22. bölüm / 21
KÜÇÜCÜĞÜM19.Bölüm|Kırmızı İp
Bölümler 21Şu an: 19.Bölüm|Kırmızı İp
- 1 Giriş714 kelime
- 2 1.Bölüm|Sızı1.105 kelime
- 3 2.Bölüm|Sırlar1.329 kelime
- 4 3.Bölüm|İmkansızım986 kelime
- 5 4.Bölüm|Ediz'in Maverası1.410 kelime
- 6 5.Bölüm|Melekler Ölmez1.460 kelime
- 7 6.Bölüm|Acımasız Vedalar1.854 kelime
- 8 7.Bölüm|Kan Kokusu857 kelime
- 9 8.Bölüm|Kimsemiz Yok1.090 kelime
- 10 9.Bölüm|Canım Canına1.041 kelime
- 11 10.Bölüm|Sevgi Tohumları912 kelime
- 12 11.Bölüm|Sevmemeliyiz719 kelime
- 13 12.Bölüm|Bir Tutam Özlem1.844 kelime
- 14 13.Bölüm|Solmuş Güller1.031 kelime
- 15 14.Bölüm|Oluşan Gizli Bağlar1.838 kelime
- 16 15.Bölüm|Gül Beyaz Gül3.067 kelime
- 17 Karakter Tanıtımı🥀195 kelime
- 18 16.Bölüm|Geçmişten Gelen Yabancı2.555 kelime
- 19 17.Bölüm|Aşk Kırıntıları1.752 kelime
- 20 18.Bölüm|Kıyametin Habercisi2.241 kelime
- 21 19.Bölüm|Kırmızı İp1.748 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir tık kısa bir bölüm oldu ama o kadar içime sindi ki hemen atmak istedimmm bu hafta iki bölüm atmayı düşünüyorummm🥀
Keyifli okumalarrr
Yorum ve oylarınızı bekliyorum (Unutmayın)
Bu arada hepinize teşekkür ederim Küçücüğüm Vavelya da 1k oldu 🥺
Bölüm şarkısı:
Sende'mi|Yiitsama, batın
Şahane bir şarkı bu arada🥀
✩*⢄⢁✧ --------- ✧⡈⡠*✩
Ediz’den
Kafamda canlanan görüntüler ile kendimi kaybediyordum. Kardeşim Gökhan’ı önce benden almışlardı tamı tamına on yıl aradım kardeşimi ben ne gücüm vardı ne mesleğim ne de param ama hep aradım. Polise gittim ona gittim buna gittim. Ben onu ararken o bizi bu kapıya bu duvarlara çizmişti. Ona öğrettiğim harfleri birleştirmişti beni çağırmıştı ama ben hiçbir çağrısında yanında olmamıştım. Dizlerim beni zor taşıyordu. Hissettiklerimi anlatacak kelimelerim yoktu. Bildiğim tek bir şey vardı: kıyameti koparacaktım. Onların hayatlarından en değerlilerini alacaktım. Kaybettim sandıklarında karşılarına çıkacaktım. Öldü sandıkları sevdiklerini göreceklerdi. Onlara koşacaklardı ama bu uğurda öleceklerdi. Kardeşime bu yazıları yazdıran hiç kimse yaşamayacaktı.
Üstteki yazıyı Gökhan mı yazmıştı? Yazdıysa yazarken inanmış mıydı? Yaşıyorsa ve beni görüyorsa hiç mi benim kendimden geçerek geçirdiğim krizleri görmemişti? Hayır bu kadar yakınken gelmesi gerekmez miydi? Bana nasıl bir oyun kurulmuştu? Ve neden ben? Babam yüzünden miydi? Yıllar önce olan hain annemi babamı almamış gibi kardeşimi mi almıştı? Koluma dokunan kişiyle kendime gelmiştim.
“İstersen gidelim.” Başımla itiraz ettim deliliğin eşiğindeydim.
“Asla buraya gireceğiz Mete istemiyorsan gidebilirsin.”
