15. bölüm / 21
KÜÇÜCÜĞÜM14.Bölüm|Oluşan Gizli Bağlar
Bölümler 21Şu an: 14.Bölüm|Oluşan Gizli Bağlar
- 1 Giriş714 kelime
- 2 1.Bölüm|Sızı1.105 kelime
- 3 2.Bölüm|Sırlar1.329 kelime
- 4 3.Bölüm|İmkansızım986 kelime
- 5 4.Bölüm|Ediz'in Maverası1.410 kelime
- 6 5.Bölüm|Melekler Ölmez1.460 kelime
- 7 6.Bölüm|Acımasız Vedalar1.854 kelime
- 8 7.Bölüm|Kan Kokusu857 kelime
- 9 8.Bölüm|Kimsemiz Yok1.090 kelime
- 10 9.Bölüm|Canım Canına1.041 kelime
- 11 10.Bölüm|Sevgi Tohumları912 kelime
- 12 11.Bölüm|Sevmemeliyiz719 kelime
- 13 12.Bölüm|Bir Tutam Özlem1.844 kelime
- 14 13.Bölüm|Solmuş Güller1.031 kelime
- 15 14.Bölüm|Oluşan Gizli Bağlar1.838 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 15.Bölüm|Gül Beyaz Gül3.067 kelime
- 17 Karakter Tanıtımı🥀195 kelime
- 18 16.Bölüm|Geçmişten Gelen Yabancı2.555 kelime
- 19 17.Bölüm|Aşk Kırıntıları1.752 kelime
- 20 18.Bölüm|Kıyametin Habercisi2.241 kelime
- 21 19.Bölüm|Kırmızı İp1.748 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalarrr farklı bir bölüm oldu sevdimm 🥀
Aramıza yeni katılan kişilere merhaba diyelim biz artık bir ekibiz ekipppp🥀
Maveranın fevriliğini seviyorum ya bu erkekler böyle anlıyor dmdmdmdmmddm🥀
Ferdi Tayfur:Bana sor
∘₊✧───🥀───✧₊∘
Elimdeki nota bakarken duyduğum ıslık sesiyle başımı yukarı kaldırdım. Ediz’di ve üst komşumdu! bu adam gerçekten benim sinirlerimle oynamak için çabalayacak gibiydi.
Ben kendi içimde bizi ne kadar oldurmamaya çalışırken o inat ediyordu sanki. 'Mavera sen neyden bahsediyorsun? Siz diye bir şey mi var?' Yoktu iç sesim haklıydı. Birkaç öpücükle kendini bırakacak adam değildi.
"Mal gibi bakmaya devam mı edeceksin küçük kız?" Dediği şeyle sinir katsayım daha da artmıştı.
"Yok bakmayacağım abicim çok ses yapma rahatsız oluyorum." bu sefer sinir olma sırası ondaydı.
Benimle uğraşmak istiyordu ama benim çenemden bihaberdi. Ben adamı çenemle alt ederdim. Ediz zeki bir adam olabilirdi.
Zorlanabilirdim ama sonuç değişmezdi. Beni tam tanıyamamıştı bende onu tam tanıyamamıştım. 'Tanımadığın adamın evinde yaşadın, yemek yaptın, hasta olunca başında durdun yetmemiş gibi öpüştün.' İç sesimin dediği son şeyle kafamı duvara geçirmek istedim ama sinirle derin bir nefes solmaktan başka bir şey yapamadım...
Ediz'den
Hani Ediz kalpsizdi? O zaman neydi bu kalp ağrısı? Küçük bir kız mı beni bu hale getirdi gerçekten? Kendime hayret ediyordum. Kalbim sıkışıyordu. Ben ona acımamıştım. Ben onunla gurur duymuştum. Gücüne güç katmak istemiştim. Ama Ediz hep yanlış anlaşılırdı ya. İçimdeki umutlu ses 'Git diye, artık zarar görmeyin dedi bu sözleri' diyordu. Ben o umudu da, sesi de çok önceden susturmuş üstüne kilit vurmuştum oysa...
