Korunan Günah kitap kapağı

23. bölüm / 22

Korunan Günah

Ağır sessizlik

Vaveyla Yazarı: Soluktenyildizlar Sahra

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: Ağır sessizlik

Herkesin ait olduğu bir yer vardı belki bir ev insan ya da bir his. Bazen tam yanında durur göremezsin bazen en uzağında olsa bile bilirsin aitlik bir mesafedir ama konu hiçbir zaman yollar olmamıştır.
“Benim değil de onun yanında mı durmayı tercih ediyorsun Meryem.” dedi babam hiddetle “O adam seni kullandı ve devam ediyor bu saçma oyuna Hülya beni seçti diye yapmadığı şey kalmadı çünkü ona aşıktı yanında sen olsan bile.” Babamın ağzında çıkan her laf sanki Meryem halamın kalbine saplanmış gibiydi ama o güçlü olmayı öğrenmişti. Bizim aksimize

“İkinizde aynısınız bunu biliyorsun değil mi ölüm kokuyorsunuz sevgi ikinizde de yok sende kalırsam da bu savaş bitmeyecek ama ailem vardı diyeceğim.” dedi gölge bakarak “Sen beni kaybedeli uzun zaman oldu abi unuttun mu?” dedi yarım ağız gülerek oda sessizliğe bürünmüştü. İkisi de içlerinde kalan her şeyi dökmeye çok müsaitlerdi abim ve adil ise gölgenin kafasına her an sıkmaya

“Bir ailen var ve çocukların var abi kıymetlerini bil mezarları topraktan ibaret. Gücün yerine çocuklarına sarıl.” dedi ve kapıya doğru yöneldi belki de acısını yaşayamayan tek kişi olabilirdi evet fazlası ile haksız biri hatta belki kötü de ama o bir anne evladının katili ortada yok ve o acısını bağırarak değil susarak yaşıyor en acısı da bu.

“Bir daha Celal karımın yanına yaklaşmıyorsun bu ilk ve sondu seni uyarıyorum.”
“Senin ile hesabım bitmedi Gölge kızıma yaptıklarının bedili ödemeden içimde ki o ateş dinmez.” diyerek karşılık verdi babamda

“Hepimiz…” dedi üstüne basa basa “Hepimiz kendimize çeki düzen vereceğiz toparlanacağız ve onu yok edeceğiz.” dedi gayet sakin bir ses ile

“Sonra yeni düşmanlar edineceğiz değil mi?” dedim tıpkı onun gibi

“Hayır kızım sonra herkes istediği yapmakta özgür ister git ister kal.” dedi düz bir ses ile “Odamdayım.” diyerek çekildi aramızdan. İçimde bir yerlerde kırılma oldu. Babamda bazen ölesiye nefret ediyordum ama babamdı ve bunu geç fark ediyorum her şeyi bitirdikten sonra. Meryem hala bir yerde haklıydı ölünce sadece toprak vardı ya da hiçlik annem gibi olmasını istemiyorum. En azından bir babam var demek istiyorum.

“Abi ben biraz dışarı çıksam.” dedim ortamdaki havayı dağıtmak için
“Olur Adilde seninle gelsin tek çıkma şimdi.” dedi Gaye ile ikisi arka bahçeye çıkarken bizde adille arabaya geçtik.

“Nereye gitmek istersin?” diye sordu
“Kahvaltıya gidebiliriz şuan fazlası ile açım.” Malikaneden çıkıp ilerlemeye başladık

“Abim biliyor bu arada.” dedim ikisinin çoktan konuştuğuna eminim ama yine de söylemek istedim
“Neyi?” dedi birden “Bizi mi?” diye sordu
“Evet ama birşey demedi babam yetiştirmiş.” dedim bıkkın bir ses ile

“Onunlada ben konuştum.” dedi birden
“Pat diye söylemeseydin ya Adil ondan geldi sana başka birini vericem diye söylendi.”
“Takma sen onları Celal baba o konularda pekte bir şey demez diye biliyorum ama son zamanlarda bildiğim her şey yanlış çıkıyor.”

“Bir anda olaylar fazla karışmadı mı sence yani benin gelimim sonra gölgenin bir anda geri gelmesi ve hala yakalanamamış olması ortaya çıkan sapık bir herif meryem hala.” Saymaya nefesim yetmemişti

“Bence bu Miran denilen adam kendi bokunu unutturmaya çalışıyor ve her şeyi deniyor şuan.” dedi arabayı park ederken

“Bak buranın her şeyi mükemmel tatlısı kahvaltısı yemekleri tam bizlik yer.” dedi arabadan inerken. Gerçekten güzel yerdi eski nostaljik yerleri anımsatıyordu. İçeri geçip boş bir masaya oturduk.

