23. bölüm · KudZir| Ama sen varsın
14| DİYET
Kudret öksürerek uzandığı yerden doğruldu, yanındaki sehpanın üzerinde duran suya uzandı ve birkaç yudum alıp yerine geri bıraktı. Biraz sonra içeriye elinde bitki çayı ve grip ilaçlarıyla Reyhan girdi, biraz çekinerek Kudret'in yanına gidip koltuğun ucuna oturdu, çayı uzattı.
"Ihlamur çayı yaptım sana. İyi gelir, boğazlarını rahatlatır."
Kudret güçlükle gülümseyip Reyhan'ın uzattığı çayı aldı. "Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
Kudret çaydan bir iki yudum alıp bardağı sehpaya bıraktı ve biraz daha doğruldu elini Reyhan'a uzatıp onun elini tuttu.
Reyhan şaşkınlıkla Kudret'e bakarken Kudret çok sakin bir sesle konuşmaya başladı.
"Reyhan."
"Kudret?"
"Sabahtan beri şurda hasta hasta yatıyorum beni bir dakika bile yalnız bırakmadın, getirdiğin ilaçlar, çaylar da cabası teşekkür ederim."
Reyhan ilk başta şaşırsa da nazikçe gülümseyip Kudret'in elini tuttu. "Rica ederim ne demek, sen burda hasta hâlinle yatarken görmezden gelemezdim."
Kudret başını sağa sola sallayıp itiraz etti."Gelirdin, hatta görmezden gelmen gerekirdi, yapmadın."
"Kudret-"
"Reyhan ben seni senelerce görmezden geldim, yaşadıklarını görmedim, görmek istemedim, senin zor zamanlardan geçmene sebep oldum ama ben zor zamanlardan geçerken sen benim yanımda oldun teşekkür ederim ama bundan önce sana bi özür borcum var. Yaptıklarım affedilecek şeyler değil, affedip affetmemek de senin takdirine kalmış bişey ama ben senden özür dilerim Reyhan."
Reyhan oturduğu yerde dikleşip boğazını temizledi. "Haklısın, senin yüzünden zor zamanlardan geçtim, beni ateşe de attın, yaptıkların çok da affedilecek şeyler değil evet ama özür dilemen güzel bi başlangıç bence."
Reyhan'ın sözlerine karşın ikisi de güldü, Kudret hafifçe başını sallayıp Reyhan'ın elini daha sıkı tuttu. "Sağol Reyhan."
Reyhan yavaşça gözlerini açıp kapadı ve tebessüm etti, daha sonra Kudret'in elini yokladı, hissettiği sıcaklıkla kaşlarını çattı, elinin tersini çevirip bir daha dokundu eline.
"Kudret, elin cayır cayır yanıyor senin."
Telaşla elini Kudret'in alnına götürdü, elinin tersi ile dokundu. "Kudret ateşin var senin."
Kudret umursamaz bir tavırla başını geriye attı. "Bişey olmaz Reyhan telaş yapma soğuk bez koyarız şimdi düşer o."
Reyhan dikkatlice Kudret'in suratına baktı. "Betin benzin atmış senin Kudret iyi değilsin."
Kudret yine başını sallayıp itiraz etti "İyiyim ben bişeyim yok, sen peynirciye git hadi boş kalmasın dükkan." dedi fakat bunu söylerken bile gözleri kararıyor, başı dönüyordu.
"Boş değil zaten Cennet orda."
"O yüzden git zaten, yalnız kalmasın orda. Timur ve babam da yok zaten ortalarda yoldaş olun birbirinize."
Reyhan kaşlarını çatıp Kudret'e baktı, bir an düşündü. "Seni yalnız bırak- ama gerçi Vezir burda ya."
Vezir'in adını duyunca Kudret sinirle gözünü devirip kollarını önünde bağladı. "Onu da götür dükkana."
Reyhan ima ile sırıtıp tek kaşını kaldırdı. "Niye?"
"Görmek istemiyorum yüzünü."
"Görmezsin zaten merak etme kapının önünde duruyor."
"Reyhan."
"Kudret o burada kalsın, Zahide'nin ne yapacağı belli olmuyor başında dursun işte."
Kudret yüzünü buruşturup pencereye döndü ve ateşin başında duran Vezir'e baktı. "Onun kendine hayrı yok."
Reyhan, Kudret'in baktığı yere bakıp güldü ve ayağa kalktı. "Bak gidiyorum ben bişey olursa ara."
Kudret gülümsedi. "Tamam git hadi ararım."
