5. bölüm / 6
KÜÇÜK KUĞU 1SANA NOLDU MALFOY
Bölümler 6Şu an: SANA NOLDU MALFOY
Odadaki sessizlik birkaç saniye daha devam etti.
Draco hâlâ bana bakıyordu. Bu kez yüzünde o sinir bozucu sırıtış yoktu. Sanki az önce yaşanan konuşmanın ağırlığını hâlâ düşünüyordu.
Ben ise gözlerimi yere dikmiş, ne diyeceğimi düşünüyordum.
Sonunda Draco sessizliği bozdu.
“Yani...”
Başımı kaldırmadım.
“Ne?”
“Şimdi ne olacak?”
Omuzlarımı hafifçe silktim.
“Bilmiyorum.”
Draco birkaç saniye düşündü.
“Ben söylemezsem sorun olmaz, değil mi?”
Başımı kaldırıp ona baktım.
“Umarım.”
Draco kaşlarını çattı.
“Umarım mı?”
“Evet.”
“Bu pek güven verici bir cevap değildi.”
“Çünkü sana güvenmem için biraz erken.”
Draco'nun kaşı havaya kalktı.
“Yani bana hiç güvenmiyorsun.”
“Şu an odama gizlice girip hayatımın en büyük sırrını öğrenmiş olan kişisin.”
Draco hemen itiraz etti.
“Teknik olarak gizlice girmedim.”
Ona şüpheyle baktım.
“Nasıl yani?”
“Sadece kapıyı çalmadım.”
Birkaç saniye yüzüne baktım.
“Bu söylediğin şeyi daha iyi yapmadı.”
Draco omuz silkti.
“Denemeye çalışıyordum.”
“Belli.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Bu kez ikimizin de yüzünde hafif bir gülümseme vardı.
Az önceki gerginlik tamamen kaybolmamıştı ama en azından artık nefes almak daha kolaydı.
Draco koltuğun arkasına yaslandı.
“Bu arada...”
“Ne?”
“Astoria'nın sana neden sürekli not bıraktığını hâlâ anlamıyorum.”
Kaşlarımı çattım.
“Konuyu nasıl oraya getirdin?”
“Getirdim işte.”
“Sen gerçekten tuhafsın.”
“Yeni mi fark ettin?”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır. Sadece bugün biraz daha fazla fark ettim.”
Draco hafifçe sırıttı.
“Demek sonunda beni tanımaya başladın, Küçük Kuğu.”
Gözlerimi devirdim.
“Şımarma.”
“Geç kaldın.”
Bu kez gerçekten hafifçe güldüm.
O an odadaki ağır hava biraz olsun dağıldı.
Draco da bunu fark etmiş olacak ki yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.
“Peki gerçekten neden sana sürekli not bırakıyor?”
“Çünkü Astoria benim en yakın arkadaşım.”
“Bunu biliyorum.”
“E o zaman neden soruyorsun?”
“Bilmek başka, anlamak başka.”
“Ne demek istiyorsun?”
Draco omuzlarını silkti.
“İkiniz bütün gün birbirinize bir şeyler fısıldıyorsunuz. Sonra biri diğerine küçük küçük kâğıtlar veriyor. Bazen ikiniz aynı anda gülmeye başlıyorsunuz. Dışarıdan bakınca gizli bir örgüt gibisiniz.”
İstemeden güldüm.
“Gizli örgüt mü?”
“Evet.”
“Peki örgütün adı neymiş?”
Draco düşünüyormuş gibi yaptı.
“Kuğular ve Greengrass.”
“Berbat.”
“Daha iyisini bul.”
“Bulmayacağım.”
“Çünkü bulamayacağını biliyorsun.”
“Çünkü senin kadar boş vaktim yok.”
Draco başını iki yana salladı.
“İşte yine başladı.”
“Ne başladı?”
“Laf sokmaların.”
“Sen başlattın.”
“Ben sadece soru sordum.”
“Senin soru sorma şeklin bile sinir bozucu.”
“Bu bir yetenek.”
“Bence bir hastalık.”
Draco kısa bir kahkaha attı.
Sonra bir anda ciddileşti.
“Yarın ne yapacaksın?”
“Ne hakkında?”
“Gryffindorlar.”
