9. bölüm · KÜÇÜCÜĞÜM

8.Bölüm|Kimsemiz Yok

Mariposa W

Ya bunların ilişkisi ilerliyor ve çok güzellerrrrr❤

Keyifli okumalar ve bol yorum ve yıldız bekliyorummmm✨

Bölüm şarkısı:Tuğkan|Civciv

🥀

Karşımda bana öfkeyle bakan Ediz’le ne yapacağıma şaşırmıştım. Yanlış bir şey yapmıyordum ama nedense öfkesi bana yanlış bir şey yapmışım gibi hissettiriyordu. Kafasına sandalye geçiren dede ile hemen adını haykırdım iki metrelik adam yıkılmıştı. Yanına koştum gözleri hafif aralıklıydı hala gözlerinde öfke vardı.

“Fare seni illa geberteyim mi istiyorsun?” zar zor elini kaldırıp saçımı çekti canımı yakmamıştı ama eline vurdum zaten bilinci de kapanmıştı. Benimle uğraşmak hoşuna gidiyordu Allah’ın Manyağı!
“Bu kim Mavera?” bu çocuk her şeye karışıyordu beni bulan adamın oğluydu adı Görkemdi ve bana olan ilgisinin farklındaydım ama yaralıydım şuan onlara ihtiyacım vardı. Cevap vermedim. Elim ister istemez Ediz’in saçlarına gitti okşadım daha fazlasını istedim dudaklarımı saçlarına bastırıp kokladım.

“Bir şeyi yoktur kızım sadece bilinci gitti yarası olması gerek kanaması var. “ başımla onaylayıp üstünü çıkardım.

“Onu koltuğa yatırabilir misin pansuman yapacağım.” Görkem huysuz bir ifadeyle isteğimi geri çevirmemişti kaldırmaya çalıştığı dev adamı kaldıramamıştı babasının yardımı ile kanepeye yatırmışlardı. Yaram sızlıyor ve kanıyordu. Ama önceliğim Ediz oldu.

Pansuman yaparken yaram o kadar çok sızlamıştı ki artık dayanamayıp görkeme pansuman yaptırmıştım işi bittiğinde hemen üstümü düzeltmiş kanepenin kenarına oturmuş Edizi izliyordum.

“Sevgilin mi?” Görkemin dediği şeyle kalbime bir taş oturdu değildi. Aslında onun için ne ifade ettiğimi bile bilmiyordum fare diyordu yahu adam fare.

“Bilmem.”

“Nasıl bilmiyorsun? Adam için endişeden kendine bile baktımadın.” Ne önemi vardı? Bilsem veya bilmesem...

“Karışma Görkem.” Birkaç kez sormasına rağmen cevap vermedim. Yerde gördüğüm sürpriz yumurta ile gözlerim doldu bana almıştı ama yaşanan kargaşa ile cebinden düşmüş olmalıydı.

Hemen aldım yerden heyecanla açıp oyuncağa baktım yüzüktü gerçek bir yüzük sorgulamadım bile heyecanla parmağıma taktım gerçekten çok güzeldi.

Saçlarına daha derin bir öpücük kondurdum çok güzel kokuyordu. İster istemez defalarca kez kokladım.

“Napıyorsun k9 gibi kokluyorsun?” duyduğum sesle olduğum yerden hemen uzaklaştım. Aptal köpek miydim ben?

“Şşşt küstün mü fare?” cevap vermeden huysuz huysuz çikolatamı yedim. Ona da bırakmıştım sevmem demişti ama belki isterdi şimdi. Yumurtanın içindeki kaşığa bütün çikolatayı koyup ağzına soktum bana şoklar içinde bakıyordu. Güldüm göz devirdi olduğu yerden doğrulup başını tuttu. Acıyor olmalıydı utana sıkıla sordum.

“İyi misin?” cevap vermedi hemen ayağa kalkıp beni de kaldırdı.

“Gidiyoruz.” Başımla onayladım.

“Bir dakika nereye kız yaralı. Bir yere gidemez bir kendine gelsin.“ Görkemin sesiyle göz devirdim. Bir anda kendimi Ediz’in kucağında ve yüz yüze bulmamla çığlık attım.

“Bağırma kulağımın dibinde kadın.” Göz devirdim ve boynuna sımsıkı sarıldım.

“Sana diyorum dağ ayısı herif. “ Ediz’in Görkeme attığı tekmeyle Görkem bayağı uçmuştu şoklar içinde baktım olan bitene gerçekten de Ediz’i sinir etmişti.

“Sen kendine sahip çıkmaya bak.” Ve beni kucağında taşıyarak çıkardı kulübeden.

Utanıyordum yüzüne bakmaya utanıyordum. Boynuna daha sıkı sarılıp kokladım. Ne oluyordu bana bir anda kokusuna bağımlı olmuştum yoksa bu özlem miydi?

“Farelikten k9’a mı terfi ettin?” saçını çektim.

“Ben insanım insan hayvan değil mağara adamı.” Omuz silkti kahretsin koklamak istiyordum gizlice koklamaya başladım. Ne kadar gizli olduğu bilinmez. Gerçekten aniden gelen bu koku merakını bende anlamlandıramadım ama tarçın kokusu güzeldi uykumu getiriyordu. Ve gerçekten uyumuştum aniden hissettiğim buz gibi suyla çığlık atarak uyandım.

“Günaydın kaçak kız.” Ne oluyordu? Bağırdım.

“NAPUYORSUN MAĞARA ADAMI?”