Buralar bana dardı benim operasyona çıkmam gerekiyordu. Kafamı dağıtacak tek şey mesleğimdi. Başkan ne kadar uzaklaştırmış olsa da şansımı deneyecektim.
Kapıyı tıkladığımda gir komutuyla içeri girdim.
"Ediz senin ne işin var burada?" kafanı patlatmaya geldim demek vardı da işte üstümdü. Üstümde çok emeği vardı ama gıcık ihtiyarın tekiydi. Kenan Solmaz. İlk MİT'E girdiğimde bana kol kanat geren adam.
"Bana görev ver başım ağrıyor. Düşünmek istemiyorum o bücürü." bir kaşını kaldırmış bana sorgulayıcı bakışlarla bakıyordu ama ona Maverayı asla anlatmayacaktım. Zaafımın olmadığını bilmeye devam edebilirdi.
"Bücür de kimmiş? Ne o hayatında biri mi var evlat?" göz devirdim.
"Yaşlı ihtiyar sen benim ilişkilerimi merak etme kendi sevgililerine bak."
"Peki sana bireysel görevler yasaklandı. O yüzden uzun zamandır üstünde çalıştığım ekibin lideri olacaksın. Kabul etmemen durumunda daha çok operasyon beklersin evlat." yüz kızartıcı küfrüme sadece yüzünü buruşturmuştu.
"Ben ekiple çalışmam bireysel çalışırım bunu sana kaç defa demem gerekiyor?"
"Son operasyonlarında yaşanan olaylar belli. Ya kabul et ya da çık sadece senin mi başın şişiyor?" bana uzattığı dosyayı alıp çıktım. Benim için korktuğunu anlayabiliyordum ama yapamıyordum işte beceremiyordum ben ekiple çalışmak. Bir şekilde beni sevmiyorlardı. Pekte sevilecek biri değildim. Konu işim olunca daha çok çekilmez biri oluyordum. Uzun koridorda yürürken çarptığım kişiyle elimdeki dosya düştü ve resimler etrafa saçıldı.
"Ayy pardon benim hatam acelem var." cevap vermedim yerdeki resimleri ve dosyayı almaya çalıştım. Ne gerek vardı kurduğu ekipteki kişilerin resimlerine? Bu ihtiyar neden bu kadar boş işler peşinden koşuyordu Allah Aşkına.
"Aaa ben yoksa sen misin liderimiz? Ediz Karaca vay be koskoca Ediz Karaca mı Liderimiz oldu harbiden?" şimdiden başım şişiyordu! Karşımdaki kadına baktım omzuznda olan saçları dalgalıydı. Yüzündeki çiller esmer teniyle zıttı. Kapkara gözlerle bana bakıyordu umursamamak isterdim ama seçeneğim bu sefer kalmamıştı.
"Siz kimsiniz? Ekip yeni kuruldu dedi başkan."
"Öyle zaten dün bize haber geldi." bir günde kaynaşacak kadar gevezeler demekti bu.
"Tamam odama gelin kaç kişiyseniz."
"Ayıptır demesi de dosyayı okusaydınız bari Baş Kurt." dediği lakapla anlamlandıramadım ama benim sormam gerekmeden kendi kendine cevabını vermişti.
"Şey biz kendi aramızda ekip ismi ve lakaplar düşündükte olmaz derseniz olmaz zaten." kendi aralarında takılacaklardı genelde o yüzden karışmayacaktım.
“Tamam odama gelin.” Cevap vermesini beklemeden odama geçtim. Kasvetti odam siyah masa, koltuk ve sandalyelerden ibaretti. Özelleştirecek tek şey adımın yazılı olduğu tabelaydı. Onun dışında odada başka izim yoktu. Renksizdi. Cansızdı. Oysa Mavera olsa kalemimi bile yere düşürüp mürekkebi ile odaya renk katardı. Ben ne düşünüyordum lan? Hemen düşüncelerimden kurtulup masaya geçtim ve dosyaya baktım.
Üç kişiden oluşuyorlardı. Üç isim büyük harflerle yazılmıştı altlarına da benim adım da yazılmıştı. Ofladım.