“Hoş geldiniz Adil bey ne istersiniz?”
“Her zamankilerden getir sen koçum.”
“Tanınırızda diyorsun.” dedim gülerek
“Çaktırma yanında karizmamız çizilmesin diye adama beni tanıyormuş gibi yapması için para verdim.” dedi o da gülerek

“Evin kaoslu ortamından sonra cennet gibi.” dedim gerçekten de öyleydi ve odamızdan dışarı çıkamıyorduk. Herkes ayrı bir alemdeydi sanki

“Ben diyorum ki İşime geri mi dönsem hem kafam dağılır hem de işim yani özledim.” dedim gelen çayımı içerken
“Sen nasıl istersen nefesim yani yapmak istiyorum dersen kim hayır diyebilir ki.” Seninde ki o destekleme ile mutlu olmuştum. İnsanlar belli etmese de hep bir destek beklerdi kimden olunduğuna bakmaz o destek olmalıydı daha da önemlisi hissettirilmeliydi.
Tabakların ve kalan her şeyin gelmesi ile yemeğe başladık. Dediği kadar vardı gerçekten tatları efsaneydi.

“Abim bana dedi ki babama karşı tek cephe olalım yani o da arasın ama biz bir adım önde olup biz bulalım bu miranı diyor tabii seninle beraber.”

“Babana karşı…” dedi tereddüt ederek “Öğrenirse sonucu iyi olmaz bunu biliyordur umarım hem bulabilecek olsak hep beraber yapıldığında da buluruz ama seninle yapmak ayrı bir şey çünkü sen onlardan daha fazla bilgiye sahipsin.” dedi yani aslında haksız değildi aynı kaygılar bende de vardı hem bir adım önde olmak için elimizde neredeyse hiç bir şey yoktu her zaman olduğu gibi.

“Biraz zaman ver düşünmem için dedim ama bence kötü fikir değil yani amacı bu işleri bitirmek çünkü o da sıkılmış. Kıvanç bu değil ben bilirim onu deli doluydu evet fazla kalamadık ama hatırlıyorum eğlenceli bir insandı ve şua ondan eser yok ve bunun da olgunlukla bir alakası yok söyle bana ben gittikten sonra sen vardın kaç kere oyun oynadınız.” dedim

“Çok nadir genelde hep Celal babanın koyduğu eğitimler vardı.”
“Bundan bahsediyorum işte abim olmak istediği yerde değil bir ışık arayışında ama kendinden çok ceylo için.”

En masumumuz için o bir şeyleri anlayan kadar bitmeliydi okula başladığında her an onun yanında olamayağız ya başına birşey gelirse korkusu ile de sürekli onu yanımızda tutamayız.

“Haklısın.” dedi elindeki çayı kaldırarak “O zaman yeni biz için”. bende aynısı yaptım ve içtim.
Babamın da tavırları bir anda değişmiş di aslında hepimiz için iyi olan buydu ama onun için ne kadar iyi olduğu tartışılır dı. Meryem halanın dedikleri ağrına da gitmiş olabilirdi ya da gerçekleri acı bir şekilde de öğrenmiş olabilirdi ama neticesinde bitiyordu.

Adil ile uzun bir süre daha oturduk aslında eve gitmeyi pek istemiyorum ama konuşmamız gereken konular vardı hemde ben biraz yarım bıraktığım işlerime dönecektim.

“Bu yemeği tekrarlayalım keyfim yerine geldi.” dedim elini tutarak yanımda olması bile bana huzur veriyordu kimsenin veremediği kadar.

“Olur, sen ne zaman istersen geliriz.” dedi o da aynı tavırla. Mekandan çıkıp malikaneye doğru yol aldık.

Son olan şeyleri hala daha atlatmış değilim ama üzerinde de fazla durmak istemiyorum çünkü bana iyi gelmiyor kendimi daha da kötü hissediyorum. Kafamda aynı senaryolar tekrarlanıyor bir çözüm bulmaya çalışıyorum ama yok bütün kapılar sanki yüzüme kapanıyor.