Reyhan bıyık altından sırıtıp. "Vezir sana emanet." dedi.
Kudret yanında duran yastığı alıp hırsla Reyhan'a fırlattı, Reyhan kahkaha atarken yastığı havada kapıp yan tarafındaki tekli koltuğun üzerine bıraktı ve koşa koşa evden çıktı. Evin kapısından çıkınca sol tarafına dönüp Vezir'e baktı.
Reyhan'ın geldiğini gören Vezir hafifçe arkasına dönüp Reyhan'a baktı. "Reyhan hanım?"
Reyhan elinde duran kabanını giyerken konuştu."Vezir ben dükkan'a geçiyorum ev sende."
"Merak etmeyin buradayım ben."
Reyhan kabanını giyince birkaç adım atıp Vezir'e yaklaştı, göz ucuyla pencereden içeriye baktıktan sonra tekrardan ona döndü."Vezir, Kudret hasta oldu."
Vezir, Kudret'in hastalandığını duyunca endişeyle sordu. "Ne? Neyi var, iyi mi?"
"Pek iyi sayılmaz çok ateşi var, rengi falan atmış, arada git kontrol et durumu kötüleşecek gibi."
Vezir telaşla kapıya doğru yöneldi."Ben içeri geçeyim o zaman."
Vezir kapıya doğru yönelince Reyhan onu durdurdu. "Yüzünü görmek istemiyor."
Vezir bir adım geri gelip yavaşça başını öne eğdi. "Haklı."
"E haklı tabii Vezir."
Vezir sıkıntılı bir nefes verip camdan içeriye baktı. "Salonda mı?"
"Salonda. Neyse gidiyorum ben sana emanet."
"Tamam."
Reyhan gidince Vezir bir an tereddütle kapıya baktı, girersem öldürür beni diye düşündü ama Kudret'in canı onunkinden kıymetliydi. Biraz daha bekledikten sonra ne olacaksa olsun diye düşünerek kapıyı açtı ve eve girdi.
Kudret kapının açılma sesini duyunca telaşla pencereden dışarıya baktı, Vezir'i yerinde görmeyince tekrardan dönüp sesin geldiği yere baktı. "Gelme Vezir." diye kendi kendine söylendi. "Gelirsen dayanamam."
Kudret, bacaklarının üzerinde duran mavi battaniyenin kenarını sıktı, tam o esnada Vezir salon'un kapısını çaldı.
Kudret gözlerini kapattı, gözünden bir damla yaş düştü. Biraz bekleyip derin bir nefes alıp gözlerini açtı, kaşlarını kaldırdı, her zamanki güçlü ve sert ifadesini yerleştirdi yüzüne.
"Gel!" diye seslendi.
Vezir yavaşça kapıyı açtı, birkaç adım atıp eşikte durdu.
Kudret ciddiyetini koruyup soğuk bir sesle "Söyle Vezir." dedi.
Vezir gözlerini kaçırıp çekinerek sordu, "Hasta olmuşsunuz."
"Hafif bi kırgınlığım var."
"Geçmiş olsun."
Kudret düz bir sesle "Geçer." deyip önüne döndü.
"Benim yapabileceğim birşey var mı Kudret Hanım?"
Vezir hâla Kudret'in yanından ayrılmak istemiyordu, onu yalnız bırakmak içinden gelmiyordu.
Kudret sinirli gözlerle tekrardan Vezir'e baktı."Senin benim için yapabileceğin tek şey gözüme görünmemek Vezir."
"Ateşiniz varmış müsaade ederseniz bi de ben bakayım."
"Gerek yok."
"Kudret Hanım."
"Vezir-"
"İnat etmeyin, izin verin bi de ben bakayım, yüzünüz solgun görünüyor."
Kudret sessiz kaldı, Vezir onay almak için yüzüne baktı, başını yana çevirdi. Kudret kararsızca Vezir'e baktı biraz düşünüp hafifçe başını salladı.
Vezir, Kudret'den onay alınca birkaç adım daha atıp yanına gitti. Kudret'e doğru eğilip elinin tersi ile alnına dokundu. "İlaç içtiniz mi?"
"İçmedim daha."
"Çok ateşiniz var, hastaneye gitmemiz lazım evde düşüremeyiz bunu." Vezir istemeye istemeye elini çekti.
Kudret başını sallayıp itiraz etti."Gerek yok Gülendam halleder."
"Kudret Hanım biraz daha beklersek havale geçirirsiniz."
"Birşey olmaz Gülendam'ı çağır sen."
