16. bölüm · KÜÇÜCÜĞÜM
15.Bölüm|Gül Beyaz Gül
Arkadaşlar boşuna ara vermemişim upuzun bir bölüm sizi bekliyor. 🥀
Sindire sindire okuyun keyifli okumalarrrr🥀
Oy ve yorumlarınızı esirgemeyin🥀
∘₊✧───🥀───✧₊∘
Mavera’dan
İşten gelmiş, duşumu almış ve sıkılmış en sonda kendi kendime ders çalışmaya çalışıyordum. Bir hevesle Yks’ye girmek istemiştim. Kim bilir belki de yarım kalan hayatımı tamamlardım. Ediz fark etmese de bana umut olmuştu. Onun o dik duruşuna hayran kalmıştım mesela. Bende ayaklarımın üzerinde durmak istiyordum. Bunu kendime değil Mahperi’ye borçluydum.
Aniden duyduğum sesle uçarak ayağa kalktım. Kadın sesi miydi o? Hem de yukarıya mı çıkıyordu? YANİ EDİZİN EVİNE Mİ? KADIN MI? ŞEREFSİZ HERİF! BEN ONA NAPACAĞIMI BİLİYORDUM.
Kapıya çıktığımda bir kadın gerçekten yukarı çıkıyordu. Elinde çocuk vardı. Yoksa? Lan çocuğu mu vardı birde o köpeğin? Abi abi dedik evli mi çıktı? Nasıl ya? Benimle niye öpüştü o zaman? Kadını mı aldatıyor? O KADINI KURTARMAM GEREKİYOR!
Elime gelen ilk kesici aleti: et kesme bıçağını alıp kapısına koştum. Deştim seni Ediz Karaca.
“EVİNE KIZ MI ALIYORSUN BİRDE SEN ABİCİM?” Elindeki tepsiye ve aniden attığı kahkaha da ortaya çıkan gamzesine mi bakayım? Yoksa içerde bana bakan dört kafaya mı? Yoksa sarışın çocuğun dediği söze mi? Sanırım ben Ediz’in gamzesine bakacağım...
“Noluyor bu sikim evde? Kim bunlar lan.“ Ediz bozuk ağzıma iyice alışmıştı ama içerdekiler şokla dinliyordu bizi. “Al bu tepsi senin açsındır.” Elime verdiği yemekle boğazım düğümlendi. Bana dolma mı yapmıştı? Ama neden? Ben onu kırmıştım. Başımı diktim.
“İstemez manitana verirsin.” Bir kahkaha daha atmıştı. ARKADAŞLAR BEN GÜLMÜYORUM.
“Oha ya patronun dişleri varmış çıldıracağım.” Ne patronu lan? ASIL BEN ÇILDIRACAĞIM!
“Alır mısın sana getiriyordum.” Biraz daha zorlamaktan zarar gelmezdi. O cevabı bilerek vermiyordu. Elindeki tepsiyi alıp hep konuşan sarışın çocuğa verdim. Pardon adama. Bu ortamda en küçük olmakta ayrı komikti!
“Bana nasıl getirirsin?” bana sorgulayan bakışlarla bakıyordu. Daha cevap vermesine izin vermeden kollarımı boynuna doladım.
“Sen beni mi aldatıyorsun? Yoksa onu mu? Söylesene Ediz Karaca. “ yüzündeki muzip ifade daha çok sinirlenmeme sebep olmuştu. Aniden belimden tutup kendine bastırmasıyla gözlerim büyüdü. Sertçe yutkundum bana ne oluyordu? Ya da bu alçak adam napıyordu?
“Ne duymak istiyorsun Mavera?” bilmiyordum. Sadece sevgilim değil demesi olabilirdi. Ama bunlar kimdi? Her şeyi bilmek istiyordum.
“Hiç bir şey gerçek neyse onu duymak istiyorum.” Yüzlerimiz arasında artık mesafe sıfır denecek kadar azdı. İkimizin de bakışlarında farklı şeyler vardı. Onun gözlerinde kırgınlık vardı mesela benim gözlerimde ise öfke.
