19. bölüm · KudZir| Ama sen varsın
10| Yara
"Eğer gerçek ortaya çıkarsa sadece ben yanmam, seni de yakarım abla!"
Zafer son sözlerini söyleyip hızla ablasının odasından çıktı, koridorda Zafer'in çıkmasını bekleyen Vezir, hızla yanından geçen Zafer'e şaşkınlıkla bakıp odanın kapısına yöneldi.
Aralıklı duran kapıdan hafifçe başını uzatıp yavaşça kapıyı tıklattı. "Gelebilir miyim, müsaade var mı?"
Kudret dolan gözlerini yavaşça açıp kapattı, başını salladı. "Gel Vezir."
Vezir temkinli adımlarla içeriye girip kapıyı kapattı, yavaş yavaş Kudret'e yürüdü aralarında çok az mesafe kalana kadar... Kudret başını yere eğmiş, dolan gözlerini saklamaya çalışıyordu. Vezir bir elini koluna koydu diğer eli ile de çenesinden tutup başını kaldırdı.
"Bak bana."
Kudret başını kaldırıp gözlerini Vezir'in mavi gözlerine dikti. Kudret soğuk bir sesle konuştu. "Ağır konuştu biraz." Ağlamak istemiyordu, Timur ve Zafer mevzusuna odaklanıp bu işi kökten çözmek istiyordu artık.
Vezir sıcak bir tebessüm etti. "Duydum hepsini, halledeceğim ben. Sen sıkma o güzel canını." Vezir, Kudret'in omuzlarından tutup kendine çekti, başını göğsüne yaslayıp kollarıyla sardı, burnunu saçlarına dayayıp kokusunu içine çekti, gözlerini kapatıp çenesini başının üstüne koydu. "Hiç tasalanma güzelim ben düzelteceğim her şeyi."
Kudret iyice Vezir'e sokulup sıkı sıkı sarıldı beline, gözlerini kapatıp kalp atışlarını dinledi. Vezir'in hızlı atan kalbine karşı gülümsedi. Bir süre öyle kaldıktan sonra yavaş yavaş ayrıldılar birbirlerinden. Kudret hâla karamsar bir şekilde Vezir'e bakıyordu.
"Kudret'im bakma öyle kara kara, kara zaten gözlerin, iyice karartma."
"Ya ne yapayım Vezir? Otogarda olanları biliyorsun heralde."
"Biliyorum evet ama şimdilik bir sıkıntı yok gülüm."
Kudret kollarını önüne bağlayıp başını dikleştirdi. "Orası öyle, yalan yok Timur'un onu durdurması iyi olmuş. Zafer daha hazır değil Vezir, saçma sapan kararlar alacak, bu hamle onu durdurur."
Vezir sıkıntılı bir nefes verip kabanını çıkardı ve yatağın kenarına fırlattı. "İşte orası meçhul, durdurmasından çok, daha da fevri kararlar almasına neden olabilir. Zafer'i dizginlememiz lazım Kudret."
Kudret tam konuşacakken gözleri Vezir'in boynundaki yaraya takıldı, boylu boyunca kızarmış hatta tahriş olmuştu. Kaşlarını çatıp endişeyle Vezir'e yaklaştı, ellerini yarasının üzerine koydu.
"Ne oldu senin boynuna Vezir?" Endişesi sesinden belli oluyordu. Vezir, gözlerini kaçırıp başını sağa sola salladı, uzanıp Kudret'in boynunda duran elini tuttu.
"Birşey yok gülüm."
Kudret elini Vezir'in elinden çekip tekrardan yarasına dokundu. "Ne demek bişey yok Vezir, şu hâline bak normal birşey mi sence bu?!"
"Aşkım inat etme yok bişey dedim."
Kudret biraz geri çekilip kaşlarını çattı, başını hafifçe yana yatırıp kısılmış gözleriyle Vezir'e baktı. "Timur yaptı değil mi?"
Vezir derin bir nefes alıp göğsünü gerdi, ellerini beline yerleştirip hafifçe cama doğru döndü. Kudret, olan biteni anlayınca sinirle gülüp başını çevirdi. "Timur yaptı tabii, sormam hata zaten."
Vezir sıkıntıyla Kudret'e döndü, biraz yaklaşıp ellerini tuttu. "Kudret'im uzatma oldu bitti işte, olması gerekiyordu zaten."
Kudret kaşlarını çattı. "O ne demek?"
"Biliyordum bana bunu yapacağını, bile bile gittim."
Kudret şaşırarak kaşlarını kaldırdı. "Bile bile gittin?"
"Bile bile gittim."
"Sebep?!"
"Medeni'yi içeriye soktum, bana bilgi getiriyor, onun yakalanmaması ve beni sattığına Timur'u inandırmak için bu gerekliydi Kudret. Eğer ben bu gün otogara gitmeseydim Timur, Medeni'den şüphelenecekti oyunumuz ortaya çıkacaktı."