Vezir derin bir nefes alıp Kudret'e yaklaştı, uzun uzun gözlerine baktı, güçlükle konuştu. "Kudret." dedi. Uzanıp elini tuttu. "İnatlaşma kalk gidelim."
Kudret'in gözleri Vezir'in dudakları ve gözleri arasında mekik dokuyordu resmen. Fısıltıyla konuştu. "Vezir."
Vezir hafifçe başını çevirdi, Kudret devam etti. "Haddini bil, sınırını aşma."
Vezir ciddiyetle başını sallayıp konuştu, "Sınırımı aşmadım, tam sınırdayım."
"Ben de onu diyorum tam sınırdasın, bir adım daha atarsan yakarım seni."
"Bir adım daha atarsam sadece ben yanmam, ikimiz de yanarız, Kudret Hanım."
"Sabrımı zorlama, geri bas."
Vezir daha çok yaklaşıp Kudret'in gözlerine baktı uzun uzun. "Hastaneye gideceksek geri basarım."
Kudret yutkunup yavaşça başını salladı. "Çık dışarı, arabayı hazırla gidelim."
Vezir gülümseyip geri çekilirken Kudret derin bir nefes alıp üzerindeki battaniyeyi eliyle kenara itti. Yerinde doğrulup hızla ayağa kalktı, bir anda ayağa kalkınca başı döndü, sendeledi.
Kudret sendeleyince refleks olarak Vezir'e tutundu. Vezir de bir kolu ile belinden destekleyip öbür eliyle de Kudret'in elini tuttu. "İyi misiniz?"
"Başım döndü."
"Oturun, dinlenin biraz öyle gidelim."
Kudret başını çevirip dibinde duran Vezir'e daha sonra ellerine baktı, hızla elini Vezir'in elinden çekti. "Gerek yok, gidelim."
ARABADA
"Vezir, giderken dükkana uğra Reyhan'ı alacağız, bana o refakat etsin."
Vezir kaşlarını çatıp yanında oturan Kudret'e baktı. "Reyhan Hanım?"
Kudret sinirle Vezir'e döndü. "Emirlerimi de mi sorguluyorsun artık Vezir!"
"Yok estağfirullah-"
"Ne o zaman?!"
"Çok hazzetmezdiniz birbirinizden, o yüzden söyledim." diyerek tekrardan yola baktı.
Kudret de çattığı kaşlarını düzeltip hafifçe sesini alçattı."Düzeltmişiz demek ki arayı. Kız sabahtan beri başımdan ayrılmadı sağ olsun, zorla gönderdim yanımdan dükkana. İyi olmam için çabaladı özür diledim, arayı düzelttik. Anlayana tabii."
Vezir gözünü yoldan ayırıp Kudret'e baktı tekrardan. Tek kaşını kaldırıp şaşkınlıkla sordu."Anlayana?"
Kudret Vezir'e bakmadan başını öne eğip kaldırdı. "Anlayana."
"Ben kendimi size açıkladığımı düşünüyorum."
Kudret bu sefer sinirle Vezir'e baktı, az önce alçalttığı sesini tekrardan yükseltip bağırdı. "Pardon?!"
"Öyle! Ben sana kendimi açıkladım ama sen kestirip attın Kudret Hanım!" Vezir omuz silkip tekrardan önüne döndü.
"Sen de niye konuşmak için çabalamadın o zaman?!"
Vezir, ona korna çalan arabaya karşı sinirle kornaya basıp gaza yüklendi. "Fırsat mı verdin sanki?!"
Kudret sinirle bütün vücudunu Vezir'e döndürdü. "Verdim ulan! Ağam dedin, vefa borcu dedin, sadakat dedin, diyet miyet cart curt dedin ama bir kere de özür dilerim ben seni yarı yolda bıraktım demedin Vezir!"
"Özür dilerim!"
Kudret sinirle güldü. "Geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye Vezir efendi!"
"Geçti?!"
"Geçti!"
"Dükkan da geçti!"
Kudret bir an durup kaşlarını çattı."Ne?"
Vezir gözlerini dikiz aynasına çevirip arkada kalan peynir dükkanının olduğu yola baktı."Dükkanı kaçırdık arkada kaldı."
Kudret eliyle biraz ilerde çatallaşan yolun sol tarafını gösterdi."Geri dön şurdan."
"Dönemem, buradan dönüş yasak."
Kudret bıkkınlıkla önüne dönüp yola baktı. "E afferin sana Vezir!"