“Abi seni yalnız bırakır mıyım? Asla yapmam bunu iyi değilsin diye dedim.” Bu çocuğun hem kurnaz hem de çocuk halleri arasındaki geçişin bu kadar hızlı olması beni hep şaşırtacaktı.
“Tamam o zaman kes sesini de aç şu kapıyı.” Kapı açılana kadar kafamda dönen düşüncelerle savaştım. Tuzak olabilirdi bana oyun oynuyor olabilirlerdi ama ne fark eder? Kardeşim hakkında en ufak bir bilgi bile benim için çok önemliydi. Mezarını bile bulamamıştım. Mezarını bulurdum en azından toprağını sulayacağım bir mezar arıyordum belki de.
“Açıldı.” Mete’nin sesiyle hemen içeri girdim. Bir oda karşıladı bizi çocuk odası. Erkek çocuğu odası. Koku hafızası unutulmaz dedikleri doğruymuş ben şuan kardeşimin unuttum diye kendimi affetmediğim kokusunu kokluyordum. Her yerde çizimler vardı duvarda, kağıtların üzerinde. Odayı gezdikçe gördüklerimle sarsıldım. Kardeşim bu depoda yaşamıştı oda yapmaları neyi değiştirirdi ki? Gökhan çizim yapmayı çok severdi ama çizimleri hep renkli kalplerle dolu, hayvanlarla dolu olurdu. Şimdi ise çizimleri ruhsuzdu kardeşimin ruhundan çizimlerini almışlardı...
Mete’nin hıçkırığıyla onun olduğu taraf döndüm.
“Ne ne gördün olum?”
“Taze kan var burada Ediz ve çocuk şapkası.” Şapkayı elime aldığımda aldığım nefes haram geldi. Bu bana aitti Gökhan hep benden isterdi vermezdim ansızın bir gün kaybetmiştim. Eşyalarına bağlı bir adam olmamıştım hiç bu hayatta ama bu şapkayı kaybettiğimde günlerce gözümü kırpmadan aradığımı hatırlıyordum. Bir anda kapının kapanma sesiyle hemen Mete’yi arkama aldım. Bir kardeşimi daha kaybedemezdim.
“Abi çekil.” Daha sert tuttum. Hayır hareket etmemeliydi hayır onu kaybetmeyecektim. Cızırtılı bir ses duyuldu ilk kadın ve ya erkek belli değildi bir cihazdan konuşuyor gibiydi belli ki onu bulma ihtimaline karşı temkinliydi. Öldürdüğüm adam sadece bir piyondan ibaretti bende kanmıştım. Ediz Karaca kaybediyordu...
“Hoş geldin Ediz Karaca eminim ki tuzak olduğunu bile bile girdin buraya çünkü geçmişinin kara lekesi kardeşinden iz buldun.
Maalesef şekerim bunların hepsi eski, geçmişten şeyler seni buraya çekmek için tuzak gibi düşün kardeşin şuan mezarda kemikleri falan yok olmuştur o kadar uzun zamandır mezarda.” Yalan söylüyordu ben bugün emin olmuştum benim kardeşim ölmemişti. Ama yüzümdeki ifadeyi üzgün tutmaya çalıştım ne kadar becerirsem o da...
“İğrençsiniz bunun şakası mı olur? APTALLAR.” Mete’nin sesiyle bir tane geçirdim koluna.
“Konuşma.”
“Ölecek miyiz? Bari yenge ile düğününüzü görseydik.” Aynen Mavera duygularını zaten kabul etti de biz evlendik. Göz devirdim.
“Ne istiyorsun benden? Amacınız ne en başından beri?”
“Onun için vakit var Ediz Karaca ama üzülerek demem gerekiyor ki kardeşin mezarda deliler gibi mezar aramaya geri mi döneceksin? Ay hatırlıyorum da ne kadar zavallıydın o zamanlar. Hepsi ezberimde.” Sakin kalmak adına kendimi sıktım. Yeterince hata yapmıştım. Bir daha öfkeme yenik düşersem bir kayıp daha verecektim hissediyordum.
