3. bölüm · KudZir ❤️
Evlilik teklifi
İstanbul’un tüm gürültüsü ve Karslı Konağı’nın karanlık gölgesi, Galata’ya karşı duran o tarihi otelin süit odasının kapısında son bulmuştu. Kudret ve Vezir için bu gece, yirmi yıllık bir sabrın ve gizli bir aşkın ihtilaliydi.
"Mühürlü Yemin"
Odanın balkonunda, Boğaz’ın ışıkları ayaklarının altına serilmişken Vezir, elini ceketinin iç cebine attı. Kudret, rüzgarda uçuşan saçlarını düzeltirken Vezir’in her zamankinden daha farklı, daha kararlı bir enerjiyle dolu olduğunu hissetmişti.
Vezir, Kudret’in tam önünde durdu. Aralarındaki mesafe, yirmi yılın tüm yasaklarını eritecek kadar azdı. Vezir, avucundaki küçük, kadife kutuyu açtığında içinden parlayan tektaş değil, üzerinde antik bir pusula işlemesi olan, iç içe geçmiş iki halkadan oluşan bir yüzük çıktı.
"Kudret," dedi Vezir, sesi fırtınadan hemen önceki o derin sessizlik gibiydi. "Sana yirmi yıl boyunca gölge oldum, nefes oldum, kalkan oldum. Ama artık senin arkanda durmak istemiyorum. Senin yanında olmak istiyorum."
Kudret’in gözleri doldu, boğazı düğümlendi. Vezir, diz çökmedi; çünkü o, Kudret’in önünde eğilmenin değil, onunla dik durmanın onuruna talipti. "Benimle, bu şehrin ve bu geçmişin ötesine geçer misin? Benim karım, benim her şeyim olur musun?"
Kudret, titreyen elini Vezir’e uzattı. "Seninle ölüme bile gelirim Vezir... Evet, bin kere evet."
Sessizliğin Kucağında
Yüzük Kudret’in parmağına takıldığında, sanki tüm dünya sustu. Vezir, Kudret’i kucağına alıp içeriye, loş ışıklı odaya taşıdı. O akşam, aralarındaki o yirmi yıllık büyük yangın yerini ilk kez huzurlu bir közlenmeye bırakmıştı.
Geniş yatağa beraber uzandıklarında, üzerlerinde ne o ağır paltolar vardı ne de ruhlarında sakladıkları silahlar. Kudret, başını Vezir’in göğsüne yasladı; kulağı tam kalbinin üzerindeydi. Vezir ise kollarını Kudret’in beline dolayıp onu dünyadan saklar gibi sarmaladı.
"İlk kez korkmadan uyuyacağım," diye fısıldadı Kudret, Vezir’in gömleğinin yakasını sıkıca tutarken.
Vezir, Kudret’in alnına uzun bir buse kondurdu. "Uyu Kudret’im. Ben buradayım. Artık nöbeti kalbimiz devraldı."
Ay ışığı odanın zeminine süzülürken, birbirlerine kenetlenmiş halde, nefes nefese ama huzur içinde derin bir uykuya daldılar. O gece o otel odasında, bir imparatorluğun veliahtı ve onun sağ kolu değil; sadece birbirinin evi olmuş iki aşık vardı.