Yakın bir zamana ise psikologtan randevu alacaktım zihnimde ki şeyleri boşaltabilirsem belki önümde olan hayata daha rahat odaklanabilirim. Geçmişimden kopmaya çalışabilirim çünkü en çok acılarım o zamana ait. Annemi ve onun gidişi ile anneliğimi kaybedişim benim ölümüm gibiydi.

Ve hala durumu Adil ile konuşmamıştık onda ki o evlat sevgisini görmüştüm ve baba olma isteğini… ama ben ona bunu veremezdim ve ondan da bunu almak istemiyorum. Evet beni kabul eder hatta böyle düşündüğüm için kavga bile edebiliriz ama onun elinde ki o hakkı bile bile almak istemiyorum.

“Ne oldu güzelim yüzün düştü bir an?” diye sordu
“Yemek yeni yedik ya yolda sarstı biraz midem bulandı.” dedim zoraki bir gülümseme ile.
Pek tatmin olmasa da devam ettik. Bu konu hakkında da en kısa sürede konulup halletmem gerekiyor.

eve geldiğimizde arabadan indik dışarıda Gaye abim ve ceylo vardı çardakta ailecek oturuyorlardı bizde Adil ile yanlarına geçtik.

“Nerelerdeydiniz bakalım?” diye sordu abim korumacı tavrı alması gülümsememe sebep oldu
“Yemek yedik hava aldık ve buradayız.” diye cevapladı Adil
“Bizde bir ara kız kıza dışarı çıkmalıyız.” diye söyledi Gaye onu destekler şekilde bende konuştum “Evet geldiğimizden beri dışarı çıkmayı bırak konuşamadık bile.” dedim yanlarına otururken.

“Yarın çıkın gidin gezin.” dedi abim ve kendimizi koyu sohbete bıraktık. İkisi nasıl tanıştıklarını ya da evlenmeden önce neler yaptıklarını ceylonun doğumundan bahsedildi. Gözlerim bir yerler de babamı da aradı ama yoktu.

“Ben bir lavaboya gideceğim sizde içeri girin bence hava iyice bozdu.” diyerek hızlı adımlar ile babamın çalışma odasına yöneldim kapıyı tıklatıp içeri girdim.

“Gel kızım otur böyle.” dedi koltuğu gösterirken gözleri kıpkırmızıydı ağladığı belliydi masanın bir ucunda annemin resmi vardı birde kağıt parçaları annemin yazdığı son mektuplar olması lazımdı
“İyi misin?” diye lafa girdim hem mesafeli olmaya çalışıyordum hemde yanında destekçi onu anlıyorum çünkü ikimizde aynıyız her işi kendimiz yapıp her yere bulaştıran öfkesine hakim olamayan.

“İyiyim kızım sen nasılsınız daha iyi misin?”
“Evet, ama sen değilsin. Bugünkü konuşma neydi öyle gitmekte özgürsünüz falan sen bizi yanlış anladın sanırım biz seni değil senin gücünü sevmiyoruz.” dedim otoriter bir ses tonu ile tıpkı onun gibi ciddiydim.

Gülümsedi ve cevap verdi “Herkesin isteği bu değil mi kızım hem yaşlandım artık kim öle kim kala.” dediğinde tüylerim diken diken oldu babam ağzına kolay kolay ölüm kelimesini almazdı çünkü sevmezdi öleceğini bilir ama yine de söylemezdi

“Ne alaka baba şimdi ölüm falan hayırdır sana ihtiyarlık kafa mı yaptı.” dedim hiddetle. Bizden sakladığı bir çok şey vardı evet ama bu farklı bir şeydi.

“Ben hepinize taş çıkarırım kızım ama dediklerim gerçek. Sen ne için gelmiştin?” diye sordu

“Seni merak ettiğim için geldim ve söyleyecek birkaç sözüm var. Evet fazlası ile görüşemedik bu ister tek taraflı olsun ister çift pekte bir önemi yok. Geldiğimde işler pek iç açıcı olmadı hepimiz hala eskisi gibiyiz ama bizde olabiliriz.” dedim küçük masum bir kız gibi çünkü hayatımda bir kez dahi olsa sevildiğimi hissetmek istiyorum.