“Acıdığın adamı fazla merak etmiyor musun?” tırnaklarımı sertçe ensesine batırdım. Aptal.
“Bilmem söylemiyorsan kendim öğrenirim ben.” Daha çok kendine bastırması mümkünmüş gibi bastırdı. Ağzımdan kaçmak üzere olan inlemeyi dudaklarımı ısırarak engel oldum. Dudaklarımız birbirine değdi. Kavruldum. Hasretiyle kavruldum.
“Öğrenemezsin unuttun mu? Ben istemeden beni bilemezsin.” Genzim yandı.
“Bildim ya.”
“Ben istediğim için bildin. Ben istemedikçe bilmeyeceksin Mavera. Acıdığın adamı merak etme bu kadar.” Sertçe ittim. Benim de sabrım vardı.
“Haklısın aptallık ettim. Al sevgilini başına çal! “ tam çıkacakken hıncımı almam gerektiğini hatırladım yoksa bu sinirle uyku bile uyumazdım ben.
Ayakkabılığın oradaki ayakkabıyı alıp fırlattım anında kurtulmuştu.
“APTAL. SENİ BOĞMAK İSTİYORUM.” Gülüyordu resmen benimle alay ediyordu.
“Eee boğ. “ hızlı adımlarla cidden boğmaya gittim ellerim boğazına ulaşmadan tutup başımda topladı. Tek eliyle iki elimi de kavramıştı. Kalbimi alt üst edecek o şeyi yaptı. Dudaklarımızı birleştirdi. O kadar ani ve sert olmuştu ki sarsıldım. Beni tutan elleri olmasaydı şuan düşerdim. Ağzını arala demişti öncekinde ve çok güzel olmuştu sonrası. Yine yapsın diye ağzımı araladım. Gülüşü iyice yayıldı. İstediğimi yapmadı hatta çekildi. İkimizde yutkunmuştuk bu sefer.
“Aldın mı cevabını?”
“Adi herif rezil ettin bizi elaleme. Aptal. “ bu sefer burada daha fazla kalamazdım. Sarışın adam ağzı açık elinde tepsi ile izliyordu. Ondan tepsimi alıp eve koştum. Bir anda acıkmıştım...
Ediz’den
Mavera tepsiyi alıp aşağı indiğinde biraz da olsa rahatlamıştım. Yemek yiyecekti en azından arkamdaki dörtlüye baktım. Hepsinin de ağzı açık izliyorlardı.
“Tek bir laf bile duymayacağım görevi konuşalım sonra defolun gidin. “
“Ölürüm. Vallahi ölürüm nolur konuşalım. Yenge ne kadar asi bir şeymiş böyle.” Mete’ye aldırmadım. Aybüke’ye döndüm.
“Çocuğunun yanında olanlar için kusura bakma. “
“Babam annemi öpüyor ki dudaktan.” Aybüke anında susturmuştu.
“Annecim sus sen. Önemli değil Ediz sadece yaş olarak küçük değil mi?” yaşının ne önemi vardı? Ağzıma sıçıyordu resmen.
“Ne fark eder? Yaş yani sıkıntı mı yani? “ Ediz oğlum neyi sorguluyorsun?
“Hayır değil tabiki sadece o yaşlarda biz kadınlar çok alıngan oluruz ve unutmayız her yaşta öyleyiz ama o yaşlarda bir tık fazla o yüzden onu üzme. Bu alınganlıkta aşkta ha başka şeyler de değil onu da bilin.” Bilmez olur muyum? Mavera sağ olsun. Dediği şeyin dank etmesi ile hepsini tersledim.
“Ne aşkı? Kesin sesinizi.” Bunun varlığını herkes bilmek zorunda değildi.
“Patron o neydi öyle yaa? Alev aldık alev. Yengenin saçlar da alev tam uydu. Zaten seni dize getirecek asilikte sizden iyi olur.” Konuşan kişiyle şaşırdım bunları oğuz demişti.