"Tamam ben beklerim başında."
"Ben sana gözüme görünme dedikçe burnumun dibinde bitiyorsun."
"İşte insanın istemediği ot burnunun dibinde bitermiş, mal bu."
"Onu biliyoruz, mal bu!"
Hastaneye geldiklerinde Vezir arabayı otoparka park ettikten sonra arabadan inip koşa koşa Kudret'in kapısını açtı, inmesine yardım etmek için elini uzattı. Kudret Vezir'in uzattığı elin'e bakıp sinirle vurdu. "Gerek yok inerim ben kendim."
Kudret dikkatlice arabadan inerken Vezir de Kudret'in arka koltukda duran çantasını alıyordu. Kudret arabadan indikten sonra Vezir kapıyı kapatıp arabayı kilitledi ve ağır adımlarla yürümeye başladılar.
Yan yana yürürlerken Vezir kolunu Kudret'e uzattı. "Yerler buz tutmuş kaygan, koluma gir istersen düşme."
Kudret kaşlarını çatıp Vezir'e baktı. "Kudret Hanım'a ne oldu Vezir?! Ne konuştuk biz seninle?"
Vezir, Kudret'e doğru eğilip kulağına fısıldadı. "Valla bende b12 eksikliği var hemen unutuyorum herşeyi."
Kudret sinirle Vezir'e bakıp sabır çekti. "Koparıcam o kafanı Vezir az kaldı. Başa mı döndük yine?!"
Vezir umursamazca tekrardan kolunu Kudret'e uzattı. "Şu karın, buzun ortasında bunu mu tartışacağız cidden? Hastasın zaten daha da kötüleşeceksin gir koluma hadi."
Kudret kararsızca Vezir'e ve koluna baktı daha sonra usulca koluna girdi ve yürümeye devam ettiler.
Acil kapısından girdiklerinde Kudret Vezir'in kolundan çıkıp triaj bölümüne geçip oturdu, Vezir hemşireye Kudret'in hastalığını anlatırken hemşire de Kudret'in tansiyonunu ve ateşini ölçü.
Hemşire"Herhangi bir ilaç alerjiniz var mı?" diye sordu. Vezir Kudret'den önce davranıp "Penisilin alerjisi var." dedi.
Hemşire bunu kağıda not ederken Kudret 'unutmamış' diye düşünüp içten içe güldü.
İşlemleri hallettikten sonra sıraları geldi, acil servisten içeriye doktorun yanına girdiler, Kudret şikayetini anlattı, doktor gerekli ilaçları yazdıktan sonra "Bir de ateş düşürücü bir serum yapalım sonra çıkışınızı yaparız." diyerek odadan çıktı.
Kudret tekrardan Vezir'in koluna girdi ve ikisi birlikte acil servisin müşahede alanına gittiler. Kudret sedyeye uzandı ardından da hemşire gelip damar yolu açtı ve serumu takıp gitti. Hemşire gidince Vezir bir sandalye bulup Kudret'in başucuna oturdu.
"Çok acıdı mı?"
Kudret dolu gözleriyle Vezir'e baktı."Hiç birşey benim canımı senin beni yarı yolda bırakıp gitmenden daha fazla acıtamaz emin ol."
"Kudret yapma böyle lütfen."
"Yalan mı Vezir?"
Vezir sandalyesini iyice sedyeye yaklaştırıp Kudret'in gözlerine baktı. "Bak ben suçumun farkındayım-"
Kudret Vezir'in sözünü kesip, "Niye farkındaymışsın gibi davranmıyorsun o zaman?" dedi.
Vezir iyice Kudret'e yaklaşıp ellerini tuttu. "Elimde değil, uzak duramıyorum senden. 20 yıldır bu sesi duyuyorum bu gözlere bakıyorum ben, kolay değil Kudret nasıl uzak durayım ben senden?"
Kudret ellerini Vezir'in ellerinden çekip yüzünü yüzüne yaklaştırdı, tek kaşını kaldırdı.
"Orasını beni yarı yolda bırakmadan önce düşünecektin Vezir efendi. Ben onu bunu bilmem uzak duracaksın benden, gözüme görünmeyeceksin, yoluma çıkmayacaksın, gözün gözüme değmeyecek!"
Vezir olumsuz anlamda başını salladı. "Yapamam." diyebildi sadece.
Kudret kaşlarını düzeltip yavaşça geri çıkıp arkasına yaslandı. "Senin diyetin de bu Vezir, yapacak birşey yok uzak duracaksın benden."