“Ne istiyorsun dedim?”
“Canını ama öyle kolay almayacağım. Önce o küçük kızdan başlayacağım dikkat et küçük sevgiline.” Yumruğumu öyle sıktım ki Mete’nin beni tutmasıyla öne atıldığımı fak ettim. Haykırdım sesimi kullanmamaya karar verdiğim o geceden sonra ilk kez haykırdım...
“Yerse tek bir saç teline zarar verin. YERSE ETRAFINDA DOLAŞIN LAN O KÜÇÜK ÇOCUK YOK ETRAFINIZDA ALLAH ŞAHİDİM OLSUN ÖLÜMDEN BETER BİR HAYAT YAŞAYACAKSINIZ.”
“Abi istediklerini verme bak öfken istiyorlar, istiyorlar ki hata yap. Buradan hemen çıkmamız lazım yenge tehlikede olabilir.” Kahretsin ki haklıydı. Kendimi ondan kurtarıp kapıya gittim. Garaj kapısı gibiydi. İçimdeki öfkeyi dizginlemek adına kapıya birkaç tekme attım zaten mal oğuz bu sesle gelmesi gerekiyordu. Birkaç tekme attığımda gülme sesi duydum. Gülsün hepsi gülsün son gülüşleri olacaktı bunlar hepsinin eceli olacaktım.
“DUR AMINA KOYAYIM EDİZ AÇMAYA ÇALIŞIYORUM.” Oğuzun sesiyle geri çekildim. Hepinizin bir yerlerine koyacağım haberiniz yok.
“KES YAP ŞUNU.” Kapı açıldığında kimseyi beklemeden arabaya atladım kendileri gelebilirlerdi nasıl olsa düşman orada bile olamayacak kadar korkaktı. Aybüke’yi aradım. Açması uzun sürmüştü ve şuan olmaması gereken bir şeydi. Telefonu fırlatmamak için kendimi sıktım. Üçüncü aramada açmıştı sesimi sabit tutmaya çalıştım.
“Maverayı ver.”
“Ediz şey veremem çünkü az önce o cadı camdan kaçtı.” Telefonu fırlattım. Bu kız benim sinirlerimi her anlamda alt üst etmişti gerçekten. Neden hep benden kaçıyordu? Sikerim böyle korkuyu onu anlıyor olmak işlerin daha çok sarpa sarmasına neden oluyordu...
Mavera’dan
Ay sonunda kaçabilmiştim. Hiç kolay olmamıştı kadının gözleri üstümdeydi. Ve ben huyuz huysuz oturmuştum. Benim İzmir’e dönmem gerekiyordu Leyla abla beni gebertecekti gerçekten. O kadar hızı koşmuştum ki bir anda birine çarpmamla yere kapaklanmam bir olmuştu.
“YA APTAL MISIN SEN ÖNÜNE BAKSANA KOŞAN BİRİ VARSA ÇEKİLİR İNSAN DURMAZ YERİNE.” Bileğim sızlıyordu burkmuş olmalıydım. Cevap gelmeyince başımı kaldırdım başında şapkası olan genç bana mala bakar gibi bakıyordu ama konuşmuyordu. Yüzünü biraz daha incelediğimde ürperdim. Ediz’e benziyordu yüzü Ediz kadar sert değildi ama aynıydı resmen yere tutunarak hemen kalktım. Ve söylenerek koşmaya başladım.
“ALLAH BELANI VERSİN MANYAK HERİF HERYERDE KAÇIYORUM YİNE BENİ BULUYOR AH.” Yere düşmüştüm hem de su birikintisinin üzerine. Neden hep aksilikler beni buluyordu? Artık canımın her anlamda yanmasından kaynaklı hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım. Karşımda bir gölge hissetmemle başımı kaldırdım o çocuktu ve bana peçete uzatıyordu. Hoyrat bir şekilde elinden alıp sümüğümü sildim. Gerçekten rezil bir insansın Mavera.