“Sen Mete ile geçirdiğin zamanı azalt bence boş konuşman gelişmiş.”
“Kendimi çok alçak hissettim.”
“Öylesin zaten.” Üçümüzde aynı şeyi demiştik ve Mete’nin buna tepkiyi çok abartılıydı. Başını ellerinin arasına alıp vah vah demeye başladı. Aybüke’nin kızı Ayşe ise aynısını yapıp gülüştüler. Onlar orada saçmalarken odama girdim. Az önce olanlar dengelerimi bozmuştu. Benimle inatlaşıyordu. Onu daha fazla öpmemek için verdiğim çaba o kadar büyüktü ki. Ben hayatım boyunca karşı taraf konusunda zorlanmamıştım. Bazı görevlerde yakınlaştığımda bile bu kadar zorlanmamıştım.
Mavera bana neler yapıyorsun? Neden yapıyorsun? Neden bana acıyorsun? Gitmem için neden can yakıyorsun?
Bir an önce bunları kovmam gerekiyordu o yüzden çıktım odadan.
“Görevi konuşalım.” Hepsinde meraklı gözler vardı ama umursamadım. Mete’nin gözümün önünde salladığı eliyle kendime geldim.
“Patron anlattım burada mısın?” ne anlatmış mıydı? Gerçekten aklımı başıma toplamam gerekiyordu!
“Bir daha anlat Mete ceza. “
“Gaddar adam. İki güldük komikti.” Başımı ağrıtan şeylerin komik olmadığı eksikti.
“Benden uzak durduğu her an komik mi?” bunu dememle ortamda sessizlik oldu. Bende kendimden beklemiyordum.
“Hayır tabiki de sadece güzelsiniz yan yana.”
“Değiliz demek ki Mete olmuyor ya hani güzel değilmişiz demek ki.”
“Zıt kutuplar birbirini çeker Ediz seni iki itti diye kendini çekecek misin? Adamlık bu mu lan?” anlamıyorlardı. Ben koşmaktan mı gocunuyordum? Ben ona aylarca, yıllarca koşar gam etmezdim. İkimizin de birbirinden sakladıkları geçmişleri izin vermiyordu.
“Bilmedikleriniz var iki şey gördünüz diye kafada kurmayın.”
“Ben ne gördüm biliyor musun? Seni asla bırakmayacak bir kadın gördüm. Ama kırgın naptın bilmiyorum ama çok kırgın. “ oğuzun sözleriyle yutkundum. O’nu umursamadığımı söylemiştim kendimde değildim. Gözleri ondan uzak tutmak istemiştim. Umursamadığımı anlasalardı onu öldürürlerdi. Onlar düşmandı güven olmazdı.
“Eve kadar çağırdım ama kafam dolu gidin yarın Mete’ye gideriz kusura bakmayın.” Israr etmemişlerdi. Oğuzun omzuma dostane vuruşu ile gülmek istedim gülemedim. İçimdeki düğümleri çözecek kişi misin Mavera? Ben mezarlıklar ile dolu bir adamım. Senin neyin var? Naptılar sana?
Balkona sigara içmek için çıktığımda onu gördüm. Alt katımdaydı ve ders çalışıyordu. Gülümsedim ister istemez. Çabala Güzelim sen en güzelini hakkediyorsun.
“Tarçın yardım lazım mı?”
“Sensin o geri zekâlı herif sanki toplama biliyor.”
“Kızım emin ol senden çok biliyorumdur.”
“He he sen okul okudun mu? Okuduysan bile eğitememişler be Abicim.” Abi dedikçe benim kafam atıyordu ve Mavera bunun farkıındaydı.
“Abin batsın Mavera sen öpüştüğün adama abi mi diyorsun?” Yüzüme bakmadan çemkirmeye başladı.
