17. bölüm · KudZir ❤️

Denge

smyys ★

Gece, Esenler’in o bitmek bilmeyen uğultusunu üzerine bir yorgan gibi çekmişti ama bu dar koridorda zaman, dışarıdaki dünyadan bağımsız bir şekilde durmuştu.

Kudret, sırtını dayadığı soğuk duvarın omurgasına işleyen ürpertisini bile hissetmiyordu; çünkü karşısındaki adamın, Vezir’in yaydığı o yoğun sıcaklık, tüm duyularını yok etmişti.

Vezir, ellerini Kudret’in başının iki yanına, duvara sertçe yaslamıştı.

Omuzları her zamankinden daha geniş, bakışları ise her zamankinden daha karanlıktı.

"Bana bak," dedi Vezir, sesi sanki yerin yedi kat altından gelen bir uğultu gibiydi. "Bana bak ve söyle Kudret. Bu öfke kime? Bana mı, yoksa kendine mi? Kendine itiraf edemediğin o gerçeğe mi?"

Kudret, çenesini yukarı kaldırdı. Gözlerinde, yıllardır biriktirdiği o kırılmaz, o eğilmez gururun ateşi yanıyordu.

"Benim kimseden saklayacak bir gerçeğim yok Vezir," diye cevap verdi. Sesi titremesin diye her bir kelimeyi boğazından koparır gibi söylüyordu. "Benim dünyamda doğrular vardır, yanlışlar vardır. Sen... Sen benim için her zaman bir dengeydin. Ama şimdi o dengeyi bozuyorsun."

"Denge mi?" Vezir acı bir gülüşle bir adım daha yaklaştı. Artık aralarındaki o son santimler de yok olmuştu.

Kudret, Vezir’in siyah paltosundan yayılan soğuk gece havası ile kendi sıcak nefesinin birbirine karıştığını hissediyordu.

"Denge dediğin o sahte düzenin içinde nefessiz kalmadın mı? Ben senin her gece o pencerelerden dışarı bakarken neyi aradığını biliyorum. Sen özgürlüğü arıyorsun Kudret. Sen, sadece bir kadın olarak sevilmeyi, sadece bir insan olarak nefes almayı arıyorsun."

"Sus!" dedi Kudret. Elleri, Vezir’in göğsüne gitti ve onu itmeye çalıştı. Ama Vezir, bir kaya gibi yerinden kıpırdamadı.

"Duymak istemiyorum bunları. Bizim üzerimizde isimler var, sorumluluklar var. Biz sadece biz olamayız."

"Oluruz," diye fısıldadı Vezir. Elleri yavaşça duvardan çekildi ve Kudret’in yüzüne doğru yükseldi.

"Şu kapının arkasındaki dünyayı, o bitmek bilmeyen kavgaları, herkesin bizden beklediği o rolleri bir anlığına unut. Bak, buradayım. Yanındayım. Sadece Vezir olarak, senin Vezir’in olarak."

Vezir’in parmak uçları, Kudret’in şakağındaki bir tutam saçı usulca geriye itti.

O temasla birlikte, Kudret’in içindeki o devasa barajın kapakları ilk kez aralandı.

Gözlerini kapattı ve başını istemsizce Vezir’in avucuna yasladı.

O ana kadar saniyelerdir süren o amansız kavga, o keskin kelimeler, yerini ağır bir sessizliğe bıraktı.

Vezir’in eli, Kudret’in boynuna doğru indi; başparmağıyla kadının çenesini hafifçe yukarı kaldırdı.

"Bana hayır de," diye mırıldandı Vezir, dudakları Kudret’inkilere bir nefes kadar yakınken. "Eğer kalbin de dilin gibi yalan söylüyorsa, şimdi durayım. Ama biliyorum Kudret... Senin de ruhun benimki gibi cayır cayır yanıyor."

Kudret, daha fazla dayanamadı. Otoriter maskesi, sert duruşu ve tüm savunma mekanizmaları bir anda paramparça oldu.

Gözlerini açtığında, Vezir’in bakışlarındaki o sınırsız tutkuyu gördü ve kollarını hırsla adamın boynuna doladı.

Onu kendine öyle bir çekti ki, aralarındaki tüm o yılların özlemi, bastırılmışlığı ve sessiz çığlıkları bir anda patladı.

Vezir, Kudret’i belinden kavrayıp havaya kaldırdı ve onu sırtı duvara gelecek şekilde sertçe kendine bastırdı.

Dudakları birleştiğinde, koridordaki o loş ışık bile sanki daha da karardı; sadece ikisinin birbirine çarpan kalplerinin sesi duyuluyordu.

Bu, sadece bir öpücük değildi; bu, iki yaralı ruhun birbirine tutunma çabasıydı.

Kavga bitmiş, fırtına dinmişti; şimdi sadece birbirinin nefesiyle hayatta kalan iki aşık vardı.

Kudret, Vezir’in saçlarını parmaklarının arasına geçirirken, ilk kez tüm dünyayı arkasında bıraktığını hissetti.

O an ne bir güç mücadelesi vardı ne de bir düşmanlık. Sadece Kudret ve Vezir vardı.

Her şeyden arınmış, sadece birbirine ait olan iki insan.

Dakikalarca, sadece birbirlerinin varlığında kayboldular. Vezir, Kudret’i yere indirdiğinde bile alnını kadının alnına yaslı tuttu.

"Bırakma beni," diye fısıldadı Kudret, sesi bu kez tamamen teslim olmuştu.

"Asla," dedi Vezir. "Dünya yıkılsa, bu otogar yerle bir olsa, ben yine senin yanında duracağım. Çünkü sen benim tek gerçeğimsin."