“Evine bırakmamı ister misin? Bileğini burktun sanırım.” Başımı hemen iki yana salladım konuşmak istemiyordum. Hiçbir şey istemiyordum.
“Peki dikkat et kendine tehlikenin nereden geleceğini bilemezsin.” Off birde geceye söz de tam olsun gözlerimi devirdim. Cevap vermeyecektim. Çok yorgundum. Olduğum yere yatıp uyumak istiyordum sadece ama zordu. Islaktım. Yoksa bir betona yatıp uyumaya alışkındım...
Başımda çok kalmadan gitmişti bende zar zor ayağa kalkıp duyduğum deniz dalgalarına doğru yürümeye başladım. Sahil olmalıydı ıslak ıslak o tarafa gitmem delilik gibi geliyor olabilirdi ama vücudum dirençliydi. Kaç kış geçirmiştim sokakta nasıl olsa. Kimse yoktu sahilde çünkü hava buz gibiydi. Bir banka oturup martıları izlemeye başladım. Şimdi napacaktım? Nereden para bulup İzmir’e gidecektim? Asıl soru nasıl Ediz denen şerefsiz herifi unutacaktım?
Bambaşkaydı Ediz. Çınar gibi değildi. Canımı yakmıyordu. Beni aşağılamıyordu. Gidecek yerin yok demiyordu hatta aksine evini açıyordu bu da yetmezmiş gibi kolları hep müsaitti bana. Ama anlamıyordu. Mavera lanetliydi. Hep bir belayı çekiyordum. Daha bunu en başından biri yaşamamış mıydık? Benim yüzümden Melek ölmemiş miydi?
Aklıma gelen Çınar pisliği ile geçmişe gittim.
Çınar beni evine almıştı. Ve çok iyi davranıyordu. Beraber uyuyor, yemek yiyor hatta eğleniyorduk. Ben kafede iş bulmuştum o da bir yerde çalıştığını söylemişti akşam aynı saatlerde çıkıyorduk nasıl olsa yeter ki yorulmasındı. Mutlu değildim. Mahperi’nin hayaliyle yaşıyordum. Şimdi de iş çıkışı makarna almıştım yemek yapamayacak kadar korkuyordum mutfaktan atık o yüzden çınar yapıyordu Makarna en kolayıydı. Önce mezarlığa gitmiş Mahperiye günümü anlatmıştım. Şimdi de gözyaşlarımı sile sile eve yürüyordum. Şükretmeliydim bir evde yaşıyordum sokakta değildim ama elimde değildi. Sanki eksiktim artık Mahperi benden büyük bir parça koparıp gitmişti. Kendimi dizginleyip eve girdim. Çınar gelişti ayakkabıları kapıdaydı.
“Ben geldim.” Cevap gelmemişti. Meraklanıp sessiz adamlarla içeri girdim. Ve gördüğüm şeyle elimdeki poşet yere düşmüştü. Çınar elindeki şeffaf poşetten bir şey çekiyordu bunun ne olduğunu anlamam uzun sürmemişti. Uyuşturucu kullanıyordu. Koşarak elinden aldım ve camdan attım bütün çekmeceleri karıştırıp içinde ne var ne yok camdan attım.
“SEN NAPIYORSUN MAVERA MALI?” Yüzüne yediği tokatla susmuştu.
“SEVGİLİMİ ÖLÜMDEN KURTARIYOUM SENDE Mİ ÖLECEKSİN?” Üstüme yürümesiyle korktum ama belli etmemeye çalıştım.
“SANANE LAN BENDEN İSTEDİĞİMİ YAPARIM.” Yapamazdı bir kayıp daha veremezdim. Dolaba yöneldi orada olmalıydı hemen koştum ve dolabın önünde durdum.
“Yapma kendine böyle zarar verme bak ne olursa olsun çekilmeyeceğim. Seni kaybetmeyeceğim.” Çıldırmış gibiydi. Elleri titriyordu alnından boncuk boncuk terler akıyordu. Beni sertçe itmesiyle yere düştüm ama aldırmadım kendine geldiğinde ağzına sıçacaktım. Hemen kalkıp eline tekme attım. Acıyla haykırmıştı.