“Sensin öpüşen. Zorla öptün beni zaten. Aynen zorla defol ya dikkatimi dağıtıyorsun Manitan gitmiş anlaşılan.” Bence bu kızda vardı salaklık. Hala anlamamış mıydı sevgilim olmadığını?
“Sen bu beyinsizlikle daha çok ders çalış geri zekâlı.”
“SENSİN GERİZEKALI APTAL ADAM. İHTİYAR.”
“Lan ben ihtiyarsam sen de yeni doğmuş bebek misin?”
“Sus artık Allah’ın cezası adam.” Sinirli halleri çok eğlenceliydi. Cevap vermeden geçtim içeri. Ve uyumaya çalıştım ama nafileydi. Bana uykular haramdı. Kokusuna ihtiyacım vardı. Ama biz iki geri zekâlı yan yana olmasını beceremiyorduk.
Radyoyu açtım illa duyacaktı belki gelirdi. Ediz oğlum sen bu hallere düşecek adam mısın? Beni bir sürü hale düşüvereceğine emindim. Çalan şarkıyla sigaramı yaktım...
Sen susunca karışır içim
Tükenir aşkım sensiz gül
Sen açınca çözülür içim
Yaşarım aşkı senle gül
Bahar dallarına ayaz vurunca
Boynun bükülüp yas olunca
Sen bir güldün, ben bir gonca
Nasıl büyürüm sensiz olunca?
Sen olmasan ben solarım
Gül beyaz gül açarım
Sen olmasan ben solarım
Gül beyaz gül açarım
Solan güllerini yeşertmek benim boynumun borcu olsun Mavera. Sadece Mavera gelecekte Mavera Karaca...
(İki gün sonra)
Bugün iki gündür üstünde çalıştığımız görev vardı. Sokak arasında kalan bir barda uyuşturucu sevkiyatı olacaktı. Görev bu sevkiyata engel olmaktı. En sevdiğim şeylerden biriydi zaten uyuşturucu patlatmak.
“Patron iyisin aşk kafanı karıştırmıyor değil mi? Bak patlarız.” Mete’nin sesiyle ona döndüm. Bu herife maskara olmak hayatımda yaptığım en büyük hataydı.
“Defol artık başımdan kafam gayet yerinde ve seni pataklamama ramak kaldı.” Hemen susmuştu. Beni bu iki günde şaşırtan şey ise Oğuzdu. Hep tavsiyelerde bulunuyordu. Kaybetme diyordu belli ki büyük bir kaybı vardı bu görevin sonunda ona sormayı aklıma not ettim.
Karşımızdaki bara baktım bugün uzun zaman sonra adam akıllı bir operasyona girecektim tek olmasam bile buna da şükür.
“Hazır mıyız Kurtçuklar?” dediğim şeyle hepsi kendinden emin bir gülüş sundu ve içeri girdik...
Mavera’dan
Bugün sekiz eylüldü Mahperiyi kaybedeli tamı tamına Üç yıl olmuştu. Dostumu tek arkadaşımı kaybedeli. İçimdeki acının büyüklüğünü anlatacak söz bulmak zordu. Yarım kalmıştım, yarım kalmıştı hayallerimiz. En büyük hayalimiz bile basitti bizim okumaktı. Üniversite okuyacak ve kendi ayaklarımızın üzerinde duracaktık. Bize sunulan hayatı kabul etmeyecektik. Hayat acımasızdı. Sizden en değerli şeyleri alır ve kimsesiz bırakırdı.
Mavera hep kimsesizdi zaten neden daha çok kimsesiz yaptınız ki?
Gözümden akan gözyaşlarının elimin tersiyle ittim. Şuan İstanbul’daydım. Leyla abladan borç istemiş ve gece yola çıkmıştım. Kardeşimi ziyaret etmem gerekiyordu onu yalnız Bırakamazdım.