“Herkes gibi bende değiştim fazlası ile sinirliyim bazen ne dediğimi bilmiyorum belki kalp kırıyorum ama kendimi ifade edemiyorum ben bunaldım baba kendimi size sevdirmek için çabalamak istemiyorum sen beni koşulsuz sev güven istiyorum tam…tam diyorum oluyoruz ama aklıma senin attığın o tokat geliyor.” dedim hem öfkeli hem de ağlamaklı sesim ile babamda aynı duygular ile beni dinliyordu

“Beni anla lütfen sana deliler gibi kızgınım hatta bu evde bile kalmak bile istemiyorum ama bir yanım sensiz olmuyor baba.” dedim, rahatlamıştım içimde olan şeyleri söylediğimde sanki üstümden bir yük kalkmış gibi oldu.

“Bak lizgem…” diye lafa başladı babam “Sen görmesende ben seni seviyorum sana değer veriyorum ve senden bunun için bir çaba beklemiyorum hangi baba bekler bunu söyler misin?” dediğinde cevap veremedim

“Hepimiz hatalıyız kimse haklı değil ama biz bir aileyiz tek laf ile ayrılırsak düşmanlarımıza ne kalır söyler misin sence ben olduğum konumdan güçten ya da acıdan memnun muyum? hayır ama mecburum çünkü bu benim bütün yaşantım ömrüm kaybım şimdi bırakırsam hiç çekmediğim acılar gelecek karşıma. Söyle şimdi bana siz hiç beni anlamaya çalıştınız mı?”

Bazen evet bazen hayır çünkü acı mı kendime göre şekillendirdim. Sanırım bu konularda biraz bencil bir insanım.

“Eğer olurda bu işler biterse daha güzel bir başlangıç yapmalıyız… annem için.” dedim ve odadan çıktım

Yaptığı işin kolay ya da zor olduğunu savunmuyorum ama bırakırsa en fazla ne olabilir ki kim karşı gelebilir aksine herkes babamın yerine göz dikmişken bunu memnuniyet ile karşılarlar.

Odama geçip önce avukat bir arkadaşım ile konuştum uzun süredir beraber çalışıyorduk ara verdiğimi duyunca baya üzülmüştü ama şimdi geri döndüğümün haberi verdim tabii onca işi ona bıraktığım için kalan davalarımı aldım.

Diğer yandan ise bilgisayarımdan kendime randevu oluşturuyorum. Herkesin aşırı beğendiği bir psikolog cuma günü onun yanına gidecektim birde kadın doğumdan almıştım son kez farklı bir doktor daha duymak istiyorum belki bir tedavisi olabilirdi ya da bir düzelme…

Kapı çaldı ve içeri Adil girdi. “Güzelim ne yapıyorsun.” diye sordu elindeki çayı yatağın yanındaki komidinin yanına koyarken. Aklımı kurcalayan diğer şey de şimdi karşımdaydı. Adil ile nasıl konuşacağımı bilmiyorum sürekli düşünüyorum ama bir şey yoktu. Kendimi de düşünüyorum o olmazsa nasıl olurum ya da nasıl tepki verecek diye.

“Sen iyi misin solgun duruyorsun arabada da böyleydin istersen hastaneye gidelim.” dedi elimi tutarak
“Hayır iyiyim sadece…”
“Sadece ne nefesim şu haline bak bir şey olmuş ve sen bana hala söylemiyorsun ben bir istemeden bir şey yaptım.” dedi kendini suçlarcasına

“Hayır, hayır olay sadece senin ile ilgili değil biz ile ilgili.” konuşamıyordum sanki ağzımdan çıkan sözler düğüm olup beni boğuyordu.

“Bence tekrardan düşünmeliyiz daha başındayız ve söyleyeceğim şey belki en başta ikimizi de kurtaracak.” gözlerim dolmuştu ama güçlü olmalıydım

“Açık açık konuşur musun ne oluyor düne kadar ikimizde mutluyduk hem ne kararı ne saçmalıyorsun.” Sesinde ciddiyet beni ürkütmüştü

“Bak seni kısa bir zamandır tanıyorum ama izledim gördüm sen harika bir baba adayısın ceylo ile oyunların ona bakışın onunla ilgilenişin.” Nefes al nefes ver lizge ve sakin ol ikimiz içinde en iyisi bu

“Ya da yolda gördüğün çocuklara bile sevgi dolu olman ama…”
“Ama ne lizge söyler misin?”
“Ben sana o isteğini hiçbir zaman veremeyeceğim ve yanımda olmanı istemem ile de bunu senden almak istemiyorum.” gözümden bir damla yaş aktı ama hemen sildim. Artık karar ondaydı her şeyi o belirleyecekti ya biz olacaktık ya hiç

“Nefesim…” dedi ayağa kalkıp ellerimi tuttu “Gerçekten tek dert ettiğin şey bu mu?” diye sordu az önce ki ciddiyeti tamamen gitmişti bir rahatlamıştı

“Sen duymadın beni galiba ben istemediğim için değil hamile kalamıyorum Adil sana yapamam bunu.” dedim inatçı bir tavır ile

“Ben zaten her şeyi bilerek seninle oldum hem meyvesi için ağaçtan vazgeçilir mi söyler misin?”