Bir an düşündüm.
“Ne olmuş onlara?”
“Sabahki şaka meselesi.”
Yüzümdeki ifade değişti.
“Ah.”
Draco bunu fark etti.
“Snape meselesi.”
“Evet.”
“Onlara söyleyecek misin?”
“Bilmiyorum.”
Yatağın kenarına oturdum.
“Muhtemelen bir şey uydurmam gerekecek.”
Draco kaşını kaldırdı.
“Ne gibi?”
“Notlarım yeni yükseldi, Snape beni yakalarsa mahvolurum falan.”
“Pek inandırıcı değil.”
“Biliyorum.”
“Çünkü sabah neredeyse Snape'in adını duyunca masanın altına girecektin.”
Ona ters ters baktım.
“Çok komiksin.”
“Teşekkür ederim.”
“Övgü değildi.”
“Ben öyle kabul ettim.”
Gözlerimi devirdim.
Sonra bir an durup ona baktım.
“Sen neden zaten benim odandaydın?”
Draco'nun yüzündeki ifade değişti.
“Ne?”
“Balkonda.”
“Ha... o.”
“Evet, o.”
Draco birkaç saniye sustu.
Sonra gayet rahat bir şekilde konuştu.
“Merak ettim.”
“Neyi?”
“Odanı.”
“Benim odamı mı?”
“Evet.”
“Niye?”
“Bilmiyorum.”
“Draco.”
“Ne?”
“Sen buraya beni dinlemeye mi geldin?”
“Hayır.”
“Eşyalarımı karıştırmaya mı?”
Draco cevap vermedi.
Gözlerimi kıstım.
“Draco.”
“Belki.”
“Sen gerçekten—”
“Tamam, tamam!”
Ellerini kaldırdı.
“Biraz kurcalayacaktım.”
“Biraz mı?”
“Çok değil.”
“Ne arıyordun?”
“Bilmiyorum.”
“Yani sırf canın sıkıldığı için odama girdin.”
“Evet.”
Bir an ona boş boş baktım.
“Hayatımın en büyük sırrını öğrenmenin sebebi de bu.”
Draco dudaklarını birbirine bastırdı.
“Bunu planlamamıştım.”
“Ne büyük tesadüf.”
“Cidden.”
Bir süre birbirimize baktık.
Sonra Draco ayağa kalktı.
“Her neyse. Gitmem lazım.”
“Sonunda.”
“Bu kadar sevindiğini görmek kırıcı.”
“Mutluyum.”
“Fark ettim.”
Balkon kapısına doğru ilerledi.
Tam çıkacakken durdu.
Arkasını dönüp bana baktı.
“Yelena.”
“Ne?”
Bir an söyleyeceği şeyi düşündü.
“Merak etme.”
Kaşlarımı çattım.
“Neden?”
“Şu...”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Konuştuğumuz şey.”
Bakışları bu kez ciddiydi.
“Kimseye söylemeyeceğim.”
Ona baktım.
Hâlâ tamamen güvenemiyordum.
Belki uzun bir süre de güvenemeyecektim.
Ama en azından bu kez Draco'nun sesinde alay yoktu.
“Tamam.”
Draco başını hafifçe salladı.
Sonra yine o tanıdık ifadeye büründü.
“Yine de odanı kilitlemeyi öğrenmen lazım, Küçük Kuğu.”
Gözlerimi devirdim.
“Senin yüzünden kilitleyeceğim zaten.”
“Bak, bir işe yaradım.”
“Çık odadan.”
“Tamam, tamam.”
Balkondan çıkmadan önce bir kez daha bana baktı.
“İyi geceler.”
“Daha akşam bile olmadı.”
Draco durdu.
“Doğru.”
Başını salladı.
“Bu konuşmayı hiç yaşamamışız gibi davranabiliriz.”
“Özellikle sen balkondan odamıza girmeye devam edersen çok zor.”
“Not aldım.”
“Draco.”
“Gidiyorum!”
Balkon kapısı kapandı.
Bir süre olduğum yerde kaldım.
Sonra yatağa oturup derin bir nefes verdim.
“Bu çocuk gerçekten başıma bela olacak...”
Ama bu kez yüzümde istemsiz bir gülümseme vardı
Bölüm etkileşimi