“Mahperi biriyle tanıştım. Çok tuhaf biri gibi gelmişti başta. Ama aslında tuhaf değilmiş. Yaralıymış sadece. Çok yaralı. Biz kimsesizken o ise hissini yaşayıp kaybetmiş. Aslında anlatmadı. Ama geceleri yan yana uyuyunca Anna, Gökhan diye sayıklıyor. Belli ki kaybı var. Öpüştük. Kızma bana tanımadığın adamın evine girip nasıl öpüşürsün diye. Yaptım işte. Gözleri yüzünden oldu. Gözleri bal biliyor musun? Bana baktıkça sanki bal akıyor gözlerinden çok güzeller ve güven vericiler. Benim asiliğim ve çatallı dilime hiç laf etmedi biliyor musun? Defalarca kez bağırdım ona bir kere bile öfkeyle bakmadı. Dudaklarıma yapışıyor sanki sinirlendiği zaman. Beni bilirsin ama hiçbir şeyi iyi yapmam beceriksizin tekiyim. Öyle de oldu onu bıraktım hem de iki defa. Ben ilkinden gider sandım da yapıştı kaldı. İkincisinde kırıldım yemin ederim ki çok kırıldım. Bana gözleriyle anlatabileceği şeyi anlatmak yerine kırmayı seçti. Başından beri umrunda değil gibi davrandı. Mahperi çok karışık. Ama kokusuyla uyuyabiliyorum. Şu bir kere şömineli bir yerde çalışmıştık. Oradaki koku gibi kokuyor. Ahşap desen değil başka bir şey odunaha anlatacak çok şeyim vardı. Ama ağlamaktan konuşamaz hale gelmiştim artık. Kendi kendime yine kırılmıştım. Çünkü İstanbul’a gelmeden Ediz’in kapısına gitmiştim. Bunu yapmıştım çünkü sarılmak istemiştim. Kötü olmuştum. Ama evde değildi.
Sahi Ediz Karaca tam olarak kimdi?
Gözyaşlarımın akmasına izin verdim. O kadar çok ağladım ki toprağa ektiğim çiçekleri gözyaşlarımla suladım.
“Canım kardeşim benim gitmem gerekiyor artık İstanbul’da değilim. İzmirdeyim. Ondan uzaklaşmam gerekiyordu da. Ama hep geleceğim söz. Hayallerimizi bizim için gerçekleştireceğim sana söz o avukat cübbesi ile bu mezara geleceğim.” Yavaşça kalktım ayaklarım tutmuyordu. Dostumun mezarına tutundum. Yokluğu bile bana yardım ediyordu. Dostluk başkaydı. Biz sırdaş, dost, kardeş biz hepsi olmuştuk.
“Seni çok seviyorum umarım iyisindir. Umarım cennette mutlusundur Kardeşim.” Mezarlıktan çıkarken birine çarptım. Gördüğüm kişiyle genzim yandı. Özgürdü gelen. Elinde bir Lale buketi vardı. Mahperi en çok laleleri severdi. Yüzüne bakamadım bakışlarımı yere indirdim. Bana sövmesini. Senin yüzünden demesini bekledim demedi hiçbirini yapmadı. Yapmasını beklediğim son şeyi yaptı ve bana sarıldı. O kadar sıkı sarıldı ki artık ağlayışlarım biter çığlığa dönüştü.
“Ö-özür dilerim. Ö-özgür sadece yemek yapmak istedim. “ ben kardeşime süpriz yapmak istemiştim sadece.
“Dileme artık özür dilerim öfkemi kahrımı senden çıkardım. Ama Mahperi yanıma geldi rüyamda beni öyle bir azarladı ki özür dilerim.” Benim hiç gelmemişti. Neden? Gelsene kardeşim. Gel bana tavsiye ver gel rüyalarda dertleşelim.
“B-bana hiç gelmedi biliyor musun? Hadi iyisin seni daha çok seviyor.” İkimizden de acıya karışık bir gülüş dökülmüştü.