“MAVERA KES ŞUNU DEFOL EVİMDEN.” Olduğum yere çakıldım resmen bu dediğiyle. Beni kovmuştu. Evimin olmadığını bile bile hemde...
“DEFOLUP GİDERİM DERT ETME AMA ŞU ZIKKIMDAN KALMADI İÇECEĞİN.” Bir anda bıçak çekmesiyle geri çekildim. Yetmemişti saldırmıştı. Tam kapıya koşacağım sırada öyle sıkı tuttu ki belimden acıyla haykırdım canım yanıyordu.
“Çınar canım çok yanıyor lütfen senin için yaptım.” Üstümü yırtmasıyla hıçkırdım. Güçsüz Mavera kendini koruman lazım hadi...
Korudum ne kadar başarılı olacağımı bilmeden tekme attım. İşe yaramıştı kurtulmuştum. Koşacağım sırada üstümdeki tişörtten tutmasıyla kaçamadım. Elindeki bıçakla üstümü yırttı.
“Madem çöpe attın kafamı dağıtmak zorundasın.” Ne diyordu? Bana napacaktı? Saçımdan sertçe tutmasıyla haykırdım. SAÇLARIMIN ÇEKİLMESİNDEN ÇOK YORULMUŞTUM. Var gücümle kendimi çektim yere düşmüştüm ama saçlarımı da kurtarmıştım. Üstüme atlamasıyla atık kaçacak yerim yoktu. Taciz edecekti. Ama onu yapmadı. Bir anda göğüslerimin arasında bir acı hissettim acıyla haykırdım. Sesimi hep kullandım. Sesimle çekilmişti fırsat bilip koşarak yerdeki tişörtü alıp kaçtım evden oluk oluk kan akıyordu. Mahperi kardeşim geliyorum sanırım yanına. Güldüm. Bunu istiyordum ben bu dünyada yaşamak istemiyordum ama içimdeki yaşam kırıntısı beni hastaneye götürdü. Sonrası kabustan ibaretti dikiş atılmıştı. İzin kalıcı olduğu söylenmiş polisler benden ifade almışlardı. Çınar üç yıl yatmıştı sadece içeride çıktığında beni bulmuş ve tehdit etmişti. Defalarca kez taciz etmeye çalışmıştı...
Beni bu hayatta hep kurtaran şey sesimdi. Attığım çığlıklarımdı...
Yanımdaki yerin dolmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Gelen belliydi siyah kabanıyla ve heybetiyle Ediz gelmişti beni yine bulmuştu. Tek bir şey bile söylememişti acaba çok mu öfkeliydi? Vazgeçmiş miydi sonunda benden? Üstündeki kabanı çıkarıp bana giydirdi itiraz edecek halde değildim. O da tek kelime etmiyordu zaten. Bir anda oturduğumuz bankta yatıp başını kucağıma koymasıyla şaşkınlıkla ağzım aralandı. Ne oluyordu?
“Saçlarımı sever misin? Kaçmadan, saklanmadan açıkça söylüyorum sana ihtiyacım var Mavera.” İçim titredi ellerim benden bağımsız bir şekilde saçlarını bulmuştu. Bedeni kocamandı Ediz’in ama şuan kucağımda bir erkek çocuğu yatıyordu.
“Bedeni kocaman olan ama ruhu çocuk olan adamsın sen.” Cevap vermedi başını daha çok gömdü kucağıma. Başımı saçlarına gömüp ağlamaya başladım. Kendi acıma, onun acısına, yaşananlara , yaşanmayacaklara, korkularıma ve çalınmış hayatımıza...
İkimizde farkındaydık buradan ayrıldığımızda artık eski Mavera ve Ediz olmayacaktık. Çünkü el ele olacaktık...
✩*⢄⢁✧ --------- ✧⡈⡠*✩
Gelecek bölüm olayyyy sonunda bir şeyler olacak 🥀
Bölüm etkileşimi