“Hadi işimiz var uyan.” Sert sesi ile neye uğradığıma şaşırdım. Gözüm saatte kaydı sabahın BEŞİYDİ BEŞ.

“Ne işimiz olabilir sabahın beşinde Ediz.”

“Sana dövüş öğreteceğim kendini korumayı öğreneceksin.” Dediği şeyle duraksadım gerçekten bunu yapacak mıydı? Biliyordum zaten ama onun kadar değil. Bazen beceremiyordum. Çenemle alt ettiğim çoktur ama.

“Cidden mi? Tamam öğret lütfen dövüşmeyi az çok biliyorum ama profesyonel olmak istiyorum ne istersen yaparım. “ benim bu kadar hevesli olmamı beklemiyor olmalıydı.

“Hayırdır ne bu heves?” yataktan kalktım hızla üstümde ona ait bir tişört vardı. Yanaklarıma sıcaklık hücum etti. Üstümü değiştirmişti...

“Şey neden üstümü değiştirdin?” utandığımı görünce pişkince sırıttı.

“Ben soymadım sen kendi kendini soydun sıcak diye bende çıplak kalma diye giydirdim.” Dediği şeyle yanaklarım daha da kızardı. Ne diyordu bu deli adam?

“Yalan söyleme ben öyle bir şey yapmam ki.” Yapmazdım değil mi?

“Bilemiyorum artık yaptın bile neyse poşette sana birkaç parça kıyafet almıştım giy rahat şeyler gel bahçedeyim.” Dediği şeyle etrafa baktım evde değildik yani Ediz’in evinde değildik başka bir evdi bu camdan baktığımda ormanın ortasında bir evde olduğumuzu fark ettim ama neden? Poşete baktığımda birkaç pijama ve spor kıyafeti olduğunu gördüm. Hemen spor kıyafetlerini giyip indim aşağıya. Mutfak gözüme çarptı çok güzeldi insanın burada yemek yapası gelirdi ama maalesef bu konuda çok yetersizdim. Evin genel olarak her şeyi ahşaptı ve mobilyalar beyazdı. Onun dışında her yerde çiçekler vardı hepsi de canlıydı ve hepsine çok güzel bakılmıştı. Sahi bu ev neyin nesiydi? Bu soruyu Ediz’e sormak için gözlemi bırakıp çıktım bahçeye. Odun kıran Ediz’le karşılaşmayı bende beklemiyordum. Nefes kesici bir görüntüydü. Ne? Ne saçmalıyordum ben? Aklımdaki şeyi atmak için başımı hemen iki yana salladım.

“Kafan mı güzel ne başını oradan oraya çeviriyorsun?” rezildim ben rezil bir kızdım.

“Hiç burası neresi Ediz abi? Neden buradayız?” madem beni sinir ediyordu kendi de sinir olacaktı. Gözlerindeki öfke bana zevk verdi.

“Küçük kız ben sana demedim mi ben senin abin değilim diye. “ omuz silktim.

“Bende sana dedim ki ben saygılı bir kızım Ediz abi.” Dibime gelmesiyle nefesimi tuttum. Kokusunu solmamalıydım bana iyi gelmiyordu sarhoş ediyordu.

“Ben senin abin değilim Mavera.” Adımı ondan duymak tuhaf hissettirmişti...

“Tamam Ediz. Nesin? Sen benim neyimsin?” bu sefer ona yaklaşan bendim mecbur kafamı havaya baya kaldırmıştım çok uzundu şimdiden boynuma girecek ağrıları hissediyordum.

“Bilmem.” Verdiği cevaptan sonra yanımdan ayrılmış odun kırmaya devam etmişti.

“Boş durma şuradan şuraya on tur koş.” Göz devirip dediğini yaptım. On tur koştuktan sonra kendimi çimenlere attım gerçekten baya yorulmuştum hamlanmış olmalıydım.

“Ediz ben susadım ama çok yoruldum lütfen su.” İçeri girdiğinde şoklar içerisinde baktım getirecek miydi? Defol kendin al demeyecek miydi? Sahi ben onu bırakmıştım bana neden böyle davranıyordu her şeyden önce beni neden yanında tutuyordu ki hala? Aklımda deli sorunlarla gökyüzüne daldığımda kafamın üstünden su akmasıyla çığlık atarak olduğum yerden zıpladım.

“ALLAH BELANI VERSİN EDİZ.” Gülüyordu baya kahkaha olan gülmeden gülüyordu. Ve içim gidiyordu o gamzelerine gözlerimi alamıyor parmağımı bandırmamak için kendimi zor tutuyordum. Bana uzattığı matara ile kendime geldim. Hemen alıp kana kana içtim suyu. Sorduğu soruyla içtiğim su boğazımda kaldı.

“Beni neden bıraktın?” ardı ardına öksürerek sorduğu sorudaki derinliği anlamaya çalıştım sırtıma birkaç kez vurup düzgün bir şekilde su içirdi. Kendime geldiğimde içimden geleni söyledim.

“Benim yüzümden oldu Ediz o benden intikam almak için küçücük bir cana kıydı. Sende kendini suçlar ve giderdin.” Verdiği cevapla bu sefer nefes dahi alamdım.

“Ben seni asla bırakmazdım Mavera senden başka kimim var ki? Senin var mı?” yoktu benim ondan başka kimsem yoktu. İçimden geleni yapıp boynuna sarıldım...
🥀
Canlarım sizin derdiniz ne lan?