“Ben sana hep diyordum beni seviyor diye. Şaka bir yana benim ağzıma sıçmaya geldi. Demek ki yaramazlık yapmamışsın daha. Yapınca gelir. “
“Yaptım. Çok yaptım başta gelir diye yaptım sonra mallık yaptım. Gelmedi Özgür. Gelecek dimi?”
“Gelecek havuç kafasını bırakmaz.” Başımla onayladım.
“Hadi git kardeşimi mutlu et. Benim gitmem gerekiyor.”
“Nerede yaşıyorsun?” kırgınlığımı törpüledim.
“İzmir. İstanbul artık bana dar geliyor.” Oysa çok severdim İstanbul’u.
“Peki kalacak yerin var mı?” bu sefer gururla gülümsedim.
“Evet küçük bir evim var. Özgür mutlu ol.” Bu konuşma benim canımı daha fazla yakmadan koşarcasına ayrıldım oradan. Canım çok yanıyordu.
Durduğum yere baktığımda mazi geldi aklıma burası Ediz’in evine çok yakındı. Ama ev neredeydi tam olarak hatırlamıyordum. Biraz daha yürüdüm. Yoktu. Ev neredeydi?
Ev Edizdi...
Kaybolmuştum istanbul sokaklarında yine. Hep kayboluyordum bu şehirde şaka gibi. Gördüğüm kişiyle şok oldum Ediz ne alaka? Yanında o gün evde gördüğüm kişiler vardı. Ve bir bardan içeri girmişlerdi. İşte sonunda tam olarak kimsin? Devletin nesisin anlama vakti geldi Ediz Karaca.
Arkalarından girdim. Normal görünmek için bara doğru ilerledim. İçki mi içsem? Göğsüm daralıyordu geçer belki. Edize kitlerdim hesabı hakkediyordu o köpek.
“Bana bir şeyler versene.” Barmenin önüme bıraktığı her neyse başıma diktim. Her türlü tadı kötüydü yavaş yavaş içmeye gerek yoktu.
Bu döngü ne kadar sürdü bilmiyorum ama yavaştan başımın döndüğünü hissediyordum. Çalan şarkı çok hareketliydi. Hemen kendimi piste attım. Evet sabahlara kadar dans edebilirdim. Yaşıtlarım gibi...
Çarpan bedenler umrumda değildi. Şarkılarla uyumlu dans etmeye devam ettim. Belimden tutan kolla hemen durdum. Tanımıyordum.
“Bırak beni.”
“Neden öyle diyorsun ki güzellik devam et dansa aaa.” İtmeye devam ettim. Ben tek başıma dans etmek istiyordum biriyle değil ki.
“BIRAK.” Çığlık atmam bir işe yaramamıştı. Tamam Mavera sarhoş olabilirsin ama şuan Ediz’in öğrettiklerini uygulaman lazım. Adamın eli göğsümü bulduğunda belimi tutan kolunu tırnakladım.
“Beni bırakacaksın orospu çocuğu.” Elini belimden çekmesiyle hemen erkekliğine tekme attım. Koştum. Çarptığım odunla durmak zorunda kaldım. Kokusu ve kendisi odun olan Ediz’e çarpmıştım...
Ediz’den
Bana çarpan kişiyle artık şaşırma kotamı doldurmuştum. Bu kızın kalbime zararı vardı. Her yerden çıkıyordu. İstanbul’da ne işi vardı mesela? Onu geçtim Barda ne işi vardı? Birde sarhoş. Bana melül bakışlarını sunup aniden boynuma sarılınca ne yapacağıma şaşırmıştım. Beni bu hayatta bu kadar çok şaşırtmayı başaran tek kişiydi.
“Edizzz seni öpmek istiyorumm.” Ben daha bir şey demeden dudaklarımızı birleştiren kadının belini daha sıkı tuttum.
“Sarhoşsun Mavera ne işin var burada söyle bana.” Gözlerinde hüzün vardı. Ağlamıştı kıpkırmızıydı gözlerinin içi.