Kudret bakışlarını yumuşatıp birkaç adım attı Vezir'e, ellerini yanağına koyup baş parmağıyla yanaklarını okşadı. "Çıksaydı bir tanem, böyle olacağına, senin canın yanacağına oyunumuz ortaya çıksaydı."
Vezir gülümseyip Kudret'in ellerini tutup avuç içlerini öptü. "Dert değil güzelim, geçti gitti üzülme sen."
Kudret ellerini Vezir'in ellerinden ayırıp tekrardan boynuna götürdü, dokunursa acısı hafifler belki diye düşünüyordu. "Çok acıyor mu canın?"
Vezir ellerini Kudret'in beline yerleştirip yavaşça kendine çekti, gözlerini yukarıya dikip başını hafifçe yukarıya kaldırdı, munzurca güldü. "Sen öpersen geçer belki."
Kudret gülüp hafifçe omzuna vurdu. "Fırsatdan istifade diyorsun."
"E canımız yanmış o kadar, sevdiceğimizden bir geçmiş olsun öpücüğü de mi almayalım? Yazık değil mi bu garibe?"
Kudret alt dudağını dişlerinin arasına alıp ısırdı, başını salladı. "Nasıl da acındırıyorsun ama?"
Vezir gülüp göz ucuyla Kudret'e baktı. "Ee, öpmeyecek misin boynum ağrıdı."
Kudret iyice Vezir'e yaklaşıp bedenlerini birbirine yasladı, uzanıp usul usul öpmeye başladı Vezir'in yarasını. Hiç durmadan küçük ama tutkulu öpücükler bırakıyordu boynunun her zerresine. Biraz da bilerek, Vezir'i zor durumda bırakmak için yapıyordu, nitekim de başarıyordu bunu.
Vezir hafifçe kıpırdanıp derin derin nefesler aldı, başını sağa sola çevirdi. "Kudret'im bi rahat dur."
Kudret burnunu boynuna sürtüp kulağının arkasına doğru fısıldadı. "Niye, sen öp de geçsin demedin mi?"
Vezir başını eğip Kudret'e bakmaya çalıştı. "Ben sana bir tane öp çekil dedim, sen böyle yaparsan-"
Kudret Vezir'in boynundan başını kaldırdı, ceketinin yakasından tutup kendine çekti. Burun buruna gelip durduklarında güldü. "Ne olur ben böyle yaparsam?"
Vezir bir çırpıda Kudret'in yönünü yatağa çevirdi hafifçe kucaklayıp yatağın üzerine attı, kendisi de dirseklerinden destek alarak üzerine abandı, bir eli ile de belinden sardı.
Burnunu boynuna sürtüp kokusunu içine çekti. "Ben de rahat duramam Kudret."
Kudret gülüp var gücüyle Vezir'i yan tarafa itip bu sefer de o üzerine abandı. "Durma sevgilim." dudaklarına küçük bir öpücük bırakıp geri çekildi, doğrulup Vezir'in üzerinden kalktı ve yataktan çıkıp karşısına dikildi. "Ama şimdi değil."
Vezir anlamsızca bakıp kaşlarını çattı, kollarını iki yana açıp isyan etti. "O niye ya?!"
"Yemeğe ineceğiz birazdan."
Vezir yattığı yerden doğrulup yatağın ucuna oturdu. "Ben inmeyeceğim ki?"
"Sebep?"
Vezir kollarını yana koyup hafifçe geriye attı kendini, "Ben sizinle aynı masada mı yemek yiyiyorum Kudret hanım?"
Kudret gülüp Vezir'e doğru yürüdü yanına geldiğinde yavaşça dizine oturup bir kolunu omzunun üzerinden geçirip diğer eliyle de saçlarını oynadı. "Bugün yersin aşkım."
Vezir, saçlarının arasında dolanan eli tutup öptü, "Baban yok diye mi?"
"İmkânım olsa o masada babam varken de yanı başıma oturturum ben seni."
Vezir elini Kudret'in bacağına koyup yavaşça üstünde gezdirdi elini. "Biliyorum."
"E gel o zaman bugün birlikte yiyelim Vezir."
"Yok ya, Derya olmadık bir laf eder şimdi sana sen de sinir olursun huzur kaçmasın ben mutfakta yerim." Vezir Kudret'i sinir etmek için gözlerini kısıp gevşek gevşek güldü. "Ayşe hanımla, Gülşah'la falan."
Kudret hiddetle gözlerini kocaman açıp Vezir'in omzuna vurdu. "He sen sevgilinin teklifimi reddedip mutfakta Ayşe hanımla yemek yiyeceksin öyle mi?" Kudret sinirle Vezir'in yakasından tutup kendine çekti daha sonra parmağını sallayıp konuştu. "Yemin ederim elimde kalırsın bak!"
Vezir bir kahkaha patlatıp başını geriye attı. "Tamam canım kızma şaka yaptım, kalmayacağım zaten yemeğe."