AYBÜKE KORKMAZ
METE SÖNMEZ
OĞUZ AKAY
EDİZ KARACA
Aybüke Korkmaz; Bilgisayar mühendisi, veri hırsızı. Evli kızı var. Evinden yardım eder. Sakin işine odaklı. Arkadaş canlısı.
Notlar tamamen benim dilimde yazılmıştı kısa ve öz. Bu beni gülümsetmişti. Arada bu yaşlı ihtiyarı sevdiğim saniyelik anlar oluyordu.
Mete Sönmez; Sahada aktif, kızların gözdesi sarışın mavi gözlü. Ve oldukça ukala. Kızlarla olan durumu görevlerini etkilemek yerine onları daha başarılı hale getiriyor.
Oğuz Akay; Eski bordo bereli. Keskin nişancı Sessiz sana benziyor.
Bu kısımda yine göz devirmek zorunda kaldım. Benimle uğraşmaktan zevk alıyordu bu ihtiyar.
Odama sırayla girdiklerinde hepsi bir yere kuruldu. Hepsinde baktım resimdekiler ile aynıladı. Mete sarışın mavi gözlü. Oğuz esmer, kahve gözlü ve eski konumundan dolayı cüssesi büyüktü. Aybüke’yi zaten görmüştüm. Saçları resimdeki gibi kısa ve dalgalıydı. Esmerdi ve hep gülüyordu.
"Bu ekip uzun işler yapmayacak onu belirteyim ilk." hepsinde inanmayan ifade belirdi. Ya sabır!
"Patron şimdi şöyle ki seninle çalışmak bizim için onur o yüzden bu ekip uzun süre çalışmalı. Bireysel ilerlediğin her görevi biliyorum çok başarılısın ve hepimiz sana hayranız bize şans ver.” Konuşan Meteydi onu alaycı bir şey bekliyordum ama beni şaşırtmıştı.
“Olabilir bunların hepsi ama ben ekiple çalışamıyorum kısaca o yaşlı ihtiyar benimle uğraşıyor beni yormayın.”
“Bücürün kimse düşünmemeni sağlayacak kadar komikler.” Oğuzun sesiyle gözüm seğirdi. Ulan yaşlı ihtiyar!
“Ayy başkana en yakın sensin dediklerinde inanmamıştım adama yaşlı ihtiyar diyorsun be.”
“Ayy oğuzda diyorr.” Hepsinin sesi birbirine karıştırdığında sesimi yükseltmek zorunda kaldım.
“Kesin artık sesinizi! Sen bücür yok ağzına alma ne haltsanız o olmaya devam edin görevden göreve görüşelim.” Ayağa kalktığımda onlarda kalkmıştı.
“Görev var toplantı odasına.” Üçünün arkamda nasıl baktıklarını umursamadan çıktım odamdan.
“Ulan Mavera yokluğunda bile başıma dertsin.”
Yazar’dan
Toplantı odasında Mete’nin tahtaya yazdığı ekip ismine umutsuz bakışlar atıyordu Ediz. Öte yandan Oğuzun da konuyla pek ilgisi yoktu. Aybüke ve Mete bu ekibin aydınlık tarafı olacaklardı. Ediz ve Oğuz ise karanlık. Çünkü onların omuzlarına binen mezarlık taşları vardı.
Artık onların bir adı vardı.
KURT EKİBİ
Ediz’e inattı bu isim kurtlar tek avlanırdı. Ama sürü halinde avlanmaları durumunda koordine olan hayvanlardır. Bunların hepsini Mete düşünmüştü. Severdi kalabalıklığı yetimhanede de herkesi koordine eden oyunlar kuran kişi de oydu. Aybüke ise ailesinin umursamamazlığı yüzünden kendi kendine oyunlar kurar oynardı.
Mete bunu da bilirdi. Ediz’i de bilirdi. Onu hep yalnız görürdü yalnızlığına ışık tutmak istiyordu. Bunu Oğuzda başarmış sayılırdı şimdi de başarırdı.
Gölge Kurt oğuzdu binaların arkasında saklanır ve tüfeği ile düşmanı kılını kıpırdatmadan yok ederdi.