“Hiççç eğleniyorumm.” Beni yine öpmesiyle daha fazla dikkat çekmemek için tabureye oturdum onu da oturtacağım zaman aniden kucağıma oturmasıyla afalladım. Yok artık!
“Oha yenge hızlı çıktı.” Mete’ye aldırmamaya çalıştım.
“Canım napıyorsun iyi misin?” yüzünü avuçladığımda aniden ağlamasıyla daha çok şok olabilirmişim gibi şok oldum.
“Oldu gittin sana geldim gittin.” Kaşlarımı çattım Mavera bana gelecek ve ben gideceğim? İmkasnızdı.
“Bana gelmedin ki Mavera sen benden hep gittin.”
“Y-yalancının tekisin. Sen beni üzdün de gittim. Bal gözlerini sakındın.” Gözyaşları artmıştı içim gidiyordu.
“Öl istemedim.”
“S-sağ ol ya ben mi öldüreyim dedin?”
“Seni korumak öldürmek mi olurmuş Küçüğüm?” omzuma geçirdiği yumrukla sustum. Hayatımda hiç bu kadar mal olmamıştım.
“Sus hem suçlu hem de güçlüsün öp beni.” Anında öptüm her sözü benim için emirdi.
“Daha çok öp dilini istiyorum.”
“Patron kulaklık açık yenge bence hiç içmesin.”
“Bence de ay sağ ol uzun zamandan sonra böyle eğlenmemiştim.” Oğuzun son dediği ile kulaklığı hemen kapattım. Sarhoş Mavera arsızın tekiymiş. Ayak uydurdum şu anlık görev gözetim altındaydı.
“Dilini uzat.” Hiç sorgulamadan uzatmıştı. Emdim. Zevk dolu bir inleme dökülmüştü dudaklarından. İrademle oynuyordu.
“Çok güzell.”
“Mavera seni Aybüke’nin yanına bırakayım ben görevdeyim.” Bir anda yine bana yapışmasıyla diyeceğim diğer şeyleri de yuttum.
“Mav-" konuşmama izin vermiyordu ardı ardına öpücüklerini konduruyordu. Dudaklarımdan kurtulup yüzümün her yerini öpmeye başladı.
“Kokunu çok seviyorum sıcak şöminesi yanan bir ev gibi kokuyorsun. Ha birde odun herifin teki olduğun için odun gibi kokuyorsun Ediz.” Daha fazla dayanamayıp kahkaha attım. Gülerken gülüşümden öpmesiyle dondum kaldım. Kalbim çok hızlı atıyordu.
“Mavera benim seni hemen buradan götürmem lazım.” Başını hemen iki yana salladı.
“Hayırrr dans etmek istiyorumm.” Bir anda kucağımda dans etmesiyle Metenin bizden uzak olmasına rağmen kahkahasını işitmiştim.
“Bismillahirrahmanirrahim.”
“Edizzzzz.” İrademe hakim olmak adına bildiğim tüm duaları okumaya başladım.
“Söyle başımın belası söyle.”
“Dansss edelimm.” Bir anda daha çok kıvırmasıyla kalçasından tutup durdurdum.
“Canım iradem yok oluyor sarhoşsun dur irade yok olacak şimdi.”
“Olsunnn öpüşelimmmm.” Yine öpmesiyle ayağa kalktım. Bacaklarını belime dolamıştı. Daha çok dua etmeye başladım. İrade gel buraya irade.
“Subhânekellâhumme ve bi hamdik ve tebârekesmuk ve teâlâ cedduk.” Bir anda attığı kahkaha ile küfür etmemek için kendimi zor tuttum. Bu kız yüzünden çarpılacaktım!
“Yaaaa Edizzzz Dua mı ediyorsunnn?”
“Evet Mavera etmezsem rabbime sığınmazsam iyi şeyler olmayacak.” Bir anda barda oluşan hareketle bakışlarımı Mete’ye çevirdim kulaklığı işaret ediyordu. Etkinleştirdim. Maveranın dediği ile keşke etkinleştirmeseydim.