"O niye?"
"Medeni ile buluşacağız, bu gün ne konuştuklarını anlatacak."
"Z raporu alacaksın yani?"
"Aynen öyle, gündüz çok dolandırmıyorun yanımda o yüzden geceye kalıyor, Timur anlamasın diye."
Kudret gözlerini indirip Vezir'in gömleğinin yakasıyla oynadı. "Gitmesen olmaz mı ya?"
Vezir gülüp Kudret'in beline sardı kolunu. "Az önce şimdi olmaz diyordun."
Kudret ciddileşip Vezir'e baktı. "Ben onu mu diyorum?!"
"Neyi diyorsun?"
"Hazır babam da yokken kal işte Vezir, yemek yeriz beraber ondan sonra-"
Vezir Kudret'in sözünü kesip elini boynuna götürdü, kendine çekip dudaklarına baktı. "Sonra?"
Kudret gülüp Vezir'e yaklaştı, yavaşça öpmeye başladı. Vezir, Kudret'e karşılık verirken bir yandan da üzerindeki hırkasını çıkarıyordu. Hırkayı çıkartıp bir kenara attıktan sonra kendi ceketini de çıkartıp bir köşeye fırlattı. Kudret'in elleri ise Vezir'in gömleğinin düğmelerinde oyalanıyordu, hızlı hızlı düğmeleri açtı.
Vezir gömleğini çıkartıp yere attıktan sonra Kudret'i kucağına aldı, arkasına dönüp yatağa bıraktı o esnada da kapı çaldı ve dışarıdan Derya'nın sesi duyuldu. "Abla, yemek hazırmış hadi gel!"
Vezir sinirle doğrulup kendini Kudret'in yanına atıp uzandı. Kudret oflayıp elleriyle yüzünü kapattı. "Geliyorum ablacım!" diye bağırdı.
"Tamam, aşağıdayım ben gelirsin!"
Kudret ve Vezir Derya'nın ayak sesleri uzaklaşana kadar yerlerinden kımıldamadılar, ayak sesleri uzaklaşınca Kudret yavaşça Vezir'e döndü, yan durup dirseğini yatağa koydu, başını da eline yasladı.
Vezir de Kudret'e dönüp aynı şekilde durdu. Kudret ellerini Vezir'in saçlarında gezdirirken konuştu. "Kalk aşkım kalk, rahat yok bize bu evde."
Vezir gülüp Kudret'in elini öptü. "Ne zaman oldu ki gülüm?"
Kudret yerinde doğrulup yataktan çıktı, ayağa kalkıp yere düşen hırkasını aldı, aynanın karşısına geçip bordo hırkasını giydi, üstüne başına çeki düzen verdi. Vezir ise pür dikkat onu izliyordu, ayndan göz göze gelince Kudret güldü.
"Hayırdır, niye izliyorsun?"
"Öyle dümdüz dursan bile izlerim ki ben seni."
"Öyle durma da kalk gömleğini giy hadi."
Vezir oflayıp ayağa kalktı ve yere fırlattığı gömleğini alıp üstüne geçirdi, yavaşça Kudret'e yaklaşıp arkasından sarıldı, başını boynuna gömüp uzun bir öpücük bıraktı.
"Ayrı ev tutacağım artık bize, olmuyor bu böyle." diyerek dalga geçti. Kudret gülüp arkasına döndü. "Az daha sabır Vezir bey."
Kudret yavaş yavaş Vezir'in gömleğinin düğmelerini ilikledi, işi bitince makyaj masasına dönüp çekmeceyi açtı, içinden bir merhem bulup çıkardı.
"Gel buraya." diye seslendi Vezir'e. Vezir de sorgusuz sualsiz yanına gitti. Kudret merhemin kapağını açıp parmak uçlarına kremden sıktı. Elini Vezir'in boynuna götürüp yavaşça kremi sürdü.
"Birkaç gün bunu sürersek acısı da kalmaz izi de kalmaz."
"Sen öyle diyorsan."
Vezir uzanıp Kudret'in yanağından öptü. "Teşekkür ederim."
"Önemli değil, sen iyi ol yeter."
Vezir de üstünü başını düzeltip ceketini ve kabanını giydi, Kudret de kremi alıp Vezir'in ceketinin iç cebine koydu. "Beni göremezsen kendin sürersin, görmeme ihtimalin de yok ama neyse."
Vezir gülümseyip başını salladı. "İlk önce sen çık da göze batmayalım Kudret hanım."
Kudret cilveli cilveli omuz atıp güldü. "Bak sen, taktik de bilirmiş."
"Gülüm bak cilvelenme şöyle karşımda vallaha tutmam bak kendimi."
Kudret gülüp kapıya doğru gitti. "Tamam tamam." Kapıyı açıp son kez Vezir'e baktı. "Görüşürüz sevgilim."
Vezir gülümseyip öpücük attı. "Görüşürüz gülüm."