Kara Kurt Aybüke’ydi. Teknoloji ondan sorulurdu ve kara kızıydı Mete’nin.
Kurnaz Kurt kendisiydi kendine fazla güveniyordu bu konuda. Kurnazdı ve çapkın.
Baş Kurt ise Ediz’di yeni kankası olacak olan yalnız adam. Bazen baş kurtlar sürüyü terk ederlerdi. Bunun yaşanacağına emindi Mete.
“Tamam ne haltsa kabul görevi açıkla.” Edizin emrine itaatsizlik yapmadı Mete ve görevi anlatmaya başladı.
Yeni bir aile oluştu o anlarda. Yeri geldi kavga ettiler planı sevmediler. Yeri geldi Mete’nin esprisine güldüler Ediz bile. Aralarındaki güçlü bağının oluşunu sadece oğuz fark etti. Deneyimliydi. Kara harpta vardı onun da timi. Bu bağının çabuk oluşacağını ama asla kopmayacağını da biliyordu...
(Saatler sonra)
“Abi biz neden kadını ayartmıyoruz direkt?” Mete’nin sesiyle küfür savurdum.
“Kes sesini artık çok meraklıysan dans falan et kadınla ama ayartmak yok. Elektrikler gittiğinde öpeceksin kadını alacaksın flaşı bir daha konuşursan oğuzun yerine binanın tepesine sen çıkarsın.” Başımı şimdiden ağrıtmıştı bu Mete denen eleman. Plan basitti. Evli çiftlerle sohbet edecek onlarla dostluk kuracaktık Mete kadınla daha çok ilgilenecekti ve flaş kimde ise tespit edecek ve Aybüke’ye komut verdiğimizde elektrikleri kesecekti. Kadında ise Mete güya gizli öpücük vermiş gibi ondan alacaktı. Adamda ise onu dövmekten başka çare yoktu.
“Adama gizli öpücük senden mi gelecek Başkurt?” kafasına yediği şamarla susmak zorunda kalmıştı. Beni konuşturmada Maveraya şükür etiğim saatlerdeydim.
“Bu kadar dayak fazla bana sanki.”
“Mete bak rica ediyorum kes sesini.” Son uyarımı ciddiye alıp kesti sesini. Ve görev başladı.
Kadın ve adamla olan sohbet beni zerre çekmedi. İşin hepsini Mete’ye kilitleyip keyifle içkimi yudumladım. Bu gibi davetlerde yapmamaya dikkat ettiğim şeylerden biri içmemekti ama Maverayı hep düşünmekten kafam kazan gibi olmuştu.
“Etraf insan kaynıyordu. Şık giyinmiş kadınlar takım elbiseleriyle erkekleri ayartıyor keyiflerini sürüyorlardı. Mete’nin sohbetine döndüğümde dediği şeyle kafasını duvara çarpmak istedim.
“Biliyor musunuz aslında kurtlar tek avlanmayı sevmezlermiş sadece havalı olmak için öyle yapıyorlarmış.” Karşımızda ki karı kocanın tepkisi görülmeye değerdi. Önce çeneleri açıldı sonra da gözleri.
“Ne anlatıyorsun genç ne alaka?”
“Öyle be amcacım anlayan anladı siz şey etmeyin.” Daha fazla bu göreve devam etmeyecektim! Kadının eli hep göğüs dekoltesindeydi. Masadan uzaklaşarak kulaklığımı çalıştırdım.
“Başkurt konuşuyor kadının göğüslerinin arasında flaş Kurnaz bunu anlayıp duyduysan masaya dokun ve harekete geçmek için ışıkların kapanmasını bekle.” Arkamı döndüğümde Mete’nin masayı okşadığını gördüm gerçekten malın tekiydi.
“Kara anlaşıldı bir dakika sonra kes elektrikleri. Gölge yerinde misin?"
“Evet bitirin artık uykum geldi.” Ve beklenen an gelmişti. Aybüke elektrikleri kestiği anda Mete harekete geçmiş ve duyduğum öpücük sesiyle başardığını anlamıştım. Yanıma geldiğinde keyfi yerindeydi.