“Olmasınnn baklavalarını görmek istiyorumm.” Ağzını kapattım.
“Patron Allah iki yastıkta kocatsın amin ama biraz daha oyalanırsak mezarda olacağız.”
“Başlatın çatışmayı görev bitimi seni döveceğim bunu bilerek kaç benden Mete.”
“Duydunuz mu kurtçuklar? Hıncını benden çıkaracak yiyişemedi tabi.” Silahımı ona doğrultmamla çenesini kapattı.
“Kara nerdesin?”
“İkinci kattayım bana getir kıza bir şey olacak.” Cevap vermeden merdivenlerden çıkmaya başladım.
“Hayır dans edeceğim sen etmezsen etme.” Bir anda kucağımdan inip koşmasıyla peşinden koştum. O turunç kafasını yolmama ramak kalmıştı. Barın ortasında saçlarını savura savura dans edişi de işin şakası falan olmalıydı.
“Başkurt dikkatli ol sana gelen üçüncü kurşunu yok ettim yenge vurulmak üzere. Siviller çıkartıldı şu an buradaki herkes bizden ve düşmandan oluşuyor.” Oğuzun sözleriyle koşarak Maverayı kucakladım. Debelenmesini umursamadan Aybükenin olduğu odaya götürdüm.
“Ya bırak beni dans edeceğim.” Odaya sokup kapıyı kapattım. Yere bıraktığımda gitmek için kapıya gittiğinde yine kucaklayıp odadaki yatağa attım.
“Ohaaa çok seksisin Edizzz.” Dediği şeyle bir tane daha sübhaneke çektim.
“Bana bak tarçın burada rahat duracaksın görevdeyim kurşunlar yağıyor seni koruyamam ve bunu yapamazsam kahrolurum.” Uyarmak için uzattığım işaret parmağımı emmesiyle artık bende sabır kırıntısı kalmamıştı. Öyle bir öpmüştüm ki ikimizin de dudağı patlamıştı.
“Bana bak rahat duracaksın anladın mı beni?”
“Öküz, odun ,dana...” sövmeye devam ettiğinde bir daha öptüm ve uzatmadan çıktım odadan.
“Aybüke sana emanet dışardan kilitledim kapıyı.”
“Tamam bende camı kilitledim bende deli bu kız.” Fazlasıyla.
“Artık şunları sikelim kurtçuklar.”
“Gelmem gerekiyor yanıma beni de araya katıp sikme olur mu patron.”
“Olur olur seninle işim görev sonrası gel kurnaz gel.” Korka korka yanıma gelen Mete’ye bir tane geçirdim. Bunu kesinlikle yapmam gerekiyordu. Kafamdaki şeyleri silmem gerekiyordu.
“Aha anladım ne yaptığını kafanı beni döverek boşaltacaksın zor be patron yenge ağzına sıçtı.” Bu sefer gerçekten silahımı başına dayadım.
“Tek bir laf daha et yaparım bunu beni delirtme.” Anında susup göreve odaklandı. Çatışma içinde patronlarını ayırmaya odaklandım. Daha az hareket edip konuşan adamdı. Bardan çıktığında hemen peşinden ilerledim. Başıma dayanan silahla bir küfür savurdum.
“Sonunda karşılaştık Ediz Karaca yarım kalan mevzuyu kapatmaya geldim.” Bu ses... ben bu sesi tanıyordum. Bu ses kabuslarımın sebebinin sesiydi bu ses kardeşimi kaçıran adamın sesiydi. Hayır üstünü çiz bu ses kardeşimin katilin sesiydi...
∘₊✧───🥀───✧₊∘
Sonda bomba bırakmazsam olmaz yaniii
1.Arka plan ev olacaktı böyle yaptı mal ama tam şaşkın ekip oldu mddmmmdmdmd
2. Bu kadar samimi bir sarılma değil
3. Mahperi canımın içi
4. Dansssssss(kucaktaa)
