e teslim etti. Vezir yavaşça öpmeye başladı saniyeler geçtikçe öpüşü derinleşti, hızlandı.

Kudret bi elini Vezir'in ensesine götürüp bastırıyor diğer eliyle de saçlarını okşuyordu.

Vezir Kudret'den ayrılmadan geri geri yürüyüp kapıya kadar geldi, Kudret'in sırtını kapıya döndürüp hafif aralık olan kapıyı kapattı ve Kudret'in sırtını kapıya yasladı tam o esnada dışarıdan Zafer'in sesi duyuldu.

"Ablaa!"

İkisi de sesi duyunca durdu, Vezir istemeye istemeye yavaşça geri çekildi, Kudret Vezir'den ayrılıp dışarıya doğru bağırdı. "Geliyorum ablacım!"

Kudret, Zafer'e seslendikten sonra hızla Vezir'e döndü. "Daha müsait bir zamanda bu konuyu bir daha konuşalım olur mu Vezir?"

Vezir başını sallayıp Kudret'i onayladı. "Tabii, nasıl istersen."

Kudret gülüp Vezir'e yaklaştı ve yanağına küçük bir öpücük kondurup geri çekildi. "Bekle beni Adana'lı."

Vezir gülen gözlerle Kudret'in ellerini tutup dudaklarına götürdü, iki elinin üstünü de öpüp Kudret'e baktı. "Bir ömür beklerim Kudret Karslı."