“Yaşlı olmasın bir daha ki kadın patron.” Cevap vermeden mekandan çıkmaya başladım elektrikler gelmişti ve uğultular devam ediyordu.
“Görev başarılı mekanı terk ediyoruz Gölge sendeyiz.”
(2 hafta sonra)
Bu bücürün benim aklımdan çıkacağı yoksa bende onun aklından çıkmayacaktım.
Karşısında durduğum binaya baktım. Burada yaşıyordu tam ona göre bir binaydı. Renkliydi ve baş ağrıtıcı. Ama ne önemi vardı ki? Mavera buradaydı. Küçüğüm yalının dediği gibi Küçücüğüm...
“Evi tutacak mısınız? Daha içine bakmadınız Ediz bey.” Yanımdaki emlakçıya döndüm.
“Gerek yok bakmaya tutuyorum yarın ödeme işlemlerini hallederiz eyvallah.” Oradan ayrıldığım gibi çalıştığı kafede buldum kendimi. Uzaktan izlemek için. Gerçekten bu hayatta doğru düzgün izlediğim tek dizinin kafesinde çalışması da mı tesadüftü? Kader değil miydi?
Camdan gözüküyordu içerisi girmedim ve onu gördüm. Tatlıları diziyordu ve turuncu saçlarından tutamlar önüne gelmişti geri itip durmasına rağmen yine fırlıyordu kıvırcıkları oflayarak saçını açıp yeniden toplamaya başladı. Bu hali beni güldürmüştü. Biten sigaramı söndürüp daha fazla izlemeden oradan ayrıldım.
Ertesi gün evi tutmuş ve yerleşmiştim. Zaten pek bir eşyam yoktu bir tane aile albümü ve birkaç tane kıyafet. Ve bir kutu bu kutu bana ait değildi. Maveraya aitti ona aldığım sürpriz yumurtalardan çıkan oyuncakları buraya koymuştu odasında uyuduğum zamanlarda görmüştüm. Ona verecektim ama hemen değil. Bu benim onunla konuşmam için olan son kozumdu.
Güllere verdiği tepki komikti ve beni güldürmüştü beni bu dünyada ondan başkası bu kadar güldüremezdi.
Bugün ekip gelecekti önemli bir görev gelmişti ve ben gitmeye üşenmiştim Mavera işten gelene kadar ona yemek yapmak istiyordum. Kilo vermişti ve bu can sıkıcı bir durumda zaten zayıf bir şeydi kilo alması gereken yerde kilo veriyordu aptal fare.
Camdan gördüğüm kişiyle gülümsemeden edemedim. Gelmişti ve yorgunluğu yüzünden okunuyordu. Yemeklerini tabağa koyup indirecekken kapı çaldı ekip gelmiş olmalıydı. Kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm Aybüke ve küçük kızıyla çekildim.
“Ayyy anne burası bomboş.” Çocukları sevmezdim çünkü benden korkarlardı.
“Kızım öyle söylenmez Ediz abin yeni taşındı buraya o yüzden boş. Kusura bakma.”
“Önemli değil.” Sırayla gelmişlerdi önce Oğuz gelmiş en son da Mete gelmişti elindeki kutuya sorgulayıcı bakışlar attım.
“Patron yeni eve taşınınca biri hediye alınır yeni ev hediyesi denir bilir misin?” şaşırtıyordu.
“Sen insan mısın Mete?”
“Kırıcısın.” Elindekini köşeye atıp Maveranın tepsisini elime aldım.
“Dosyaları açın geliyorum.” Çıkmak için kapıyı açtığımda karşımda elinde bıçakla gördüğüm kadın beni her anlamda şoka uğratmıştı. Söylediği şeyle kahkaha attım.
“EVİNE KADIN MI ALIYORSUN BİRDE UTANMADAN ABİCİM.”
“Oha dişleri varmış...”
ˏˋ°•*⁀➷
Yaaa Mavera patlatma SMDMDMDMDMDMDM
Bölüm etkileşimi