Biliyor muydu? En başından beri mi?

“Nasıl olur ama ben sana…”
“Seni ilk bulduğumuzda sordum araştırdım da tabii biraz ama bu bizim için bir dert olmamalı Lizge anlıyor musun hem sen nasıl senden vazgeçeceğimi düşünürsün.”

“Bilmiyorum istemezsin bel-” sözümü bölen şey Adilin dudakları olmuştu “Bir daha böyle bir şey duymak dahi istemiyorum anlaştık mı?” dedi son kez öperken

“Anlaştık.” dedim mutlu bir şekilde.

Hayatıma belki kötü bir zamanda girdi ama iyi ki girdi çünkü şuan onsuz bir hayat düşünmek istemiyorum her anımda yanımda olsun istiyorum.

“Abin bizi balkonda bekliyor bekletmeyelim daha fazla.” dedi hırkamı alıp odadan çıktık ve abimin yanına doğru ilerledik.
Elinde bir kaç tane dosya ile oturuyordu.

“Geldiniz sonunda.” dedi gözlerimin kızarıklığı dikkatini çekmiş olmalıydı ki Adile öldürecek gibi bakıyordu

“Onlar da ne?” diye sordum ortamdaki havayı dağıtmak için fazla bir şey yoktu aslında

“Miran adında biri bulamadım ama meryem hala hakkında bir şey buldum.” dedi istediğimizden biraz farklı bir konu ama belki işimize yarayabilirdi.

“Anlat bakalım.” dedim karşına oturarak

“Alpten önce bir tane daha çocuğu varmış. Adı ya da nerede olduğu ile ilgili bir haber yok tuhaf olan kısım Halamda çocuğunun nerede olduğu bilmiyor yani o dönem arama başlatılmış ama sonuç yok ve dava kapatılmış.”

Alp bu durumdan hiç bahsetmemişti yani belki o da bilmiyordur
“Ve bebekte değil on yaşındaki bir çocuk ama kız mı erkek mı belli değil. Ve tahminimce o da Miran”
Haklı olabilirdi ama fazla eksik parça vardı ve tam oturmuyordu

“Gölgenin bu rahat tavırları ya da adamlarının bilmesinin sebebi oğlu olması mı şimdi?” dedi Adil “Hem çocuk annesine nasıl işkence çektirsin.” dedi

“Kafam fazla karıştı şuan ikinizde farklı yönlerde haklısınız.” Şuan babam hariç birinden de yardım almak tehlikeli olabilirdi ama bir kişi hariç

“Halam eğer çocuğunu seviyor ise onu şuanda olsa bulmak ister değil mi belki de onunla görüşüp bu konu hakkında konuşmak mantıklı olur sonucunda oğlunu bulabilir.”

Ben evladımı kaybetsem ister elli ister yüz yaşında olsun yine de onu bulmak için çabalardım her annenin yapması gerektiği şeyi o da yapabilecek mi?

“Eğer gölge öğrenirse kötü olur iş babama sıçrar sonra bok yoluna gideriz.” dedi abim “Daha farklı bir çözüm yolu lazım ama elimizde neredeyse hiç bir şey yok.”

Onaylar şekilde başımı salladım

“Biraz bekleyelim illa bir açık vermesi lazım tıpkı şu bulduğumuz kulübe gibi hem korumalar konusunda da baya bir düzenleme yaptım birkaç kişi dışında fazla biri yok şuanlık bu konu hariç elimizde sıfır olanak var. herkes kendi çapında araştırmalar yapsın en son yine ortaya koyar konuşuruz.” dedi abim net bir şekilde olaylara canı fazlası ile sıkkın olduğu belliydi ya da ailesine fazla zaman ayıramıyordu.

“Abi babamın bir hastalığımı var.” diye sordum konumuzdan alakasız ama içimde kötü bir his vardı

“Bilmiyorum ama en son iyiydi neden sordun?”
“Bugün böyle ölümden falan bahsetti bana da hiç konuşmaz normalde biliyorsun merak ettim.”

“Ben konuşur öğrenirim onunla merak etme.” gülümsedim
“O zaman bugünlük bu kadar yeter bizde gidelim.” dedim ayağa kalkarak

“”Biz biraz Adil ile sohbet edelim bayadır konuşmadık değil mi kardeşim.” dedi omzuna sıkarak ya da her neyse ama canı acıdığı yüzünden belliydi

“Tabii kardeşim olur.” dedi Adilde
“Size iyi sohbetler.” diyerek odama girdim ve kendimi duşa attım soğuk suyun altında bütün düşüncelerimden arındım vucüdumda ki izlerde baya geçmişti doktorun verdiği krem etkili çıkmıştı.

Duştan çıkıp yüzüme maske yaptım ve film izlemeye başladım sonunda normal hayatıma dönüyordum yarında işime gidecektim. İstemsizce gülümsedim. Yeni bir hayata çok az kalmıştı sadece sevginin olduğu ailemin olduğu koca bir hayat olacaktı pis ya da kirli işler olmayacak herkes hak ettiği yerde olacaktı.

Gölgenin hala firarı olması beni sinirlendirse de elden çare gelmiyordu belki biz bilmeden af çıkmış olabilirdi sonuçta bu kadar süre elini kolunu sallaya sallaya gezemezdi.

Diğer yandan Alpin yeni ortaya çıkan hayalet kardeşi bu terim ile miran uyuyordu ama tek bir delil ile ilerleyemezdik.
Eksik parçalar, hayalet kardeşler ve intikam hırsıyla dolup taşan adamlar... Bu düğümü çözmek belki de zaman alacaktı ama emin olduğum tek bir şey vardı: Bu kez o karanlığın içinde tek başıma kaybolmayacaktım.

Kıvanç Karan Karakaya

Adil ile kardeş gibiydik Lizgemden hemen sonra o geliyordu aklıma her anımı beraber geçirdiğim dostumdu. Ama bir kere bile iki canımı yan yana görmek aklıma gelmezdi birbirlerine sevdalanmalarını düşünmemiştim.

İkisine de kızmıyordum ama yıllar önce verdiğim sözü tutmalıydım

“Ne konuşacağız söyle hadi.” dedi Adil olacaklardan habersiz
“Ben yıllar önce daha küçüktük tabii ama bir söz verdim Lizgeme ileride kimi seversen benden hep bir posta dayak yiyecek diye.” Aslında pek tarzım değildi ama canımın sıkkınlığını almam lazımdı

“Şaka mı bu Kıvanç vere vere gerçekten bu sözü mü verdin kıza.” dedi alaycı bir tavır ile

“Nesi varmış olum sözümün bal gibi dayak işte hem uzun zaman oldu kavga etmeyeli.” dedim gülümseyerek

“Kıvanç bir git lütfen hem senin biriciğin ağlıyor onun yanına gitsene.” dedi konuyu değiştirmeye çalışarak

“Söz valla acımayacak korkma bu kadar.” dedim yüzümde ki gülümseme ile adil ile küçükken sürekli kavga ederdik lise zamanlarımız da okulda her türlü kavgalara karışırdık ama yapmayalı uzun zaman olmuştu.

önümde masum bir çocuk gibi duruyordu bende zamanı fırsat bilip bir tane yumruk attım. Bu kadar ani beklemediği kesindi bir an şaşırdı ama o da hızlı bir şekilde tepki verdi. dudağım patlamıştı

“Bana bak eğer bana bir daha vurursan sana kız mız yok duydun mu beni?” dedim baskın bir ses ile

“Diyene bak hele sen dua et daha fazlası olmadı.” demesine kalmadan bir kere daha vurdum sonrası Gayenin gelimi ile durmuştu

“Ne yapıyorsunuz siz böyle şu halinize bir bakın ne yaptınız kendinize.” Diye bağırdı

“Valla yenge kocana sor geldi vurdu ilk o başlattı.”
‘’Sus sende Adil ikinizde betersiniz yürüyün düşün öneme.” Diye bağırdı tabii söylenmeleri de bitmedi

“Çocuk gibisiniz yaşınız başınız kaç olmuş şu haline bir bak.”

Lizgenin gelimi ile de biraz daha aksiyon yaşamıştık
Ama yine de mutluydum çünkü kardeşim emin ellerde kalacaktı biz yanında olmasak bile iki canım yana yana gelmişti. Tıpkı bizim gibi biricik kızım Gayem ve ben…